dergâh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dergâh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-01-13

Edebiyat, kültür, sanat yahut 262.'Dergâh'

Aralık 2011

Hükûmet kendi istikbali ve ülke geleceği için çok kritik bir sürece girmiştir. Bu “Anayasa süreci”dir. Van depremi gibi tabii âfetler dışında hiçbir mesele, iç ve dış hiçbir sorun bu sürece ket vurmamalı, durdurmamalıdır. Hükûmet Anayasayı yapamaz, çıkaramaz, meçhul bir tarihe bırakır veya hafazanallah bu işten cayarsa çöküşü önlenemez. Bilmem bu sorunun önemi yeterince anlaşılıyor mu? Bu sayımıza Berat Demirci’nin güzel bir yazısı ile başladık. Emel Özkan, Duygu Küçüker, Mustafa Burak Sezer, Mikail Söylemez, Atakan Yavuz, Mehmet Tepe ve Fatih Bedir Köker bu sayının şairleri. Atakan Yavuz, Vecdi Demir ve M.K. ‘derkenar’ sütunlarında yazdılar. Sibel Eraslan ile Yavuz Ahmet Koç’un hikâyelerini ilgi ile okuyacaksınız. Selman Ertaş, Yavuz Altınışık şiirine eğiliyor. Nihat Dağlı “kendini bilmek” konusunda ilginç bir deneme ile aramızda. Bu sayının “orta sayfa sohbeti”ni kadim dostumuz D. Mehmet Doğan ile yaptık. Kültürümüz, yakın tarihimiz ve bilhassa dilimiz üzerine geniş donanım sahibi olan Doğan, meşhur sözlüğünü genişleterek yeniden yayımladı. Konuşmayı bu çerçevede severek okuyacaksınız. Hazel Bahar Özmen “Tanpınar’ın şiir dünyası” konusunda pek değinilmeyen hususlar üzerinde duruyor. Bilal Kemikli Sunullah Gaybî örneğinde sûfi şairlerin şiirle alakasını dile getirdi. Serdar Arslan “İstanbul’da bir genç”in yaşadığı hissiyatı ve tedirginliği işliyor. Bülent Parlak’ın metni şiir-hikâye-deneme karışımı ve fakat etkili bir ifade taşıyor. Bu kabil metinler tehlikelidir. İp cambazı her an ipten düşebilir. Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2011-10-22

'Dergâh' aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi


Ekim 2011, Sayı:260

Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 260. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

Dünya dengesini kayderek bir kaosa yuvarlandı. Ya büyük bir felaket yaşanacak, yahut yeni bir fikir yeşerecek. Bu hengâme içinde Türkiye yeniden kuruluyor. Yol haritasının ilk adımı belli: “Yeni ve sivil bir Anayasa”. Türkiye bir Anayasa yapmayı beceremezse hiçbir şeyi beceremez. Fatma Şengil Süzer, Buşra Dilek, Mustafa Akar, Fatma Esti, Mikail Söylemez, Kâmil Çağlar Aksu, İdris Ekinci ve Mustafa Oral bu sayının şairleri. Işık Yanar ile Yiğit Özdemir ‘derkenar’ sütunlarında yazdı. Aykut Ertuğrul ve Mustafa Başpınar hikâyeleri ile bu sayıya katkıda bulundular. Murat Sözer, şair Melek Arslanbenzer’in ilk kitabı “Metro’da Cuma Namazı”ndan hareketle onun şiir dünyasına eğiliyor. İdris Ekinci Berna Moran’ın eleştiri anlayışını irdeledi. Bu sayının ‘orta sayfa sohbeti’ni şair, gazeteci ve yemek yazarı H. Salih Zengin ile yaptık. Zengin, gazetede “Sonradan Gurme” imzası ile yazdığı, sonra televizyon programı ile devam ettirdiği çalışmalarını bir kitapta topladı: “İstanbul’un En Güzel Alkolsüz Lokantaları”. Zengin ile Türk yemek kültürünü konuştuk. Ali Ayçil, Âkif’in modern şiirimize bir etki yapıp-yapmadığını tartışıyor. Emir Ali Çevirme, İhsan Oktay Anar’ın “Kita-bu’l-Hiyel” romanı etrafında modern ve postmodern anlayışların temel felsefelerini ve bu romanın yapısını ele alan geniş bir inceleme yazdı. Bu sayının son yazısı M. Cüneyt Kaya’nın. Kaya, rahmetli Muhammed Hamidullah Bey’in biyo-bibliyografyasına katkıda bulunuyor. Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2011-08-16

Dergâh dergisinin 258. sayısı çıktı

Aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi
Sayı: 258 Agustos 2011


Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 258. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

Mübarek Ramazan ayına kavuştuk. Ülkemize ve bütün İslâm âlemine kutlu olsun. Cenab-ı Hak bu mübarek ay hürmetine tüm dünyayı sulh ve sükuna kavuştursun, yapacağımız ibadetleri kabul etsin. Tuğba Çelik, Fatih Bedir Köker, Ali Emre, İbrahim Gökburun, Mehmet Baş ve Bülent Parlak bu sayının şairleri. Ali K. Metin ve Işık Yanar ‘derkenar’ sütunlarında yazdılar. Ayşe Aldemir ile Reyhane Gümüş genç yazarlarımız. Prof. Dr. Mustafa Kara tekke ve zaviyelerin kapalı olduğu son yüzyılda tasavvufun sosyal hayatımıza etkisini inceliyor. İsmail Süphandağı dinî ve felsefî anlamda mühim olan “dil ile hakikat ilişkisi” üzerine geniş bir makale yazdı. Bu sayımızın ‘orta sayfa sohbeti’ni Prof. Dr. H. Kâmil Yılmaz ile yaptık. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olan Yılmaz, Diyanet’in bu yıl gündeme getirdiği “merhamet” üzerinde duruyor. “Merhamet”, hizmet ve hürmet ile beraber ahlakımızın temel direklerindendir. Konuşmanın ilgi ile okunacağına inanıyoruz. İdiris Demirel hocamız Nurettin Topçu’nun “Hareket Felsefesi”nin temel dinamiklerine, hakikat ile ikişkisine değiniyor. Emel Koşar Mine Söğüt’ün “Beş Sevim Apartmanı”ndaki cin-peri unsurlarının nasıl ele alındığını inceledi. Bu sayının son yazısı Ali Emre’nin bir denemesi. Daha güzel sayılarda buluşmak umudu ile.

2011-07-07

'Dergâh' dergisi, 257. sayısında...

Aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi, Sayı: 257, Temmuz 2011

Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 257. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

Çok tekrar ettik, yine aynı şeyi söylüyoruz. Bu yazıyı seçimden bir gün önce yazıyorum. Seçim önemli ama “Yeni-Sivil ve Demokrat bir Anayasa” yapmak daha önemli.

Türkiye bu defa da seçileni-seçilmeyeni, bütün sağduyulu güç odakları ile günlerce-aylarca-yıllarca da tartışsa vazgeçmeksizin mutlaka bir “Anayasa” yapmalı-dır. Yoksa eski tas eski hamam. İbrahim Yolalan, Koray Feyiz , Hasan Ediboğlu, Ayhan Emir Yolcu, Muammer Güngör, Hüseyin Kural, Hıdır Toraman ve Tuğba Çelik bu sayının şairleri. Aysun Aslaner ile Atakan Yavuz “derkenar” sütunlarında yazdı. Uzun süre yazmayan Aslı Togay’dan güzel bir hikâye okuyacaksınız. Ayşegül Gülsüm Tuna’nın umut veren hikâyesi bu sayının sürprizi. Nihal Anar ünlü hikâyeci Tomris Uyar üzerine yazdı. Bu sayının “orta sayfa sohbeti’ni ilk kitabı ile geniş ilgi uyandıran Mukadder Gemici ile yaptık. Gemici, konuşmasında kendi hikâyesi ile hikâye türü üzerindeki düşüncelerini dile getiriyor. Berat Demirci kültürümüzün kenar-köşe unsurlarını büyük bir vukufla ele alıyor. Sanatkârane üslubu ile yazdığını okutuyor. Demirci’nin yazıları sosyolojiyi aşan bir yerlilik taşıyor. Mehmet Nuri Karakeçi, Tanpınar’ın ünlü “ Selam Olsun” şiiri üzerine bir tahlil denemesi yaptı. Tanpınar sürekli geri dönüp bir daha, bir daha okunacak bir yazar-düşünür. Bu sebeple olsa gerek, son yıllarda hakkında çok yazılıyor. Hasan Öztürk, Dergâh’ın 250 sayısında Tanpınar üzerine yazılanların bir dökümünü sergiliyor. Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2011-06-16

'Dergâh' dergisi

Haziran 2011

Seçim önemli. Ancak Anayasa ondan çok çok önemli. Seçimin sonucu nasıl olursa olsun, Türkiye bu dönemde “Yeni ve Sivil bir Anayasa” yapmak zorundadır. Delik deşik olmuş On İki Eylül Anayasası artık bu ülkeyi taşıyamaz. “Yeni ve Sivil bir Anayasa” yapamaz isek ciddi bir ülke olma şansını kaybederiz. Anayasası olmayanın hukuku olmaz.

Bu sayıya Hasan Öztürk’ün “edebiyatın mahiyeti” konusunda kaleme aldığı önemli bir makale ile başlıyoruz.

Umut Bulut, Adem Can, Atakan Yavuz, Mustafa Burak Sezer, Emrah Gizem, Emre Polat ve Cevdet Karal bu sayının şairleri.

Hakan Arslanbenzer ile Mustafa Kara ‘derkenar’ sütunlarında yazdı.

İrem Ertuğrul ve Semra Saraç hikâyeleri ile bu sayımıza katkıda bulundular.

Prof. Dr. Orhan Okay’ın üç sayı süren yazı dizisi bu sayıda sona eriyor. Son yazının başlığı “Edebiyatın zaafı”.

İdris Ekinci edebiyatımızın önemli eleştirmenlerinden Memet Fuat’ın eleştiri anlayışına eğiliyor.

Bu sayının ‘orta sayfa sohbeti’ni şair Ercan Yılmaz ile yaptık. Yılmaz, konuşmasında kendi şiir serüvenini ve Türk şiiri hakkındaki düşüncelerini anlatıyor.

Bu sayının son yazısı geçen sayıda ilk bölümünü yayımladığımız Ercan Yıldırım’ın “Batı karşıtlığı, vatan, millet bağlamında Âkif’in İslâmcılığı”.

Uzun yazılar yirmi dört sayfalık dergimize uygun değil ama bazen “önemine binaen” yayımlamak zorunda kalıyoruz.

Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2010-12-14

Dergâh dergisi, 250

Dergâh aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi
Sayı: 250 Aralık 2010


Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 250. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

Muhammed Cemal Ünal, Ayhan Emir Yolcu, Elif Nuray, Ersin Özarslan, Serdar Arslan, Mehmet Uğurlu, Hüseyin Konak, Mustafa Uçurum ve Selma Ayerdem bu sayının şairleri.
Ali Görkem Userin ve M. K. 'derkenar' sütunlarında yazdı. Görkem Evci ve Yılmaz Yılmaz hikâyeleri ile bu sayımıza katkıda bulundu.

Hakkı Özdemir Türk modernleşmesi ve edebiyatımız konusundaki derin ve özenli incelemesine devam ediyor.

Emir Ali Çevirme, İskender Pala'nın son kitabı "Şah & Sultan" üzerine yazdı.
Bu sayının ‘orta sayfa sohbeti’ni Ömer Faruk Hamurcu ile yaptık. Taşrada bir televizyonun nereden nereye ulaştığı konusunda fevkalade aydınlatıcı bir konuşma oldu. Hamurcu’nun verdiği bilgiler merkez karşısında, taşrada yeni merkezler oluştuğunu, bunların televizyonların, radyo ve gazeteyle desteklendiğini, ihmal edilmeyecek bir tesir gücü kazandıklarını anlattı.

İbrahim Kalın "Mevlana akıl ve felsefe" çerçevesinde, Mevlana'nın eserlerinden hareketle hayatı ve dünyayı nasıl yorumlamamız, nasıl görmemiz ve nasıl anlamamız hususunda çok değerli bir makale yazdı.

Hümeyra Yuva "edebiyatımızda ayna" unsurunu eşelemeye devam ediyor. Bu sayıda A. H. Tanpınar’ın "ayna"ya nasıl yaklaştığını, onu nasıl kullandığını ortaya koyuyor.
Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2010-10-09

Dergâh dergisi, 248

Aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi
Sayı: 248 Ekim 2010


Yusuf Zinnur Keskin, Alper Gencer, Hüseyin Akın, Gökhan Akçiçek, Duygu Küçüker ve Mustafa Akar bu sayının şairleri.

Osman Toprak ile Muammer Çelik ‘derkenar’ sütunlarında yazdı.

Mukadder Gemici ve Ayşegül Ünal hikâyeleri ile bu sayımıza katkıda bulundu.

İnci Enginün Selim İleri’nin “Bu yalan tango” adlı romanını ele aldı.

Nesrin Aydın üzerinde çok tartışılan Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanının kahramanı Selim Işık’ı tahlil ediyor.

Bu sayımızın ‘orta sayfa sohbeti’ni şair Fatma Çolak ile yaptık. Çolak konuşmasında kendi şiiri kadar ülke şiiri konusunda da düşüncelerini dile getiriyor.

Hasan Öztürk Alberto Manguel’in “Kelimeler Şehri” kitabından hareketle “bir arada yaşama”nın şifrelerini araştırıyor. Kullandığı ölçü sanat ve edebiyat.

Hümeyra Yuva bu sayımızdan itibaren bazı şairlerde geniş yer tutan “ayna” motifi üzerinde duruyor. Yuva’nın iki yazısına daha yer vereceğiz.

Şamil Öçal kadim bir konuya el attı. Şimdilik diyalogun bir yanına bakıyor: Soru. Soru kadar “cevap”da önemli. Umarız bu konuda bir yazı daha yazar. Yunus Emre Tozal tasavvuf temelli bir romanla okur karşısına çıkan Seyit Nurfethi Erkal’ın eserini irdeliyor. Erkal bu romanında oluşturmaya çalıştığı “dil” ile dikkati çekiyor.

2010-09-26

Dergâh, 247

DERGÂH DERGİSİ
Aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi
SAYI: 247 Eylül 2010


Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 247. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

Alper Gencer, Gökhan Akçiçek, Hilal Batur, Onur Bayrak ve Halil İbrahim Polat bu sayının şairleri.

Osman Toprak ile Hasan Öztürk ‘derkenar’ sütunlarında yazdı.

Mustafa Başpınar ve Mustafa Çiftçi hikâyeleri ile bu sayımıza katkıda bulundu.
Şeniz Yıldırımer TV dizisi olarak gösterildiğinde büyük ilgi toplayan “Aşk-ı Memnu”yu iki ayrı hikâye ile tahlil ediyor.

Hüseyin Akın, Prof. Dr. Orhan Okay’ın “Bir Hülya Adamının Romanı: Ahmet Hamdi Tanpınar” kitabından hareketle Tanpınar’ın iç dünyasına eğiliyor.

Bu sayının ‘orta sayfa sohbeti’ni şair Ahmet Murat ile yaptık. Son yılların en önemli şairlerinden biri olduğu halde, gölgede kalmayı seçen Ahmet Murat’ın şiirle ilgili görüşleri bu konuşmayla aydınlanıyor.

İsmail Kara, Prof. Dr. Mustafa Tahralı ile olan hatıralarını, Tahralı’nın mizaç ve meziyetlerini de belirterek kadirşinas bir yazıya dönüştürdü.

Mustafa Kök geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanın “Nurettin Topçu” kitabını hem tanıtıyor, hem muhtevasına ilavelerde bulunuyor.

Nihat Dağlı “Kendi Cemil Meriç”ini kaleme aldı.

Muhammed Mücahit Yılmaz, Ahmet Edip Başaran’ın yakınlarda yayınlanan “Oyunbozan” adlı şiir kitabını tanıtıyor.

Son sayfamızda Mustafa Kutlu’nun bir denemesini bulacaksınız.

Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2010-08-05

'Dergâh' dergisi

Ağustos 2010, Sayı:246

Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 246. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

Hasan Ediboğlu, Abdullah Güner, Selman Bayer, Fatih Yavuz Çiçek, Muhammed Mücahit Yılmaz, Mehmet Tepe ve Rıdvan Sözener bu sayının şairleri.

Ali Görkem Userin ile Furkan Çalışkan 'derkenar' sütunlarında yazdı.
Bu sayı iki iyi hikâye var. Biri Mukadder Gemici'nin, öteki Özlem Gürhan'ın.
Kâmil Yıldız hikâyenin hülya-rüya ve ses unsurlarına nasıl yaklaştığını irdeliyor.
İdiris Demirel "Heidegger" okumalarını yazıya dökmeye başladı.

Bu sayının 'orta sayfa sohbeti'ni Şükran Çiftçi hazırlardı. Prof. Dr. Orhan Okay ile Prof. Dr. Abdullah Uçman, Orhan Hoca'nın son eseri "Bir hülya adamının romanı: Ahmet Hamdi Tanpınar" üzerine konuştular.

Tanpınar konusunda şimdiye kadar yapılan çalışmaların en genişi ve mükemmeli olan kitap, bu konuşmayla daha da ilginç hale geliyor.

Mustafa Kara son devir Bursa meşâyihinden Mehmet Şemseddin Ulusoy'un hayatından sahneler, şiirlerinden örnekler veriyor. Kara'nın yazısı bir şeyhin Cumhuriyet devrinde nasıl bir hayata "evet" dediğini göstermesi bakımından dikkate değer.

Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2010-07-20

'Dergâh' dergisi


'Dergâh' dergisi
Aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi
Sayı: 245 Temmuz 2010


Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 245. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

Ersin Özarslan, Öktem Tepe, Murat Saldıray, Ali Emre, Duygu Küçüker, Mikâil Söylemez bu sayının şairleri.

İbrahim Gökburun ile Mustafa Kılıç ‘derkenar’ sütunlarında yazdı.
Kadim dost Erturan Elmas güzel bir hikâye ile bu sayımıza katkıda bulundu.
Ahmet Edip Başaran, Mustafa Akar’ın şiirini ele aldı. Ali Görkem Userin, şair Ömer Erdem’in “Üsküdar” kitabını tanıtıyor.

Bu sayının “orta sayfa sohbeti”ni Balkan-Türk edebiyatı üzerine uzun zamandır çalışan Ayhan Demir ile yaptık. Demir konuyu ana hatları ve temsilcileriyle enine-boyuna sergiledi.

Yusuf Genç, Prof. İsmail Kara’nın “İslamcıların Siyasi Görüşleri” adlı çalışması üzerine geniş oylumlu bir inceleme kaleme aldı.

Ahmet Doğan İlbey, Dergâh Yayınları arasından çıkan “İsmail Hakkı Akın Kitabı”nı hem tanıtıyor, hem yeni bilgiler ilave ediyor.

Aziz Kemal Hızıroğlu, “Yakamıza İlişen Rüzgâr” adlı kitabından hareketle Gökhan Akçiçek şiirine eğiliyor.

Son sayfamızda Abdullah Harmancı’nın bir denemesini bulacaksınız.

Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2010-06-28

"Dergâh" dergisi

"Dergâh" dergisi
Sayı: 244, Haziran 2010


Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 244. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

İbrahim Tenekeci, Öktem Tepe, Rıdvan Sözener, Mustafa Akar, Reyyan Ağlamaz, Mehmet Tepe, Emel Özkan,Yusuf Genç ve Kenan Göçer bu sayının şairleri.

Suavi Kemal Yazgıç ile Yunus Emre Tozal 'derkenar' sütunlarına yazdı.Gülçin Durman ve Ümit S. Taşkesen hikâyeleri ile bu sayımıza katkıda bulundu.Furkan Çalışkan
"Modern Şiirin Kodları" yazı dizisine devam ediyor. Bu sayının 'orta sayfa sohbeti'ni İbrahim Tokel hazırladı. Gökhan Akçiçek ile yapılan konuşma şairin şiir dünyasını ve "çocuklar için şiir" konusunu enine-boyuna dile getiriyor.

Bilal Kemikli, "Sufî şairler"in şiire yaklaşımını örneklerle inceliyor.
Metin Tonbul, Haydar Ergülen'in şiirini ve bu şiirde ağırlık taşıyan "nar" metaforunu ele aldı.

Kâmil Yıldız, M. Kutlu'nun son kitabı "Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı"ndan kalkarak günümüzde "mahrem olan" konusunu irdeliyor.

Ali Görkem Userin rahmetli mimar Turgut Cansever'in genel olarak "şehir ve mimari" özel olarak "Osmanlı şehri" konularına nasıl yaklaştığını araştırıyor.Efe Murad, Peyami Safa'yı merkeze alarak romanda "gerçeklik ve hakikat" ayrımını tartışıyor.
Adem Turan'ın "Mustafa Kara'nın Beş Vakti" başlıklı yazısını önemine binaen bir siteden iktibas ettik. Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

2010-01-03

"Dergâh" dergisi

Hudayinabit adlı şiir kitabı Profil Yayınları'ndan çıkan şair Süleyman Çobanoğlu Dergâh dergisinin orta sayfa sohbetinde az şiir kitabı çıkarmasının sebeplerini anlattı.

Dergâh dergisine konuşan şair Süleyman Çobanoğlu, son şiir kitabı "Hudayinabit"in "Şiirler Çağla"dan on beş yıl sonra yayınlanmasını, "Şiir yayınlamak, hatta yazmak konusunda bir programım, projem, stratejim, yaklaşımım yok. Şiirimi planlamıyorum. Takvimimde işaretlemiyorum. Biliyorum ki, şiirin kaçırdığı bir tren yok, elden çıkardığın bir zaman, getireceği bir kâr yok" diyerek açıklıyor.
Hudayinabit adlı şiir kitabı Profil Yayınları'ndan çıkan şair Süleyman Çobanoğlu Dergâh dergisinin orta sayfa sohbetinde az şiir kitabı çıkarmasının sebeplerini anlattı. Şiirler Çağla'dan on beş yıl sonra yeni şiir kitabı için neden bu kadar uzun süre beklediğiyle ilgili soruyu şöyle cevaplıyor:

"Çok basit: Yeni kitabım bitmemişti. Şiir yayınlamak, hatta yazmak konusunda bir programım, projem, stratejim, yaklaşımım yok. Şiirimi planlamıyorum. Takvimimde işaretlemiyorum. Biliyorum ki, şiirin kaçırdığı bir tren yok, elden çıkardığın bir zaman, getireceği bir kâr yok.

İçine sindi mi, bu bir şiir kitabı oldu mu? Hayır. O zaman çıkarma. Bir dergiden mutlaka kafanı uzatmak mı, yoksa yazdığın şeyin şiir olması mı?

Hudayinabit'in bir bütünlük arz ettiğini görene kadar çıkarmadım. Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın çok kitap çıkarması faziletse, "Kendi Gök Kubbemiz" nedir?"
Kitap boyunca gözetilen bir hatır, hissedilen bir vefa, duyulan bir merhamet, onarılan bir gönül, özen gösterilen bir denge var. Bunların içinden özellikle "merhamet" sorulduğunda şunları söylüyor Çobanoğlu: "Bu başat duygudur, doğru.

Çünkü ortalık karıştığında, tarih tıkandığında ve insanın acınası insanlığı köpürdüğünde, ilk kurban verilen merhamet olur. Şairin en çok aradığı. Merhamet, evet.

Ama o edilgen, yapış yapış, cıscıvık sevicilik değil. Çok daha başka, çok daha derin bir şey. Merhamet, şairin ve insanın varlığa katılmasıdır. Hüznünü gideren, yalnızlığını azaltan o merhem...

Merhametsizlik bunun yolunu acımasızca keser. Şiirin tam da bugün merhameti talep etmesi ve merhamet yayması gerek. Aksi, şiirden beklenen temel şeyin ıskalanması olur."İlham, ocaktan indirmememiz gereken bir aştır görüşünü tekrardan yorulmayacağını dile getiren şaire göre, "ilham Alllah'ı hatırlatır. Gergin bir urgan gibi; diğer ucundan mutlaka bir tutan olmak lazımdır. Derinlemesine bir çizgiden söz edenlerin, insan ve toprakla, Allah ve dünya ile bağıntıdan dem vuranların "ilham" diye bir meselelerinin olmaması; sağlıksız, kişiliksiz. (...) İlham, neyi nasıl anlayacağımızı söyleyen bir anahtardır."

Dergâh dergisinin Aralık sayısında Murat Türkyılmaz, Atakan Yavuz, Rıdvan Sözener, Mustafa Burak Sezer, Murat Saldıray, Elif Nuray, Emel Özkan, Orhan Tepebaş ve Nadir Aşçı'nın şiirleri, Selçuk Orhan ve V. Hüseyin Kaya'nın ise hikâyeleri yer alıyor. Osman Toprak, Mustafa Akar ve Said Yavuz'un derkenar sütunlarında yazdığı dergide Mustafa Kutlu'nun son kitabını Kadir Can Dilber, alternatif anlatımlarla ele alıyor. Hakkı Özdemir'in "Türk Romanı" yazıları Tarık Buğra ile sürüyor. Dergâh dergisini eline alanlar bu sayıda ayrıca Adem Yazıcı'nın "Ziya Osman Saba", Emel Koşar'ın "Suat Salih Arsal" yazılarını da okuyabilirler. Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun "Cumhuriyetin Dindar Kadınları" adlı önemli eserini Yunus Emre Tozal değerlendiriyor.

Tel: 0 212 518 95 78

2009-04-11

"Dergâh" dergisi

Mustafa Kutlu yönetiminde istikrarlı bir şekilde yayın hayatına devam eden Dergâh dergisi, 230. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

İbrahim Tenekeci'nin "Gizli Yazışmalar" başlıklı şiiriyle açılan sayfalar; Ahmet Murat, Ramazan Teknikel, Atakan Özen, Sedat Turan, Fatma Çolak, Mehmet Şahinkoç, Ünsal Ünlü ve Mustafa Köneçoğlu'nun şiirleriyle devam ediyor. Sibel Eraslan ve Kâmil Yeşil, hikâye hanesini dolduran isimler.

Derkenar sütunlarında ise Prof. Dr. Mustafa Kara ve Mustafa Akar var. Sayın Kara, "Alimin ölümü / Alemin ölümü" başlığı altında, Mimar Turgut Cansever'in vefatına iki tarih birden düşüyor. Akar ise Ali Emre'nin son şiir kitabı Onarılmış Yas Bitiği'ni inceliyor. Mehmet Erdoğan, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eleştirmen yönünü ele aldığı yazılarına bu sayıda da devam ediyor. "Bir hayat tarzı olarak eleştiri" başlığını taşıyan yazısı, Tanpınar hakkında önemli bilgiler veriyor. Erdoğan'ın bu yazıları, pek yayında Dergâh Yayınları tarafından kitaplaştırılacak. Orta Sayfa Sohbeti'nin bu ayki konuğu, ünlü sahaflardan Emin Nedret İşli. Sayın İşli, hem kendi sahaflık macerası, hem de ülkemizde bu mesleğin son durumu hakkında değerli bilgiler veriyor. Hüseyin Vassaf'ın Bir Eski Zaman Efendisi: İbnülemin Mahmud Kemâl kitabı, Prof. Dr. İsmail Kara ve Fatih M. Şeker'in gayretleriyle, geçtiğimiz günlerde Dergâh Yayınları'ndan çıkmıştı. Prof. Dr. Mustafa Kara, vefatının sekseninci yılı dolayısıyla, Hüseyin Vassaf'ın hayatını, eserlerini ve çalışma yöntemini ele alan bir yazı yazdı. Modern Şiirin Kodları ana başlıklı yazılarına devam eden Furkan Çalışkan, bu sayıda Cahit Zarifoğlu'nun "Meç" şiirinden yola çıkarak, "Modern şiirde nesne ve hareket" konusuna değiniyor. Evren Kuçlu da, Hakan Şarkdemir'in Kahramanın Dönüşü kitabına "Türlerin yeni kahramanı" penceresinden bakıyor. Yusuf Turan Günaydın ise İmam-ı Rabbani'nin Necdet Tosun tarafından tercüme edilen üç eserini birden tanıtıyor. Bir diğer kitap tanıtımı da Vefa Taşdelen'e ait. Taşdelen, Muhsin Macit'in Filmin Ağlanacak Yeri adlı deneme kitabına değiniyor.

2009-03-14

"Dergâh" dergisi


DERGÂH aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi
Sayı: 229, Şubat 2009



Dergâh dergisinin 229. sayısı, roman sahasındaki geniş oylumlu çalışmalarıyla öne çıkan Hakkı Özdemir’in bir yazısıyla başlıyor. “Olguların dışında, metinlerin içinde; tarih ve roman” başlıklı yazı, adeta yetkin bir eleştirmenin müjdesini veriyor.

Hüseyin Akın, Durmuş Beyazıt, Mehmet Tepe, Nurettin Durman, Yavuz Yavuzer, Mesut Bostan ve Mustafa Burak Sezer bu sayının şairleri.

Derkenar sütunlarını İbrahim Tenekeci, Kâmil Yeşil ve Mustafa Ayyıldız dolduruyor. Tenekeci, geçtiğimiz aylarda aramızdan ayrılan şair Levent Sunal’ı; Yeşil ise hikâyeci Orhan Duru’yu yazdı. Ayyıldız’ın konusu ise Nazan Bekiroğlu’nun son eseri Lâ.

Mustafa Başpınar ve Ayşegül Ünal bu sayının hikâyecileri.
Hikâye üzerine kaleme aldığı yazılarla dikkat çeken Kâmil Yıldız, bu kez Mihriban İnan Karatepe’nin Türkiye Yazarlar Birliği 2008 Hikâye Ödülü’nü alan Hacıyatmaz kitabına değiniyor.

Hanife Öz ise Sibel Eraslan’ın ilk hikâye kitabı Balık ve Tango’yu konu ediniyor.
Hasan Öztürk, her yıl olduğu gibi bu yıl da, Dergâh dergisinde yayınlanan hikâyeleri değerlendiriyor. Görünen o ki, iki bin sekiz, hem hikâye hem de hikâye üstüne yazılmış yazılarla, bereketli bir yıl olmuş.

Mart sayısının orta sayfa sohbeti, ünlü pulcu A. Şükrü Bahadır ile yapılmış. Bahadır, sadece pulla ilgili değil, insandaki koleksiyon merakı hakkında da ilginç bilgiler veriyor.

İrtibat:
Binbirdirek Mah. Klodfarer Cad. No: 3/20 Altan İş Merkezi Sultanahmet - İstanbul
(212) 518 95 78 (3 Hat)

2009-02-21

İsmail Kara ile söyleşi

“Cemaat dergilerine kültür faaliyeti demek zor”

Türkiye’de yayıncılık son zamanlarda büyük bir ikilemle karşı karşıya. Ticari olarak var olma savaşıyla ilkeli yayıncılık arasındaki ince çizgide yürümeye çalışan yayınevleri, küresel krizin ülkemizde de artık iyice hissedilir olmasıyla zor bir dönemece girdi. 1977’de kurulan Dergah Yayınları editörlerinden İsmail Kara, günümüz yayıncılığının ticari ahlaktan uzak ve sadece getiri sağlama peşinde olduğunu belirterek, “Şişmiş rakamlar için abonelik imkanlarını sonuna kadar zorluyorlar” dedi.

Cemaat dergilerine “kültürel faaliyet” demenin zor olduğunu söyleyen Kara’yla, Dergah Yayınları’nın şimdisini ve geleceğini konuştuk.

Günümüz koşullarında neler yapıyorsunuz? Krizle aranız nasıl?

Aslında kriz karşısındaki konumumuz, doğrusunu söylemek gerekirse, tam belli değil. Zaten Türkiye’de kitap piyasası kılıç sırtında bir piyasadır. Ders kitapları ve istisnai bazı yazarların kitapları hariç diğer kitaplar, hiçbir zaman iktisadi bir vakıa ve gerçek manada bir sektör oluşturamamıştır. Biz de krizden etkileneceğiz. Etkilenmeye başladık bile. Fakat ne yapılacağı konusunda açık ve net bir davranış sergilemek zor görünüyor. Türkiye’deki kitap piyasası tam bir piyasa gibi çalışmaz. Bankaların, holdinglerin desteklediği birkaç büyük yayınevinin dışındakiler, hadi buna iktisadi yapısı itabariyle oturmuş birkaç büyük yayınevini daha ekleyelim, zaten zar zor işlerini götürebiliyorlar. Türkiye’de yayıncılığın henüz bir sektör olamamış olması, eğitim siyasetleri ve kültür politikaları ile alâkalı tabii ki. Türkiye’de gazetelerin bile bir piyasası yoktur. Bakınız nüfusumuza göre kişi başına düşen gazete sayısına.

Bu koşullarda dergi satışlarınız nasıl?

Ülkemizde cemaat dergileri hariç diğer dergilerin satışları çok azdır. 1000’in altına düşmüştür. Giderek de düşüyor. Şu anki satışlar 70’lerde ki satışlardan düşüktür. Fakat 60 veya 70 bin abonesi olan cemaat dergileri var. Bu dergiler piyasa şartlarına inseler durum daha farklı olacaktır. Muhtemelen 500 abone yapamayacaklardır. Tahmin edilebilecek sebepler, bu tür dergilere şişmiş rakamlarda abone yapma imkânını sağlıyor. Bu durumu tam ve gerçek bir kültür faaliyeti olarak görmek yanıltıcı olur. Hiç değildir demek istemiyorum elbette fakat mekanizma farklı ve tam ölçü olmazlar.

Dergâh Yayınları hangi alanda eserler yayımlıyor?

Yayımlanan eserlerin alanlarını sıralarsak bir bakıma Dergah Yayınları’nın dizilerini de saymış oluruz. Edebiyat başlığı altında toplayabileceğimiz bir alan var. Bunun içinde edebiyat araştırmaları ve edebiyat ürünleri bulunuyor. Bu başlık yayınevinin ana alanıdır diyebiliriz. Tasavvuf ağırlıklı olmak üzere İslam araştırmaları da bir diğer alanımız. Bu alanın içinde klasik metinlerin tercümesi ve neşri yapılırken bir taraftan da yeni araştırmaları ve fikri çalışmaları neşrediyoruz. Üçüncü olarak Tarih başlığı altında, düşünce tarihi, müesseseler tarihi, bir de kısmi olarak siyasi tarih ve hatırat kitapları bulunmakta. Felsefe ile ilgili yayınlarımız da altında değişik başlıklar bulunuyor. Batı felsefesi, İslam felsefesi, çağdaş Türk düşüncesi, çağdaş İslam düşüncesi bu başlık altındaki alanlar.

Yayınevinizin yayımladığı Dergâh dergisi hakkında bilgi verir misiniz?

Dergâh dergisinin geçmişinde Hareket dergisi bulunur. Dergah yayınları olarak son sayılarını yayımladığımız Hareket dergisinin kapanmasından sonra bu dergiyi yayına aldık. Bir edebiyat, sanat ve kültür dergisi olan dergi 19. yılına girdi. Aylık bir dergidir. Daha şimdiden bir kısmı hanım olmak üzere birçok şair ve hikâyeci yetiştirdi. Şiir ve hikâye ilk sayfalarda yer almakla beraber pür edebiyat dergisi olarak çıkmadı, bunu tercih etmedik. Edebiyat araştırmalarına açık ve çok akademik olmayan fikri yazılara, denemelere yer veren bir dergi. Hatırat değini ve portre yazılarını da dikkate alıyoruz zaman zaman.

Kutadgu-bilig dergisini de siz yayımlıyorsunuz?

14. Sayısı çıkan kitap hacminde bir dergi 3 ayda bir yayımlanıyor. Türkiye’de çıkan en iyi felsefe dergisidir. Akademik düzeyde ihtiyacı karşılayacak şekilde hazırlanıp yayımlanmıştır.

Çocuklara yönelik çalışma yaptınız mı?

Bir iki defa denedik fakat vazgeçtik. Alfabe dahi 1990’ların başında yaptık. Fakat çocuk edebiyatı eseri yayınlamadık.

Yazar profilinizden biraz bahseder misiniz?

Bizim köşe taşı olmuş yazarlarımız var. Bunların içinde Nurettin Topçu, Mustafa Kutlu, Mehmet Kaplan, Ahmet Hamdi Tanpınar, Abdülhak Hamit Tarhan, Ömer Seyfettin sayılabilir. Bu yazarlarımızın bütün eserlerini aşağı yukarı biz yayımlıyoruz. Bir ara İbnülemin’in eserlerini bastık. Ayrıca İnci Engin, Zeynep Kerman, Teoman Duralı, Mustafa Kara ve benim kitaplarım da Dergah’tan çıkıyor. Türkiye’de hemen her kitap okuyucusunun kütüphanesinde olacak yazarların bazıları yayınevimiz tarafından yayımlanıyor.

Eklemek istediğiniz bir konu var mı?

İnşallah daha iyi bir eğitim ve kültür politikalarının olduğu bir ortam vücut bulur ve daha muteber ve vasıflı bir yayın ve kitap atmosferine doğru gidildiğini görürüz. Umalım ve çalışalım.

N.Esen Gök /TIMETURK

"Dergâh" dergisi


"Dergâh" aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi. Sayı: 228

Dergâh dergisinin Şubat sayısı, İbrahim Gökburun’un “Heveslenip Çiçekler Yetiştirmesem” başlıklı şiiriyle açılıyor. Alper Gencer, Cihat Duman, Sedat Turan, Gürsel Bektaş, Ahmet Murat, Yavuz Yavuzer ve Selman Ertaş derginin diğer şairleri.

İnci Enginün ise Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Şehriyar” başlıklı bilinmeyen bir şiirini yayımlıyor.

Şiirleriyle olduğu kadar şiir eleştirileriyle de dikkat çeken Mehmet Şahinkoç, Süleyman Çobanoğlu’nun 1995 yılında yayınlanan Şiirler Çağla kitabını tekrar ele alıyor.

Bu geniş oylumlu yazı, aradan geçen bunca zamana rağmen, Çobanoğlu şiirinin eskimediğini de göstermiş oluyor.

Hikâye hanesini dolduran isimler Aslı Togay ve Mustafa Başpınar. Bir müddettir ürün yayımlamayan Togay, “Karla” başlıklı güzel bir hikâyeyle okuyucu karşısına çıkıyor.

“Şeftali Ağacı” ise Başpınar’ın Dergâh dergisinde yayınlanan ilk hikâyesi…
Hikâye üzerine yazdığı yazılarla öne çıkan Kâmil Yıldız, bu kez “Öyküde biçimin anlamı” konusuna değiniyor.

Hikâye üzerine yapılmış çalışmaların her geçen gün azaldığı günümüzde, bu yazıların önemi daha bir artıyor.

“Popüler roman” üzerine kitap hacminde yazılar yazan Alpay Doğan Yıldız, bu konuyla ilgili son yazısını da yayınlıyor. Muhtemelen, önümüzdeki günlerde bu yazılardan bir kitap çıkacak.

Prof. Dr. İsmail Kara, ‘derkenar’ sütunlarında, “Suyun Ötesinin Peşinde” başlığı altında, 5 Kasım 2008 tarihinde vefat eden Mehmet Ali Gökaçtı hakkındaki hatıralarını yazıyor.

‘Orta Sayfa Sohbeti’nin bu ayki konuğu Yakup Altıyaprak. İkinci Yeni hakkındaki yazılarını İkinci Yeni ve Türk Şiirinde Modernizm başlığı altında toplayan Altıyaprak ile Selçuk Küpçük konuşmuş.

“İkinci Yeni’yi tanımak, modern hayat içindeki insanı tanımaktır” başlıklı söyleşi, konuyla ilgilenenlere önemli bilgiler sunuyor.

İrtibat:
Binbirdirek Mah. Klodfarer Cad. No: 3/20 Altan İş Merkezi Sultanahmet - İstanbul
(212) 518 95 78

2008-09-27

"Dergâh" dergisi


Mart 1990 yılından beri istikrarlı bir şekilde yayın hayatına devam eden Dergâh dergisi, Eylül sayısında da önemli metinlere ev sahipliği yapıyor.

Dergi Sedat Turanın Savaş Sözleri başlıklı şiiriyle başlıyor. Şiir, Ağustos ayı içinde hayatını kaybeden Filistinli şair Mahmut Dervişe ithaf edilmiş. Diğer şairler ise Nurettin Durman, Erkan Kara, Ümit Aktaş, Nadir Aşçı, Rıdvan Sözener, Ercan Yılmaz ve Nesrin Aydın.

Abdullah Harmancı ve Handan Yıldız Eylül ayının hikâyecileri…
Harmancının Kitaplar ve Çiçekler başlıklı hikâyesi, olgunluk dönemine giren bir edebiyatçıyı müjdeliyor.

Funda Özsoy Erdoğan, Mustafa Akar ve Zeynep Serhan Koşal derkenar sütunlarında yer alan isimler. Erdoğan, Sibel Eraslanın geçtiğimiz günlerde Dergâh Yayınlarından çıkan Parçası Benden isimli hikâye kitabına değiniyor. Akar ise Alaattin Karaca (İkinci Yeni Poetikası, Hece, 2005) ve Yakup Altıyaprakın (İkinci Yeni ve Türk Şiirinde Modernizm, Ebabil, 2008) İkinci Yeni hakkındaki kitaplarından yola çıkarak, bu hareketle ilgili görüşlerini ortaya koyuyor.

Hikâye sanatıyla ilgili yazılarına devam eden Kâmil Yıldız, bu sayıda öyküde muhayyile konusunu açıyor. Hemen peşinden de Furkan Çalışkanın Modern Şiirin Kodları üst başlıklı yazısı geliyor. Çalışkan, Edip Canseverin Meduza şiirinden yola çıkarak, modern şiirde özne meselesine eğiliyor.

Orta Sayfa Sohbetinin bu ayki konus u, Vakıfların ihya ettiği Osmanlı eserleri… Konuyla ilgili olarak, Vakıflar Genel Müdür Yardımcılığının yanı sıra İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü görevini de yürüten Sayın Ahmet Tanyolaç ile önemli bir söyleşi gerçekleştirilmiş. Ramazan ayına denk gelen bu söyleşi, Türkiyede güzel işlerin de yapıldığına işaret ediyor.

Prof. Dr. İsmail Kara, Dergâh Yayınlarından çıkan Cumhuriyet Türkiyesinde Bir Mesele Olarak İslâm adlı eseriyle dikkatleri üzerine çekti. Mehmet Zahit Tiryaki, bu kitabı ele alan derinlikli ve geniş oylumlu bir yazıyla, Dergâh dergisine katkı sağlayan isimlerden…

Arzu Güldöşüren ise dil çalışmaları ile tanınan Besim Atalayın hayat hikâyesini kendi ifadeleriyle aktarıyor. Her açıdan ibretle okunacak bu metin, dipnotlar ile zenginleştirmiş.

İrtibat:
Binbirdirek Mah. Klodfarer Cad. No: 3/20 Altan İş Merkezi
Sultanahmet - İSTANBUL
Telefon : (212) 518 95 78 (3 Hat)
Faks : (212) 518 95 81
E-posta : bilgi@dergahyayinlari.com
http://www.dergahyayinlari.com

2008-08-07

"Dergâh" dergisi

Fatih Çodur’un “Misilleme” başlıklı şiiriyle aralanan dergi sayfaları; Mustafa Köneçoğlu, Bülent Parlak, Evren Kuçlu, Arif Burun ve Hasan Ediboğlu’nun şiirleriyle devam ediyor. Yusuf Turan Günaydın, Osman Toprak ve İbrahim Gökburun “Derkenar” sütunlarında yazan isimler. Kitap eleştirileri sadece “Derkenar” sütunlarıyla sınırlı değil. Hüseyin Akın, “Bu Dağların Ardı” adlı eser hakkında önemli bir yazı kaleme aldı. Bu Dağların Ardı, Sücaattin Erdem’in Dergâh Yayınları’ndan çıkan ikinci deneme/hatıra kitabı... Bir diğer kitap eleştirisi de Ömer Yalçınova imzası taşıyor. Yalçınova’nın yazısı, Salim Hammish’in İbn Haldun’un hayatını konu alan “Allame” romanı üzerine. 222. sayının hikâyecileri ise Ayşegül Ünal ve Mahmut Muku. Artık bir klâsik haline gelen “Orta Sayfa Sohbeti”nin bu sayıdaki konuğu, yayımladığı iki hikâye kitabıyla iyi bir çıkış yapan Sibel Eraslan. Hikâye sanatına bakışıyla ilgili ciddi ipuçları veren Eraslan, özellikle hikâyeye ilgi duyan gençlere yardımcı olacak şeyler söylüyor. Hikâye konusuna eğilen bir diğer isim de Kâmil Yıldız. Yıldız, “Öyküde kelime kullanımı” bahsine değiniyor. Şiirleri ve geniş oylumlu eleştirel yazılarıyla tanıdığımız Mehmet Erdoğan, Ahmet Hamdi Tanpınar yazılarına bu sayıda da devam ediyor. Devam eden bir diğer çalışma da, Alpay Doğan Yıldız’ın “Popüler kültür” ana başlıklı yazıları. Her iki yazı da, alanında büyük bir boşluğu dolduruyor. İdiris Demirel ve Ramazan Topdemir, Dergâh’ın ağustos sayısına denemeleriyle katkı sağlayan isimler. Demirel “işçi kültürü”ne, Topdemir ise “tarihi romanda zaman” konusuna değiniyor. Prof. Dr. İsmail Kara ise geçtiğimiz günlerde Hakk’ın rahmetine kavuşan Neclâ Pekolcay Hoca için bir hatıra-anma yazısı yayımlıyor. Yazıda hem hoca-talebe ilişkisi, hem de mesai arkadaşlığı incelikle anlatılıyor.