2009-02-01

Ahmet Örs ile "Tasfiye" Dergisi Üzerine


Bir önyazıyla amacını açıklayan dergiler kimi zaman öyle geniş bir açılım içine girerler ki, bu görüşlerini gerçekleştiremeden kapanıp giderler. Süreli yayınların belli aralarla çıkması gerekir: Aylık, iki aylık, mevsimlik, yıllık... Alışılan süre bir edebiyat dergisinin ayda bir çıkmasıdır. Ay dediğiniz çabucak geçer. Geniş bir hazırlık içinde değilseniz dergiyi yetiştirmek için yığma yazıları kullanmak zorunda kalırsınız. Bundan dolayı bazı dergiler iki aylık veya mevsimlik çıkar. Oysa, yığma dediğimiz, bilgi aktarımıyla yüklü, derleme izlenimi bırakan, yeni bir görüş getirmeyen yazılar; okunmadan geçilen, ölü yazılardır. Bir dergi yönetmeni ister ki, biçem özelliği olan, yeni bir görüş kazandıran, deneme tadındaki yazılarla dergiye çekicilik kazandırsın, yayımladığı her türden edebi ürünle dergiyi edebiyatta işlevi olan bir dergi haline getirsin. Edebiyat açısından bakınca, ortak değerler üzerinde duran bir derginin daha etkili bir ortam oluşturacağı umulur. Çağdaş edebiyatımızdaki dergi geleneğine baktığımız zaman belli bir kişinin sorumluğunda; dile, düşünceye, edebiyata yansıyan özellikleriyle nice dergi yayımlanmış: Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Aylık Dergi, Varide, Kelime vb. Pek azı uzun ömürlü olmuş. Günümüzde tek kişi sorumlu görünse de, yazı kuralları, danışma kurullarıyla takım çalışmasına özen gösteriliyor. Gene de asıl yük, dergiyi yayıma hazırlayanın sorumluluğuna kalıyor. Tasfiye Dergi Umut Uzun'un sahipliliğinde yayımlanıyor. Bir edebiyat dergisini düzenli çıkarmak, vahiy odaklı sanat için çaba göstermek, önemli bir başarıdır. Bir dergi adı olarak Tasfiye, bu anlamda bir sembol; düşünsel açıdan önemli bir adım, mücadele bayrağı, direniş odağı... O kadar. Ne küçümsenebilir ne de fetişize edilebilir, Mütevazı. İşte bize düşen bu adımı büyütmek, mücadele bayrağını daha yükseklere çıkarmak, direniş odağı olarak işlevimizi yerine getirmek Bu çerçevede on sekizinci sayısı yayımlanan Tasfiye dergisini derginin yayın kurulu üyelerinden Ahmet Örs'le konuştuk. Çünkü Tasfiye'nin edebiyatta nasıl bir işlevi olduğunu görmek, sorumluluğunun bilincinde olan edebiyat dergiciliğinin gelişmesine de yön verecektir.

Tasfiye dergisinin öyküsünü ilk ağızdan dinlemek insanı heyecanlandırıyor. Sizi Tasfiye'yi çıkarmaya iten düşünce neydi?

Türkiye'deki edebiyat ortamının özellikle "İslamilik" iddiasındaki çevrelerce üretilen kısmına sahih bir yaklaşım, esaslı bir duruş üretebilmek Tasfiye'nin çıkışında temel sebep olmuştur. Kur'an düşüncesi temelli bir anlayış edebiyat çevrelerinde eksiktir. Tasavvuf eksenli ya da modern sapmalarla malül bir edebiyat görüntüsü var. Yaşanan hayata müdahale etmeyen, kendini kandıran bu edebiyat anlayışına vahiy temelli bir örneklik üretebilmeyi amaç edindik.

Tasfiye adı nereden geliyor?

Bazı dostlar Tasfiye'nin adını garipserken bazıları da "Tasfiye" adından heyecanlandılar. Doğrusu ben Tasfiye'nin adının tedirgin edici olduğunu düşünüyorum. Birçok insan bu isimden tedirgin oluyor. Birinci soruya verdiğim cevap "Tasfiye" isminin ortaya çıkışını da özetliyor aslında. "Tasfiye"de arındırıcı ve devrimci bir anlam ve önemli bir iddia var. Tasfiye bu iddiayı somutlaştırmak için konulmuş bir isim.

O zaman dergiye Tasfiye adını koyup yayımlarken yalnızca edebiyatı kavrayan bir dergi olmasını istememiş, edebiyata ve düşünceye yön vermesini de düşündünüz...

Evet, kesinlikle! Belki içerik olarak eksiklikler var, tamamlanması gereken taraflar var ama öncelikle iddiamızın belirgin olmasını istiyoruz. Edilgen bir duruştan ziyade dediğiniz gibi hayata, düşünceye yön vermeye çalışan inancımızın edebiyatı, düşüncesi olabilmeyi arzuluyoruz. En büyük amacımız ise İslami mücadelede ekolleşecek bir yapılanmaya katkıda bulunabilmek.

Peki sizden önce yayımlanan İslami duyarlıklı edebiyat dergilerini nasıl görüyorsunuz?

Tasfiye'nin çizgisini yakın dönemde öncelikle "Edebî Pankart" dergisi temsil eder sanırım. 1980 öncesi ve sonrası yayımlanan İslami duruşlu dergiler İslam düşüncesini Kur'an merkezli bir çerçeveye ulaştırabilmiş olsalardı kısmî kazanımlarını genelleştirebilirler ve Tasfiye'nin öncülü olabilirlerdi. Söz gelmişken İslami iddialı dergilerin gelenek ve tasavvuf takıntısının en büyük problemlerden biri olduğunu da belirtmek gerekir. Bunu daha önce aşmaya çalışan ve Kur'an ve ümmet duyarlılığı oluşturan "Aylık Dergi" sürecini de saygıyla anmak gerekir.

Tasfiyenin ilk sayısı ne zaman yayımlandı? Bir dergi önce hangi değerlere önem vereceğini saptamalı. Bu değerlere inanan yazarlar o derginin çatısı altında toplanmalı. Tasfiyenin gelişmesi de böyle mi oldu? Dergi çıkaranların bir edebiyat anlayışı olmalı: Tasfiyenin çıkış yazısında üzerinde durduğunuz temel noktalar nelerdi?

Evet, kesinlikle bir dergi bir anlayışı temsil etmeli. Biz ideolojik bir dergiyiz. İdeolojik olmak edebiyat çevrelerinde pek makbul bir sıfat olmasa da inancımız doğrultusunda edebiyat ve düşünce üretmek ve tavır sahibi olmak iddiasındayız. Tasfiye'nin ilk sayısı 2004 Ekimi'nde yayımlandı. Esasen, Tasfiye'nin karakterini çıkış yazısından ziyade yayın sürecinde bıraktığı izlerle, haykırışlarıyla anlamak gerek.

Tasfiye geride kalan on sekiz sayısı itibariyle bu yana düşünce ve içerik bakımından doyurucu, toplum sorunlarına kayıtsız kalmayacak, ilkeli bir dergi olmayı başarabildi mi?

Bu, kuşkusuz dergiyi takip edenlerin takdirine kalmış bir şey. Doyurucu kısmını elbette "evet"le cevaplayamayız ancak toplum sorunlarına kayıtsız kalmayan bir edebiyatı inşa etme çabası içindeki bir dergi olarak Tasfiye'nin bu konuda elinden geleni yaptığını düşünüyorum. Başörtüsü yasağından darbe süreçlerine, İslam düşüncesinin arındırılmasından siyasal eylemliliğin gereklilik ve teşvikine kadar yerel problemler Tasfiye'de edebiyat ürünlerinin içeriği olarak yer aldı. İslam dünyasındaki işgal ve direniş hattı da Tasfiye'nin ana yayın alanlarını oluşturdu. Irak ve Afganistan işgalleri, Filistin direnişi ve Kudüs'ün özgürlük mücadelesi Tasfiye için meşale mesabesindeki semboller oldu. İnşallah bu istikamette ilkeli bir yayın olabilmişizdir.

Peki dergi İslami ve insani duyarlığı dolaylı bir anlatımla gösterme yollarını denemedi mi? İnsanlığın kurtuluşunu vahye bağlanan sorumluluk anlayışında gören edebiyatçı kalemini bu inancın buyruğuna bırakırken edebiyatın gücüne öncelik tanımayacak mı? Edebiyatın gücüne öncelik tanımazsak, inandığımız anlayışı yaşatmamız nasıl olacak?

Edebiyatın gücüne öncelik tanımak problemli bir ifade olabilir. İnancın gücü her alanda sürükleyici bir niteliğe sahiptir. Bir form olarak edebiyat, karşı duruşu da ancak bir ideolojiden alabilir. Biz hayatımızdaki her imkân ya da formdan önce net bir ideolojik duruşun gerekli olduğuna inanıyoruz. Dediğiniz gibi edebiyat bunu besleyecek önemli bir güçtür, araçtır. Bu arada, estetiği daha öne çıkaran yazıların da Tasfiye'de yer aldığına inanıyorum.

Dergi edebiyatın mutfağıdır, biliyorsunuz. Kitaplaşmadan önce şiirler, öyküler, denemeler dergilerde okur karşısına çıkar. Kitaba daha sonra sıra gelir. Sanırım ilk kitabınızdaki öyküler de Tasfiye'de yayımlandı?

Tasfiye'de yayımlananlar var, önemli oranda Haksöz'de yayımlananları var. Bu vesileyle Haksöz'ün yetişme sürecimizdeki mektep rolünü bir kez daha vurgulamayı bir borç olarak ifade etmek isterim.

Dergi, yazın dünyasının, bana göre, kendini ortaya koyduğu ve ürünlerin sınandığı yerdir de. Keşke şunu yayınlamasaydık dediğiniz ürünler oldu mu dergide?

Fazla önemli olmamakla birlikte belki bir iki yazı için bu mümkün olabilir. Ekip olmaktan kaynaklanan tercihlerden dolayı dergilerde bazen buna benzer olumsuzluklar görülebilir ancak Tasfiye'de bunun minimum düzeyde olduğunu söyleyebilirim. Aslında Tasfiye sansürcü (!) bir dergi olarak da görülebilir. Biz ideolojik çerçevemize uygun olmayan yazı ya da bölümlerin yayımında net bir tavra sahibiz. Bunu bir hatır-gönül meselesi olarak görmüyoruz.

"Taşrada" yayımlanan şiir/edebiyat dergileri içinde Tasfiye'nin yerini nasıl değerlendirirsiniz?

"Düşüncenin merkezi/Hayatın taşrası" başlıklı bir yazı yayımlamıştık dergide. Önemli olan hayatın taşrasına düşmemek. Tasfiye'nin yerini de taşra merkezli değil de düşünce merkezli görüyoruz. Dolayısıyla Kur'an merkezli düşünsel ve siyasal duruşu itibariyle Tasfiye'ye kardeş aradığımızı da ilan etmiş olalım.

Bir edebiyat dergisi yayımlamanın süreçlerinden söz edebilir misiniz? Zorlukları nelerdir?

Tasfiye, ekonomik sıkıntıları fazlasıyla yaşayan bir dergi. Muhakkak diğer dergiler için de geçerlidir bu. Tasfiye'yi ellerine alanlar görselliğin yetersiz olduğundan ve derginin ayrı bir kapağı olmadığından hareketle "garibanlığını" fark edeceklerdir! 18 sayı boyunca hiç reklam almadık. Satıştan da yeterince dönüş olduğunu söyleyemeyiz. Bu vesileyle yayını sürdürebilmek için elinden geleni yapan Mustafa Kıyak arkadaşımın gayretlerini ve dostlarımızın katkılarını burada anmalıyım. Yazı desteğinde de sıkıntılarımız var. Az önce de söylediğim gibi Tasfiye tedirgin edici bir dergi. İşin başa düştüğünün bilincindeyiz. Sözün gücüne ve mücadelenin gerekliliğine inanarak gidiyoruz hamdolsun!

Derginizde önemli konularda dosyalar gerçekleştirmiyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mı?

Özel bir nedeni yok. Her sayıyı hayatın ve inancın bir fotoğrafı olarak ele alabiliriz. Dolayısıyla her sayı bir "dosya" olarak da görülebilir! Ama bahsettiğiniz manada birkaç dosya tasarlıyoruz. Özellikle İslamcı edebiyatı masaya yatıran bir dosya yararlı olabilir. Ayrıca İslami temelli edebiyat tarihi oluşturma niyetimiz var. Bakalım, nasip…

Geçenlerde bir arkadaş yakınıyordu: "Bir kitabın oluşmasında nice emekler var. Ama dağıtımı üzerinde kimse durmuyor. Hele şiir kitaplarının dağıtımı hiç yapılamıyor. Dağıtımı yapılsa bile kitapçılar göz önüne çıkarmıyor. Belki de böyle bir kitabın kendilerine geldiğinden haberleri bile yok." Dergicilikte bu işin daha zor olduğunu söyleyebilir miyiz?

Dergi çıkarınca aynı zamanda dağıtımcı da oluyorsunuz! Önemli bir tecrübe aslında. Güzel dostluklar oluştu. Yine de epeyce kişi ve noktaya ulaştığımızı düşünüyorum. Tabi internet üzerinden de yayım yaptığımızdan insanlara ulaşmada bir problem kalmadığına inanıyorum. Bakalım yeni bir dağıtım şirketi ile çalışmaya başladık, inşallah daha çok insana ulaşabilecek dergi.

Geriye dönüp baktığınızda Tasfiyenin yayıma başladığı ilk sayısı ile bugün geldiği son sayı arasında, amaç ve hedef bakımından değişen ya da gelişen şeyler var mı? Neler?

Kesinlikle çok daha ileri ve olumlu bir noktada olduğumuzu belirtmeliyim. İlke olarak değişen bir şey olmamakla birlikte durduğu yeri daha bir kararlılıkla işaret edebilen bir dergi oldu Tasfiye. İslami çevrelerin edebiyat anlayışının ne olması gereğine ilişkin yaşayan önemli bir örneklik sergilediğini düşünüyorum. Eksiklikleri elbette var. Okuyucu ve yazıcıların İslami mücadele sorumluluklarıyla katkıda bulunduklarında Tasfiye'nin daha da zenginleşeceğine inanıyoruz.

Söyleşimize vakit ayırdığınız için teşekkür ediyorum.

İnceliğiniz için ben teşekkür ediyor, hayırlı çalışmalar diliyorum


Röportaj: ASIM ÖZ

Kaynak:
Haksöz-Haber

1 yorum:

Beytullah Emrah dedi ki...

Edebiyat mahallesinde kendi yerini açan Tasfiye dergisi; mistik ve miskin anlayışın yerine direngen bir yaklaşımı tercih ediyor ve öncü bir örneklik sergiliyor. Röportaj, bu hususa ilişkin önemli ipuçları taşıyor.

SAFAHAT OKUMALARI

SAFAHAT OKUMALARI
Mehmet Âkif'i anlamak ve anlatmak için Safahat Okumaları...

DİRİLİŞ GÜNLERİ, DİRİLİŞ GÜLLERİ

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com