2009-02-14

"Kuşluk Vakti"ni Konuştuk !

Kuşluk Vakti'ni okuyucularımıza "gönül dostları" ile ulaştırıyoruz.

9 sayısını geride bırakan Kuşluk Vakti edebiyat seçkisinin sahibi ve yazı işleri sorumlusu Salih Güzel ile Kuşluk Vakti üzerine bir söyleşi yaptık. Biz sorduk, o söyledi. İşte buyurun:

Nerden çıktı durup dururken bu Kuşluk Vakti?

Hiçbir dergi nedensiz çıkmaz okuyucularının karşısına. Öncelikle bu bir sevda işidir. Bu sevda bir insanın gönlüne düşmeye görsün, mutlak surette kişinin yaşamının bir yerlerinden patlak verir. Hem de en olmadık zamanlarda bu da nereden çıktı dedirtir önce ellerine ve sonra da gönüllerine doğduklarına. Tıpkı size dedirttiği gibi dostum.

Burada bir derginin ne anlama geldiği ile ilgili (hele de bir edebiyat dergisinin) temel düşünceleri büyük usta Cemil Meriç'in kitaplarına havale etmek isterim.

Gene de kısaca değinecek olursak. Bir edebiyat dergisi; dünyanın, hayatın ve aşkın gizemine vakıf olma çabasından başka bir şey olmasa gerektir. Ulaşılan kimi farkındalıkların gönül dostları ile paylaşılma çabası. İşte Kuşluk Vakti bu çabanın dışa yansımasıdır.

Ayrıca, sohbet ortamları edebiyat dostlarının vazgeçilmezlerindendir. Modern çağ ne yazık ki bu ortamları ve bunların yapıldığı gizemli mekânları silip süpürmüştür. Hoşça vakitlerin geçirildiği bu mekânların yerini şimdilerde edebiyat dergileri almıştır diye bir düşünceye de sahip olduğumu belirtmeliyim. Evet, edebiyat dergilerinin sarı sayfaları gönül dostlarının sohbet mekânlarıdır.

Bir de, söyleyecek sözü olanlar için ikindiler gibi kuşluk vakitlerinin de iyi bir zaman olduğunu düşünüyorum. Tabi kutsanmış yolculuklara çıkacaklar için de. Bu vaktin bereketini Kuşluk Vakti ile yaşamak istedik.

Aslında tüm bunları önce sanal ortamda yapmak istemiştik. Ancak bir dostumun "Sanal olanındansa gerçeği, elle tutulanı daha muteberdir bu âlemde" şeklindeki uyarısı ile bu düşüncemiz yerini şu anki Kuşluk Vakti"ne bıraktı. Böylelikle Kuşluk Vakti, saklandığı gönül köşesinden sevenlerinin huzuruna arz-ı endam eyledi. Oradan da gönüllerine... Bu kişiyi siz çok yakından biliyorsunuz. Kuşluk Vakti size minnettardır dostum.

Dergi ile düşlediğiniz noktanın neresine geldiniz?

Kuşluk Vakti ile bir büyük iddianın peşine takılarak yol almak istemedik. Doğrusu bu hoşumuza da gitmez. Gönül sesimizi duyurabilsek yeterdi. Sadece genç yazar adaylarını önemsediğimizi bildirir mesajlar verdik kimi dergilerde. Usta ile çırağı aynı sayfalarda buluşturmak istediğimizi söyledik. Mesajımız doğru okunmuş olmalı ki, Kuşluk Vakti sayfalarında omuz omuza vermiş kimi usta ve kimi de daha çırak olan birçok gönül dostumuz oldu. Bu hoş bir durum açıkçası… Tabi bunu yaparken ürün kalitesinden ödün vermemeye özen gösterdik. Belki bu bağlamda sert bir şekilde eleştirerek kırdığımız dostlarımız bile olmuş olabilir. Eğer seçici davranmasaydık Kuşluk Vakti'ni düşlenilen noktanın daha ötesinde bir yerlerde bulamazdık.

Kuşluk Vakti, ileriye dönük olarak nelerin peşindedir?

Öncelikle kurduğumuz bu gönül bağını sağlam tutmak isteriz. Çünkü bu bağ bizi geleceğe taşıyacaktır. Tıpkı ikindiyazıları'nda olduğu gibi. Tabi bir de, bir edebiyat dergisinden beklenileni en güzel şekilde yerine getirebilmeyi. Güzel olanı güzelden anlayana ulaştırma düşüncesinden hareketle en güzel şiirleri, en güzel hikâyeleri ve en güzel denemeleri okuyucularla buluşturmak. Edebiyat dünyasına yeni yeni isimler armağan etmek. Yetenekli gençleri önemsediğimizi birçok kere yineledik. Ancak bu şekilde gök kubbede hoş bir seda bırakabiliriz diye düşünüyorum.

Kuşluk Vakti'nin gerekli ilgiyi gördüğünü düşünüyor musunuz?

Evet, düşünüyorum. Gönlümüzün sesi gönül dostlarına çoktan ulaşmış. Açtığımız gönül sofrasına buyur ettiğimiz dostlarımız çoktan iştirak etmiş bulunmaktalar. Bu, çok sevindirici... İlk sayı ile denize attığımız bir gülün öylesine çok ve öylesine geniş haleler oluşturabileceğini düşünmemiştik bile. Bugün simalarını bilmediğim ancak gerek telefonla olsun, gerek mektupla olsun ve gerekse elektronik postayla olsun dertleştiğimiz birçok gönül dostumuz var. Sanki kırk yıldır tanışıyoruz birbirimizle. Bu arkadaşlar Kuşluk Vakti'ni her ay bir dost mektubu gibi beklemekteler. Birkaç günlük gecikmede hemen telaşa kapılmaktalar. Bu güzel dostlara teşekkürlerimi sunmak isterim.

Kuşluk Vakti'nin mektep olma noktasında üzerine düşeni yerine getirebildi mi? Kuşluk Vakti"nde Kimler kendini gösterdi, kimler ilk yazılarını burada yayımladı?

Mektep olma düşüncesi her edebiyat dergisinin kutsal düşüdür. Ancak bu düş, seyri güzel ama tırmanması zor bir dağdır çokça. Zirvelerde yer tutmak öyle bir çırpıda olacak bir şey değildir. Yaptığınız şeyler sizi ya bu düşe yaklaştırır ya bu düşten uzaklaştırır. Biz sadece yaklaşmanın peşindeyiz. Edebiyat dünyasına kazandırdığınız her yeni isim sizi bu düşe yaklaştırır, gönül diliyle anlaşabilen dostların sayısının artması sizi bu düşe yaklaştırır. Bu konularda sadece daha yola çıktığımızı düşünüyorum. Güzel bir yolculuğun başladığını biliyorum. Birçok genç arkadaşımız ilk yazıları ile bizimle birlikte oldular ve ustalara baktılar. Bu zirve yolculuğumuzda bize katılanların sayısı günbegün artmakta. Bu isimlerin hepsini burada zikretmek zor. Tapu gibi duran 9–10 sayılık bir arşivimiz var. Bu arşive bakılabilir.

Manisa"da Spil Dağı"na bakıp efkârlı türküler söylemek varken cebindeki parayı matbaaya ve kargoya vermek nasıl bir duygu? Bunun altında yatan nedir?

Dostum, dağlara bakıp türküler söylemekten hiçbir zaman vazgeçmedim. Bunun yerine hiçbir şeyi koyamam. Çünkü dağlar beni özgürlüğe çağırır. Dağlar büyüler beni. Çocukluğumda; Berit Dağı, Engizek Dağı ve Yağma Dağı ile çevrili 2000 rakımlı köyümde bu dağlara bakıp türküler söylerdim. Sonra gençlik dönemimin geçtiği K.Maraş'ta Ahır Dağları ile idare ettim. Rahmetli Cahit Zarifoğlu'nun Yalnız Ardıç'ının yaşadığı ve yaşlandığı dağ. Üniversite okumak için gittiğim İzmir"de ilkin denizlerden önce dağlarını sordum. Benim dağlarıma benzemese de Yamanlar Dağı selamladı beni. Şimdi ise Manisa'da Spil Dağı ile bastırıyorum içimdeki bu vazgeçilmez dürtüyü. Yine Spil Dağı"na bakıp türküler söylüyorum. Kuşluk Vakti, bu türkülerden sadece birisidir dostum. Esas dağsız kalsaydım söz konusu eziyetlere katlanamazdım. Matbaa, kargo, posta ve harcanan zaman... Ben enerjimi dağlardan alıyorum. İşte tüm bunların altında yatan şey, dağların özgürlük anıtı gibi durup beni kendilerine çağırmalarıdır.

İyi ki cebimdeki paramı verip bu dergiyi çıkarmışım dedirten anlar oldu mu? Bunlardan söz eder misiniz?

Elbette oldu. Kuşluk Vakti ile birçok dost edindim. Bu dostlukların değeri cebimdeki parayla asla ölçülemezdi. Sonra bir dergide ilk şiirini, ilk hikâyesini ve ilk denemesini gören gençlerin yürek uğultuları… Buğulu gözlerle baktıkları dünyalarındaki kendi var oluş çabalarının oluşturduğu uğultu. Bu uğultuyu duymak yine asla parayla ölçülemez. Ustaların kapınızı çalması ve gönül sofranızın etrafında toplanması... Ya gök kubbede bırakabileceğiniz hoş seda. Tabi bunu şimdilik sadece ümit ediyorum. Tüm bu duyguları yaşamanın elbette parasal bir karşılığı olamaz. Eğer bunlar başarılabilirse cebimdeki eksilen paranın aslında yıllardır hep artmış olduğunu göreceğim ve böyle düşüneceğim.


Yıllarca şiirden uzak durup yeniden şiir yazabilmenin ardında yatan nedir? Bunu nasıl başardınız?


Aslında ben şiirden hiçbir zaman uzak kalmadım. Kimi zamanlar okumalarım arttı ve kimi zamansa yazmalarım. Çünkü ben şiiri hayatın tam orta yerinde görürüm. Dergilere şiir göndermek gibi bir alışkanlığım hiç olmadı. Sadece kimi dostların teşvikiyle çok önceleri bir iki dergiye şiirler gönderdiğimi hatırlıyorum. Tabi İkindiyazıları"nı bunun dışında tutuyorum. Buraya seve seve gönderirdim yazı ve şiirlerimi.

Evet, dostum şiir benim hep ulaşıp alabileceğim yükseklikte durmuştur hayatımda. Dilediğimde onu aradan çekip alabilmekteyim. Önemli olan bu duyarlılığı yitirmemek gerek. Okuduğu gerçek şiirlerden etkilenmemiş bireyler gün gelecek insanlığın başına bela olacak. Nitekim şimdilerde Filistinli çocuklara, yaşlılara bomba atan ellerin sahipleri gibi. İnsanların içlerindeki şiir gibiliği öldürmemek gerek.

Kuşluk Vakti'nin emsallerinden ayrılan yönü nedir?

Kuşluk Vakti, diğer edebi dergilerden öncelikle fiziki özellikler bakımından ayrılır. Fanzin türü çok seviyoruz. Bu ikindiyazıları'nın hatırası olsa gerek. Bu türü Kuşluk Vakti'ne çok yakıştıran bir sürü dostumuz var. Dostlarımız bizi böyle daha kucaklayıcı buluyorlar. Bu türde büyük iddialar peşinde olmuyorsunuz. Bu birincisi. İkinci noktaya gelince, bayilerde satılan bir dergi değiliz. Bizler Kuşluk Vakti'ni "gönül dostları" dediğimiz arkadaşlarımızla okuyucularımıza ulaştırıyoruz. Bu şekilde ulaşamadıklarımıza ise postayla ulaşmaya çalışıyoruz. Yani Kuşluk Vakti satış fiyatı olmayan bir dergidir. Bir üçüncü farkımız ise diğer dergilere göre sayfalarımızda gençlere daha çok yer veriyoruz. Temennimiz şu ki; bu dergi bir müddet sonra kendi şairini, kendi hikâyecisini ve kendi denemecisini yetiştirmiş olsun.

Bu dergide kimler yazabilir, kimlere açık, kimlere kapalıdır bu dergi?

Bu dergide herkes yazabilir. Ancak gençlerin öncelikli olduklarını bildirmekte fayda var. Bu yüzden ustalar bize kızmasın lütfen. Bu şu anlama gelmemeli tabii, bu dergi acemilerin yeri.

Bizim vurgulamak istediğimiz şu ki; ustalarla çıraklar kol kola yürek yüreğe yürümeli çıktığımız bu yolculukta. Bundan hiç kimse rahatsızlık duymamalı.


O meçhul dergi okurlarından tanıştığınız oldu mu? Okurlardan size ulaşanlar var mı mesela?


Yüz yüze gelmeden, birbirlerini görmeden sıkı dostlukların kurulabileceğine inanıyorsanız bu soruya da cevabım evet olacak. Zaten gönüllerini okuyabiliyorsanız yüzlerinin ne önemi var. Yüz sadece bir surettir diye düşünüyorum. Bu şekilde birçok dostumuz var. Hangi birinin ismini burada zikredeyim ki. Özetle bizimkisi gönül tanışıklığı dostum. Esas tanışıklık da zaten budur.


"Kuşluk Vakti" ile ilgili kısa kısa notlar:

1. Bu dergi, talep edenlere gönderilir.

2. Katkıda bulunmak ve uzun soluklu olmasını sağlamak isteyenler yıllık katkı payı olarak 20 TL ile abone olabilir.

3. Dergi 9 sayı yayımlanmıştır. 10. sayı hazırlanmaktadır.

4. Bugüne kadar Said Türkoğlu, Fatma Zehra gibi editörlerce hazırlanmıştır.

5. www.kuslukvakti.blogcu.com adresinden dergi ile ilgili medyada çıkan yazılar incelenebilir.

6. Dergi Manisa'daki Set Ofset matbaasında basılmaktadır.

7. Dergiye kuslukvakti46@gmail.com adresinden ulaşılabilir.

8. Ben bu dergiyi arkadaşlarıma ulaştırmak istiyorum diyenlere dergi toplu olarak (istenen miktarda) ödemeli kargo ile gönderilir.

Reklam yayımlanmaz. Yeni çıkan kitaplar duyurulabilir.

Söyleşi: Mustafa Oğuz

Kaynak:
www.dunyabizim.com

Hiç yorum yok:

SAFAHAT OKUMALARI

SAFAHAT OKUMALARI
Mehmet Âkif'i anlamak ve anlatmak için Safahat Okumaları...

DİRİLİŞ GÜNLERİ, DİRİLİŞ GÜLLERİ

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com