2012-01-19

Arif Ay ile şiir ve siyaset üzerine

Arif Ay'ın son kitabı "Şiirimin Şehirleri" adıyla Okur Kitaplığı tarafından yayımlandı. Kitaptaki şiirler Bağdat'ın yakılıp yıkıldığı, işgal edildiği günlerde yazılmaya başlandı ve "Bağdat'a Dönen Şiirler" adıyla yayımlandı. İslam'a başkentlik yapmış şehirler Bağdat'ın acısına ortak edilerek konuşturuldu. Arif Ay'la kitabından hareketle şiir dünyasını konuştuk.

Şiirimin Şehirleri Müslümanlara başkentlik yapan şehirler üzerinden yazılan şiirlerden oluşuyor. Bu şehirler üzerinden yazılan şiirleri bir kitapta bütünleyen nedir?

Bu şiirler Irak'ın işgal edildiği, Bağdat'ın yakılıp yıkıldığı günlerde yazılmaya başlandı ve "Bağdat'a Dönen Şiirler" başlığıyla dergilerde yayınlandı. Kitaplaşırken de "Şiirimin Şehirleri" adını aldı. Bu şiirlerde, Bağdat'ın yaşadığı yıkım ve acıya baş kaldırılırken, İslam'a başkentlik yapmış şehirler de konuşturularak bir sorgulama başlatılır. Başta bir kitap bütünlüğü olarak planlanmasa da şiirler yazılıp bittiğinde kendiliğinden bir kitap bütünlüğü oluştu. Hatta, daha önce yazılan Bosna'ya ilişkin "Bosna Ah Bosna" şiiri ile Caharkala'ya ilişkin "Vaynakh" şiiri de ek olarak bu kitaba dahil edildi. Dolayısıyla, İslam coğrafyasının çağımızda yaşadığı ortak acı dile getirildi. Bu, acının bir bilinç dönüşümüne, bir bilinç uyanmasına şiirle yapılan bir vurgudur.

Toplu şiirlerinizin ardından yayımlandı Şiirimin Şehirleri. Siz bu kitabınızı kendi şiiriniz içinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şiirim baştan beri iki damarda aktı geldi. Bu damarlardan biri aşk ve hayatın bendeki büyüsü. Öteki de başkaldırı, muhalif duruş; acıya, zulme, kıyıma, sömürüye karşı zalime duyulan öfke. Bu kitap ikinci damarın ürünü. Tıpkı, "Dosyalar" gibi. "Dosyalar" da Anadolu coğrafyasındaki yakın tarih kesitinde yapılan zulümler, kıyımlar dile getirildi. "Şiirimin Şehirleri"nde ise bütün bir İslam coğrafyasının acıları şiirleştirildi. Tabii bütün şiirlerin hareket noktasını "medeniyet bilinci, medeniyet ufku" teşkil eder. Bu şiirlerde işleyen beşerî bir ideoloji, dünyevi bir ideoloji değil vahyin insana öğrettiği algı, idrak ve inançtır.

Müslüman dünyanın kanayan yaralarına bakarak yaşam ve şiiri buluşturan bir toplamdan hareketle şiir, şair-hayat ilişkisi sizin açınızdan ne ifade ediyor?

İnsan yapıp ettiklerinden sorumludur. Huzuru mahşerde yapıp ettiklerinin hesabını verecek. Şair olsak da, devlet başkanı olsak da, âlim olsak da bu değişmez. Dolayısıyla şair olarak hayata ve şiire bu inançla bakıyorum. Şiir hayatımın bir şubesi değil. Hayatımın bir bütünü; düşüncelerimden, duygularımdan, yapıp ettiklerimden süzülen bir şeydir. Bir akımdır; benden sana, senden bana geçen. Bir manyetik alan oluşturmaktır; kulluk bilincini oluşturmak, onu canlı tutmak. Kul olmak: özgür olmaktır. Kul olmak: güzel olmaktır. Şiir de zaten özgürlüğün ve güzelliğin kendidir. Dildir şiir. Dili hem "lisan" hem de "gönül" olarak iki anlamıyla düşünelim. Gönle sınır koyabilir misiniz?

Eğer bir inanç birlikteliği içindeyseniz, acı bireysel olmaktan çıkar. Çünkü üyesi olduğunuz birlikteliğin bir organısınız artık. Birinin duyduğu acıyı siz de duyarsınız. Müslüman dünyasında kanayan bir yara varsa, o yara bende de kanar. O acıyı duymuyorsam kendimden korkmalıyım. Kendimi gözden geçirmeliyim. Nuri Pakdil şunu der: "Kurtuluş cüz'î değil / Küllî'dir."

Görsel unsurlara da yer veriyorsunuz kitabınızda. Bu görselleri anlamlı kılan nedir?

Bu kitap için görsel unsurlar bir talihsizlik oldu: Teknik garabet! İyi bir görüntü vermedi. Mademki şehirler konuşuyor, o hâlde her şehrin şiirinden önce, o şehrin bir gravürü konulsun istemiştim. Hatta kuşe kâğıda kaliteli bir baskı yapılmalıydı. Kitabın bu baskısı için o görsellerin hiçbir anlamı yok, kitabı daha çirkin göstermenin dışında... Böyle olacağına sadece şiirler olsaydı daha güzel olurdu. Üzüldüm...

Kitabınızla ilgili çıkan bir değinide nostalji kavramı kullanılmıştı. Bunu nasıl karşıladınız?

Geçmişe duyulan bir özlem var; ama, sadece bu değil. Modernitenin her şeyi tuz buz ettiği, yabancılaşmanın insanı tanınmaz hâle getirdiği bir süreç yaşıyoruz. Tüm insani değerler bir bir yok olurken güzellikler de ortadan kalkıyor. Biz çirkinleştikçe yaşadığımız mekânlar da çirkinleşti. Bunun tersi de doğru. Buradan hareketle kitapta yer alan şehirler İslam uygarlığına başkentlik yapmış şehirler olarak mimarileriyle, kültürel dokularıyla, mekânlarıyla insani özelliklere sahipti. Bunlara elbette özlem duyulur. Bu şehirler taşıdıkları özü yeniden harekete geçirerek küfre karşı durabilirler. Bu yönüyle bir hesaplaşma ve sorgulama da var Bağdat üzerinden.

Şiirinizin politik / siyasî içeriği güçlü. Bu kitapta sert bir söyleyişle, inceliklerle dolu bir şiir dilini başarıyla bir arada kullanmaktasınız. Bu bileşimi nasıl gerçekleştirdiniz?

Baştan beri şiirim bu dili kullandı. Bu da mizaçla ilgili sanırım. "Üslubu beyan aynıyla insan" sözü tam da bunun karşılığı. Tabii, bir şehri konuştururken o şehre özgü özellikleri bilmek gerekiyor. Sözgelimi şehrin tarihini, mimarisini, coğrafi dokusunu vs. bunun için de pek çok şehir kitapları, seyahat kitapları okudum. Sanal ortamda kimi şehirlerin caddelerinde, sokaklarında yürüdüm. Bütün bunlar, duyuşunuzu dökeceğiniz bir kap, bir kalıp oluşturuyor. İmgelem bu somut verilerden hareketle oluşuyor. Bu tür şiir yazmak çok yorucu ve zahmetli bir iş. Şehirleri insan gibi algılarım ben. Öncelikle de kokularını... İlk kez gittiğim bir şehirde ilk hissettiğim şey, o şehrin o şehre özgü kokusu olur. Buradan dünyasına girmeye çalışırım. Bundan sonrası kolay: Şehir ağlar, şehir güler, şehir yorulur, şehir uyur, şehir öfkelenir, şehir aşık olur... Az kalsın unutuyordum; şehrin dili var. O dili yakalamak şairin birincil işi. Çünkü dil devreye girdiğinde, siyaset de olur, başkaldırı da olur, aşk da...

11 Eylül sonrasında yaşanan işgal zulümleri Müslüman dünyasında yıkımlara ve yakımlara yol açtı. Bu dönemde yaşanan zorluklar hayatınızı ve şiirinizi nasıl etkiledi? Aradan geçen on yılın ardından o yıllara baktığınızda neler düşünüyorsunuz?

Bu türden tarihleri çok anlamlı bulmuyorum. 11 Eylül'e kadar Batı, Müslümanlara kötülük yapmıyordu da bu tarihten sonra mı yapmaya başladı? Müslümanlar 20. yy.a kaybetmiş olarak girdi. 21. yy.ın başındayız. Yüz yıldır toparlanamadık: Müslümanlar Müslümanlıktan uzaklaştı! Cellat ve kurban kol kola! Bir yerde umut verici bir hareket oluyor; umutlanıyorsunuz, sonra birden o hareket ırkî bir asabiyetle evrenselliğini yitiriyor. Müslüman halklar siyaset cambazlarının oyuncağı hâline getirildi. Özellikle eğitim alanında uyutuluyorlar. Onların, gerçekleri görmemesi için her türlü tuzak devreye sokuluyor. Sistemler Batı'ya göre kurulduğu için dünyada küfrün borusu ötüyor.

İstanbul'la başlamasının sebebi nedir "Şiirimin Şehirleri"nin?

İstanbul bu şehirler içinde hem Batı medeniyetine hem de İslam medeniyetine başkentlik etmiş bir şehirdir. İslam medeniyetindeki kırılma Osmanlı'nın yıkılmasıyla oldu. Dolayısıyla İstanbul bu trajediyi yaşayan bir şehir. Üstelik konum itibariyle de en evrensel bir şehir ve hâlâ medeniyetimizin başkenti. Bir diriliş olacaksa yine buradan olacak.

Bağdat ve Şam şiirleri sayıca fazla kitabınızda...

Bağdat kitabın öznesi. Bütün öteki şehirler Bağdat üzerinden konuşuyor. Vahşeti yaşayan da Bağdat. Şam'da da bir hareketlilik var biliyorsunuz. İnşallah muzaffer olurlar...

Irak işgalinin derinleştiği yıllarda pek çok şair bir araya gelerek Irak şiiri yazmaya çalışmıştı. Öte yandan aynı şairlerin çoğunun kendi şiirlerinde bu duyarlılıktan eser olmadığı da biliniyordu. Dünyada algısının parçalanmasını böyle yapay şiir bütünlükleri ne kadar gizleyebilir?

Şiir içtenliktir. Sorumluluğu bilincinizde, acıyı yüreğinizde duymuyorsanız yaptığınız iş göstermelik olur. Buna inancımızda "riya" denir. Öte yandan zulme karşı durma noktasında insanlık adına ortak bir tavır geliştirmek önemli. Böyle bir tavır ortaya koyanları takdir etmeliyiz. İyilikle yarışmak yarışların en güzeli...

Sizce Kahire bugün de aldanıyor, dolayısıyla aldatılıyor mu? Arap uyanışını nasıl yorumluyorsunuz?

Henüz her şey bulanık. Bir değerlendirme yapmak için erken. Arap dünyası devrim gerçekleştirecek donanıma sahip mi değil mi emin değiliz. Bir gerçek var ki canını ortaya koyuyor. Bu önemli, Allah yardımcıları olsun. Kendinizi, toplumunuzu, kültürünüzle, sanatınızla, ilminizle var edemediğiniz sürece başınızdaki diktatörleri indirseniz de felaha çıkamazsınız.


Edebiyat ve ideoloji ilişkisi bağlamında günümüz "sıkı" şiirini nasıl değerlendiriyorsunuz?


"Günümüz 'sıkı' şiiri" derken neyi kastettiğinizi bilmiyorum. Şiir ideolojik olursa sıkı, ideolojik değilse gevşek mi olur? Bu mu kastediliyor? Doğrusu bu tür adlandırmalar benim nazarımda şiir açısından bir anlam ifade etmiyor. "Sıkı şiir", "saf şiir", "Çoksesli şiir", "tek sesli şiir". "toplumcu şiir", "bireyci şiir" "modern şiir", "postmodern şiir", "deneysel şiir" vs. ne bunlar Allah aşkına.

Bir metin ya şiirdir ya da değil. Ötesi bu alanda ekmek yiyenlerin işi. Edebiyat ve ideoloji ilişkisine gelince insan düşünme yeteneğine sahip olmasından dolayı ideolojik bir varlıktır zaten. Dolayısıyla yazarı da ideolojiden soyutlayamayız. Asıl sorun şu: şairin meselesi olmalı. Günümüz şairi bundan uzaklaştı. Şair ne ahvaldeyse şiiri de odur; sıkıysa sıkı, gevşekse gevşek...

Şiir ile uğraşmanın dışında, yazı ve eleştiriyle de ilgilenen şairler var. Şairlerin düzyazıyla ilişkileri konusunda ne düşünüyorsunuz?

Şairler düzyazı yazmalı. Şiirlerine sirayet eden nesir malzemesini şiirlerinden arındırmış olurlar böylece. Hatta şiiri az, yazıyı çok yazmalılar. Şiir yazmanın nasıl belalı bir iş olduğunu ancak o zaman fark edebilirler. Günümüz şiirinin en büyük sorunu, şiir dili ile nesir dilini ayırt edememesi.

Dergilere bolca şiir geliyor. Yazıdan tık yok. Bana şiir getiren genç şaire "Git, dört şiir kitabı üzerine dört yazı yaz getir." diyorum. Bir daha uğramıyor.

Şiir, şair-eleştiri ilişkisi sizin pencerenizde nasıl görünüyor? Şiir eleştirisiz mi bu coğrafyada? Mevcut eleştiriler yazılan şiiri besliyor mu?

Şiir eleştirisi yeterli değil; ama var. Mesela Ahmet Oktay, Turan Karataş, Sabit Kemal Bayıldıran, Veysel Çolak, Yusuf Alper, Yücel Kayıran, Mahmut Temizyürek aklıma geliveren isimler.

Eleştiri hakkıyla yapılırsa elbette şiiri besler. Eleştiriyi bir aynaya benzetirsek bu aynanın temiz olması gerekir. Şair ya da yazar o aynaya bakarak yapıp ettiklerini daha bir gözden geçirme imkânına sahip olur.

Şiir geçmişinizde dergi yayımcılığının da önemli bir yeri var. Dergi yayımcılığınız üzerine neler söylemek istersiniz? Günümüz edebiyat dergilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İki yıldan beri Edep'i yayımlıyorum. Mart'ta üçüncü yılına girecek. Sağ olsunlar, kendi kuşağımdan şair ve yazarlarla gençler Edep'e omuz veriyorlar yazılarıyla, şiirleriyle, öyküleriyle. Ürünlerini ilk kez Edep'te yayımlayan gençler var: öyküde Mehmet Selim Özban, Selçuk Azmanoğlu, Özden Apaydın, şiirde Çağatay Telli, Cihannur Selenga, Abdurrahman Adıyan...Hiçbir kuruma, kuruluşa, örgüte dayanmadan, ilkelerimizden ödün vermeden sürdürüyoruz yürüyüşümüzü.

Günümüz edebiyat dergilerini elimden geldiğince okumaya çalışıyorum. Benim ayın her ayın ilk haftası bir şölen havasında geçer. Çünkü dergiler raflarda yerlerini almış olur. Her birinden ayrı tatlar alıyorum; kiminden bir şiir kiminden bir öykü, kiminden bir deneme...

Size arkadaşlığı, bağlılığı ve sorumluluğu öğreten Edebiyat dergisinin sosyal adalet meselesini ele alma biçimini irdeleyen bir sunum yaptınız. Edebiyat dergisinin yazma eylemi anlayışıyla bugün yazılan şiir arasında ilişki kurabiliyor musunuz?

O talihsiz sempozyumda Nuri Pakdil'in metinlerinde dil ve "sosyal adalet" konusunu sundum. O sunumun özeti Edep'in ocak sayısında yayımlandı. İlgi duyanlar oradan okuyabilir.

Türk edebiyatında "Edebiyat Dergisi" özgün ve özel bir yere sahip. Bugünle kıyaslamanın doğru olduğunu düşünmüyorum.

Güneşin altında her şeyin söylendiğine inanıyor musunuz? Şiir açısından durum nasıl açıklanabilir?

İnsan var olduğu sürece şiir de olacak yazı da... İnsan şiirle, yazıyla özünü çoğaltıyor. Kendini tanımaya çalışıyor ya da tanıtmaya. Öz tek, söz çok!

2011'in son günlerinde bu yıl yayımlanan şiirler /şiir kitaplarına dünyanın bugün geldiği yerde yazılan şiirin ne anlam taşıdığı, son üç yüz atmış beş günde Türkiye'de yayımlanan şiirin genel şiir tarihi içinde yerinin ne olduğu ve genel olarak şiirin nereye gittiğini ya da nereye gitmesi gerektiği konularında neler söylersiniz?

Bu birkaç kitaplık bir soru. Üstelik muhatabı da ben olmamalıyım. Bu soruyu edebiyat tarihçileri, eleştirmenler ve yıllıkçılar cevaplamalı. Onların işine karışmaktan edep ederim.

Gelecek dönemler için şiir üzerine ne gibi tasarılarınız var?

Okumaya ve yazmaya devam ediyorum.




















Asım Öz / Dünya Bülteni
17 Ocak 2012
www.dunyabulteni.net

Ali Haydar Haksal ağabey

Gerçek alemde olsun sanal alemde olsun ona selam verdiğinizde alacağınız cevap neredeyse aynıdır; “Aleykümselam Dostum.” Böylesine sıcak bir karşılamanın ardından muhabbetin nasıl devam edeceğini de kestirmek zor olmasa gerek.

Ali Haydar Haksal dendiğinde aklıma gelen en net fotoğraf; binlerce kitabın, derginin arasında sırtını, yüzünü kitaplara vermiş bir ağabey siluetidir. Kitap kokuları arasında onunla konuşurken insanın gözü, gönlü kitaplara adeta doymuş olur.

Ali Haydar Haksal isminin yanına konacak sıfatları sıralayacak olursam; dergici, hikâyeci ve ağabey olur. Ben ondan ne okuduysam ve duyduysam sonunda bir yol gösterici tavır buldum. Dergiciliğe bir okul zihniyeti ile yaklaşan Ali Haydar Haksal’ın, bu uğurdu ne kadar başarılı olduğunu göstermekteyiz. Gençlere ağabey tavrı ile yaklaşan, onlara sonsuz güven duyan, dergisini ve gönlünü sınırsız açan bir dergi adamdır o. Yediiklim dergisi çıkmaya başladığı günden bu yana sayfalarının en hasını gençlere emanet etmektedir. Yediiklim’de yazmaya başlayan isimlerin neredeyse hepsi bugün edebiyat dünyamızda aynı yoğunlukla ürünler vermekteler. Bu da Ali Ağabey’in iyi bir referans olduğunun işaretidir.

Günümüz olaylarına, acılarına, hüzünlerine kulak tıkayan bir anlayışın var olması düşünülemez. Bizler Ali Haydar Haksal’daki duyarlılığa hem Yediiklim dergisinde hem de yazdığı köşe yazılarında şahitlik etmekteyiz. Gazze ya da Bosna ya da Irak gündemde olduğunda Yediiklim’in sayfaları zulüm görenler ve gösterenler için sonuna kadar açılmaktadır. Çünkü acılar ortaktır ve acıların haykırılabileceği en iyi meydan dergilerdir.

Ali Haydar Haksal’ın öykülerine bakılacak olursa bir hüzün sürekli cümlelerin üzerinde dolanır durur. Bu aslında asr-ı saadet kokan bir hüzündür. Bir özlem duyarlılığı, bir serzeniş vardır onun öykülerinde. Ayrıca bir medeniyet inşasını da görmek mümkündür. Duvarlar ve sınırlar bir bir yıkılırken onun öyküleri bizlere sonsuz bir medeniyeti işaret etmektedir. Bu medeniyetin ancak bir ümmet olma bilinciyle kazanılacağını vurgulayan öyküleri aslında içerik olarak ayrı bir yere konması gereken, kalp gözüyle okunması gereken öykülerdir.

Renklerin Dansı’nı okurken bir anda türlü renklere büründüğünü hisseder okuyucu. Bir solukta okunan, okunduktan sonra insanın zihnine yerleşen bu öyküler hayatın kısa bir anının adeta çeşitli fotoğraflarını sunmaları açısından akıp giden zamana bir an için de olsa dur demek için okunması gereken kitaplar arasına konmalıdır.

Akif duruşlu Asım’ı okurken bir anda karşınıza Mehmet Akif çıkacakmış gibi bir heyecan duyabilirsiniz. Akif’i yalnızca İstiklâl Marşı şairi olarak tanıyanlar için Akif’in özellikle ruh dünyasını, düşünce yapısını bize sunması açısından ve bir bir kaybettiğimiz kale gibi nesil için Akif’ten Asım’a yansıyan dünyaya girmek gerekir. Ali Haydar Haksal’ın bu kitabı bize bu yolu göstermektedir.

Ali Haydar Haksal, yazdıklarıyla hikmeti ön planda tutan, çağının dertlerini iyi gören, yol gösterici olmayı kendine vazife bilmiş bir ağabey olarak önümüzde durmakta. Ona yakın durmak, bu mevsimsiz kalınmış coğrafyada kişiye bir Yediiklim serinliği sunar. Bu devirde ağabey olmak ve ağabey bulmak kolay değildir çünkü.


Mustafa Uçurum


'Memleket' gazetesi
www.memleket.com.tr
23 Şubat 2011

2012-01-16

'Hece' dergisi, Kemal Tahir özel sayısı

Hece dergisi, her yılın ilk ayı yayımlamayı gelenek haline getirdiği özel sayılarına bir yenisini ekledi: Kemal Tahir. 'Türkiye'nin Ruhunu Arayan Aydın' üst başlığını taşıyan özel sayı, 590 sayfada kapsamlı bir Kemal Tahir portresi sunuyor.

Aylık edebiyat dergisi Hece, on beş yılı geride bıraktı. Her ay, hazırladığı dosyalar ile dergi meraklılarının ilgi ve beğenisini kazanan Hece, hazırladığı 'özel sayı'lar ile de büyük boşlukları doldurdu. Dergi, 'geçtiğimiz yüzyılı, bazı düşünürlerin, sanatçıların, yazarların, şairlerin, bilginlerin ve siyaset adamlarının verdikleri mücadeleleri, yaşadıkları hayatları üzerinden okumaya ve anlamaya çalışmanın çok öğretici olacağını' düşünerek Mehmet Akif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nazım Hikmet, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi pek çok değerimiz için özel sayılar yayımladı. Hece dergisi, her biri birer başucu eserine dönüşen bu özel sayılara, 16. yılında bir yenisini daha ekledi: Kemal Tahir.

"Her kitabı bir bombaydı Kemal Tahir'in; hıyanet kalesinde kapanmaz gedikler açan bir bomba. Her sözü bir tokattı; hamakatin çehresinde şaklayan bir tokat." Cemil Meriç böyle diyordu Bu Ülke'de onun için. "Türkiye'nin Ruhunu Arayan Aydın" üst başlığıyla yayınlanan Hece'nin 23. özel sayısı da 590 sayfada anlatıyor Kemal Tahir'i. Vefa Taşdelen, Necip Tosun, Özlem Fedai, Ömer Lekesiz, Hilmi Yavuz, Cemal Şakar, Abdullah Uçman, Adalet Ağaoğlu, Feridun Andaç, Ali Ayçil, Doğan Hızlan ve Ertuğrul Günay gibi çok sayıda önemli isim yazılarıyla dergiye katkı sağlamış.

Bu hacimli sayı yedi bölümden oluşuyor. İlk bölümde Kemal Tahir'in hayatı ve düşüncesi ele alınıyor; medeniyet anlayışı, eleştirel düşünme yöntemi, Milli Mücadele'ye bakışı, devlet-millet düşüncesi gibi konulara onun gözünden bakılıyor. İkinci bölüm, romancı olarak Kemal Tahir. Bu bölümün ilk yazısında Nilay Işıksalan, Kemal Tahir'in 'tarihsel konulu romanları'nı bir bir inceliyor. Elbette, Devlet Ana romanından başlıyor. Aynı bölümde Mehmet Narlı, Kemal Tahir'in köy romanı içindeki yerini incelerken; Banu Altınova, eşkıya ve eşkıyalık konusunu; Erhan Akdağ, ağalık sorununu; Ömer Lekesiz, Esir Şehir üçlemesini; Emel Akbal ise Kemal Tahir'in köy romanlarındaki bâtıl inanışları irdeliyor.

Kemal Tahir, romanlarının yanında, yerli bir sol düşünce oluşturma çalışmasıyla da düşünce tarihimizde önemli yere sahip. Derginin üçüncü bölümünde ise yazarın 'yazı ve eserlerinin açısı' ele alınıyor. Bölümün ilk yazısında Mehmet Can Doğan, Tahir'in şiire olan hevesini anlatıyor. Aynı bölümde dikkat çeken bir başka yazı ise Cemal Şakar'a ait. Kemal Tahir için 'edebiyat hayatı gerçekçiliğin savunusu etrafında geçmiştir' diyen Şakar'ın yazısını tamamlar mahiyette Hilmi Yavuz, Kemal Tahir ve Marksizm ilişkisini ele alıyor. Seyfettin Duman'ın 'Kemal Tahir'de aşk ve kadın' başlıklı yazısına bakmakta da fayda var. Duman, yazısına Tahir'e dair başka kalemlerin tespitleri ile başlıyor. Bakın Oğuz Atay ne demiş onun için: "Kemal Tahir, Türk tarihine eğilirken, zengin kültür geleneğimizden esaslı şekilde yararlanmanın gereğini duyan ilk romancımızdır."

Derginin dikkat çeken iki bölümü daha var ki hayli ilginç. İlki, 'Mektuplarıyla Kemal Tahir'. İkincisi ise Kemal Tahir hakkında kapsamlı bir 'Soruşturma'. Yedi bölüm var demiştik. Geriye kalan iki bölüm ise içinde Yusuf Turan ve Selma Günaydın'ın hazırladığı Kemal Tahir Bibliyografyası'nın da bulunduğu 'Kaynakça' ile usta yazarın fotoğraflarından oluşan 'Albüm'.

2012-01-15

'Mahalle Mektebi’ hayatedebiyat dergisinin 3.sayısı çıktı

Ocak-Şubat 2012

Her edebiyat dergisinin üslubu, karakteri farklıdır. Mahalle Mektebi’nin de öyle...

Mahalle Mektebi çıktığı ilk günden itibaren ilgi odağı olmaya artarak devam ediyor. İki ayda bir yayınlanan “hayat ve edebiyat dergisi” alt başlığından ziyade ismi ve misyonu ile dikkatleri cezb eden derginin yayın kurulunu usta edebiyatçılar oluşturuyor. Kimler yok ki burada: Abdullah Harmancı, İbrahim Demirci, Murat Kapkıner, Mehmet Uğurlu, M. Akif Kuruçay, Köksal Alver, İsmail Özen, Vural Kaya, Zafer Karakuş, Bekir Biçer, Muammer Ulutürk, Osman Bozdemir, M. Ali köseoğlu, Hasan Arslan ve diğerleri. Derginin dikkate şayan bir önemli özelliği ise genç yazarları tedrisatına alıp yetiştirme gayesi. Hani ismi ile müsemma diye bir deyim vardır ya, bu deyimi Mahalle Mektebi için söylememiz tam da yerinde olur.

İsmiyle müsemma bir mektep

Konya'da hayat bulan derginin yayın yönetmeni Ulvi Kubilay Dündar hocam, eli kalem tutan gençleri Konya Yazarlar Birliği Şubesi’nde bir araya toplayıp böyle bir dergi çıkarmayı planladıklarını ve dergide gençleri görmek istediklerini söylediğinde içim kıpır kıpır olmuştu. Marifet iltifata tabidir, sözünden hareketle gençler yazılarının usta kalemlerle yanyana yayınlandığını görünce iştaha gelmiyor değil doğrusu. Bir oturmamızda Abdullah Harmancı'nın şu sözü derginin isminin verdiği misyonu dimağlara da kazındığını gösterir nitelikte: "Dergide gençler olmazsa olmazlarımızdır, onlar önemli. Öncelik de onlarındır." Bu söz aslında her şeyi anlatır cinsten. Onlar mektepte üstad, gençler gelecek vaad eden talebe, dergi de ismi üzere: mektep.

Nice zaman sonra Necip Tosun

Mahalle Mektebi üçüncü sayısını 1 Ocak’ta çıkardı. Bu sayının heyecan verici bir yanı ise yıllardır (sanırım altı yıl) yazısını yayınlamayan Necip Tosun'un öyküsünü yayınlaması. Yeni sayıda söyleşisi de olan Necip Tosun'un uzun bir aradan sonra yazısını yayımlamak için Mahalle Mektebi’ni seçmesinin sebeb-i hikmetini kendisinin: “Ben Mahalle Mektebi’ni samimiyetini ve sıcaklığını seviyorum.” sözü anlatıyor sanırım.

İbrahim Demirci, Necip Tosun, Abdullah Harmancı, Köksal Alver, Vural Kaya, Hasan Arslan gibi usta edebiyatçıların ve gençlerin yer aldığı yeni sayı okurlarıyla buluştu. Ne diyelim, böyle bir mektebe ihtiyacımız vardı. Bereketi olması niyazıyla…

İslam Doğan

2012-01-13

Uzun, ince bir yolculuk: 262. 'Yedi İklim'

Ocak 2012

Yedi İklim, 2012 yılının ilk sayısıyla okurlarının karşısında. Yılın ilk sayısında yer alan yazarlar ve eserleri şunlar:

(başyazı) Yedi İklim: Süreğenlik
(şiir) Seyfettin Ünlü: Münacaat
(şiirler) Ali Haydar Haksal: Söz ile Ses / Babam ve Şiir / Sen ve Su
(şiirler) Mehmet Aycı: Bir Yaprak Düşerken Üç Şey Söyler Birincisi / Yıldız Teftişi
(şiir) Mustafa Ruhi Şirin: İnsanın Güneşi
(şiir) Mehmet Habil Tecimen: Na’t
(çizgi) Hasan Aycın: Çizgi
(şiirler) Yeprem Türk: Taşradan Taş / Fuzuli’ye Taş
(şiir) İsmail Söylemez: Kirli Kelimelerde Eskir Harfler Ekşir Tuz
(şiir) Abdülkerim Yılmaz: Öğüt
(şiir) Bilal Yavuz: Twelight
(şiirler) Hakan Bilge: Rubaîler
(şiir) Raşit Ulaş Çetinkaya: Kuşlar
(şiir) Selim Sina Berk: Kâinat
(öykü) Recep Seyhan: Bıldırcın Avcıları
(öykü) Yunus Emre Özsaray: Kimliksiz
(öykü) Mükerrem Mete: Ağrı
(öykü) Yıldırım Türk: Ayrı Düşmüş Zamanlar
(hat) Mustafa Cemil Efe: Hat
(çeviri şiir) Sean Bonney: Melez / Türkçesi Habil Tecimen
(çeviri şiir) Pamella Gilyan: Ayrılmak / Türkçesi Tülin Damar
(eleştirel inceleme) Yüksel Kanar: Abbasî Devrimi, Bağdat ve Beytü’l-Hikme/3
(inceleme) Ali Haydar Haksal: Renan, Hz. İsa ve Kudüs
(inceleme) Elmas Şahin: Korkunç Yıllar’a Meydan Okuyan, Yurdunu Kaybeden Adam: Cengiz Dağcı
(ebru) Özden Aydın: Ebru
(poetik deneme) Ali Haydar Haksal: Öykü Ağacı XII Kalem ve Kuyu
(gezi-gözlem) Recep Seyhan: Augsburg Notları VIII
(poetik deneme) Mehmet Habil Tecimen: Poetik Paradigma II
(deneme) Mustafa Cemil Efe: Habîbü’n-Neccâr
(deneme) Şakir Kurtulmuş: Dost’a Mektup

Hayırlı okumalar...

Bu vesileyle buradan abone kampanyamızı yeniden duyuralım. Yedi İklim’e bir yıl (12 sayı) abone olan okurlarımıza, eski sayılarımızdan 24 adet gönderilecektir. Derginin yıllık abone bedeli 75 liradır.

İrtibat:
0 216 352 49 77
yediiklim@yahoo.com
yediiklimeditor@yahoo.com
www.yedi-iklim.com

Edebiyat, kültür, sanat yahut 262.'Dergâh'

Aralık 2011

Hükûmet kendi istikbali ve ülke geleceği için çok kritik bir sürece girmiştir. Bu “Anayasa süreci”dir. Van depremi gibi tabii âfetler dışında hiçbir mesele, iç ve dış hiçbir sorun bu sürece ket vurmamalı, durdurmamalıdır. Hükûmet Anayasayı yapamaz, çıkaramaz, meçhul bir tarihe bırakır veya hafazanallah bu işten cayarsa çöküşü önlenemez. Bilmem bu sorunun önemi yeterince anlaşılıyor mu? Bu sayımıza Berat Demirci’nin güzel bir yazısı ile başladık. Emel Özkan, Duygu Küçüker, Mustafa Burak Sezer, Mikail Söylemez, Atakan Yavuz, Mehmet Tepe ve Fatih Bedir Köker bu sayının şairleri. Atakan Yavuz, Vecdi Demir ve M.K. ‘derkenar’ sütunlarında yazdılar. Sibel Eraslan ile Yavuz Ahmet Koç’un hikâyelerini ilgi ile okuyacaksınız. Selman Ertaş, Yavuz Altınışık şiirine eğiliyor. Nihat Dağlı “kendini bilmek” konusunda ilginç bir deneme ile aramızda. Bu sayının “orta sayfa sohbeti”ni kadim dostumuz D. Mehmet Doğan ile yaptık. Kültürümüz, yakın tarihimiz ve bilhassa dilimiz üzerine geniş donanım sahibi olan Doğan, meşhur sözlüğünü genişleterek yeniden yayımladı. Konuşmayı bu çerçevede severek okuyacaksınız. Hazel Bahar Özmen “Tanpınar’ın şiir dünyası” konusunda pek değinilmeyen hususlar üzerinde duruyor. Bilal Kemikli Sunullah Gaybî örneğinde sûfi şairlerin şiirle alakasını dile getirdi. Serdar Arslan “İstanbul’da bir genç”in yaşadığı hissiyatı ve tedirginliği işliyor. Bülent Parlak’ın metni şiir-hikâye-deneme karışımı ve fakat etkili bir ifade taşıyor. Bu kabil metinler tehlikelidir. İp cambazı her an ipten düşebilir. Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

'Türk Edebiyatı' dergisinde Mehmet Âkif

2012’nin ilk sayısıyla karşınızdayız. Derginiz Türk Edebiyatı’nı, bütün insanlık için hayırlı olmasını dilediğimiz yeni yılda da destekleyeceğinizden eminiz.

Bildiğiniz gibi, 2011, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Mehmed Âkif Ersoy Yılı” ilan edilmişti. Bu yılın dikkate değer çalışmalarından biri de, geçen ay Ankara Resim ve Heykel Müzesi’yle Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Vefatının 75. Yılında Mehmed Âkif Ersoy” sergisi oldu. Âkif’in aile fotoğrafları, imzalı Safahat nüshaları, dostlarına ve ailesine yazdığı mektuplar, Birinci Meclis dönemi belgeleri, İstiklâl Marşı hatıraları, Darulfünun muallimliği zamanına ait imtihan kâğıtları ve vefatından sonra yapılan anma toplantılarıyla ilgili dokümanların ilk defa bir araya getirildiği sergi, bu sergiyi değerlendiren S. Kutalmış’ın da belirttiği gibi, Mehmed Âkif Yılı için anlamlı bir final niteliği taşıyordu.

Söz konusu serginin İstanbul ayağındaki en büyük sürpriz ise, Şerif Muhiddin Targan’ın, varlığından haberdar olduğumuz, fakat kimde olduğunu bilmediğimiz yağlıboya Âkif portresiydi. Sergi vesilesiyle, büyük şairin torunlarından birinde olduğu ortaya çıkan bu portre vesilesiyle, M. Selim Gökçe de daha çok bestekâr ve ud virtüozu olarak tanınan Şerif Muhiddin’in ressamlığı üzerine bir yazı kaleme aldı. Âkif’le ilgili bölümümüz, Ali Gözeller’in yazısıyla sona eriyor. Bu yazıda, Âkif’in Halkalı Baytar Mektebi’ndeki öğrenciliği sırasında yaptığı, araştırmacıların nasılsa gözünden kaçan bir konuşmadan söz ediliyor.

Adem Özbek, bu sayıda, Ahmet Hâşim’in kitaplarına girmemiş bir yazısına dikkatimizi çekti. Edebiyat tarihimize karikatür penceresinden bakmaya devam eden Said Coşar da, karikatüristlerin çok sevdikleri Abdülhak Hâmid’i ele aldı. Hayrettin Orhanoğlu, birkaç ay önce bir eleştiri vesilesiyle tartışmalara konu olan Oğuz Atay’ın nasıl anlaşılması gerektiğine dair görüşlerini anlatıyor.

Bu sayımız deneme bakımından hayli zengin. Hayrettin Durmuş, Hakan Bilge, Deniz Özbeyli ve Mehmet Tekin’in denemelerini beğeneceğinizi tahmin ediyorum. Osman Şahin, Arap edebiyatı ve hat tarihinin büyük uzmanı merhum Prof. Dr. Nihad M. Çetin’in az bilinen bir tarafını, hattatlığını anlattı. Nihad Bey’i tam yirmi yıl önce kaybetmiştik. Şener Öztop da, Dumlupınar Üniversitesi’nin ekim ayında hakkında bir sempozyum düzenlediği Kütahyalı ressam ve neyzen Ahmet Yakupoğlu’nun sanat felsefesine göz attı.

Merhum Cemil Meriç’in yakın dostlarından İzzet Tanju, “İbn Rüşd’den Aquinolu Tommaso’ya” başlıklı yazısıyla yeniden aramızda. İzzet Bey, Aquinolu Tommaso’nun (Thomas) eleştirisinden sonra bile Avrupa’da sıkı İbnrüşdcülere rastlandığını, ancak 19. yüzyılda uydurulan “İbnrüşdcülük” akımının aslında var olmadığını; çünkü bütün İbnrüşdcüler arasında görüş birliğinden söz edilemeyeceğini söylüyor.

Bu sayımızda Türk dünyası edebiyatına da bir kapı araladık. Bundan sonra bazı sayılarımızda Türk dünyasına özel bölümlerin ayrılmış olduğunu göreceksiniz.
Mehdi Genceli, 1990’ların başında üniversite eğitimi için Türkiye’ye getirilen gençlerden biri. “Hem Ağlarım Hem Gülerim Hâtıra Geldikçe O Demler” başlıklı hikâye tadındaki yazısında, ülkemizde yaşadıklarından söz ediyor. Jorayeva Muattar, Özbekistanlı tercüme bilgini Askad Muhtar’ın tercüme sanatı hakkındaki görüşlerini, Nazara Bekova da Ali Şir Nevâî’nin Divân-ı Fânî adlı Farsça divanı üzerinde yapılan çalışmaları anlatıyor. Muratgeldi Söyegov ise ilk Türkmen romancı olan Han Haciyev’in hayatını kısaca özetledi. Bu bölümde ayrıca Kırgız şair Kambaraalı Bobulov’un İbrahim Türkhan tarafından Türkiye Türkçesine çevrilen “Annemi Dinlesem” adlı şiirini okuyacaksınız.

Bu sayının hikâyeleri Sevgül Yılmaz, Naime Erkovan, Ahmet Sıvacı ve Yılmaz Yılmaz’dan... Şairlerimiz ise Mustafa Ruhi Şirin, Mehmet Narlı, Mahmut Bahar, Abdurrahman Şimşek, Yaşar Beçene, Cengizhan Orakçı, Mehmet Aycı, Said Coşar, Hatice Eğilmez Kaya, Necip Fazıl Akkoç ve Ömer Duman.

Tabii, Kırkambar’ımız da her zaman olduğu gibi dopdolu. Daha güzel ve daha zengin sayılarda buluşmak üzere...

Muhabbetle efendim.

Beşir Ayvazoğlu

'Yağmur' dergisi çıktı

Ocak-Şubat 2012

Yağmur'un sayfaları bu kez 'Hakikat Aşkı'yla açılıyor. Başyazımız, 'hakikat'ı; görülen, duyulan ve akledilip kavrananın ötesinde, neyin ne olduğunun, ne ifade ettiğinin ve neyi gösterdiğinin apaçık bilinmesi olarak izah ediyor.

Başyazımızı takip eden ilk imza, M. Said Türkoğlu. 'Şair' ve 'ilham' arasındaki münasebetin ele alındığı denemede Türkoğlu, inanan şairin, ilham gibi ilâhî bir kısmeti hep bereket meltemi olarak değerlendirmesi gerektiği tezini savunuyor.

Emrah Bilge Merdivan, okurlarını Yağmur'un sayfalarına 'Tarif'le misafir ediyor bu kez. Ölçüsüz hareketleriyle etrafını rahatsız eden 'taze' kadı naibinin aşçılık macerasını anlatan bu hikâyeyi, tebessümle takip edeceksiniz.

"Huzur ve Değişme Romanları'nı Zaman Düzleminde Karşılaştırma Denemesi", yeni Türk edebiyatına dair nitelikli çalışmalarını okuduğumuz Korhan Altunyay'ın yeni yazısı. Oldukça zengin bir kaynakçayla birlikte sunulan makale, ilgilileri tarafından okunmayı bekliyor.

Hemen her sayımızda bir şiirine yer verdiğimiz Hasan Çağlayan, bu kez, 'kışın nazlı kızı' portakaldan söz açıyor okurlarına.

Nihat Dağlı, gücün, sahibine göre kişneyen bir at olmaması gerektiğini, "Sahip olunan güç ile ne yapılacaktır?", "Güç kime ve nasıl uygulanacaktır?", "Uygulanmayan güç ne edilecektir?" gibi soruların rehberliğinde vurguluyor.

Bu sayımızın dikkate değer hikâyelerinin başında, "Donuk Süt" geliyor. Osman Alagöz imzasıyla sizlere ulaşan bu yazı, 'buzdan iklimler'de Hakk'ın hatırını âli tutmaya çalışan bir avuç insanın 'kanımızı donduran' hikâyesini anlatıyor.

Elli sekizinci sayımızın onur misafiri, Hayrettin Karaman hocamız. Yüsra Mesude Arslan, ömrünün büyük bir kısmını akademik çalışmalara vakfeden hocamızı, şair yanıyla misafir ediyor Yağmur'un sayfalarına.

Hikâye Mektupları ve Tatarlı Günlüğü devam eden seri yazılarımız. Her ikisinin de kitaba doğru olan yolculukları sürüyor.

İki de güzel haberimiz var. Onları son sayfalara sakladık. Birisi Ankara'da, diğeri Sirkeci Garı'nda yaptığımız iki enfes şiir gecesi. Söz konusu yazıların, programlarımıza katılamayan okurlarımız için iyi bir telafi imkânı

Yağmur, her sayısında sayfalarına yeni imzalar katmaya devam ediyor. Mustafa Sarı, Yalçın B. Kemerci, Bülent Tezcan, Sinay Avşar ve Zuhâl Çağlaroğlu bu sayımızla aramıza katılan yazarlarımız, şairlerimiz.

Şimdilik bu kadar. Daha güzel sayılarda buluşmak dileğiyle, hoşça kalınız.


Yağmur Dergisi
www.yagmurdergisi.com
info@yagmurdergisi.com
0 216 522 11 44

Edebiyat Ortamı, 24

Gelecek sayımızın ekinde Şiir Yıllığı olacak. 2012 Şiir Yıllığı. Derginin beşinci, Şiir Yıllığının üçüncü yılı.

Bu yıl bir yayınevi kurmayı düşünüyoruz. Edebiyat Ortamı Yayınları adıyla. Öncelikle kendi kitaplarımızı yayınlamayı hedefliyoruz. Şimdilik hedefimiz bu. Zaman ne gösterir bilemeyiz. Edebiyat Ortamı’nın bir kadrosu oluştu. Çoğu genç. Derginin sürekliliği biraz da kitap yayınının gerçekleşmesiyle mümkün. Her metin bir gün kitaplaşmayı arzular. Edebiyat Ortamı’nda yazan, sadece bu dergi içerisinde yer almış olan şair ve yazarların her birinin ürünleri kitaplaşacak bir toplam oluşturmaya başladı neredeyse. Birer birer kitaba dönüşecek bu ürünler. Dağıtım meselesi büyük dert. Umarız, süreç bizi bu derde düşürmez.

*

Edebiyat dergilerinde göze çarpan ilk ürünler şiirler oluyor. Doğaldır bu. Böyle olması da gerekir.

İyi şiir yayınlamak yetmez, yayınlanan ürünlerin bütünlük içerisinde bir yerinin olması da gerekir. Bir dergi için herhalde en büyük açmazlardan biri, kendi bütünlüğünü korumakta göstereceği gevşekliktir. Edebiyat, yazının dışına taşan, yazıyı da çevreleyen, bir tutum, bir titizlik, bir ilkelilik bütünüdür. Bu bütünlük duygusu ve tutumu, edebiyat eserini de edebiyat adamını da kendi efsanesini kurmaya davet eder. Edebiyat, efsanesiyle vardır çünkü. Büyüdür biraz. Yankıdır. Yanlışların ve doğruların ötesinde ve öncesinde bir üsluptur, bir varoluş biçimidir. Nasıl yazdığınız kadar nasıl duruş sergilediğinizle de ilgilidir. Yazarın hayatının yazıya dahil olması böyle bir şey olsa gerek. Dergi için de geçerli bu. Her sayı, bir üründür. Her dergi, bir yaşam ilkesidir.

Bir dergi için sanırım en kritik soru şudur: Geriye kaç şair, kaç yazar bırakabilecek? İddialı bir soru ama bir dergi için soruyu böyle sormaktan başka şans yok. Mecburi bir sorudur bu. Dergi, şair için, yazar için vardır çünkü. Bir amaç olmaktan çok bir araçtır. Dergiyi zamana yayacak olan, onu geleceğe açıklayacak olan, onun efsanesini kuracak olan asıl gerçek, yayımladığı metinlerden çok kaç kişinin efsanesine yol arkadaşlığı yaptığı, kaç efsanenin kurulmasına katkı sağladığı gerçeğidir. Hayır, pohpohlamadan, öne sürmekten bahsetmiyoruz. Efsane başka bir şey. O, şiirin ve şairin, yazının ve yazarın ikisinden birden ve kendiliğinden neşet eder. İç dinginliktir, yeteneğin ve emeğin parlayışıdır.

Bir dergiyi okurun elinde tutacak olan, bu parlayışa muhatap oluşudur. Bu parlayışın verdiği heyecandır.

Bir dergi için, “bir dergi” olmak yeter. İlkeli, bütünlüklü, kendine özgü ve titiz. Edebiyat Ortamı, bunu amaçladı, amaçlıyor. Günümüzde derginin ve dergiciliğin üzerine atılmış olan toprağı temizleyecek ve onu parlatacak başka bir çare de görünmüyor.


Mustafa Aydoğan

İskele’de üçüncü mevsim

“Edebiyat mesleğimiz değil, meselemiz.” parolasıyla Aydın’dan yola çıkan İskele bu kez “Kışları göç içimizedir.” diyerek selamlıyorlar okuyucularını.

İkinci sayısının üzerinden yaklaşık bir yıl geçmiş olmasına rağmen bu sayıyı elinize alınca göreceksiniz ki dergideki usta ve genç yazarların kalemleri hala sıcak. Hele ki şu soğuk günlerde sıcak bir çay ya da kahveyle İskele de iyi gider hani. Çay demişken mutlaka bahsetmemiz gereken bir husus var. Geçtiğimiz Şubat ayında İskele, Aydın’da bir de mekâna kavuştu: Demhane… İçinizi ısıtacak sohbetlerin ve edebiyat demli çayların bolca olduğu bu mekânı bir gidin görün deriz. İskele’nin bu sayısı için Demhane’nin çok önemli olduğunu da ayrıca belirtmeliyiz.

Baharlarda görmeye alışık olduğumuz İskele’nin ilk kış sayısı olan bu sayı, diğer iki sayıdan hem sayfa hem de içerik olarak daha dolu. Bu sayının göze çarpan yazılarına değinecek olursak: Kapakta da yer alan Necip Fazıl Kısakürek’ in 25 Şubat 1970 tarihinde Konya’da vermiş olduğu konferansın bir kısmı (bildiğimiz kadarıyla yazılı olarak ilk defa yayınlanıyor), Mehmet Önal’ın “Hikmetin Evrensel ve Bütüncü Yapısı” isimli makalesi, Mehmet Yeter’ in Dücane Cündioğlu üzerine yazdığı inceleme yazısı ve Ali Haydar Öztürk’ün, ellili yıllarda, bir dergi çıkarma münasebetiyle yaşadığı, pek değerli anılarını bizlerle paylaştığı “Unutulan Bir Kültür Ocağı: İsmail Hami Danişmend’in Evi Hava Palas” bunlardan bazısı.

Yazar kadrosu neredeyse tamamen oturmuş olan İskele’nin bu sayısında Ömer Karataş, Kağan Aksoy, Hüdayi Can, Ferhat Çakıröz, Akın Özkan ve Kemalettin Bal yazılarıyla; Okan Aksoy ve Keşşaf Çelebi şiirleriyle, İskele’de sizleri bekleyenlerden.

Şimdilik bayi dağıtımı olmayan İskele’yi, Üsküdar İskele gazete bayi başta olmak üzere bazı belli başlı noktalarda bulmak mümkün. Bunun yanında derginin internet sayfaları vasıtası ile de talepte bulunabiliyorsunuz.

İrtibat:
http://iskeledergisi.wordpress.com/

2012-01-12

Dergiler, iyi ki geldiler !

EDEBİYAT-KÜLTÜR-SANAT DERGİLERİ

Adam Sanat
(Kapandı) Aylık/Sanat dergisi Turgay Fişekçi
Adam Öykü(Kapandı) İki Aylık/Öykü dergisi Semih Gümüş
Agora
(Kapandı) İki Aylık /Osman Akınhay
Akpınar iki aylık / İsmail Özmel ismailozmel@hotmail.com
Alaz
(Kapandı) Mevsimlik E.Mine Ömer alazdergi@hotmail.com
Argos
(Kapandı) Aylık/ Enis Batur
Akköy İki Aylık /Güven Pamukçu akkoydergisi@gmail.com
Aykırı Sanat Aylık/ M. Demirel Babacanoğlu aykirisanat@mynet.com
Afrodisyas-Sanat İki Aylık/ Tahsin Şimşek afrodisyassanat@mynet.com
Akdeniz Edebiyat İki Aylık/ Faruk Demirel iletisim@akdenizedebiyat.net
Ada Üç Aylık/ Serkan Türk serkanturk61@gmail.com
adadergisi@hotmail.com
Aylak
(Kapandı) İki Aylık/Öykü dergisi Murat Gülsoy aylakdergi@yahoo.com
Adı Yok
Akatalpa Aylık/Şiir dergisi Tülay Elal Muş akatalpa@hotmail.com
Amanos Yazıları
İki Aylık Murat Altunöz amanosyazilari@gmail.com
Altyazı Aylık/Sinema dergisi Fırat Yücel altyazi@altyazi.net
Andız
Aylık/Şiir dergisi A.Uğur Olgar andizdergi@hotmail.com
Aşkar
İki Aylık İdris Ekinci idrisekinci58@gmail.com
Aşkın (e) HaliÜç Aylık Metin Demirci askinehalidergisi@hotmail.com
Ardıçkuşu
AylıkBurhan Mendi ardickusu@ardickusu.com
Ay Vakti
Aylık Şeref Akbaba ayvakti@ayvakti.net
Berfin Bahar Aylık/ İsmet Arslan berfinbahar@berfin.net
Bireylikler İki Aylık/ Halim Şafak bireylikler@gmail.com
Berceste
Aylık/ Vedat Ali Tok bercestedergisi@gmail.com
Bir nokta
Aylık/ Mürsel Sönmez istanbulbirnokta@hotmail.com
Beşparmak İki Aylık Talat Avcı besparmak@gmail.com
Beyazperde
Aylık/Sinema dergisi Mehmet Atak
Çevirmenin Notu Üç Aylık/ Tozan Alkan editor@yasakmeyve.com
Çağdaş Türk Dili Aylık/ Sevgi Özel ctd@dildernegi.org.tr
Dar Sokak Aylık/ Murat Altunöz murataltunoz@hotmail.com
Damar Aylık/ Özgen Seçkin ozgenseckin@mynet.com
Değirmenİki Aylık/ Rüstem Budak degirmendergi@gmail.com
Deliler Teknesi Aydın Şimşek deliler.teknesi@hotmail.com
Düşünbil İki Aylık/ Olcay Yılmaz dusunbil@gmail.com
Dergah
Aylık/ Mustafa Kutlu bilgi@dergahyayinlari.com
Düşle
(Kapandı) Aylık Barış Kuran bilgi@dusle.com
edebiyat@interaktif.gen.tr
Ekin Sanat Aylık/ Turgut Koçak ekinsanat@hotmail.com
Esmer Aylık/ Ferzende Kaya posta@esmerdergisi.com
Edebiyatta Üç Nokta Aylık/ Cenk Gündoğdu ikarosyayinlari@gmail.com
Evrensel Kültür Aylık/ Nuray Sancar evrenselkulturdergi@yahoo.com
Emektar Daktilo Aylık/ İlke Deniz emektardaktilo@hotmail.com
Deliler Teknesi İki Aylık/ Aydın Şimşek deliler.teknesi@hotmail.com
Eşik Cini İki Aylık/Öykü dergisi Ali Enver Ercan esikcini@yahoo.com
Edebiyat ve Eleştiri
(Kapandı) İki Aylık/Eleştiri dergisi Ahmet Yıldız edebiyat@interaktif.gen.tr
Eliz Aylık/ Hilmi Haşal elizedebiyat@gmail.com
Edep
Aylık Arif Ay edepdergisi@gmail.com
Edebi Müdahaleİki Aylık/ Ömer Faruk Dönmez mertedebiyat@gmail.com
Edebiyat OrtamıAylık/ Mustafa Aydoğan edebiyatortami@gmail.com
Fayrap
Aylık Hakan Arslanbenzer fayrapper@gmail.com
Güney Üç Aylık/ Aziz Özer mail@guneydergisi.com
Gülistan
Aylık/ Süleyman Karakaş gulistan@gulistandergisi.com
Gül Aydınlığı aylık edebiyat dergisi, Murat Soyak, msoyak@hotmail.com
Geceyazısı
(Kapandı) Dört Aylık/ Enis Batur
Genç Kardelen kültür-sanat-edebiyat dergisi,iki aylık/ Hayrullah Eraslan, hayrullaheraslan@hotmail.com
GençAylık/Gençlik dergisi Mehmet Lütfi Arslan genc@gencdergisi.com
Hürriyet Gösteri Üç Aylık/ Doğan Hızlan gosteri@hurriyet.com.tr
Hariçten Gazel
(Kapandı) İki Aylık/ Murat Ali Seven
Haşhaşi Aylık/ Osman Çakmakçı hashasisanat@gmail.com
Hece
Aylık/ Hüseyin Su hece@hece.com.tr
Hayalet Gemi
(Kapandı) İki Aylık/ Murat Gülsoy
Hece Öykü
İki Aylık/Öykü dergisi Hüseyin Su hece@hece.com.tr
Heves
(Kapandı) Üç Aylık/Şiir dergisi Ali Özgür Özkarcı hevessiir@hotmail.com
Hicranİki Aylık Adem Korkmaz hicrandergisi@hotmail.com
Hayal Üç Aylık A. Savaş Savaşoğlu hayald@gmail.com
Haksöz
Aylık Hamza Türkmen haksozdergisi@gmail.com
Hayvan
(Kapandı) Aylık/Paldır Kültür dergisi Metin Üstündağ
İnsancıl Aylık/ Cengiz Gündoğdu insancildergisi@hotmail.com
İskele
Mevsimlik Safa Arslan iskeledergi@gmail.com
İtibar
Aylık/ İbrahim Tenekeci itibardergisi@hotmail.com
İzlek
(Kapandı) Aylık/ Nizamettin Uğur izlekedebiyat@mynet.com
İmge Öyküler
(Kapandı) İki Aylık/Öykü dergisi Özcan Karabulut
İmlasızİki Aylık/ Halim Şafak imlasizyazisma@hotmail.com
İspinoz
(Kapandı) İki Aylık/Şiir dergisi Hasan Güneş hasangunes1972@superonline.com
Kurşun Kalem İki Aylık( Veysel Çolak kursunkalem2009@gmail.com
Kar İki Aylık( Niyazi Yaşar niyaziyasar@hotmail.com
Kuzey Yıldızı(Kapandı) İki Aylık/Vedat Kamer kuzeyyildizi@kuzeyyildizi.com
Kum İki Aylık/ Gencer Uçar asimsek70@hotmail.com
Kaçak Yayın
(Kapandı) Aylık/ Aslan Özdemir lm@leman.com.tr
Kurtuba
Aylık Ahmet Tek kurtubadergi@gmail.com
Kıyı İki Aylık/ Fethi Yılmaz kiyidergisi@gmail.com
Köprü
Üç Aylık/ Mesut Zaimoğlu irtibat@koprudergisi.com
KaragözÜç Aylık/Şiir dergisi Hakan Şarkdemir karagoz@ebabilyayinlari.com
Kitap-lık Aylık/ Murat Yalçın myalcin@ykykultur.com.tr
Koridor Üç Aylık/ Levent Özbek koridordergi@yahoo.com
Kül Öykü İki Aylık/Öykü dergisi Bilal Kolbüken kuloyku@yahoo.com
Karakalem
Aylık Metin Karabaşoğlu karakalem@karakalem.net
Kurgu İki Aylık/ Alaattin Topçu kurgukulturmerkezi@gmail.com
Karayazı
İki Aylık Süreyya Filiz Sisli karayazi.editor@gmail.com
Karşın İki Aylık/ Dilek Genç Dilsiz info@herseyekarsin.com
Kardelenİki Aylık/ Kadir Bayrak kardelen@kardelendergisi.com
Kökler
(Kapandı)Üç Aylık/ Osman Özbahçe koklerdergi@yahoo.com
Lacivert İki Aylık Esengül Kutkan lacivert_2005@yahoo.com
Likâ edebiyat dergisi, Cevat Akkanat, cevatakkanat@gmail.com
Ludingirra
(Kapandı)Üç Aylık/Şiir dergisi Nemciye Alpay
Mesele Aylık Osman Akınhay mesele@agorakitapligi.com
Milliyet Sanat Aylık Abdi İpekçi webadmin@milliyet.com.tr
Mühür İki Aylık/Şiir dergisi Mustafa Fırat muhur_siir@hotmail.com
Mahsus Mahal Üç Aylık Aytekin Yılmaz mahsusmahaldernegi@gmail.com
Mor Taka Aylık/Şiir dergisi Yaşar Bedri Özdemir mortaka@gmail.com
Mostar
Aylık Mustafa Fuat Er dergi@mostar.com.tr
Mavi Ada Mevsimlik Şenol Yazıcı adamavi@gmail.com
Moral Dünyası
Aylık Yavuz Bahadıroğlu moral@moraldergisi.com
Modern Zamanlar Mevsimlik/Sinema dergisi Tuncer Çetinkaya m_zamanlar@hotmail.com
Mavi Yeşil İki Aylık/ Hasan Öztürk bilgi@maviyesildergisi.com
Notos Öykü İki Aylık/ Semih Gümüş editor@notoskitap.com
Nikbinlik Aylık/ Ahmet Antmen nikbinlik_oet@yahoo.com
Nida
Aylık Fatih Bütün nida_dergisi@hotmail.com
Patika Aylık/ Abdullah Çelikarslan patikadergisi@yahoo.com
Papirüs
(Kapandı) Aylık/ Cemal Süreya
Picus
(Kapandı) Aylık/ Gülenay Börekçi
Roman Kahramanları Üç Aylık Ömer Asan heyamola@heyamola.net
Ortanca Üç Aylık İbrahim İmer ortancadergisi@gmail.com
Öteki-siz
(Kapandı) Aylık/ Salih Aydemir
Özgür Edebiyat İki Aylık/ Metin Celal ozguredebiyat@gmail.com
Öykü Teknesi Aylık/ Aydın Şimşek delilerteknesigenc@hotmail.com
Sanat Cephesi Üç Aylık/ Sırrı Öztürk sanatcephesi@gmail.com
Sıcak Nal İki Aylık/ Süreyya Evren sicaknal@gmail.com
Sabit Fikir Aylık/ Elif Bereketli editor@sabitfikir.com
Sincan İstasyonu Aylık/ Abdülkadir Budak sincanistasyonu@mynet.com
Siyahi
(Kapandı) İki Aylık/ Bülent Usta siyahieditor@gmail.com
Sızıntı Aylık Dr. Arif Sarsılmaz sizinti@sizinti.com.tr
Somuncu Baba
Aylık/ Musa Tektaş bilgi@somuncubaba.net
Sombahar
(Kapandı) Aylık/Şiir dergisi Murat Yalçın
Sözcükler İki Aylık/ Turgay Fişekçi tfisekci@gmail.com
Seçilmiş Hikayeler
(Kapandı) Aylık/Öykü Salim Şengil
Sühan
(Kapandı)İki Aylık/ Hüseyin Kaya huseynkaya@gmail.com
Sanat ve Hayat
(Kapandı) Aylık/ Hacı Orman
Sınırda
(Kapandı) Üç Aylık/ Hüsamettin Çetinkaya info@sinirda.org
S’imge
(Kapandı) İki Aylık/ Emine Tutar simgedergisi@siirkenti.com
Şiir Atı(Kapandı) İki Aylık/Şiir dergisi Seyhan Erözçelik siirati@turk.net
Şiiri Özlüyorum Aylık/Şiir dergisi Fuat Çiftçi fuatciftci70@gmail.com
Şehrengizİki Aylık/ Cihat Karaman sehrengizdergisi@hotmail.com
Şiir Saati Üç Aylık/Şiir dergisi Gülümser Çankaya gulumsercankaya@yahoo.com
Tersakan Toros İki Aylık/ Ali Ozanemre tersakantoros@gmail.com
Taflan
(Kapandı) İki Aylık/ Faruk Bal taflandergi@gmail.com
Türk EdebiyatıAylık Beşir Ayvazoğlu tedev@turkedebiyati.com.tr
Temrin
Aylık V.Hüseyin Kaya bilgi@temrindergisi.com
Tasfiye
Aylık Ahmet Örs tasfiyedergisi@gmail.com
Türk Dili Aylık/ Şükrü Haluk Akalın
Umran
Aylık Şemsettin Özdemir umran@umrandergisi.com
Varlık Aylık/ Enver Ercan varlik@varlik.com.tr
Virgül
(Kapandı) İki Aylık/ Mustafa Arslantunalı virguldergisi@gmail.com
Yaba Edebiyat İki Aylık/ Aydın Doğan yaba@yabaedebiyat.com
Yasakmeyve İki Aylık/Şiir dergisi Bülent Usta editor@yasakmeyve.com
Yordam
İki Aylık/ Mehmet Sait Çakar mehmetsaitcakar@gmail.com
Yaprak
(Kapandı) On beş günlük/ Orhan Veli Kanık
Yağmur
İki Aylık/ Abdullah Aymaz info@yagmurdergisi.com.tr
Yedi İklim
Aylık/ Ali Haydar Haksal yediiklim@yahoo.com
Yumuşak gİki Aylık/ Adullah Faruk Gönüllü heybe@yumusakg.com
Yeniyazı İki Aylık/ Yavuz Türk yeniyazi@gmail.com
Yitik Ülke
(Kapandı) Aylık/ Kadir Aydemir yitikulke@gmail.com
Yolcuİki Aylık/ Ferhat Kalender yolcudergisi@hotmail.com
Yom Sanat
(Kapandı) İki Aylık/ Cuma Duymaz yom-sanat@yahoo.com
YüzakıAylık Muhammet Ali Eşmeli dergi@yuzaki.com
Yazko Edebiyat
(Kapandı) Aylık/ Memet Fuat
Yaratım Aylık/Şiir dergisi Ahmet Çakmak yaratisiir@yahoo.com


Osman Akyol

2012-01-09

2012-01-06

Temrin 45

Geçtiğimiz ayın 10’u ile 14’ü arasında Sirkeci Tren Garı, dergilere ev sahipliği yaptı. Altmış civarı derginin katılımıyla gerçekleştirilen Dergi Fuarı’na ilgi beklenenin çok üstündeydi. Temrin ekibi olarak beş gün boyunca biz de fuardaydık. Bu sayede okurlarımızla söyleştik, yeni okurlar edindik. Fuarın ikinci günü dergimizin düzenlediği “dünden bugüne edebiyat dergiciliği” k onulu panel de yoğun ilgi gördü. Fuarın en kalabalık etkinliğiydi diyebiliriz. Panelde konuşmacılar Hilmi Yavuz, Ercan Yılmaz ve V. Hüseyin Kaya’ydı. Tüm aksaklıklara rağmen dergilerin bir araya gelerek bir fuar tertip etmeleri, dergiciliğin sektörleşmesi adına önemli bir atılımdı.

Yeni yılın ilk sayısını Mısırlı yazar Necib Mahfuz’a ayırdık. Aralık ayı Necib Mahfuz’un doğumunun 100. yıldönümüydü. Bu vesilesiyle, dilimize de birçok romanı çevrilmiş olan Necib Mahfuz’u ve edebiyatını anmak istedik. Yazdığı metinlerin cefasını da çekmiş bir yazardır Necib Mahfuz. “Sokağın belleği”ni metinlerine taşıyan bir muhafızdı. İnsan ruhuna kahvehanenin penceresinden bakan bir kâşifti.

Dosyamıza Halim Öznurhan, Prof. Dr. Musa Yıldız, Asuman Kafaoğlu-Büke ve İbrahim Altay katkıda bulundular. Dört yazı da Necib Mahfuz’u tanıma adına önemli yazılar. Necib Mahfuz’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasından hemen sonra Paris Review’e verdiği röportajı da dosyamıza dâhil ettik.

Bu sayımızın şairleri: Halil İbrahim Polat , Servet Gündoğdu, Celaleddin Koç, Berat Demirci, Fatih Yavuz Çiçek ve Kadir Korkut. Halil İbrahim Polat ve Celaleddin Koç dergimize katılan yeni isimler. Her iki şair de sıkı şiirler yazıyor. “Orman Türküsü” başlıklı şiir ise kendi şiir dilini kurmuş ve “kalbime indi şiir” diyebilecek enginlikteki bir şairi işaret ediyor.

Necib Mahfuz, Bekir Şakir Konyalı, Asuman Güzelce bu ayki öykücülerimiz. “Oğul” başlıklı öyküde Mustafa Kutlu’nun sehl-i mümteni yanını bulacaksınız.

Mahmut Kaplan “Sultan Cem’in Gam Kervanı”, Şeref Yılmaz “Halk Etimolojisi”, Kemal Çelik “Poésıes”, Leyla Karaca Tok “Ürpertici Bir Temas; Keyfekader Kahvesi” başlıklı yazılarıyla Ocak sayımıza katkıda bulundular.

Nihan Kaya “Sinemada Gerçek Hikâyeler ve Tehlikeli İlişki” başlıklı yazısında Tehlikeli İlişki filmini ele aldı. Bu yazıyı özellikle okumanızı öneriyoruz.

“Ödülün Hikâyesi” köşesinde bu ay Betül Tarıman’ı ağırlıyoruz. Betül Betul Tarıman 2005 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü alan kitabı Yol İnsanları’nın ödüle uzanan hikâyesini anlattı.

Alperen Koseoglu, çizgileriyle kapağımıza renk kattı.

Son olarak, Kalender Tufan “künye” köşesinde kitapların ve Seda Ülke “devran” köşesinde sanat ve edebiyatın izini sürdü.

Yeni yılınız kutlu ve huzurlu olsun.

Gelecek sayılarda buluşmak ümidiyle…

2011-12-13

'Bizim Külliye' 50. sayısında “edebiyat ve metafizik ilişkisi” dosyasıyla çıktı

Üç aylık kültür sanat dergisi Bizim Külliye 50. sayısında “Edebiyat ve metafizik ilişkisi” konusunu ele aldı.


Üç aylık kültür sanat dergisi Bizim Külliye 50. sayısında “Edebiyat ve metafizik ilişkisi” konusunu ele aldı.

“Bir derginin metafiziği”, başlıklı yazısında Nazım Payam; dergilerin, çağının büyülü aynası olduklarına olan inancının tam olmasının gerekliliği üzerine örneklerle açıklıyor.

Ömer Naci Soykan ile felsefe, edebiyat ve metafizik ilişkisi üzerine Aydın Karabulut’un yaptığı söyleşi ile insan farklı ufuklara yolculuk yapıyor.

Yine Senail Özkan ile aynı konu üzerine Kemal Batmaz’ın yaptığı söyleşi, Özkan’ın batılı filozoflarla Mevlana, Yunus Emre ve Muhammed İkbal arasında kurduğu bağa ilişkin ilginç saptamaları gün yüzüne çıkarıyor.

Turan Karataş “Metafizik bizi nereye çağırıyor” yazısında, fizikötesine açılmanın akılla değil ruhla olabileceği vurgusunda odaklanıyor.

Prof. Dr. Nurullah Çetin “metafizik meselesini sorgulamak ve Türk dünyasına yansıması” nı ele alan bir yazıyla okurları aydınlatıyor.

“Klasik şairlerin metafizik sevdası” Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün kalemiyle irdeleniyor.

“Edebiyat biraz da mistisizmdir” diyen Yahya Akengin, İslam tasavvufunda insanın, melek ve şeytan arasında gidip gelmelerine dikkat çekerek Allah’ın mesajını olduğu gibi şeytanın söylemini de yazılara aktardığını ve bir fesatlık edebiyatının devreye girdiğini örnekleriyle açıklıyor.

“Divan şiirinde metafizik algılama”, Prof. Dr. Ali Yıldırım konuyu yine Allah’ın varlık alemi ile bütünlüyor.

Ziya Avşar “Yunus Emre Divanı’nda metafizik bir figür: Arif” başlıklı yazısında başlığın tepki alacağını düşündüğünden, önce metafizik figürü açıklıyor, sonra arif tipinin temel niteliğinin akılla değil gönülle kavramak olduğunun altını çiziyor.
Vefa Taşdelen ise “Metafizik ve edebiyat: metafizik sorundan metafizik gerçeğe” uzanan bir sürecin etkileşimin felsefi bir olgunlukta işliyor.

Metin Önal Mengüşoğlu, insanı edebiyat yapmaya kışkırtan dış etkenler midir; yoksa içeride bizimle beraber doğmuş kendimizde hazır bulduğumuz bir meleke midir, sorusuna “Edebiyatta bir kazı çalışması” başlıklı yazısında cevap arıyor.

“Necip Fazıl ve Metafizik duyarlılık” başlıklı yazıyı Mustafa Miyasoğlu’nun; “Âşık Veysel’in mistik tarafı” başlıklı yazıyı da Muhsin İlyas Subaşı’nın kaleminden okuyoruz.

Derginin diğer yazıları arasındaki deneme ve hikâyeler ise şunlardır:
Fizik Ötesi veTürk Musikisi, FıratKızıltuğ; Şehir ve Metafizik, Mehmet Kurtoğlu; Ölüm, Necati Kanter; Anadolu’da Kadın Olmak: O Kadın Benim Anam, Mahir Adıbeş; Heykel, İmdat Avşar; Meslebe’nin Kıyamati, Seval Koçoğlu; Her Yerde Evler Var, Hatice Eğilmez Kaya

Şiirleriyle; Mustafa Özçelik, Nurettin Durman, Mehmet Atilla Maraş, A. Vahap Akbaş, Mahmut Bahar, Ömer Kazazoğlu’nun yer aldığı Bizim Külliye Dergisinin 50. sayısında Senail Özkan’ın çeviri şiirleri de mevcut.

Sergül Vural


2011-12-12

‘Dergi çıkarmak, davasının divanesi olan adamların işidir’

Mahmut Balcı, Türkiye Dergi Günlerinde dergicilik tecrübesini paylaştı.

Türkiye Dergi Editörleri ve Yayın Yönetmenleri Birliği TÜRDEB tarafından organize edilen ve 10 Aralıkta Tarihi Sirkeci Garında başlayan Türkiye Dergi Günlerinde çeşitli kültürel etkinlikler de yapılıyor. Söyleşi salonunda,tren vagonunda veya bir dergi standında birkaç kişinin katılımıyla yapılan sohbetlerde önemli konular konuşuluyor.

Türkiye Dergi Günlerinde Yel Değirmeni standında dergi okuyucularıyla sohbet eden eğitimci ve yazar Mahmut Balcı dergicilik tecrübesini paylaştı.

‘Gençlerin ve bağımsız insanların çıkardıkları dergiler grup dergilerine göre daha coşkulu ve daha heyecan doludur. Dergicilik akıllı adamların işi değildir. Kendisini akıllı zannedenler dergi çıkarmaz ve dergiye para vermez. Dergi çıkarmak bir anlamda davasının divanesi olan adamların işidir. Bu kişileri hayatın ilerleyen zamanlarında mutlaka etkili yerlerde görürüsünüz. Fikirleriyle bir çığır açmış olan ve bugün de okunan birçok yazarın ilk yazılarını mütevazı imkanlarla çıkan dergilerde yazdıklarını görüyoruz. Bana göre her dergi bir okuldur. İnsanların bilgi ve bilinç sahibi olmasında dergilerin de payı çoktur. Böyle düşünen biri olarak TÜRDEB’deki arkadaşların daveti üzerine hem daha önceki yıllarda çıkan ve genel yayın yönetmeni olduğum Kalem ve Onur Dergisi ile Editör Dergisi’ni kurucularından biri olarak hem de bireykitap’ta sahip olduğum tecrübelerle bu organizasyonun iletişim danışmanlığı görevini yapmaya çalışıyoruz. Dergileri önemsemek gerek. Bu anlamda ‘Dergi, Hür Tefekkürün Kalesi. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekâlar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar. Bizde hazin bir kaderi var dergilerin; çoğu bir mevsim yaşar, çiçekler gibi. En talihlileri bir nesle seslenir. Eski dergiler, ziyaretçisi kalmayan bir mezarlık. Anahtarı kaybolmuş bir çekmece. Sayfalarına hangi hatıralar sinmiş, hangi ümitler, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok’ diyen Cemil Meriç ve kendisinden bizzat dinlediğim ‘Şayet mevcut gazetelerde düşünen, merak eden yazar ve editörler var ise bu birikim bin bir zorlukla çıkan dergilerin bir emeği ve birikimi sonucu olmuştur.’ diyen kıymetli şair ve fikir adamı Sezai Karakoç’un ideallerini yaşattıkları için dergi çıkaran bu genç arkadaşları ve dergi günlerini organize eden dostları ayrıca tebrik ediyorum. Yemeyen içmeyen gençlerin çıkardıkları dergileri çok önemsiyorum. Dergisiz hayat düşünülemez.

Bu salonda sergilenen birçok dergide tarihimizle, inançlarımızla aramıza girmek isteyenleri kalemleriyle etkisizleştirmenin gerisinde Büyük Doğu, Diriliş Dergisi,Edebiyat Dergisi ve Mavera Dergisi gibi dergilerin etkisi büyüktür. Fuarda yaşanan ilginç bir diyaloğu da paylaşmak isterim. Daha sonra isminin Nazım ve Diyarbakır Erganili olduğunu öğrendiğim orta yaşlarda bir vatandaş ‘Bu fuarda Seza Karakoç’un kitapları var mı?’ diye sorunca dedim ki ‘bu salonda kitap yok ancak bu salonda gördüğün gençlerin tümünde ve bu salonda yer alan dergilerin çoğunda Sezai Karakoç’un görüşlerinin etkisi çoktur.

Şuan sahip olduğum heyecanlarımın gerisinde okuduğum ve özellikle Vedat Aydın arkadaşımızla 1994-1997 tarihlerinde çıkardığımız Kalem ve Onur Dergisinin payının çok büyük olduğunu söyleyebilirim.

Bu vesileyle ziyaret etmeyenlere Türkiye Dergi Günlerinin 15 Aralık Çarşamba günü sona ereceğini de paylaşmak isterim.

66.yürüyüşünde 'Yolcu'


“AKLIN CİNNETİNE HOŞ GELDİNİZ!”

Yoldakiler:
*ferhat kalender *yaşar bedri *mustafa karaosmanoğlu *ömer idris akdin *seyit köse *bilal can *sulhi ceylan *emine şimşek *ümit zeynep kayabaş *metin kaplan *fatmanur demir *m. şamil baş *ferhat özbadem *fatma akari *faik öcal *enes yalçın *aydoğan k. *ismail gerçek *hayrettin durmuş *ömer çoban *zekai günal *baran aydın *dursun ali sazkaya *cemile bayraktar *ayla karagöz *bülent sönmez *banu özbek*gözde gülşin *seher ortaöner *ümran yaka *ferhat dönmez *nihat nasır

FERHAT KALENDER SEYİR DEFTERİ’NDE YAZDI:

“Bu gün toplumumuzda yaşanan kültürel ve düşünsel tutukluğun en önemli göstergesi, seküler aklın iğvası sonucunda zamana ve hayata yönelik derinliğimizi yitirmemizdir. İnsanın, yalnızca hayvani dürtülerle hareket eden bir makine olarak görülmesi karşısında, ilahi olandan, insan olmaklığından ve fıtratından kaynaklanan adalet, vicdan ve haksızlığa karşı olabilme erdemi gibi evrensel duruşu ile dünyayı yeniden anlamlandırması gerekmektedir. Bu gereklilik ona Allah’ın yüklediği sorumlulukla kaimdir. İlahi olandan bağımsızlaşarak hırçınlaşan, egoistleşen, öteki gördüğünün yaşamını cehenneme dönüştüren saplantılı bir akıl mekanizmasının kurguladığı gelecekte, insan yalnızca robot mesabesindedir. İnsan duruşunu sistematik biçimde, gerek enformatik illizyon ile gerekse tamahkârlığını azgınlaştırarak soysuzlaştırmaya çalışan bu işveli gaile, çıkarcı, acımasız ve anlamsız bireylerden oluşan itaatkâr bir toplum arzulamakta.”

MECMUANIN ORTA YERİ: AHMET USTA, FERHAT KENTEL’İ KONUŞTURDU:

“Modernitenin bize en çok öğrettiği şeylerden biri, sana tanım getirmesidir. ‘Form’ koymasıdır. Sen ‘bu’sun, ‘birey’sin diyor. Bireyin de kararları vardır. Rasyonel karar verir, düşünür. Dolayısıyla bu tanımın dışına çıkıyorsun. Bunun çok somut sonuçlarından örnek verecek olursak, sen Ermenilerle ilgili birşey dediğinde, karşındaki ‘sen Ermeni misin?’ diye soruyor. Çünkü bir Ermeni’nin çıkarlarını ancak bir Ermeni’nin anlatabileceğine inanılıyor. Bunun sebebi, birey olmanın getirdiği yükümlülük. Sen başka ‘bir şey’sen yapamazsın. Ermeni’nin çıkarlarını savunuyorsan demek ki sen Ermenisin. Ermeni değilsen bile kanında vardır muhakkak gibi başka irrasyonel açıklamalara varabilecek derecede tepkiler geliyor.”

'Yağmur' dil, kültür ve edebiyat diyerek yolculuğunu sürdürüyor

Aralık 2011, Sayı:57

Yağmur, mütevazı fakat istikrarlı adımlarla yoluna devam ediyor. Önceki ay yayımladığımız İlim Düşüncesi makalesinin devamı sayılabilecek olan 'İlim Aşkı', bu sayımızın başyazısı. Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi söz konusu yazısında, ilmin kendisinden daha mühim olan 'ilim zihniyeti'nin ve bu zihniyetin dayandığı prensiplerin ruhlara nakşedilmesinin gerekliliğine vurgu yapıyor.

Şemsettin Yapar, iki sayılık bir ayrılıktan sonra 'Bungalov'la tekrar aramızda. Oldukça kısa fakat eğlenceli bu hikâyeyi dudaklarınıza yayılan ince bir tebessümle okuyacaksınız.

Ali Özer, Osmanlı kışlarının şiirle çizilmiş portreleri olarak
vasıflandırabileceğimiz şitaiyeleri kaleme aldı bu sayımız için. Kadim şairlerimizin kardan, buzdan, soğuktan ne kadar sıcak şiirler çıkartmış
olduğunu okuyunca şaşıracaksınız.

Kış şiirlerinin hemen arkasından Osman Alagöz, Beni Kimse Sobeleyemedi diyecek. Hüznü, satır aralarına bu denli ustaca gizlediği için Alagöz'ü beğenerek okuyacağınızı ümit ediyoruz.

Edebiyat Yapmak, Kaynak Kültür Yayın Grubu editörlerinden Ahmet Özdemir'in imzasını taşıyor. Yayınevine gelen dosyalardan hareketle günümüz edebiyat dünyasındaki tür belirsizliklerine temas eden Özdemir, konuya dair subjektif değerlendirmelerini bizimle paylaşıyor.

Nihat Dağlı, bu kez bir gezi yazısıyla aramızda. Geçtiğimiz yaz yapmış olduğu
'masalsı'seyahatın 'masalsı sesler'ini bizlere duyurmaya gayret eden Dağlı, bizleri kâh Halep Kalesi'ne çıkartıyor kâh Hama'nın sokaklarında dolaştırıyor.

Elli yedinci sayımızda dört yeni isim katıldı aramıza: Bilal Kemikli, Enes Erdem, Sümeyra Özcan ve Hamdi Gülen. Her üç imzaya da Yağmur Dergisi okurları adına hoş geldiniz diyoruz.

Ziya Paşa Akyürek, Hasan Çağlayan, Bilal Kemikli, Ali Osman Kurun, Enes Erdem, Veysi Kabaca ve Yaşar Beçene bu sayının şairleri. Hepsi, ilerleyen sayfalarda siz okurlarını bekliyor.

2011-12-11

Türk Edebiyatı dergisi Mehmet Âkif özel sayısı


Aralık 2011

Bazı abonelerimizden dergilerinin kendilerine ulaşmadığı veya çok geç ulaştığı yolunda şikâyetler alıyoruz. Altı yılda iki defa bizden kaynaklanmayan problemler yüzünden gecikmemizi saymazsanız, her ayın ilk gününde bayilerde olduk ve abonelerimizin dergilerini de her zaman aybaşından önce postaya verdik. Problem, maalesef PTT’den kaynaklanmaktadır; dergilerimizin adreslere geç ulaştırılması, hatta bazan hiç ulaştırılmaması bir yana, kısa bir süre önce posta ücretlerine yüzde 65 gibi astronomik bir zam yapıldı. Bu yüzden bütün dergilerin çok zor durumda kaldığını, yılbaşında fiyatların bir miktar artırılacağını bilmenizi istiyor, bizi anlayışla karşılayacağınızı umuyoruz.

Bu sayımızda birbiriyle ilişkili iki farklı dosyamız var. Birinci dosyada “2011 Mehmed Âkif Yılı” vesilesiyle İstiklâl Marşı şairimiz hakkında yazılar bulacaksınız. Âkif’in şiir dilinin analiz edildiği ilk yazı Prof. Dr. İbrahim Şahin imzasını taşıyor. Doç. Dr. Mehmet Narlı ise, Midhat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul adlı romanında Âkif’in nasıl bir roman kahramanına dönüştürüldüğünü anlattı. Bu romanda, karşımıza Şair Mehmed Raif kimliğiyle çıkan Âkif, Tarık Buğra’nın iki romanında gerçek ismi ve kimliğiyle görünür. Küçük Ağa ve Firavun İmanı’nı Tarık Buğra’nın Âkif’e nasıl baktığını tespit etmek için yeniden okuyan Prof. Dr. Mehmet Tekin’in yazısı herhâlde ilginizi çekecektir.

Birinci dosyamız Dr. Sezai Coşkun’un Âkif’in eğitimle ilgili görüşlerini ele aldığı yazısıyla devam ediyor. Selçuk Karakılıç ise, Âkif’in 1936 yılında Türkiye’ye dönüşünün Türk basınında nasıl yansıtıldığını araştırdı. Yusuf Çağlar, bazı fotoğraflardan hareketle Âkif hakkında yıllar yılı tekrarlanan çeşitli yanlışları düzeltti.

Mehmet Sümer, Talip Mert’in Açıklamalı Safahat Sözlüğü’nde gün ışığına çıkardığı, Âkif’in Kur’an mealiyle ilgili bir belgeden söz ediyor. Dr. Ali Kahraman, bugüne kadar gözden kaçmış bir ayrıntıya dikkatimizi çekti. Ali Haydar Başer de Kahire’de, Mehmed Âkif’in yıllarca ikamet ettiği evi nasıl arayıp bulduğunu ve bu evin içler acısı hâlini anlattı. Hülya Atakan ise, Âkif’in ata yurdu olan Kosova’ya yaptığı gezide edindiği izlenimleri bizimle paylaştı. Bu sayıda ayrıca Prof. Dr. Haluk Oral’ın arşivinden iki mektup bulacaksınız. Eşref Edib’e gönderilen bu mektuplarda, mahiyetini öğrenemediğimiz bir alacak meselesinden söz edilmektedir.

Son zamanlarda Mehmed Âkif deyince aklımıza ilk gelen isimlerinden biri olan Mehmet Rüyan Soydan, tecessüsünü büyük şairin dostlarına da yöneltti. Bunlardan biri Said Halim Paşa’dır. Osmanlı tarihinin en zor yıllarında sadrazamlık yapan Said Halim Paşa, aynı zamanda Türk düşünce tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Mehmet Rüyan Bey’in arşivinde, bu büyük mütefekkirin henüz yayımlanmamış birçok eseri bulunuyor. Çoğu Fransızca yazılmış bu eserlerden biri de, Rüyan Bey’in “Islahatımızın Esasları” başlığını uygun gördüğü, Mehmed Âkif tarafından tercüme edildiğini tahmin ettiğimiz eski harflerle yazılmış eseridir. Tahminimiz, el yazısının Mehmed Âkif’in kızlarına yazdığı mektuplardaki el yazısına çok benzemesinden kaynaklanıyor. Bu önemli metnin ilk defa Türk Edebiyatı’nda yayımlanmasına izin veren Mehmet Rüyan Bey’e teşekkür borçluyuz.

Tam doksan yıl önce, 6 Aralık’ta, Roma’daki evinin önünde bir Ermeni komitacı tarafından alnından tek kurşunla vurularak şehit edilen Said Halim Paşa’yı bu vesileyle anmış oluyoruz. Ben Âkif’in Said Halim Paşa ve ondan üç yaş küçük olan Abbas Halim Paşa’yla dostluğundan söz ettim. Mehmet Rüyan Bey de söz konusu risalenin macerasını anlattı. Bu bölümde yer verdiğimiz kartvizitin de ilginizi çekeceğini tahmin ediyorum. Talat Paşa’nın “Gayet mahremdir” notuyla Hüseyin Cahid Yalçın’a gönderdiği bu kartvizite yazdıklarından, İttihat ve Terakki içinde, başta Said Halim Paşa olmak üzere savaşa girmeye muhalefet eden ciddi bir grubun olduğu anlaşılıyor. Bu kartvizitin dijital kopyasını gönderen Emekli Albay Ahmet Tetik Bey’e de teşekkür ediyoruz.

Bu sayının hikâyeleri Ayşe Göktürk Tunceroğlu ve Recep Şükrü Güngör’den... Şairlerimiz ise Mehmet Aycı, Yaşar Beçene, İbrahim Tenekeci, Cafer Keklikçi, Kalender Yıldız, Ahmet Mahir Pekşen, Cengizhan Orakçı ve Berat Demirci...

Tabii, Kırkambar’ımız da her zaman olduğu gibi dopdolu.

Daha güzel ve daha zengin sayılarda buluşmak üzere… Muhabbetle efendim.

Beşir Ayvazoğlu

2011-12-08

'Edep' edebiyat dergisinin 22.sayısı çıktı

Aralık 2011

Edep dergisi, Aralık sayısı ile 22.sayıyı geride bıraktı. Ankara'da, şair Arif Ay tarafından yayımlanan dergi, ilk sayısından bu yana ilkeli ve muhalif tavrı ile dikkat çekiyor.

İnsanın kul olarak yeryüzünde bir işlevi varsa, ortaya koyduğu edebiyatın da bir işlevi olması gerektiğini söyleyen Ay, "Edep'i muhalif kılan da bu: Mevcut edebiyat anlayışına ve ilkesizliğe karşı oluşu." diyor...

Mart 2010'da yayın hayatına başlayan aylık edebiyat dergisi Edep, Nuri Pakdil'in bir sözünü serlevha yapıyor kendine: "İnsan seni savunuyorum sana karşı." Dergiyi Ankara'da, şair Arif Ay, tek başına yönetiyor.

22 sayıyı geride bırakan Edep, sarı kâğıda basılı dört sayfayla başladı yolculuğuna. Şimdilerde sekiz sayfa yayımlanıyor. Lafını esirgemiyor, kelâmını dolandırmadan söylüyor.

Bu sayının şairleri Arif Ay, Adem Turan, Çağatay Telli, Hakan Bilge, Mustafa Ruhi Şirin, Mustafa Ökkeş Evren, İbrahim Eryiğit, Şaban Abak, Mehmet Aycı…

Öyküsüyle Selçuk Azmanoğlu,

"Sofra Kurmak" yazısıyla Erdal Çakır,

"Gün Dökümleri" yle Arif Ay,

"İnsan Ne İle Yaşar" başlıklı kitap tanıtım yazısıyla Hayrettin Durmuş,

"Dumanı Üstünde"yle Halis Emre,

"Vav Yorumları"yla Musa Deniz,

Fotoğraf Altı yazısıyla Arif Ay,

"Altı Çizili Satırlar"ıyla Zeynep Okur

Edep'in bu sayısında yer alıyorlar.


İrtibat:

edepdergisi@gmail.com

Dergi Fuarı Geliyor !

Türkiye Dergi Editörleri ve Yayın Yönetmenleri Birliği TÜRDEB tarafından geçen yıl ilki düzenlenmiş olan Dergi Fuarının ikincisi Sirkeci Garında ‘Türkiye Dergi Günleri’ başlığıyla gerçekleştirilecek. Sirkeci Garının bekleme salonunda farklı kategorilerde yayınlanan dergiler her yaştan okurlarını karşılayacak.

Edebiyat dergilerinden mizah ve gençlik dergilerine, çocuk dergilerinden akademik dergilere, aile dergilerinden tasavvufi ve güncel dergilere kadar her alandan ismi barındıracak olan fuara katılan dergiler ise şöyle: Adı Yok, Altınoluk, Aşkar, Ay Vakti, Birdenbire, Birdirbir, Birnokta, Bizim Aile, Bizim Bahçe, Cafcaf, Can Kardeş, Değirmen, Dergâh, Dil ve Edebiyat, Din ve Hayat, Dîvân, Diyanet, Diyanet Çocuk, Diyanet İlmi Eğitim Bilimleri, Fayrap, Genç, Genç Doku, Genç Düşünce, Genç Öncüler, Genç Yaklaşım, Gerçek Hayat, Gezgin, Gonca, Gülistan, Ğ, Haksöz, Hayal Perdesi, Hayal Treni, İhtiyar, İlk Tohum, İrfan Mektebi, İş Ahlâkı, İzafi, Kertenkele, Keşkül, Köprü, Kur'an'i Hayat, Kutadgu Bilig, Kültür, Literatür, Mahalle Mektebi, Moral Dünyası, Mostar, Müfredat, Nida, Nûbihar, Okur Yazar, Rengahenk, Rıhle, Ribat, Sefine, Seher, Semerkand, Semerkand Aile, Sivil Toplum, Şehrengiz, Şirin Kalem, Tasfiye, Temrin, The Pen, TRT Çocuk, Tûti Edebiyat, Türk Edebiyatı, Umran, Vuslat, Yedi İklim ,Yel Değirmeni, Yeni Dünya, Yeşilay, Yolcu, Yüzakı.

Yüze yakın derginin katılımıyla düzenlenecek olan organizasyonda dergicilik ve dergiler merkezinde paneller söyleşiler de okuyucuyla buluşacak.

Fuar boyunca okuyucuların dergilerin yazar ve editörleriyle de fikir alışverişinde bulunacağı Türkiye Dergi Günleri’ne sürpriz isimlerin de katılması bekleniyor.

10 Aralık Cumartesi günü saat 12.00’de başlayacak Türkiye Dergi Günleri 14 Aralık Çarşamba akşamı sona erecek.

2011-12-06

'Yedi İklim' dergisi edebî yolculuğunu sürdürüyor


Sayı:261 Aralık 2011

Yedi İklim dergisi edebî yolculuğunu Aralık–2011 tarihli 261. sayısıyla sürdürüyor.

Osman Serhat, Mustafa Ruhi Şirin, Habil Tecimen, Yeprem Türk, Süavi Kemal Yazgıç, Ümit Zeynep Kayabaş, Hacer Akıcı, Bilal Yavuz bu sayının şairleri.

Ali Haydar Haksal, Nevzat Akyar, Handan Acar Yıldız bu sayının hikâyecileri.

Derginin klasiği, Hasan Aycın çizgileri... Her sayı olduğu gibi bu sayıda da, Hasan Aycın’dan bir çizgi bulacaksınız.

Derginin klasik olmaya namzet iki eseri, Mustafa Cemil Efe hatları ve Özden Aydın ebruları... Bu sayıda, Efe’den bir hat, Aydın’dan bir ebru bulabileceksiniz.

Yüksel Kanar, “Abbasî Devrimi, Bağdat Ve Beytü’l-Hikme” adlı değerli yazısının ikinci bölümüyle aramızda.

Ali Haydar Haksal, dergimizin önemli kalemi Osman Bayraktar’ın yıl içinde yayınlanan “Yol Hakkı” kitabı üzerine oylumlu bir yazı yazdı.

Haksal, diğer yazısı “Güne Düşen Notlar”da, güne notlar düşürmeyi sürdürüyor. notlarda, şiirle olan münasebetinden yakınlarda kalp krizi geçiren Nurettin Durman’a değiniyor ve başta İtibar olmak üzere birçok dergiye notlar düşürüyor.

Dergide yer alan bir diğer kitap yazısı da İbrahim Coşkun’a ait. Coşkun, İdris Hamza’nın yıllar önce Edebiyat Dergisi Yayınlarından çıkan “Batı Topu” kitabına değiniyor.

Şiirlerinden ve Fransızcadan yaptığı sağlam şiir çevirilerinden aşina olduğunuz Habil Tecimen, şiirler çevirmeye devam ediyor. Tecimen, bu sayımızda, William Stanley Merwin’den bir şiir çeviriyor: “Asyalılar Ölmekte”. Habil Tecimen, bir çeviri dersi veriyor, şiiri metaphrase ve paraphase şekilde çevirerek

Habil Tecimen, şiirlerinin, çevirilerinin yanı sıra poetik yazılarını da sürdürüyor. Poetik Paradigma başlıklı yazısının ilk bölümünü sunuyoruz bu ay.

Dergide yer alan bir diğer şiir çevirisinde, Nice Damar imzası var. Damar, İngiliz şair Pamela Gıllılan’dan “İki Yıl” adını verdiği şiiri çeviriyor.

Recep Seyhan’ın Ausgburg Notlarını yayımlamaya devam ediyoruz. Bu sayımızda notların yedinci bölümünü okuyacaksınız.

İsmail Demirel, Türkiye Yazarlar Birliği’nin hazırladığı Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı 2011 adını taşıyan yıllığın şiir ve öykü bölümleri hakkındaki düşüncelerini yazdı.

Muhsin Bostan, üniversite yıllarını geçirdiği Erzurum’lu günlerini anılar defterinden çıkartarak okurların gözleri önüne seriyor.

Yeni Okumalar-Değinilerde İbrahim Coşkun, geçen ayın dergilerinden Yeni Dünya, Vuslat, Mostar, Kertenkele ve Tütün ile Yalçın Tosun’un ilk öykü kitabı “Anne, Baba Ve Diğer Ölümcül Şeyler”i değerlendiriyor.

Önümüzdeki sayılardan birini öykü yazarımız Kadir Tanır’a ayırıyoruz. Hem şiir, hem de öyküye emek vermiş yazarlarımızla ilgili dosyalar ve özel sayılar hazırlamayı sürdüreceğiz.

Bu vesileyle buradan abone kampanyamızı yeniden duyuralım. Yedi İklim’e bir yıl (12 sayı) abone olan okurlarımıza, kargo ücreti karşılamaları şartıyla, eski sayılarımızdan 24 adet gönderilecektir. Derginin yıllık abone bedeli 75 liradır.

Hayırlı okumalar.

İrtibat:
0 216 352 49 77
yediiklim@yahoo.com
yediiklimeditor@yahoo.com
www.yedi-iklim.com

'Yüzakı' dergisinin 82.sayısı çıktı


Hakk’a ve Rasûlü’ne Hicrette

AŞKIN BAYRAMI: ŞEB-İ ARÛS...

Hazret-i Mevlânâ dendiğinde akla gelen ilk hususlardan biridir: Şeb-i Arûs...

17 Aralık 1273 tarihinde Hazret-i Mevlânâ Hakk’a yürümüştü.

O büyük ruh, bu geceye şeb-i arûs, yani düğün gecesi dedi. Bir başka ifadeyle:
AŞKIN BAYRAMI...

Vefatı esnasında son sözleri olarak «Yüce Dost’a» diyen Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ise, şeb-i arûs vasfında bir ölümün sırrını, hayatın içinde gösterdi:“Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz... Nasıl ölürseniz, öyle diriltilirsiniz...”

O hâlde, şeb-i arûsun, ebedî bir vasıf kazanabilmesi için; ömrün Hakk’a ve Rasûlü’ne hicret mâhiyetinde geçmesi zarurî...

O zorlu geçidi bir düğün gecesi huzuruyla idrak edebilmek için; bir ömür, ilâhî aşkın vuslat iştiyâkıyla yanmak, pişmek şart...

Aşkın bayramına ermek için, ömrü Ramazan kılmak; canı, teni, her şeyi Sevgili’nin yoluna kurban eylemek elzem...

Şeb-i arûs neşvesinin, hicreti gündemimize taşıyan Hicrî yılbaşı ve Muharrem ayına denk geldiği Aralık sayımızda dosya konumuz:
Hakk’a ve Rasûlü’ne Hicrette

AŞKIN BAYRAMI: ŞEB-İ ARÛS

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; “Güneş istiyorsan, kanatlarını yak!” diyen pervâneden ve göklere hicret ederek tertemiz olan sudan hareketle; hicret ve şeb-i arûsu, yanmak ve arınmayı kaleme aldı. Fuzûlî, Şeyh Gālib, Hazret-i Mevlânâ, M. Es‘ad Erbilî ve Yaman Dede’nin yanık mısralarıyla aşkın bayramını dile getirdi.

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, «Şeb-i Arûs» başlıklı makalelerinde; varlığın sırrı ve insanın imtihanı olan «muhabbet»i, kalbin en büyük sanatı olan fânî muhabbetleri, ilâhî aşka basamak eyleyebilme hasletini Sevbân -radıyallâhu anh-, Şâh-ı Nakşibend, Hazret-i Mevlânâ Hazerâtından misallerle kaleme aldı.

«Kalbin Gözyaşları»nda Orhan, ilmi irfana dönüştüren ihlâs sırrını idrak etti.
Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI, Kur’ân-ı Kerim’den Eğitim Prensipleri yazı dizisinde; hicreti, eğitimde mekân değişikliği, hareket ve sükûn kaideleri açısından ele aldı.
Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, gurbetin tedâîlerini; Hakkı ŞENER farklı bir üslûpla hicretten bir sahneyi kâğıda döktü. Aydın TALAY, Siyer-i Nebî’den hicret ile ilgili safhaları takdim etti.

Ayla AĞABEGÜM, Van Depremi’nin karşımıza çıkardığı tablo üzerinde tefekkür ederken; Aynur TUTKUN, teknolojinin hayatımızdaki yerine temas etti. H. Kübra ERGİN; teknoloji denince akla gelen bir ismin, Steve JOBS’un ölümünün hatırlattıklarını kaleme aldı.

Ahmet ZİYLAN, öfke kontrolünü ve haccın bu terbiyedeki yerini hâtıralarla geniş bir şekilde işledi.

İrfan ÖZTÜRK Hocaefendi; ömür, ölüm ve ötesini; Âdem SARAÇ; Efendimiz’in tebliğinde, akrabaları davet merhalesini; B. Cahit ÖZDEMİR, bir mü’minin tabiata bakışını yazdı.

Sami GÖKSÜN, hicretin, haram ve şüphelileri terk etmek mânâsını öne çıkardı.

Tarih köşemiz… Zembilli Ali Cemâlî Efendi’yi, Kanunî Sultan Süleyman’ı, Medine Müdâfii Fahreddin Paşa’yı; kültür-sanat bölümümüzde ise Yaşayan Çınarlar programından intibâları okuyabilirsiniz.

Şiirler... Şeb-i arûs iştiyâkıyla sadırlardan dillere, dillerden gönüllere fısıldanan mısralar...

Hakk’a ve Rasûlü’ne hicrette geçen bir ömrün ardından gelen mesut bir ölümün vedâ değil, Yâr’e merhaba olduğunu hatırlatan mısralar...
Yüzakıyla...

'Ay Vakti' edebiyat, kültür, sanat


Üşüyen Şehir Bir Kaç Dakika Uyuyan Şair, diyerek açılıyor 135. sayısında Ay Vakti Dergisi ve ışığıyla dimağımızı ve ufkumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Tüm Ay Vakti okurlarına Aralık ayının soğuk günlerinde sımsıcak okumalar diliyoruz.


DENEME
Van: Yaşama ve Ölüme Bir Dakika Kala / Berivan Pervin AYBEK 40

ŞİİR
Hazret-i Pîrin Divânında / Mehmet Ragıp KARCI 26
Yarın Kuşlanmak / Alâaddin SOYKAN 27
Çerçi ve Peri / Yavuz ERTÜRK 28
Acıyor Sözlüğüm / Necip Fazıl AKKOÇ 28
Akrebin İğnesi Gibi / Mehmed BAŞ 29
Kör Testere / Şeref AKBABA 34
Gurbet Elde Hasret / Müjdat ER 45


ÖYKÜ
Cezada Elif Cümlesi / Naz FERNİBA 18
Aşk Sevdiğine Hırka Dokumaktır / Nurşah KARACA 20
Yüzleşme / Zeynep Sati YALÇIN 23
Siyah Çanta / Turan YILDIRIM 42
Açılmayan Kapı / Fahri AYHAN 44

İNCELEME
Mevlâna ve Şems Münasebeti / Şadi AYDIN 3
Âkif’te Tek Çare Neydi? / Muhsin İlyas SUBAŞI 9
Mehmed Âkif ve Vahdet-i Vücûd / Selami ŞİMŞEK 15
Diriliş Neslinin Manifestosu: Amentü / Salih UÇAK 30
Üç Beş Kişi / İbrahim BİRİCİK 32

ARAŞTIRMA
Akif’i Şiirlerle Anmak / Mustafa ÖZÇELİK GÜNLÜK 5

GÜNLÜK
Mevsim Van / Selim AKDEMİR 36
Van’da Bir Gün / Öznur ERTEKİN 39




İrtibat:

Selami Ali Efendi Cd. No: 27/5 Üsküdar-İSTANBUL
ayvakti@ayvakti.net
(216) 341 11 66

Sirkeci'den bir yolculuk; yükümüz dergi

2. Türkiye Dergi Günleri Sirkeci Garı'nda 10 Aralık Cumartesi günü başlayacak. Yetmişten fazla derginin katılacağı fuarda, etkinlikler ve panellerle dergicilik beş gün boyunca gündem olacak.

İlk kez geçen yıl Sultanahmet Kızlarağası Medresesi'nde organize edilen Türkiye Dergi Günleri bu yıl da Sirkeci Tren Garı'nda yapılacak. 10 Aralık Cumartesi günü başlayacak 2. Türkiye Dergi Günleri 14 Aralık Çarşamba akşamı sona erecek. Edebiyat dergilerinden mizah ve gençlik dergilerine, çocuk dergilerinden akademik dergilere, aile dergilerinden tasavvufi ve güncel dergilere kadar 70'ten fazla derginin katılacağı fuarı sabah 10.00'dan 20.00'a kadar ziyarete açık olacak. Fuar sırasında pek çok konferans ve konuşma da gerçekleştirilecek. Sirkeci Garı'nın tarihi ve havasıyla fuar daha da anlamlanacak. Sirkeci Garı'ndan çıkıyacak bu beş günlük yolculukta 'yük'ümüz dergi olacak.


AÇILIŞTA ÖNEMLİ PANELLER VARDI

İlki düzenlenen Türkiye Dergi günleri'inde önelli paneller yapılmıştı. Dergi konusunda söz sahibi isimler dergiye ve dergiciliğe dair konuşmuştu. Ali Bulaç, Mustafa Armağan, Ali Ural, Metin Karabaşoğlu, Hamza Türkmen gibi isimler Edebiyat, Tarih ve Düşünce dergiciliği gibi başlıklarda sunumlar yapmışlardı. Bu yıl da birçok önemli isim etkinliklerle, panellerle İstanbullulara beş gün dergileri ve bu işin önemi anlatacaklar. Yıllardır dergi ve dergicilik büyük heyecanlara vesile olmuştur.

Bir okur yazar grubu oluştu mu arkadaşlar arasında, dergi çıkarmak farzdır. Yazdıklarını okura sunmak kadar keyifli bir iş yoktur. İdeallere, fikirlere, ulaşılmak istenilen okuyucuya ve sanatın hangi koluna hitap edişle derginin içeriği ve tasarımı belli olur. Cebinden verilen paralarla zarar ederek çıkarılan dergilerin çoğu silinip gider ve bir hatıra olarak mazide kalır. Bazıları ise büyük başarı yakalar ve yoluna devam eder.


FUARA KATILAN DERGİLER


Edebiyat dergilerinden mizah ve gençlik dergilerine, çocuk dergilerinden akademik dergilere, aile dergilerinden tasavvufi ve güncel dergilere kadar her alandan ismi barındıracak olan fuara katılan dergiler ise şöyle: Adı Yok, Altınoluk, Aşkar, Ay Vakti, Birdenbire, Birdirbir, Birnokta, Bizim Aile, Bizim Bahçe, Cafcaf, Can Kardeş, Değirmen, Dergâh, Dil ve Edebiyat, Din ve Hayat, Dîvân, Diyanet, Diyanet Çocuk, Diyanet İlmi Eğitim Bilimleri, Fayrap, Genç, Genç Doku, Genç Düşünce, Genç Öncüler, Genç Yaklaşım, Gerçek Hayat, Gezgin, Gonca, Gülistan, Ğ, Haksöz, Hayal Perdesi, Hayal Treni, İhtiyar, İlk Tohum, İrfan Mektebi, İş Ahlâkı, İzafi, Kertenkele, Keşkül, Köprü, Kur'an'i Hayat, Kutadgu Bilig, Kültür, Literatür, Mahalle Mektebi, Moral Dünyası, Mostar, Müfredat, Nida, Nûbihar, Okur Yazar, Rengahenk, Rıhle, Ribat, Sefine, Seher, Semerkand, Semerkand Aile, Sivil Toplum, Şehrengiz, Şirin Kalem, Tasfiye, Temrin, The Pen, TRT Çocuk, Tûti Edebiyat, Türk Edebiyatı, Umran, Vuslat, Yedi İklim ,Yel Değirmeni, Yeni Dünya, Yeşilay, Yolcu, Yüzakı.