temrin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
temrin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-11-01

'Temrin' dergisi, Ahmet Mithat Efendi özel sayısı

Kasım ile birlikte Temrin de okurlara bir kez daha merhaba diyor! Bu ay Derginin Notu'nda Şeref Yılmaz imzası olan 55. sayı, Ahmet Mithat Efendi Özel Sayısı olarak huzurlarınızda. Bekleyiniz demiştik, buradayız!

"Dördüncü yılımızda, altıncı özel sayımızı sizlerle paylaşmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Kurban Bayramı ile Cumhuriyet Bayramı’nı bu yıl bir arada kutlamanın çifte heyecanına Temrin ailesi olarak Ahmet Mithat Efendi özel sayısını da ekliyoruz. Ahmet Mithat Efendi adına heyecan duymamız, edebiyatın hatırını gözetiyor olmamızdan kaynaklanıyor elbette. Bu yıl Ahmet Mithat Efendi’nin vefatının 100. yılı… Ancak ele avuca gelir bir etkinlik ortaya konulabilmiş değil. Bu tür durumlarda ilk hedef tahtası Kültür Bakanlığı olur genelde. Bu sebepsiz değildir. Bakanlık, Ahmet Mithat adına Mustafa Miyasoğlu’na bir kitap hazırlattı. Kitabı henüz görmesek de Miyasoğlu’nu tanıyor olmamızdan ve onun kitap hazırlama sürecindeki titizliğini ve gayretini bilmemizden dolayı çalışmanın kayda değer bir eser olacağından kuşkumuz yok. Soru şu: Peki bu yeterli mi? Elbette hayır… Ahmet Mithat Efendi, bir kitapla ve birkaç konferansla geçiştirilecek kadar ucuz bir adam değil… Resmi kurumların ve belediyelerin bu tür anmalarda yaptıkları geçici ve başaran savma yöntemleri ise sempozyumlardır. Sempozyumlar gereksiz midir? Elbette hayır… Peki yeterli midir? Hayır… Öyleyse, adı ülke sınırlarını aşmış isimlerimiz için kalıcı ve kayda değer başka uygulamalar ve etkinlikler yapılmalıdır. Ahmet Mithat Beykozlu… Beykoz Belediyesi’nin bu yılın kalan iki ayında ne yapacağı da doğrusu merak konusu… Belediyelerin gündeminde Ahmet Mithat’a gelinceye kadar günübirlik çöpe atılacak birçok etkinliğin olduğunu tahmin etmek güç değil… Ahmet Mithat’ı, siyasetin ve belediyelerin anlamasını beklemiyoruz zaten. Ancak devletin anlamasını beklemek hakkımız… Yaklaşık kırk yıllık yazı hayatı boyunca 60 civarında roman ve hikâye bırakan bu adam, iki kalemde geçiştirilemez… Milletimize okumayı öğretme gibi hasletlere sahip, “hace-i evvel” (ilk öğretmen) gibi unvanları milletinden almış bu Osmanlı efendisi, bir iki etkinliğe hapsedilemeyecek kadar donanımlı bir şahsiyettir. Kendi zamanında “yazı makinesi” olarak adlandırılmış bu velud kalem, göstermelik bir sahiplenme ile hak ettiği yere oturtulamaz. Hayatı boyunca iki yüzün üzerinde esere imza atmış olan Ahmet Mithat Efendi, sadece bu yıl değil bundan sonraki yıllarda da başvuracağımız berrak ve gür bir kaynaktır. Vefatından bu yana değeri artmış, günümüzde hâlâ tanımı ve içeriği, tanımlayana göre değişip duran Postmodernizm gibi akımların izlerinin onun eserlerinde görülüyor olması, onun nerede durduğunun açık bir göstergesidir. Ahmet Mithat Efendi, her şartta, her türlü tarzı ve üslubu denemiş, farklı farklı alanlarda eserler vermiş bir kalem olduğundan, önden gidenlerin izleri ve yeni açılan yollar bir şekilde ona çıkmaktadır. Onunla ilgili söylenecek çok şey var elbette… Bunları derginin sayfalarında yer alan uzmanlarının yazılarına bırakacağız. Bu özel sayıya Ahmet Mithat Efendi’nin resimleriyle katkıda bulunan ve konu hakkında değerli birikimlerini bizimle paylaşan Mustafa Miyasoğlu Beyefendi’ye teşekkür borcumuz var. Arşivlerimizde yer alacak ve araştırmacılara ışık tutacak bu özel sayımızın da hayırlara vesile olmasını diliyoruz."

Şeref Yılmaz

2012-06-08

'Temrin' 50. sayısıyla okurunu selamlıyor

Haziran’ın « merhaba » demesiyle birlikte Temrin de 50. sayısıyla okurunu selamlıyor. Bu sayısında öykü ve şiire ağırlık veren dergi, bunların yanı sıra dikkatle okunmayı bekleyen nitelikli inceleme yazılarını sizlerin ilgisine sunuyor.

Temrin Edebiyat Dergisi, dergiye gelen yazı ve şiirleri ince ince değerlendiren yayın kurulu ve gönderilen tüm ürünlerin sahiplerine olumlu ya da olumsuz cevapla geri dönmeyi kendine düstur edinmiş sistemiyle ; eş-dost çalışmalarını hatır-gönül sebebiyle yayınlamaktan helâk olmuş dergilerden kendini ayırıyor. Kapağa ana spot olarak taşınmış olan Sezgin Selvi imzalı « Kemal Tahir’in Romanlarında Eşkıyalık Olgusu ve Anadolu Eşkıyalığı » isimli yazı dikkatle okunmayı hak ediyor. Haziran ayının şiirdeki hazin yerine istinaden, Fatih Yavuz Çiçek’in kaleme almış olduğu « Haziran’da Ölmek Zor » başlıklı yazı da arşivlere alınacak bir nitelik taşıyor. Bunların yanı sıra Mehmet Şamil Baş ve Ahmet Turan Alkan ile yapılmış iki ayrı söyleşi, sayıya zenginlik katan unsurlardan. 50. sayıya katkıda bulunan diğer isimler şöyle :

Şiirleriyle : Leyla Mihrinaz Engin, Murat Özel, Özkan Dursun, Seyit Pelitli, Sümeyye Şeker, Tugay Kaban.

Yazılarıyla : Fatih Yavuz Çiçek, Halil İbrahim Polat, Hasan Parlak, Ilgaz Aras, Kemal Çelik, Leyla Karaca, Saliha Malhun, Semiha Kavak, Sevgi Korkusuz, Sezgin Selvi, Şeniz Bayır, Şeref Yılmaz

Derginin sabit bölümleri olan « Seyr-i Fuad », « Künye » ve « Devran » da yine okurun beğenisine sunuluyor. Devran’ı Nergihan Yeşilyurt, Seyr-i Fuad’ı ise bu sayıda Hakan Bilge hazırladı.

Temrin bir yandan usta kalemleri sayfalarında ağırlamayı devam ettirirken, öte yandan genç kalemlere yer vermeyi ve edebiyat namına yapılan her iyi hareketi desteklemeyi sürdürüyor.
Kapak çizimlerini Alperen Köseoğlu’nun yaptığı Temrin, her ayın ilk haftası bayilerdeki yerini alıyor ve abonelerine ulaşıyor.

İÇERİK

ŞİİR
Özkan Dursun/ İnsanlar Ya Ben
Murat Özel/ Çocuk Asprini
Leyla Mihrinaz Engin/ Fal
Sümeyye Şeker/ Sefer
Tugay Kaban/ Sebeb-i Telifi Aklımda Raksın
Seyit Pelitli/ Nasır

ÖYKÜ-İNCELEME
Semiha Kavak/ Şiirde İmge Gerçekliği
Sevgi Korkusuz/ Baharı Beklerken
Hasan Parlak/ Aşk’a Akan Yolculuk
Şeniz Bayır/ Musa
Kemal Çelik/ Başlangıçta Hiçbir Şey Yoktu
Halil İbrahim Polat/ Fadima
Yusuf Karabel/ Büyük Renklerin Haydudu
Saliha Malhun/ Soya Nizâm Veren Velî: Hâce Ebû Yâkub Yûsuf Elhemedânî Hazretleri

SÖYLEŞİ-ARAŞTIRMA-TAHLİL
Şeref Yılmaz/ Altıncı Şehrin Mimarı: Ahmet Turan Alkan
Fatih Yavuz Çiçek/ Haziran’da Ölmek Zor
Sezgin Selvi/ Kemal Tahir’in Romanlarında Eşkıyalık Olgusu ve Anadolu Eşkıyalığı
Ilgaz Aras/ Geçmişin Leyla’sı, bugünün Ella’sı, geleceğin Elsa’sı ve Aragon
Leyla Karaca/ “Şiirim Amel Defterimdir”

SEYR-İ FUAD
Hakan Bilge/ Aşktan da Üstün

DEVRAN
Nergihan Yeşilyurt/

2012-06-06

Yayın Dünyasının Gözbebekleri

Yayın Dünyasının Gözbebekleri başlığını verdiğim bu dergi ve kitap tanıtım yazıma geri dönüşlere göre ilgi iyiydi. Hem dergileri insanlara tanıtmak adına hem de bu güzide dergileri sizlerin istifadesine sunmak açısından yararlı bir yazı demeti olacağını ümit ediyorum.

Gaziantep’ten çıkıp gelen Serencam dergisiyle yazı demetine devam edeyim. Serencam dergisi, Genç Yazar ve Sanatçılar Derneğince çıkarılıyor. Yayın yönetmenliğini Gülşen Gazel’in yaptığı dergide ağırlıklı olarak deneme yazıları mevcut. Sanatalemi.net’in yazarlarından Bestami Yazgan’ın da bir şiiri bulunuyor. Bana ulaşan dergi 1 sayı. Sadık Yalsızuçanlar, Gülşen Gazel, Gülnaz Eliaçık, Nergihan Yeşilyurt, Recep Şükrü Güngör ve Nihat Dağlı yayın dünyasından aşina olduğumuz isimlerden bazıları… İstanbul dışında dergicilik zor zanaattır. Dağıtım başlı başına bir derttir. Buna rağmen dergi çıkarma cesareti takdire şayandır. Bu bakımdan Serencamın uzun ömürlü olmasını diliyorum. Dergiye ulaşmak isteyenlerse www.serencamdergisi.com adresini ziyaret edebilirler.

Yayın dünyasına katılan her yeni dergi, yeni bir heyecan… Ayrıca bu kulvarda bir şeyler söylemesi bakımından da önemli. Her ne kadar dergilerin çok olmasından şikâyet etsek de o derginin çevresinden başlayarak dalga dalga yayılması ve okur yelpazesini genişletme azmini de önemsiyorum. Bu düşünceler arasında elime yeni bir dergi geçiyor. Acemi dergisi… Acemi dergisi, adından da anlaşılacağı üzere hiçbir iddiası olmayan okul dergi olarak çıkmaktadır. Bir şeyler yazma heyecanıyla kaleme sarılan eller; şiir, öykü, inceleme ve söyleşilerle bizleri selamlıyor. Acemi dergisine her ne kadar yeni çıkmış desem de 3. sayısı elime ulaşmış durumda. İki ayda bir yayımlanan dergiye ulaşmak isteyenler www.acemidergisi.com sitesini ziyaret edebilirler. “Sanat Toplumun Vitrinidir” spotuyla Dilek Nigar Aksakal ile yapılan söyleşiye dikkat çekilmiş. Baskısı ve kapak resmiyle de göz dolduran cinsten. Ömrünün uzun olması dileğiyle.

Ve sırada Çorum’dan gelen bir dergiyle devam etmek istiyorum. Çorum deyince de meşhur Çorum leblebisi akla gelmiyor değil, her ne kadar canımız Çorum leblebisi çekmiş olsa da Aşkın (e) Hali dergisine şöyle kısaca bakınca belki isteğimizi bastırırız… Kenan Yaşar, Metin Demirci ve Eyyüp Akyüz’ün çekip çevirdiği dergi üç ayda bir yayımlanıyor. Elimde 26. sayısı mevcut… Şiir, Deneme, Öykü ve Makalelerle dergi bir bahar çeşnisine bezenmiş durumda. Aşkın (e) Hali dergisine ulaşmak isteyenler ise www.askinehali.com adresini kullanabilirler.

Yıllar önce sanatalemi.net sitesi vesilesiyle gördüğüm ve irtibata geçmemle birlikte tanıdığım Temrin dergisinden bahsetmek istiyorum. Derginin Genel Yayın Yönetmenliğini Şeref Yılmaz yapıyor. Şiirleriyle okur kitlesini oluşturan Elif Nuray ise derginin editörü… Her ay muntazaman çıkan dergi, 50. sayısına ulaşmış durumda. Başlangıçta yazarlık okulu öğrencilerinin yazılarını yayımlayabilecek bir uygulama sahası olan dergi zamanla usta çırak ilişkisinin harmanlandığı bir yere dönmüş durumda. Emin adımlarla yoluna devam eden Temrin dergisinin son sayısında “Kemal Tahir’in Romanlarında Eşkıyalık” konulu inceleme yazısı dikkat çekiyor. Sezgin Selvi’nin kaleme aldığı bu yazı okunası. Şiir ve öykülerle bezenen dergide inceleme yazıları da mevcut. Sıra dışı boyutuyla ve her ay birbirinden ilginç kapak resimleriyle de göz dolduran Temrinin daha nice sayılara merdiven dayamasını diliyorum. Temrin dergisine ulaşmak isteyenler, www.temrindergisi.com adresini ziyaret edebilirler.

Dergiler arasında yüzerken bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Kişiliğiyle her zaman örnek aldığım, güzel insan Selçuk Alkan’ın Aşk Güzergâhının Gizemi isimli romanı Kent Kitap yayınları arasından çıktı. Günümüzden geçmişe giderek Hüdayi hazretlerini ve dolayısıyla İstanbul’u konu alan bu romanın çıktığını duyurmuş olayım. Şu anda kitabı okuyorum inşallah okuduktan sonra naçizane bir tanıtım yazısı yazmayı ümit ediyorum.

Türk Dili dergisiyle devam edelim, Türk Dil Kurumu tarafından her ay yayımlanan derginin Nisan 2012 (724.) sayısı elimde. Sadece abonelerine ulaştırılan dergide özellikle Prof. Hamza Zülfikar’ı beğeniyle takip ediyorum. Türk Dil Kurumu eski başkanlarından da olan Hamza Zülfikar’ın yazılarıyla Türkçe’mizin güzelliklerini daha iyi anlıyor ve zaman zaman da geçmiş ile günümüz arasındaki dil mukayeseleri yapma şansı yakalıyoruz. Türk Dili dergisinde de hikâyeler, şiirler mevcut ama akademik yönünün de olduğunu unutmamak lazım. Buna rağmen herkesin kolayca anlayacağı ve okunası dergiler arasında olduğunu söylemekte fayda var. Dergiye ulaşmak için www.tdk.gov.tr adresini kullabilirsiniz.

Yayımlandığı ilk günden beri takip ettiğim Dil ve Edebiyat dergisi şu zamanlarda biraz daha halka açılmaya başlamış desem yanılmış olmam sanırım. Daha çok akademik seviyede ilerleyen dergi son zamanlarda halka da hitap edecek şekilde içerikleri zenginleştirmiş durumda. Zaman zaman sosyal konulardaki ağırlığını da hissettirse de edebiyat kulvarında önemli konulara imza atıyor. F klavye kullanımı ve Anayasanın Dili gibi sosyal konularda da önemli girişimleriyle dikkatlerini üzerine çektiğini biliyoruz. Ayrıca İstanbul’da düzenlenen çeşitli edebiyat yarışmalarıyla da gençlere edebiyatı sevdirme noktasında önemli girişimlerde bulunduğu yadsınamaz. Türkiye Dil ve Edebiyat derneğince yayımlanan dergi 42. sayısına ulaşmış durumda. “Muhafazakar Sanat Neyi Koruyor?” kapak yazısıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Birbirinden güzel deneme, inceleme, gezi yazılarının yanı sıra dergi ve kitap tanıtımlarının yer aldığı dergi yeni yüzüyle bizlere adeta tebessüm ediyor. Dergiyle iletişime geçebilmek için www.ded.org.tr adresini kullanmanız mümkün.

Dergiyi çıktığı günden bu yana takip ediyorum dedim de günlerin ne kadar hızlı geçtiğini anımsadım bir an. Bu kadar hızlı geçen zaman karşısında acaba birbirimize olan vefa duygusunu ne derece yerine getiriyoruz, biraz durup bunu düşünmek gerekiyor sanırım. Demek ki edebiyat kulvarında gezerken sosyal konular da zihnimize aksediyor.

Edebiyat bazen de değirmende öğütülür… Yazılar yazıldıktan sonra biraz dinlensin diye beklenir ya. Çayı atar atmaz içilmez haliyle, biraz beklemek ve demlenerek tadını alması sağlanır. Bu tabiri yazılar için de kullanırız. İşte ha demlemek ha değirmende çevirmek aynı şey olsa gerek derken Sakarya’dan çıka gelen Değirmen dergisinden bahsetmemek olmaz. Hemşehrim Rüstem Budak’ın büyük himmetlerine haksızlık etmiş olurum sonra… Değirmen dergisinin elimdeki sayısı 29-30-31 Ocak-Haziran 2012. 432 sayfadan oluşan bu hacimli dergi tam arşivlik. Kitapseverlerin mutlaka edinmesi gereken ve elinin altında başvuru kaynağı olarak kullanacak bir dergi olduğunu hatırlatmak isterim, çünkü “Yüzyılın Dergileri 1900-2000” başlığıyla bu yüzyıl içinde edebiyatımızda yer edinmiş dergilerden bahsediliyor. Çok önemli olan bu sayının yakın zamanda tükeneceğini düşünüyorum. Bitmeden almak için, www.degirmendergisi.com adresine müracaat etmeniz kâfi…

Bu yazımda yedi dergiyi tanıtma imkânı buldum. Bana ulaşan ve bu köşede tanıtmamı istediğiniz dergiler, yayınlar olursa eafsin@hotmail.com adresiyle iletişim kurarak bana bildirebilirsiniz.

Bu arada sanatalemi.net’in kurucusu Mehmet Nuri Yardım hocamızın, kendisiyle müsemma olan Edebiyatımızın Güler Yüzü isimli kitabının yeni baskısı Yağmur Yayınevince yapılmış. Söz sanatını nüktedanlıklarıyla da dile getiren ustaların hayatlarındaki bu ilginç anekdotların olduğu eser, her edebiyatçının, edebiyata ilgi duyanların elinde olması gerekir. Bu eseri yeni baskıyla edebiyat dünyamıza kazandıran Süleyman Özdemir beyi de tebrik etmek istiyorum. Edebiyata dair önemli kazanımlar sağlayan Yağmur Yayınevinin bu duruşu önemli. Edebiyat, hepimizin ortak mirasıdır, dolayısıyla onu paylaşmak, anlatmak, yaymak da görevimizdir.

Erol Afşin

2012-04-07

'Temrin' dergisi

Nisan 2012

Heybesinde asıl saklı duranın vefa ve emek olduğu farkındalığıyla yoluna dosdoğru devam ediyor Temrin. Sağa sola sapmadan, taşa gölgeye aldırmadan; söze kıymeti, iyiye hakkı teslim ederek…

İyiye hak teslimi demişken… En iyi şiirin bile nasıl ki yarası beresi, açığı gediği okuyan göze göre değişkenlik arz ediyorsa; bir derginin eğriliği doğruluğu, çizgisi çemberi de okura göre çeşitlilik gösteren bir durum. Yani, kiminin göğe çıkardığı çalışmalar, başkasınca bir kalite taşımayabiliyorken; tam tersi durum da pekâla geçerli olabiliyor. Bu noktada özellikle bir derginin tüm yapısı için bir söz söylenecekse, bu, derginin yıllardır istikrarla büyüttüğü emek göz ardı edilmeden yapılmalı. Aksi halde, havada uçuşan cümleler, korkarız ki kasti yergi ifadelerinden öteye gitmez. Oysa en vasat dergiler dahi bir emeğin ve gönül ortaklığının ürünüdür. Saygı elzemdir, hak teslimi mühimdir.

Çekilmesi gereken bir çizgi de şu: Temrin asla ve kat’a bir şair yahut yazarın doğrudan uzantısı, başka bir deyişle hâkim olduğu bir dergi değil. Açık ve net. Tartışmaya kapalı.

**

Bu sayı bazı yönleri dolayısıyla göğsümüzü kabartıp yüzümüze narin bir tebessüm yerleşmesine vesile oldu. Neden mi? Güzide misafirlerimiz var: Uzun süredir cümlesini hiçbir yerde görmediğimiz ve fakat Marie Sophie ile zihnimizde yer eden bir şairi ağırlıyoruz: Serkan Ozan Özağaç.

Şiirlerine ciddi anlamda az dergide rastlanacak iyi bir kalem yine bu sayının şairlerinden: Seyit Pelitli

Kalbe dokunan filmlerin kalbe dokundukları yerden seslenilecek taze-nadide bir bölüm: “Seyr-i Fuad”. İlk sesleniş Ebru Kayır’dan.

Nergihan Yeşilyurt, bundan böyle “Devran” da özgün üslubuyla bizlere haberler fısıldayacak.

Elbette kıymetlimiz olan diğer şair ve yazarlarımızın çalışmaları yine sizlerle buluştu.

Son söz:
Kalemimizin akı, yolumuzun ışığıyla tevazudan ödün vermeden yol almaya devam ediyoruz, edeceğiz. Taşlara ve gölgelere inat, taşlara ve gölgelere rağmen. Aziz Şeker’in deyişiyle: “Biz yanlış çağlara ilerlemiyoruz, yaşam bizi doğrulayacaktır.”

Vesselam!

2012-03-15

'Temrin' dergisi

Mart 2012

Ülke insanı, çeyrek asırdır sürekli ve hızlı bir değişim sürecinden geçiyor. Son on senedir bu süreç, zihinsel bir değişime evrilmeye başladı. Dünyadaki değişimin bu evrilmede büyük etkisi var. Mevlana’nın pergel metaforu bu değişimde önemli bir yer tutuyor. Bir ayağımız dünyayı gezerken diğer ayağımız sabit bir yerde durmalı. Çünkü pergelin iki ayağı birden hareket ederse, ortaya şekil çıkmaz. Gezen ayak, evrensel değerlerdir, sabit ayak ise kendi değerlerimizdir. Bu aynı zamanda şu anlama geliyor: Kendimiz kalarak değişmek… Bu zihinsel değişimin dergiciliğe yansımaları henüz belli ve sınırlı bir düzeyde oluyor. Dünyadaki ve ülkemizdeki değişimi edebiyat dergilerinin büyük çoğunluğunun okuyamadığını söylememiz gerekiyor. Dergiler ne yapıyorlar veya dergilerin ne yapması bekleniyor? Demek istediğimiz şu: Yarım asır önce çıkan dergilerin konseptleri ile günümüzde çıkan birçok dergi bulmak mümkün… Ya ayakları yere basmıyor ya da elindekileri iki kapak arasına sıkıştırıyorlar. Yeni çıkan bir derginin büyük laflar yaparak çıkması, bu geleneğin bir tezahürüdür. Oysa edebiyat mezarlığı, bu tür büyük laflarla çıkan körpe dergilerle doludur. Onların mezar taşlarına bakınca insanın Yunus gibi “yanar içim göynür özüm” diyesi geliyor. Eldekileri iki kapak arasına sıkıştırıp okura servis yapmanın zamanı da geçti; en azından bu anlayış taşra dergiciliğinde kaldı. Dergilerin en büyük çıkmazlarından biri de bir ekip yetiştirememesi… Ekip yetiştirmek için ekiple hareket etmek gerekir. Çoğunluğu “hanedan dergisi” olan böyle bir ortamda nasıl ekip yetişsin? Ayrıca bu ekibi kim yetiştirecek? Herkes kendisi gol atmak istiyor. Defansı önemseyen yok. Teknik direktörlük zaten hak getire… “El âlemin avutamadığını ben mi avutacağım, oturur iki satır bir şey yazarım.” zihniyeti hâkim… Bir dergi birkaç sayıda bir dosya yapmıyorsa, yılda bir özel sayı yayınlamıyorsa, yeni kalemlere sayfalarını açmıyorsa sadece ahbap çavuş ilişkisiyle gurur duyabilir. Günümüz dergiciliğinin ve edebiyatının, edebiyat kanonlarına hiç ama hiç ihtiyacı yok. Temrin, bütün bu olan bitenlerin dışında kalmasını bildiği için önemseniyor. Bu sayıdaki isimler ve oylumlu yazılar bunun bir göstergesidir. Cemre toprağa da düştü. Gayri ısınma vakti. Elinizdeki sayının yazıları bu görevi hakkıyla yerine getirecek. Hele şiirler! Onlar bahar esintisini ruhlarınızda bütün varlığıyla hissettirecekler.

2012-01-26

'Temrin' dergisi Ahmet Hamdi Tanpınar özel sayısı

Şubat 2012, Sayı:46

Bu sayımızı vefatının ellinci yıldönümü münasebetiyle Tanpınar’a ayırdık. Klasik bağlamda bir dosya yapmak yerine Tanpınar’ı belirli problemler özelinde ele aldık. “Hangi Tanpınar?” sorusuyla Tanpınar’ın çoğul kimliğine değinirken bir yandan da “Tanpınar nasıl okunmalı?” sorusunu cevaplamaya çalıştık.

Dursun Ali Tökel, “Tanpınar, ama Ahmet Hangi Tanpınar” başlıklı yazısında Tanpınar’ın çok kimlikliliğinden hareketle “nereli?” sorusu üzerinde durdu.

Hilmi Yavuz, günlüklerdeki Tanpınar’ı yazdı, ‘Kırtıpil’ mi, Değil mi? Evet,‘Hangi Tanpınar?’ adlı yazısında.

Şaban Sağlık, Tanpınar’ın çoğul kimliğini de göz önünde bulundurarak “Tanpınar’ı Hangi Bağlaçla Okumalı” başlığını taşıyan oldukça ufuk açıcı bir yazı kaleme aldı.

Yavuz Demir ‘Huzur’suzluğun ‘İntibah’ı başlıklı yazısında Huzur romanını iç problemleri bağlamında ele aldı. İlgi çekici bir metin…

Yasin Beyaz, Orhan Okay’ın “Bir Hülya Adamının Romanı” isimli kitabı üzerine derinlikli bir değerlendirme yazısı ile sayımıza katkıda bulundu.

Tahsin Yıldırım, Tanpınar’ın “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı çalışmasını değerlendirdi.

Kibar Ayaydın, “Estetik Algının Bellek Zamanında Ahmet Hamdi Tanpınar” başlığını taşıyan yazısında Tanpınar’ı kültür, medeniyet, estetik bağlamında ele aldı.

Bu ayki söyleşi konuğumuz Prof. Dr. Orhan Okay. Orhan Okay ile Musa İğrek konuştu. Orhan Okay kendi gözünden, hocası olan Tanpınar’ı anlattı…

Bu ay dosyamızın yoğunluğundan ötürü sadece üç şiire yer verebildik. Servet Gündoğdu, Halil İbrahim Polat ve Ayhan Emir Yolcu bu sayımızın şairleri. Üç şiiri de beğeniyle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Alperen Köseoğlu yine çizimleriyle kapağımıza renk kattı…

Gelecek sayılarda buluşmak ümidiyle…

2012-01-06

Temrin 45

Geçtiğimiz ayın 10’u ile 14’ü arasında Sirkeci Tren Garı, dergilere ev sahipliği yaptı. Altmış civarı derginin katılımıyla gerçekleştirilen Dergi Fuarı’na ilgi beklenenin çok üstündeydi. Temrin ekibi olarak beş gün boyunca biz de fuardaydık. Bu sayede okurlarımızla söyleştik, yeni okurlar edindik. Fuarın ikinci günü dergimizin düzenlediği “dünden bugüne edebiyat dergiciliği” k onulu panel de yoğun ilgi gördü. Fuarın en kalabalık etkinliğiydi diyebiliriz. Panelde konuşmacılar Hilmi Yavuz, Ercan Yılmaz ve V. Hüseyin Kaya’ydı. Tüm aksaklıklara rağmen dergilerin bir araya gelerek bir fuar tertip etmeleri, dergiciliğin sektörleşmesi adına önemli bir atılımdı.

Yeni yılın ilk sayısını Mısırlı yazar Necib Mahfuz’a ayırdık. Aralık ayı Necib Mahfuz’un doğumunun 100. yıldönümüydü. Bu vesilesiyle, dilimize de birçok romanı çevrilmiş olan Necib Mahfuz’u ve edebiyatını anmak istedik. Yazdığı metinlerin cefasını da çekmiş bir yazardır Necib Mahfuz. “Sokağın belleği”ni metinlerine taşıyan bir muhafızdı. İnsan ruhuna kahvehanenin penceresinden bakan bir kâşifti.

Dosyamıza Halim Öznurhan, Prof. Dr. Musa Yıldız, Asuman Kafaoğlu-Büke ve İbrahim Altay katkıda bulundular. Dört yazı da Necib Mahfuz’u tanıma adına önemli yazılar. Necib Mahfuz’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasından hemen sonra Paris Review’e verdiği röportajı da dosyamıza dâhil ettik.

Bu sayımızın şairleri: Halil İbrahim Polat , Servet Gündoğdu, Celaleddin Koç, Berat Demirci, Fatih Yavuz Çiçek ve Kadir Korkut. Halil İbrahim Polat ve Celaleddin Koç dergimize katılan yeni isimler. Her iki şair de sıkı şiirler yazıyor. “Orman Türküsü” başlıklı şiir ise kendi şiir dilini kurmuş ve “kalbime indi şiir” diyebilecek enginlikteki bir şairi işaret ediyor.

Necib Mahfuz, Bekir Şakir Konyalı, Asuman Güzelce bu ayki öykücülerimiz. “Oğul” başlıklı öyküde Mustafa Kutlu’nun sehl-i mümteni yanını bulacaksınız.

Mahmut Kaplan “Sultan Cem’in Gam Kervanı”, Şeref Yılmaz “Halk Etimolojisi”, Kemal Çelik “Poésıes”, Leyla Karaca Tok “Ürpertici Bir Temas; Keyfekader Kahvesi” başlıklı yazılarıyla Ocak sayımıza katkıda bulundular.

Nihan Kaya “Sinemada Gerçek Hikâyeler ve Tehlikeli İlişki” başlıklı yazısında Tehlikeli İlişki filmini ele aldı. Bu yazıyı özellikle okumanızı öneriyoruz.

“Ödülün Hikâyesi” köşesinde bu ay Betül Tarıman’ı ağırlıyoruz. Betül Betul Tarıman 2005 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü alan kitabı Yol İnsanları’nın ödüle uzanan hikâyesini anlattı.

Alperen Koseoglu, çizgileriyle kapağımıza renk kattı.

Son olarak, Kalender Tufan “künye” köşesinde kitapların ve Seda Ülke “devran” köşesinde sanat ve edebiyatın izini sürdü.

Yeni yılınız kutlu ve huzurlu olsun.

Gelecek sayılarda buluşmak ümidiyle…

2011-07-07

'Temrin' düşünce ve edebiyat dergisi

Sayı: 39 Temmuz 2011

Bu ay da yine beğenerek okuyacağınız şiir ve yazılarla karşınızdayız. Temmuz ayı şairleri; Servet Gündoğdu, Leyla Karaca Tok, Serdar Çakıcıoğlu…

Ondokuz Mayıs Üniversitesi edebiyat bölümü profesörlerinden Şaban Sağlık hocamız Erzurum’da gerçekleştirilen Hilmi Yavuz Sempozyumu izlenimlerini yazdı. Bu yazıyı özellikle okumanızı öneriyoruz. Elif Nuray, Haydar Ergülen’in yeni baskısı yapılan Keder Gibi Ödünç isimli şiir kitabını ve Sıddık Akbayır’ın Şiir Adımlı Bir Yolcu; Haydar Ergülen isimli portre çalışmasını inceledi.

Koray Feyiz, Hüseyin Avni Cinozoğlu’nun son şiir kitabını değerlendirdi. Bülent Gündoğan, Hilmi Yavuz Konuşurken Susma! Denemesi başlıklı yazısında Hilmi Yavuz’un şiirine dair farklı bir okuma içerisine girdi. Tahsin Yıldırım, Ziya Osman Saba’nın Bilinmeyen Bir Anket Cevabı’nı okurla paylaştı.

Bu ayki öykücülerimiz; Bekir Şakir Konyalı, Mehmet Öztunç ve Suat Atik. Bekir Şakir Konyalı kurduğu kendine has öykü dili ile ilerde isminden çokça söz ettirecek bir öykücü. Bu sayımızda yer alan öyküsünü mutlaka okumanızı öneriyoruz.
Behçet Çelik Göbek Adı “Müstesna Eylül” başlıklı yazısında 2008 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı’nı alan kitabı Gün Ortasında Arzu’nun hikâyesini anlattı.
Fuat Ata bu sayımızda da “düşündüren” bir karikatürle yer alıyor.

Bu ayki söyleşi konuklarımız; eleştirmen Semih Gümüş ve genç şairlerden Halil İbrahim Polat. Semih Gümüş ile V.Hüseyin Kaya, Halil İbrahim Polat ile de Ercan Yılmaz konuştu. Her iki söyleşiyi de zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.
Alperen Köseoğlu, Ayraç Kuyruklu Bilge Kedi isimli çizimiyle bu ayki kapağımıza renk kattı.

Son olarak yine Kalender Tufan “künye” köşesinde kitapların ve Seda Ülke “devran” köşesinde sanat ve edebiyatın izini sürdü.

Gelecek sayılarda buluşmak ümidiyle…

2011-05-31

'Temrin' dergisi

Yeni bir sayı ile yine sizlerle beraberiz. Öncelikle geçtiğimiz ayın 14’ü ile 22’si arasında gerçekleştirilen Kocaeli 3. Kitap Fuarı’nda dergimize gösterdiğiniz yoğun ilgiden ötürü teşekkür ederiz. Yaklaşık on gün boyunca standımız hiç boş kalmadı. Bir diğer güzel haberi daha sizlerle paylaşmak istiyoruz. Dergimiz şairlerinden Ersin Karaca’nın ilk şiir kitabı “Berneva” Ferfir yayınlarından çıktı. Yukarıda da iki dizesini alıntıladığımız “Berneva”nın ilk imza günü Kocaeli’de oldu. Ersin Karaca’yı kutluyoruz. Dergimizin bu ayki şairleri; Berkant Akkuş, Ebru M. Kayır, Elif Nuray, Suat Atik, Murat Çelik, Ümit Erdem ve Serdar Çakıcıoğlu. Elif Nuray’ın “ah ey yar!” başlıklı şiirine özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyoruz. Fuat Ata bu sayımızda da güzel bir karikatür ile karşımıza çıkıyor. Suat Atik, Hasan Farhangi (çeviri; Nihan Işıker), Oğuz Durdu, Hümeyra Kablan, Firdevs Kapusızoğlu, Nevzat Canan, V. Hüseyin Kaya bu sayımızda öyküleri ile yer aldılar. Mehmet Öztunç “şiir Yıllığı Nereye Düşer?” başlıklı yazısında edebiyat ortamında sıkça tartışmalara konu olan şiir yıllıklarına değindi. Gülşah Elikbank, John Verdon’un son romanı “Aklından Bir Sayı Tut”u inceledi. Gülşah Elikbank bundan böyle Temrin’de kitap eleştirileri ile yer alacak. Psikiyatrist Erol Göka “Kimliğimizin Evi Türkçe”ye dikkat çekti ve dil-kimlik ilişkisini sorguladı. Dergimize yeni bir sayfa daha ekledik; “Ödülün Hikâyesi”. Bu sayfada yazarlar, ödül almış kitaplarının yazılış serüvenini (bir bakıma ödülün hikâyesini) anlatacaklar. Ödülün Hikâyesi sayfasının ilk konuğu Ahmet Büke. Can yayınlarından çıkan “Kumrunun Gördüğü” isimli öykü kitabı ile 57. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanan Ahmet Büke “şimdi Berabereyiz” başlıklı yazısında kitabının yazılış serüvenini anlattı. Bu sıcak metni özellikle okumanızı öneriyoruz. Derginin kapak resmini Aksiyon dergisi çizeri Alperen Köseoğlu çizdi. Bu ayki söyleşi konuklarımız genç romancılarımızdan Hatice Kesgin ve Fransız edebiyatının usta romancılarından Mathias Enard. Hatice Kesgin ile Kalender Tufan, Mathias Enard ile V.Hüseyin Kaya konuştu. Her iki söyleşiyi de zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz. Son olarak yine Kalender Tufan “künye” köşesinde kitapların ve Seda Ülke “devran” köşesinde sanat ve edebiyatın izini sürdü. Gelecek sayılarda buluşmak ümidiyle…

2011-04-26

'Temrin' 36

Nisan ayında 36. sayımızla sizlere bir kez daha merhaba diyoruz. Bu ay da yine zevkle okuyacağınız metinlere yer verdik. Ümit Erkol, Tuğba Gülşen Doğru, Kamil Çağlar Aksu, Arzu Eşbah, Murat Çelik, Mehmet Türkmen, Edward Estlin Cummings (çeviri; Nihan Işıker) bu sayımızın şairleri.

Saliha Malhun bu ay da “Kendine iyi Bakan Kız” başlıklı bir öyküsü ile karşımıza çıkıyor. Firdevs Kapusızoğlu, Nevzat Canan, Osman Çeviksoy bu sayımızın diğer öykücüleri.

Ahmet Mersan “Sırlı Çerçeve”, Uğur Cumaoğlu “şehir ve Karanlık” başlıklı denemeleri ile bu sayımıza katkıda bulundular. Mustafa Ocakbeği “Mar Bayciyev’in Hayatı ve Sanatçı Kişiliği”ni ele aldı. Onur Akbaş “Süreya’nın ‘y’si” başlıklı yazısında Cemal Süreya şiirini irdeledi. Tahsin Yıldırım “Peygamberi Konu Alan Edebi Türleri” ele aldı. Gülay Kayapınar “Sazsız Ozan Yavuz Bülent Bakiler”den söz etti.

Bu ayki söyleşi konuklarımız çağdaş Türk şiirinin değerli temsilcilerinden Veysel Çolak ve edebiyatın merkezinde usta bir romancı olan Metin Savaş. Veysel Çolak ile Hatice E. Kaya, Metin Savaş ile V.Hüseyin Kaya konuştu ve zevkle okuyacağınız iki söyleşi çıktı ortaya.

Son olarak yine Kalender Tufan “künye” köşesinde kitapların ve Seda Ülke “devran” köşesinde sanat ve edebiyatın izini sürdü.

Gelecek sayılarda buluşmak ümidiyle…

2011-02-27

'Temrin' dergisinin 35. sayısı

Mart 2011 sayımızla birlikte okur kitlemize yeni okurlar ekleniyor. Kültür Bakanlığı 100’ün üzerinde merkezi kütüphanesiyle Temrin’e abone oldu. Bu da demek oluyor ki binlerce okur daha Temrin ile buluşuyor/tanışıyor.

Bu ay da çok özel şiirlerle karşınızdayız. Eşref Karadağ’ın “Yetkinlik Sorusu” başlığını taşıyan şiiri ile başlıyoruz 35. yolculuğumuza. Arzu Eşbah, Murat Çelik, Mehmet Türkmen bu ayın diğer şairleri. Bu ay iki çeviri şiirimiz var: Birisi Mehmet Işıker’den Hırvat şair Enes Kišević’e ait olan “Bahçıvan” adlı şiir. İkincisi Nihan Işıker’e ait Furuğ Ferruhzad’ın “Güneş Doğuyor” adlı şiiri.

Ebru M. Kayır, Cansaran Kızıltaş, Ahmet Mersan ve Burcu Akkanlı bu sayımızın deneme yazarları. Dergimizin şairlerinden Ebru M. Kayır’a ait olan “Gece Yüzüklü Kelebek Oğul” başlığını taşıyan şiirsel metin özellikle okunmayı hak ediyor.

Hümeyra Kablan, Emir Kalkan, Saliha Malhun ve Ataman Kalebozan bu sayımıza öyküleri ile katkıda bulundular. Emir Kalkan ismine özellikle dikkatlerinizi çekmek isteriz. Emir Kalkan’ı Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan öykü kitapları ile tanıyoruz. Şehri ve şehrin anlattıklarını yazan bir öykücü olarak bu ismi bir yerlere not etmenizde fayda var.

Zülfikar Bayraktar Saraybosna ve Mostar Köprüsü’nü anlattığı gezi-inceleme yazısı ile karşımızda. Tahsin Yıldırım inceleme yazılarına Sabahattin Kudret Aksal ile devam ediyor. Bu ay üç kitap tahlil yazısı sizleri bekliyor. Güliz Kazazoğlu, Sevinç Çokum’un son öykü kitabını; Eylül Başak, Şeref Yılmaz’ın deneme kitabı Erguvan Hasreti’ni ve son olarak da Leyla Karaca Tok, Hayriye Ünal’ın 2010 TYB şiir ödülünü kazanan son şiir kitabı Gerekli Açıklama’yı incelediler.

Bu ayki söyleşi konuklarımız Çağdaş Fransız Edebiyatının önemli romancılarından Marc Levy ve şair Celal Fedai. Marc Levy ile Seda Ülke, Celal Fedai ile de Melih Taşçı konuştu. Her iki söyleşi de önemli “şey”ler söylüyor.

Son olarak yine Kalender Tufan “Künye” köşesinde kitapların ve Seda Ülke “Devran” köşesinde sanatın ve edebiyatın izini sürdü.

2011-01-13

'Temrin' düşünce ve edebiyat dergisi


Ocak 2011, Sayı:33

Aylık düşünce ve edebiyat dergisi Temrin, Ocak ayında yayımladığı 33. sayısı ile 4. yılına adım attı. Derginin bu sayısında iki önemli isimle yapılan söyleşi dikkat çekiyor. Betül Tarıman ile son çıkan şiir kitabından hareketle şiire dair söyleşiyi Şeref Yılmaz gerçekleştirdi. Diğer söyleşiyi de Murat Gülsoy ile son yayımlanan kitabı « Tanrı Beni Görüyor mu ? » kitabı üzerine V. Hüseyin Kaya yaptı. Bu sayının şiirleri arasında Granaz Musevi’nin Nihan Işıker tarafından tercüme edilen şiiri dikkat çekiyor. Musevi, İran asıllı bir şair ve yönetmen... Sydney’de doktora yapıyor. Dergi, bu ilk şiiri ile Musevi’yi Türke edebiyatına tanıtmanın ilk adımını atıyor. Bu sayının diğer şairleri şöyle : Arzu Eşbah/Burcu Yalkın/Kemal Çelik/ Ebru M. Kayır/ Nergihan Yeşilyurt/Serdar Çakıcıoğlu/Sıtkı Caney/Sude Nur Haylazca/ Yaprak Ünvar. Usta öykücü Jale Sancak’ın En Güzel İlk Yaz isimli öyküsünün de yer aldığı Ocak sayısı nitelikli yazıları ve isimleri okurla buluştuyor. Saliha Malhun, Aynalı Baba’nın Ulağı isimli güzel bir öyküsü ile ilk kez okura sesleniyor. Nazan Özen, Bir Pazar Günü Sendromu isimli denemesiyle uzun bir aradan sonra okur karşısına çıktı. Elif Nuray, Arzu Eşbah’ın son şiir kitabı Dilküşa’yı değerlendirdi. Hatice Eğilmez Kaya, Dostum Dostum isimli denemesiyle önemli bir değeri ele alıyor. Erol Afşin, hatıralar etrafında örgülenen bir yazısını okura sunuyor. Leyla N. Karaca, istanbul’da seyyahların ayak izlerini süren yazısıyla okura sesleniyor. Murat Çelik, Kendiliğinden isimli öyküsüyle bu sayıda yerini alıyor. Nezihe Altuğ, Bu şehr-i İstanbul ki isimli yazısıyla ilk kez okur karşısına çıkıyor. Oonur Akbaş, Sezai Karakoç’un kapalı Çarşı isimli şiiri etrafında bazı mülahazalar ileri sürüyor. V. Hüseyin Kaya, Mario Levi’nin İstanbul’u isimli yazısında Levi’nin son kitabı « İçimdeki İstanbul Fotoğrafları’nı ele alıyor. Dergi yeni yılın ilk sayısıyla birlikte yeni çıkan kitapların tanıtımı için « künye » ismiyle iki sayfa ayırıyor. Devran köşesinde ise edebiyat ve sanat haberleri okura ulaştırılıyor. Dergi öyküden denemeye, şiirden incelemeye kadar okura her ay zengin bir vitrin sunuyor.

2010-12-01

'Temrin' dergisi

TEMRİN AYLIK EDEBİYAT DERGİSİ ARALIK 2010, SAYI: 32

Aylık edebiyat dergisi Temrin, Aralık ayında 32. sayısını okurla buluşturuyor. Dergi öyküden denemeye, şiirden incelemeye kadar zengin bir vitrin sunuyor okura. Yılın son ayında okura dizin sunmayı da unutmamış. Bu sayının şairleri ŞEREF YILMAZ, ÜMİT ERKOL, SÜYÜNBAY ERALİYEV çev : İbrahim Türkhan, EBRU M. KAYIR, FERHAD GÜLSÜN, FURUĞ FERRUHZAD çev : Nihan Işıker, ARZU EŞBAH. Dergide dikkat çeken inceleme yazıları ise Tahsin Yıldırım’a ve İhsan Safi’ye ait. Üsküdar Mevlevihanesinin son postnişini Ahmet Remzi Akyürek’in şiirlerinde peygamber sevgisini ele alan Tahsin Yıldırım imzalı yazı, okuru tasavvufun gizemli dünyasında gezdiriyor. İhsan Safi, Afet Ilgaz hakkındaki geçen sayıda başlattığı incelemesini bu sayıda tamamlamış. Bu sayının röportajı sosyolog Berat Demirci ile yapıldı. Sıkı bir kalem erbabı ve deneme ustası olan Berat Demirci’nin röportajı, önemli ayrıntılar sunuyor okura. Bu sayıda yer alan diğer isimler ve yazıları şöyle: AHMET MERSAN/Çırpınıyor Gece Avuçlarımda, SEMRA BİLGİN/Kaygılı Dudağı Bir Ağlama Saklar, BİLAL ATIŞ/Tılsım, HASAN PARLAK/Aşk Düşümü, MUHAMMED MURAT KÖPRÜLÜ/Bu Otobüs Nereye Gider, MUSTAFA BİLGÜCÜ/Aşkın ile Afife, V. HÜSEYİN KAYA/Çekirgenin Tavafı, CANSARAN KIZILTAŞ/Bir Vakitler Aşiyan Yolları, NİHAN IŞIKER/Aziz Dostum Gospodin Ranko, NEVZAT CANAN/Shakespeare, MÜKRİME DİLEKÇİ ZENGİN/Dizin, SEDA ÜLKE/Devran
Derginin kapak resmi ve renk uyumu dikkat çekiyor. Temrin, her ay düzenli olarak seçkin kitapçılarda okurla buluşuyor.

2010-10-29

'Temrin' dergisi

TEMRİN AYLIK EDEBİYAT DERGİSİ KASIM 2010

Aylık edebiyat dergisi Temrin, Kasım ayında 31. sayısını okurla buluşturuyor. Türk edebiyatının en uzun soluklu okul dergi olma özelliğini koruyan dergi, tasarımı ve estetiği ile de dikkat çekmeye devam ediyor. Kasım sayısının kapağındaki renk uyumu ve kapak resmi dergiye özel tasarlanmış. Kapak resimlerini dergiye özel çizen Nihan Işıker, bu sayıdaki resminde İstanbul’un ‘‘Avrupa Kültür Başkenti’’ olmasına da dikkat çekmiş. Kapak resminde Kız Kulesi ve İstanbul silüeti yer alırken semazenler de âdeta resmin içine gizlenmiş.

Cahit Sıtkı’nın doğumunun 100. yılı dolayısıyla eserlerindeki değişmeyen ölüm teması hakkındaki yazıyı Esra Tüter kaleme almış. Şeref Yılmaz’ın Türkçeyi sevdiren ve dil hassasiyetine dikkat çeken yazı serisine bu sayıda bir yenisi daha eklenmiş: Galat-ı Meşhurlar. Yazı, dilde yanlış kullanıldığı hâlde doğru olarak kabul görmüş ve değiştirilemeyen ifadelere dikkat çekiyor. Kasım sayısında modern İran şiirinin önemli temsilcilerinden Furuğ Ferruhzad’ın şiiri dikkat çekiyor. Çevirisini orijinalinden Nihan Işıker yapmış. Hasan Parlak’ın Seyahat Âleminin Kadın Kahramanları isimli inceleme yazısı, İstanbul Kültür Başkenti etkinliklerine katkıda bulunacak türden. İlhan Berk’in Türk “Kafka”sı olarak nitelendirdiği Sadık Yalsızuçanlar ile H.Eğilmez Kaya’nın yaptığı söyleşisi okura farklı kapılar aralıyor. Saliha Malhun’un tasavvufi ögeleri öne çıkaran Dergahın Duvarlarında Gündüz Düşleri öyküsü oldukça dikkat çekici.

Bu sayının şairleri Arzu Eşbah, Bilal Yavuz, Fatih Yavuz Çiçek, Furuğ Ferruhzad, İbrahim Türkhan, Mehmet Aycı, Ebru M. Kayır, Nurettin Durman, Tevfik Hatipoğlu, Yusuf Bal.

Muhammed Murat Köprülü Tahammülsüzlük öyküsü , İhsan Safi Afet Ilgaz isimli biyografik denemesi, V. Hüseyin Kaya Yazılmamış Mektuplar isimli öyküsü, Ersin Teres Eski Türk Şiiri isimli inceleme yazısı, Ahmet Mersan Çağın Suskun Tanıkları isimli denemesi, Turhan Yıldırım Hicretmar isimli öyküsü, Bilal Can kitap tanıtım yazısı, Seda Ülke devran köşesi için derlediği haberlerle dergide yer almışlar.

Dergi, arka kapağında Ferfir yayınları sponsorluğunda 2011 yılı roman yarışması başlattığını duyuruyor.

2010-09-30

'Temrin' edebiyat dergisi




















Temrin edebiyat dergisi Ekim ayına 30. sayısı ile girdi. Genç yeteneklerin ürünlerine sayfalarını açmasıyla ve okul kimliğiyle tanınan dergi, yeni yayın döneminde usta kalemlere ağırlık vermesiyle dikkat çekiyor. Eylül sayısıyla birlikte başlayan usta-çırak buluşmaları bu sayıda da kendini hissettiriyor. Dergi yeni edebiyat profesörü olan Şaban Sağlık’ın « roman ve kurgu » üzerine kaleme aldığı kapsamlı bir yazısını kapakta ana spota taşıyor. Şaban Sağlık, bu yazısında romanda geleneğin izini sürüyor. İhsan Safi, hikâyeci Şevket Bulut hakkında geniş bir değerlendirme yazısı kaleme aldı. Felsefe Doçenti Vefa Taşdelen ise « hava metaforu »nun ontolojik yapısına dikkat çeken güzel ve önemli bir yazı ile okura sesleniyor. Doçent Dr. Ersin Teres ise Eski Türk Şiiri’ne dair üçüncü yazısını okurla paylaşıyor. Dergi hemen hemen her ay bir röportajla okurun karşısına çıkıyor. Bu sayının röportajı portreler kitabı hazırlamasıyla dikkat çeken Sıddık Akbayır ile yapıldı. Röportajı Dilek Uysal yaptı. Ayşe Aldemir ve Kadriye Yapıcı öyküleriyle bu sayıya katkıda bulunan genç öykücüler. Temrin dergisi bu yıl şiirlerini çok daha ince eleyip sık dokuyacağını eylül sayısındaki şiirleriyle ortaya koymuş oldu. Bu sayıdaki şairler şunlar : Arzu Eşbah, Elif Nuray, Ebru M. Kayır, Ayhan Emir Yolcu, Muaz Güner, Şeref Yılmaz, Burcu Akkanlı, Kamil Çağlar Aksu, Melih Taşçı ve Kemal Çelik. Dergi okura sık sık çeviri şiir sunmakla dikkatleri çekiyor. Bu sayının çeviri şiiri Muhammed Mevlüt Faki’ye ait. Şiiri çeviren Nihan Işıker. Temrin zincir kitap mağazalarında ve seçkin kitapçılarda her ay okura düzenli ulaşıyor.


İletişim:
Halit Ağa Cad. No: 24 Kadıköy/İSTANBUL
Tel: 0 (216) 550 51 51 | Faks: 0 (216) 550 81 52
bilgi@temrindergisi.com
PK: 17 Kadıköy/İSTANBUL

2010-09-03

'Temrin' dergisinin 29.sayısı

Eylül 2010, Sayı:29

Temrin, yeni yayın dönemine yenilenen güçlü kadrosu ve yazarlarıyla giriyor. İlk kez kendi hacmimizi aşan özel sayımız, yaza girerken oldukça dikkat çekti ve ilgi gördü. Derginin kadrosundaki değişiklikleri jenerik kısmında görebilirsiniz. Yeni görev alan arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. Yazıları ve şiirleri bundan böyle daha ince elekten geçirerek dergiye koyacağız. Daha önce söylediğimiz teşvik amaçlı bir iki yazı ve şiir yine olacak. Çünkü Temrin, okul kimliğiyle tanındı. Ülke genelinden çalışma gönderen onlarca kişinin, gönderdikleri çalışmalara cevap beklemelerini görmezden gelemeyiz. Her yıl yetiştirdiği kalemlerden kendi kadrosuna yenilerini ekleyen Temrin, bu görevini yeni yılda da devam ettirecek. Ne var ki bundan böyle artık yeni kalemler değil ustalar ağırlıkta olacak. Böylece Temrin, isminin içini doldurmuş olacak. Bu sayımızdaki şiirler, yeni yıla girerken çıtayı yükselttiğimizin en açık işaretidir. Bu sayıda birbirinden güzel şiirler okuyacaksınız. Arzu Eşbah, Fatih Yavuz Çiçek, Ebru M. Kayır ve Sümeyye Şeker dergide ilk kez şiirleri yayınlanan arkadaşlarımız. Bundan böyle onlardan daha güzel şiirler okuyacaksınız. Kadir Korkut, artık Temrin okurlarının tanıdığı bir isim. Yeni şiirini okurlarıyla buluşturuyoruz. Murat Çelik gelecek vaad eden genç bir arkadaşımız. Daha önce öyküsüyle okurların karşısına çıkmıştı, bu kez de bir şiiriyle okura sesleniyor. İbrahim Türkhan, Kırgız şairlerinden yaptığı çeviri şiirlerle Temrin okurunun aşina olduğu bir isim. Şeref Yılmaz da, alışılmışın dışında bir şiirini okurla buluşturuyor. Bu sayının yazarları şöyle: Mehmet Öztunç, daha önce okurun aşina olduğu bir isim. Bu sayıda Cengiz Aytmatov hakkında önemli bir değerlendirmesiyle okurun karşısına çıkıyor. Harun Atak, 2009 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü almıştı. Nerval hakkında önemli bir yazısını ilk kez Temrin okuruyla buluşturuyoruz. Dergimizin kadrosundan olan Tülay Berberoğlu mütevazı ama içten bir yazıyla bu sayıda yer aldı. Yıldız Ramazanoğlu, yaza girmeden ilk yazısını Temrin okurlarıyla buluşturmuştu. Yaz arkasından bir öyküyle Temrin okuruna karşı vefasını göstermiş oldu. Ramazanoğlu’nun yazıları devam edecek. Yazya Ektiren, bir yıldır emek verdiğimiz bir kalem. Toprak altında uzun süre bekleyen Çin bambuları gibi bir yıldır yazdıklarını silmekle, düzeltmekle, yırtmakla meşguldü. İlk kez bir öyküsüyle görücüye çıkıyor. Öykünün iyi bir yerde durduğunu okuyunca siz de göreceksiniz. Hüseyin Kaya, ilk kez bir denemesini okurla buluşturmuş oldu. Bu Hüseyin Kaya’yı, derginin yeni yılda yayın yönetmenliğini üstlenen V. Hüseyin Kaya ile karıştırmamak gerekir. Hüseyin Kaya daha önce Sivas’ta Sühan dergisini çıkarmıştı. Denemesini keyifle okuyacaksınız. Cansaran Kızıltaş, dergimizin kadrosunda bulunan bir isim. Yeni bir yazısını okurla buluşturuyor. Eylül Başak, daha önce birkaç kere öykü ile okurun karşısına çıktı, bu kez bir değerlendirme yazısı ile okura sesleniyor. Bilal Can da İsmet Özel’e dair bir tanıtım yazısı ile ilk kez okurun karşısına çıkıyor. Tahsin Yıldırım, araştırmacı kimliğiyle sağlam yerde duran bir kalem. Tevfik Fikret’te Ezan temalı önemli bir yazısını okurla buluşturuyoruz. Kazan Tatarlarından profesör doktor Hatip Minnigulov, Kazan Tatarlarında İstanbul sevgisine dair bu önemli yazıyı, İstanbul’un da kültür başkenti olması dolayısıyla, Temrin okurları için kaleme aldı. Nihan Işıker, yeni yayın yılında editörlük görevini üstlendi. Geçtiğimiz yıl Genel Koordinatörlük görevini başarıyla yerine getiren Işıker, bu sene görevi gereği yazının daha çok içinde olacak. Aynı zamanda Temrin’in kapak resimlerini yapan Nihan Işıker, bu sayıda önemli bir isimle röportaj yaptı. Hırvatistan/Zagreb’de Türkoloji Bölümü’nün kurucusu olan ve babası sayılan değerli Türkolog Ekrem Çavuşeviç ile yapılan röportajı dikkatle okumanızı öneriyoruz. Sıddık Akbayır, Temrin okurunun artık yakından tanıdığı bir isim. Onun portre yazıları Temrin okurları tarafından dikkatle takip ediliyor. Bu sayıda Mustafa Kutlu’yu ele alan yeni bir yazısını okuyacaksınız. Ayşenur Sır, ilk kez “Toprak Özel Sayısı”ndaki yazısıyla Temrin okuruna seslendi. Aynı özel sayıda hem röportaj yaptı hem yazı yazdı. Uşak Üniversitesi’nde yardımcı doçent doktor olan Ayşenur Sır, bundan sonra da yazılarıyla Temrin okuruna seslenmeye devam edecek. Daha önce Nasreddin Hoca ve Toprak özel sayılarımıza yazılarıyla katkıda bulunan Zülfikâr Bayraktar, bu sayımızda da önemli bir konu ile okura sesleniyor. Türk edebiyatında pek ele alınmayan “Levantenler” konusunu işleyen bu yazıyı dikkatle okumanızı öneriyoruz. Son olarak “devran” köşemizi de bundan böyle Seda Ülke hazırlayacak. Temrin, dolu değil dopdolu bir sayı ile sizlerin karşısına çıktı. Yeni yayın döneminin iyilikler getirmesini diliyoruz.

2010-06-12

"Temrin" dergisi





















Aylık edebiyat ve düşünce dergisi Temrin, Haziran ayında yayımladığı 26. Sayısı ile üç yaşından gün almaya başladı. İki sene önce Mayıs ayında 48 sayfa olarak yayın hayatına mütevazı bir şekilde giriş yapan dergi, birinci yılını doldurunca 60 sayfaya çıktı. Her ay düzenli olarak okura ulaşan dergi bu zamana kadar Yahya Kemal, Kaşgarlı Mahmut ve Nasrettin Hoca özel sayısı yapmayı başardı. Gelecek ay “toprak” özel sayısı yapacağını duyuran dergi, bu özel sayısında kendi hacminin üstüne çıkacağının haberini veriyor. Temrin dergisinin Haziran sayısında bazı usta kalemlerin ürünleri dikkat çekiyor: Sıddık Akbayır/Şairler Sınıfı isimli yazısıyla, Yıldız Ramazanoğlu/Monna Rosa Kuşağı isimli yazısıyla, Cahit Koytak/Ağaca, Yağmura, Rüzgâra Poetikaları Sorulsa isimli şiiriyle, Şeref Yılmaz/Derin Şiir isimli şiiriyle okurun karşısına çıkıyor. Yayın hayatına başladığı günden beri “okul dergi” kimliğiyle birçok genç yeteneğe sayfalarını açan dergi, bu yönüyle Türk edebiyatında önemli bir görevi yerine getiriyor. Her ay en az bir çeviri şiirle dünya edebiyatını Türk okurlarıyla tanıştıran dergi bu sayıda da bir Kırgız ve bir Çek şairin şiirini okura sunuyor. Kırgız şiirinden çeviriyi İbrahim Türkhan, Çek şiirinden çeviriyi ise Nihan ışıker yapmış. Bu sayıda yer alan diğer isimler şöyle: Mükrime Dilekçi, Elif Nuray, Muhammed Murat Köprülü, Ersin Karaca, Onur Akbaş, Ümit Çakır, Murat Çelik, Şeniz Bayır, Ayşe Yılmaz, Hatice Eğilmez Kaya, Ayşe Aldemir, Mihman Dinçadam, Bilal Can, Erol Afşin, Murat Taş ve Ersin Teres.

2010-03-07

"Temrin" dergisi






















Temrin Dergisi Mart ayında 23. sayısını okurlarıyla buluşturdu. Derginin Mart sayısında üç tercüme şiir dikkat çekiyor: Hırvat şairi Tin Ujević ( Tin Uyeviç), Fars şairi Furuğ Ferruhzad, Kırgız şairi Tursunbay Adaşpayev. Bu yabancı şairlere Şeref Yılmaz, Selma Ayerdem ve Kâmil Çağlar Aksu eşlik ediyor. Sıddık Akbayır bu sayıda ''eleştirmenler tipolojisi'' üzerine önemli ve farklı bir değerlendirmede bulunuyor. Mehmet Öztunç, ''Öykübaz'' isimli kitabı değerlendiriyor. V. Hüseyin Kaya ''Yitik Sevda'' isimli öyküsüyle okurun karşısına çıkıyor. Hatice Eğilmez Kaya ''Pervanenin Duası Makbul Olsa Gerektir'' isimli denemesiyle okurun bam teline dokunuyor. Eylül Başak, ''Maske'' isimli öyküsüyle okurun karşısına çıkıyor. Onur Akbaş'ın ''Polisiye Roman İncelemesi'' bu sayıda da yer alıyor. Kadir Durmuş, ''Pardon Yoksa Siz Saadet misiniz?'' isimli öyküsüyle okurun karşısına çıkıyor. Mehmet Uyar ''Şeytanın Çemberi'' isimli öyküsüyle ilk kez dergide yer alıyor. Tahsin Yıldırım ''Salah Birsel'de Ölüm Duygusu''nu irdeliyor. Ceyhun Emre Teoman, ''Niyaz Çay Bahçesi'' isimli öyküsüyle dergide yer alıyor. Gülbahar Reçber, ''Anıları Koruyamayan Rüzgar'' isimli yazısıyla okurun karşısına çıkarken İhsan Safi, ''Yahya Kemal'de Fetih ve fetih Duyguları'' isimli inceleme yazısı ile dikkat çekiyor. Sibel Giray Özşirin, ''Makondo Kahvesi'' isimli öyküsünü okura sunuyor.

İletişim:
www.temrin.com

2010-01-02

"Temrin" dergisi



Temrin edebiyat dergisi, Ocak ayına 21. sayısıyla girdi. Aylık düzenli olarak yayımlanan derginin okul kimliği bu ay bir kere daha kendini gösteriyor. Derginin bu sayısında yine yeni kalemler yer alıyor.

Ocak sayısında derginin girişinde bizi bir tercüme şiir karşılıyor. Nihan Işıker’in Sohrap Sepehri’nin bu şiirini Farsça aslından tercüme etmesi, derginin ciddiyetini ve hassasiyetini göstermesi bakımından anlamlı duruyor. Derginin tercüme edilmiş bir şiiri koyma yerine bizzat bir şiiri tercüme ettirmesi, genç yaşına rağmen güven ve ümit veriyor. Bu sayının şairleri: Metin Tonbul, Emin Çelikli, Leyla N. Karaca, Kenan Mermer, Nurettin Durman, Şeref Yılmaz, Zeliha Köse ve Muaz Güner.

Ersin Teres, “En Eski Türk Şiiri” serisinin dördüncüsünü kaleme aldı. Türk şiir geleneğini ilk örnekleriyle ele alan bu çalışma, edebiyat araştırmacıları için önem taşıyor. Mükrime Dilekçi, “Hayata Dair Not(a)lar” isimli yazısında kendi iç sesini dillendiriyor ve kalbinin derinliklerine yolculuk yapıyor. Hatice Eğilmez Kaya, “Bir Derde Müptela Olmak” isimli yazısında, her varlığın bir derde müptela olduğunu, her derdin tarif edilemediğini ve varlığın kendisinin başlı başına tatlı bir bela olduğunu berrak bir üslupla anlatıyor. Nevzat Canan, “Volonkova İstasyonu” isimli öyküsünde, içkiden uzak duran birisinin bunun sebeplerini fark etmesi üzerinde duruyor. Erhan Kolak, “Nepra” isimli öyküsünde, Nepra’nın ölümüyle oluşan boşluğu, sevdiklerinin ne kadar derinden duyduklarını anlatıyor. Mehmet Uyar, bu sayının yeni konuğu… Bu ilk öyküsünde bir hazırlık hâlini sürükleyici ve etkili anlatabilmeyi başarmış. Onur Akbaş, Polisiye romanı ele alan önemli bir çalışma ile bu sayıya katkıda bulunmuş. Yazının başlığına konulan “I” ifadesinden, yazının devam edeceği anlaşılıyor. Edebiyatın dışında gibi algılanan ama merkezinde yer alan bir konu için oldukça ilginç bir çalışma… V. Hüseyin Kaya, “Bugün Bayram” öyküsüyle okurun karşısına çıkıyor. Çocukluğundaki bayramları hatırlayan kahramanın yıllar sonra nişanlısıyla şekerlere bakıp mutlu olamaması çekici bir üslupla ele alınıyor. Nazan Özen “Yüzleşme” isimli denemesinde çocukluğuna gidiyor. Çocukluğunda ruhuna etki eden konuları ve kurduğu hayalleri dillendiriyor. Bu sayının bir başka yeni ismi ise Eylül Başak… Eylül Başak bu sayıda “Kenan İlinde Bir Elif” isimli öyküsüyle ilk kez okurun karşısına çıkıyor. Elif’in Canan ve Züleyla kimliğine bürünüp bir aşk peşinde gidişini, sonra Elif hâline dönerek gerçeği kavramasını anlatan öykü, başlangıç için iyi bir yerde duruyor. Murat Taş, bu kez “Araba Sevdası” isimli öyküsüyle okuru selamlıyor. Araba alma hayali ile yaşayan bir insanın ruh halini rahat ve trajikomik bir üslupla ele alıyor. Halenur Uluğ, derginin kadrosunda bir isim olmasına rağmen ilk kez okurun karşısında çıkıyor. “Ateşi Kes” isimli denemesinde, insandaki güçlerin kontrol altında tutulması ve müspete kanalize edilmesi gerektiği, savaşın çıkar yol olmadığı ve savaştan önce önlemin alınması gerektiği üzerinde duruyor. Fatih Kutlu “Annemin Armağanı” isimli yazısında annesinin, büyüklerinden öğrendiği ve duyduğu bazı bilgileri okurla paylaşıyor. Halk edebiyatına katkıda bulunabilecek böyle bir yazının önemli olduğunu ifade edelim. Merve Akbaş’ın, “Cihan Aktaş’ın Hikâyelerinde Kadın Duyarlığı” isimli yazısı, önemli detaylara ışık tutuyor. Gülçin Aydın Gürler, bu sayıda ilk kez okurun karşısına çıkan bir başka isim… Sabancı Müzesi’ni gezerken hissettiklerini kaleme almış. Şeniz Bayır’ın, “Gecikmiş Rüya” isimli öyküsü, “anlatıcı unsuru”na farklı bir açıdan yaklaşması bakımından önem taşıyor. Abdullah Tosun, ilk kez bu sayıda okurun karşısına çıkıyor. “Yaprağın Düşü” isimli öyküsünde daldan düşen bir yaprağın serencamını akıcı bir şekilde ele almış. Mustafa Bağ, “Bir Kazak Hikâyesi” isimli öyküsünde bir kazağın örülme macerasını anlatırken insanın eşyaya olan bağımlılığına da dikkat çekiyor. Güzin Akyüz, “Tiz Çargâh Perdesi” isimli öyküsünde, bir musiki makamına kurguyu başarılı bir şekilde giydirebilmiş. Bu sayının kitap tanıtımını İmdat Akkoyun yapmış.

İletişim:
bilgi@temrindergisi.com
www.temrindergisi.com

2009-06-27

"Temrin" dergisi, Nasrettin Hoca Özel Sayısı

Temmuz 2009, Sayı:15


















Edebiyat dergisi Temrin, 1. yılını geçtiğimiz ay İstanbul Altunizade Kültür Merkezi’nde kutladı. Kokteylle başlayan kutlama, genç kalemlere verilen teşvik plaketleriyle devam etti. Kutlamanın son bölümünde Göksel Baktagir’in sanat müziği konseri, kutlamayı taçlandırmış oldu. Edebiyat ve medya dünyasının geniş katılımına sahne olan etkinlikle yaza giren Temrin dergisi, Temmuz sayısını Nasrettin Hoca’ya ayırmış. Geçtiğimiz yıl hem Yahya Kemal hem Kaşgarlı Mahmud hem de Nasreddin Hoca yılı ilan edilmişti. Temrin yeni bir dergi olmasına rağmen bu üç şahıs için özel sayı yaptı. Uzmanlarına yazdırılan Nasrettin Hoca yazıları, içeriği ve kalitesiyle dikkat çekiyor. Resimlerle rahatlatılan sayfalar, yeni bir dergiden beklenebilecek profesyonelliğin çok ötesinde bir görünüm sergiliyor. Sayfaları süsleyen Nasreddin Hoca resimleri, sıradan resimler değil, arşivlerden alınmış resimler… Dergi sıkça yaptığı röportajlarla da dikkat çekmeyi başarıyor. Nasrettin Hoca özel sayısı da yine bir akademisyenin röportajıyla taçlandırılmış. Bir yıl içinde üç özel sayı yaparak edebiyat dünyasının takdirini kazanan dergi, zamanında yayımlanarak istikrarlı bir periyot takip ediyor. Her ay düzenli olarak okura ulaşan dergi seçkin kitapçılara dağılıyor. Abone yönteminin her geçen gün ağırlık kazandığı dergi, posta dağıtımındaki aksaklıklarla muhatap olmamak için geçen aydan itibaren dağıtımını kurye ile yapmaya başladı. Ekip çalışmasının ürünü olan dergi, her sayısında yeni kalemlere “temrin” yaptırıyor. Yeni kalemlerin başarılı ürünlerini yayımlayan dergi, yazı heyetinin yorumlarını ayrı ayrı yazı sahiplerine gönderiyor.

İrtibat:
www.temrindergisi.com
bilgi@temrindergisi.com
temrindergisi@gmail.com