bizim külliye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bizim külliye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012-05-24

Yunus Emre'ye adanmış 'Bizim Külliye' dergisi

Sayı:52, Haziran-Temmuz-Ağustos 2012

Yunus Emre dosyasını hazırlamaya niyetlendiğimizde tekrara düşme endişesiyle tedirgindik. Fuat Köprülü’den bu yana defaten “Yunus Emre” özel sayıları, dosyaları, antolojileri hazırlanmış, söylenmesi gerekenler söylenmişti; söylenilenlere, yazılanlara ne ekleyebilirdik ki... Hem yıl içinde üç devasa dergi daha böyle bir dosyayla okur karşısına bizden evvel çıkacaktı. Şüphesiz kalem erbabından bazıları bizden önce yayınlanacak dergilere yönelebilir ve bize yazı kuraklığı da yaşatabilirlerdi.

Oysa hiç de öyle olmadı. Meğer endişe ve tedirginliğimiz, tıkanıklığımız Yunus’umuzu yeterince tanımayışımızdan, bilmeyişimizden imiş.

Eşiğine çömeldiğimiz Yunus, Bizim Külliye’ye de hemencecik kapısını açtı. Yıllardır beklediği muhiplerini görmüş gibi gülümsedi. “İşidün iy yârenler / Eve dervişler geldi / Cân şükrâne verelim / Eve dervişler geldi” deyişiyle sırtımızdaki yoksulluk, içimizdeki ürküntü daha ilk adımda yerini, yeri yurdu belli muhabbet zenginliğine bıraktı. Bizde bir sevinç bir ferahlık!

Konukları çoğaldıkça genişleyen ışıklı bir odadaydık.

Tabii ki bu hanede muhabbet bitmez. Kırk bin kez “özel”imiz, yüz bin “dosya”mız, bir o kadar antolojimiz olsa yine eksiğimizi tamamlayacak, gediğimizi sıvayacak yeni şeyler söyleyeceğimize inandık.

Bu sayı Yunusla yeniden tanışma zevkinin eseri.

Gelecek sayımızda buluşmak ümit ve dileğiyle Allah’a emanet olunuz.



İrtibat:
İzzetPaşa Cad. İzzetPaşa Vakfı
NO:16/2, ELAZIĞ
0(424) 233 55 13
bkulliye@yahoo.com

2012-03-10

Yayın Dünyasının Gözbebekleri-1

Uzun zamandır bu köşemi ihmal ettim, evvela okurlarımın kusura bakmamalarını rica ediyorum. İnşallah bu köşemde daha sık yazmaya riayet edeceğim. Kütüphanemize kazandırılan her dergi, kitap artık yayın dünyamızın göz bebeğidir. Bu yazımda, yayın dünyamıza yeni katılan, daha önceden katılıp yolunda doludizgin devam eden birkaç dergiyi tanıtacağım.

Evvela komşu ilden olması sebebiyle, Bizim Külliye dergisinden başlamak istiyorum. Editörlüğünü emekli edebiyat öğretmeni Nazım Payam beyin yaptığı dergi, Elazığ’da çıkıyor. “Sesimiz Dağlarda Kaldı” başlıklı yazısıyla derginin açılışını yapan Payam, çetin kış şartlarında dergiyi okurlarına göndermeyi başardı. Dergi, “Mitoloji ve Edebiyat” ekseninde çevrelenmiş. Bu konuda birkaç yazıya dikkat çekmek istiyorum. Prof. Dr. Nurullah Çetin, “Mitoloji, Karanlıktan Aydınlığa Kaçış Özlemidir” başlıklı yazısını kaleme almış. Yakın zamanda Ötüken Yayınlarından çıkan “Türk Edebiyatında Fantastiğin Kökenleri” isimli kitabın yazarı Gönül Yonar ile söyleşi yapılmış. Fantastikten bahsolmuşken aklıma Hayat Yayınlarından çıkan Özlem Baş’ın kaleme aldığı “Meleklerin Fısıltısı” isimli fantastik roman geliyor. Sayfaları çevirmeye devam ediyorum. 2012 yılında ikinci baskısı yapılan “Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri” isimli kitabın yazarı Cevat Akkanat’ın kitabından esinlenerek kaleme aldığını düşündüğüm “İkinci Yeni Şiirinde Batı Mitolojisi” isimlisi yazısını görüyorum. Dolu dolu 51. sayısıyla okurla buluşan Bizim Külliye dergisini temin etmek isteyenler, bkulliye@yahoo.com adresine e-posta gönderebilirler. Ayrıca dergiyi bilgisayar ortamında okumak ve kaydetmek isteyenler, www.bizimkulliye.com adresini ziyaret edebilirler.

Sürekli olarak dergi mezarlığından dert yanarken zaman zaman çıkan dergiler de bizi sevindirmiyor değil. Elbette bu kulvarda herkesin söyleyeceği bir sözü var. Kimi daha geniş çapta söylüyor, tüm Türkiye’ye belki de dünyaya ulaşıyor. Kimiyse sadece kendi illerinde seslerini duyurmayı yeğliyor. Tabii yerel dergilerin de kendi kültürlerini ve yaşamlarını ölümsüzleştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmaları açısından varlığını önemsiyorum. Bu düşüncelerin arasından sıyrılarak yeni bir edebiyat ve sinema dergisine merhaba diyoruz. İzmir’de birkaç genç öğrencinin heyecanla çıkmasını beklediği ve gecelerini gündüzlerine katarak büyük bir özveri ile çalışmalarının sonucunda “Âyîne Edebiyat ve Sinema Dergisi” okurla buluştu. Âyîne… Kişinin kendinin yansımasını göreceği bir dergi olsa gerek. Âyîne kelimesi her ne kadar ayna kelimesini çağrıştırsa da yazdığım metinlerde emin olmak için sözlüğe bakma gereği hissettim. Hemen Türk Dil Kurumunun sitesinde Güncel Türkçe Sözlüğe baktım, ama sözcük Farsça kökenli olduğundan ve günümüzde pek kullanmadığımızdan sözlükte bulamadım. Hemen yanı başımda duran “Osmanlı Türkçe Sözlüğü”ne baktım. Mehmet Kanar’ın hazırladığı bu sözlükte cevabını “ayna” olarak buldum. Bu yazımda yayın dünyasının göz bebeklerinden sıkça bahsedeceğim bunlar hem kitap olacak hem de dergi.

Âyîne dergisinin bütün yükünü Sümeyye Karadoru ve Yusuf Ay arkadaşlarımız çekiyor. Derginin çıkış amacı şu sözde yatıyor aslında: “Küreselleştikçe yalnızlaştığımız şu çağda, birbirinden habersiz fakat ıstırabda ortak ne çok şahıs var. Farklı şehirlerde, farklı üniversitelerde, kendi küçük ortamlarında ‘bir şeyler yapmalıyız, bir şeyler üretmeliyiz; ama nasıl?’ çıkmazında kalan nice genç… Dergimiz ‘Küresel yalnızlığa bir mola’ diyerek birbirinden habersiz lakin aynı hisleri/düşünceleri taşıyan gençleri ortak bir platformda buluşturmayı ve bunu güzel bir kardeşlik çerçevesinde yapmayı planlıyor.”

Âyîne Edebiyat ve Sinema Dergisi, edebiyata ve sinemaya dair sözü olan herkese kapısını açıyor. Nisan ayında gösterime giren “Fetih 1453 Kıyamet” filmine ilgi büyüktü. Her ne kadar tarihi hatalar yapılmış olsa da filmin büyük bir emek mahsulü olduğu açıktır. Elbette eksiklikleri görerek yeni yapılacak olan çalışmalarda bunlar dikkate alınmalıdır. Kendi tarihimizi, kültürümüzü işitsel, görsel ve duyusal her şekilde gelecek nesle aktarmak için gayret etmek kaçınılmazdır. Bu bağlamda sinema dergilerinin güzel ve faydalı projeler dile getireceğini diliyorum. Âyîne dergisi hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler, sosyal paylaşım sitesindeki www.facebook.com/ayinedergisi sayfasını ziyaret edebilirler.

“Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
ister kafir, ister mecusi,
ister puta tapan ol yine gel,
bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...”

Bu dizeleri söyleyen engin hoşgörü sahibi Mevlana Celaleddin Rumî’nin uzun süre yaşadığı Konya’da birkaç üniversiteli arkadaşımızın gayretleriyle çıkan Habis dergisine dikkat çekmek istiyorum. Öyküleriyle tanıdığımız Murat Çelik’in gayretiyle çıkan Habis dergisi şiirleriyle, öykü ve denemeleriyle okura sunulmuş. Gayet mütevazı bir şekilde yayın dünyasında ilerleyen Habis dergisi iki ayda bir çıkıyor. Yedinci sayısıyla sınırlı yerlerde dağıtımda… Dergi hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler, sosyal paylaşım sitesindeki www.facebook.com/habissibah sayfasını ziyaret edebilirler.

Diğer yazımda yayın dünyasının göz bebeklerinden bahsetmeye devam edeceğim. Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın. Selamlar...

Erol Afşin

2011-12-13

'Bizim Külliye' 50. sayısında “edebiyat ve metafizik ilişkisi” dosyasıyla çıktı

Üç aylık kültür sanat dergisi Bizim Külliye 50. sayısında “Edebiyat ve metafizik ilişkisi” konusunu ele aldı.


Üç aylık kültür sanat dergisi Bizim Külliye 50. sayısında “Edebiyat ve metafizik ilişkisi” konusunu ele aldı.

“Bir derginin metafiziği”, başlıklı yazısında Nazım Payam; dergilerin, çağının büyülü aynası olduklarına olan inancının tam olmasının gerekliliği üzerine örneklerle açıklıyor.

Ömer Naci Soykan ile felsefe, edebiyat ve metafizik ilişkisi üzerine Aydın Karabulut’un yaptığı söyleşi ile insan farklı ufuklara yolculuk yapıyor.

Yine Senail Özkan ile aynı konu üzerine Kemal Batmaz’ın yaptığı söyleşi, Özkan’ın batılı filozoflarla Mevlana, Yunus Emre ve Muhammed İkbal arasında kurduğu bağa ilişkin ilginç saptamaları gün yüzüne çıkarıyor.

Turan Karataş “Metafizik bizi nereye çağırıyor” yazısında, fizikötesine açılmanın akılla değil ruhla olabileceği vurgusunda odaklanıyor.

Prof. Dr. Nurullah Çetin “metafizik meselesini sorgulamak ve Türk dünyasına yansıması” nı ele alan bir yazıyla okurları aydınlatıyor.

“Klasik şairlerin metafizik sevdası” Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün kalemiyle irdeleniyor.

“Edebiyat biraz da mistisizmdir” diyen Yahya Akengin, İslam tasavvufunda insanın, melek ve şeytan arasında gidip gelmelerine dikkat çekerek Allah’ın mesajını olduğu gibi şeytanın söylemini de yazılara aktardığını ve bir fesatlık edebiyatının devreye girdiğini örnekleriyle açıklıyor.

“Divan şiirinde metafizik algılama”, Prof. Dr. Ali Yıldırım konuyu yine Allah’ın varlık alemi ile bütünlüyor.

Ziya Avşar “Yunus Emre Divanı’nda metafizik bir figür: Arif” başlıklı yazısında başlığın tepki alacağını düşündüğünden, önce metafizik figürü açıklıyor, sonra arif tipinin temel niteliğinin akılla değil gönülle kavramak olduğunun altını çiziyor.
Vefa Taşdelen ise “Metafizik ve edebiyat: metafizik sorundan metafizik gerçeğe” uzanan bir sürecin etkileşimin felsefi bir olgunlukta işliyor.

Metin Önal Mengüşoğlu, insanı edebiyat yapmaya kışkırtan dış etkenler midir; yoksa içeride bizimle beraber doğmuş kendimizde hazır bulduğumuz bir meleke midir, sorusuna “Edebiyatta bir kazı çalışması” başlıklı yazısında cevap arıyor.

“Necip Fazıl ve Metafizik duyarlılık” başlıklı yazıyı Mustafa Miyasoğlu’nun; “Âşık Veysel’in mistik tarafı” başlıklı yazıyı da Muhsin İlyas Subaşı’nın kaleminden okuyoruz.

Derginin diğer yazıları arasındaki deneme ve hikâyeler ise şunlardır:
Fizik Ötesi veTürk Musikisi, FıratKızıltuğ; Şehir ve Metafizik, Mehmet Kurtoğlu; Ölüm, Necati Kanter; Anadolu’da Kadın Olmak: O Kadın Benim Anam, Mahir Adıbeş; Heykel, İmdat Avşar; Meslebe’nin Kıyamati, Seval Koçoğlu; Her Yerde Evler Var, Hatice Eğilmez Kaya

Şiirleriyle; Mustafa Özçelik, Nurettin Durman, Mehmet Atilla Maraş, A. Vahap Akbaş, Mahmut Bahar, Ömer Kazazoğlu’nun yer aldığı Bizim Külliye Dergisinin 50. sayısında Senail Özkan’ın çeviri şiirleri de mevcut.

Sergül Vural


2011-06-16

'Bizim Külliye' külliyen 'PolitikaEdebiyat'

Yusuf Kaplan, 5 ve 6 Haziran 2011 günleri Yeni Şafak'taki köşesinde iki yazı yayımladı. Fatsa'da yayımlanan Kertenkele dergisi bağlamında, taşra dergilerindeki yükselişi (tabii 'merkez' -özellikle İstanbul- dergilerindeki düşüşleri de belirleyerek) gündeme taşıyan Yusuf Kaplan'ın şu cümleleri oldukça çarpıcıydı:

"Türkiye'nin yaşadığı metamorfoz süreci, sanatı, "merkez" olarak görülen büyük kent'ten kovdu: Yapaylığın, sahteliğin, gösterinin, ayartının, kopyenin hükümferma olduğu sığ bir sanat ve düşünce vasatı üretti. Sanatı bayatlaştırdı, banalleştirdi. / Sanatın olmadığı yerde, fikir üretilemez. Has sanat, hakîkî fikrin ikiz kardeşi ve yol arkadaşıdır: Hakîkat fikri, "şehir"den kovulmuşsa, onun yerine sahteliğin konuluvermesi, kuruluvermesi kaçınılmazlaşır. /"Taşra" olarak görülen yerde, hakikatin mayası karılıyor Türkiye'de"...

Yusuf Kaplan'ın kaldığı yerden başlayarak, Anadolu'da yayınlanan ve gerçekten de problemli merkez dergilerine karşılık taşrada yüksek bir nitelik sergileyen dergilere bir kez daha dikkat çekmek istiyorum. Evet bunlar, merkezdekilerin ekipçi, kulüpçü, seçkinci, dahası yer yer çeteci özellikler gösteren dergilerinin aksine, yazar kadrosu bakımından geniş katılımlıdır. Böyle olunca, tek seslilikten ziyade çok sesliliğe yatkın bir manzara çıkıyor bu dergilerde karşımıza. Üstelik bu çoksesliliği oluşturanlar arasına, merkezin daima ön plana çıkararak pışpışladığı popüler isimler zaman zaman girebilse de, asıl kadroyu işini gösterişten uzak, fakat sağlam yapanlar oluşturuyor. Sonuçta, içerik bakımından dopdolu bir dergi gelip konuyor okuyucunun huzuruna...

2009 Mart'ında dunyabizim.com'da Mustafa Oğuz'a verdiği bir mülakatta "Türkiye'de takip edemediğim için eksikliğini hissettiğim dergi yok ne yazık ki" diyen, dahası "Türkiye'de 25 yıldır henüz heyecan üretecek, çığır açacak dergi çıkarılamadı. Türkiye, dergi çöplüğünü andırıyor... Zaman zaman, bu tür bir dergi çıkarmak için kolları sıvıyorum; ama Türkiye'de bana destek olacak bir çılgın adam çıkmadı hâlâ... Böyle giderse, pek de çıkacak gibi gözükmüyor..." cümleleriyle iddiasını ciddi bir konuma taşıyan Yusuf Kaplan'ın, Kertentele'den yola çıkarak taşrayı işaret etmesi oldukça önemlidir. Bu noktada bize düşen, taşrada başka hangi dergiler benzer bir teveccühü hak ediyor sorusunu sormak olacaktır.

Ben bu sorunun cevabı olarak Bizim Külliye (Elazığ), Nida (Malatya), Tasfiye (Tokat), Değirmen (Sakarya) gibi dergileri sayacağım. Bu sayımdan sonra, içlerinden birisine, Bizim Külliye dergisine dair bir sunum yapacağım:

Bizim Külliye bir "üç aylık kültür sanat dergisi"dir. Elazığ'da "İzzetpaşa Vakfı Adına" yayınlanmaktadır. Nazım Payam'ın yönetiminde çıkmakta olan Bizim Külliye'nin hemen her bir sayısını 'özel' bir konuya hasretmektedir. Sözgelimi son üç sayıdan ikisi "edebiyat-felsefe" dosyası olarak takdim edilirken, sonuncusu "politika-edebiyat" ilişkisi bağlamında yayınlanmıştır.

Bizim Külliye'nin dikkat çekici bu donanımını izah etmek için Haziran-Temmuz-Ağustos aylarını kapsayan 48. sayısının içeriğine göz atmak yeterli olacaktır.

Nazım Payam'ın "Politikacı mı, Sanatçı mı?" başlıklı yazısıyla açılan "Politika-Edebiyat" dosyasındaki yazarları ve yazı başlıklarını şöyle sıralayabiliriz: Vefa Taşdelen "Hayat, Siyaset ve Edebiyat İlişkileri", Milay Köktürk "Siyasal Dünyanın Edebî Ruhla Terbiyesi", Nâmık Açıkgöz "Edebiyata Politika Bulaştırmak", İsmet Emre "Mazide Dost Atide düşman Kardeşler: Edebiyat ve Siyaset", Mustafa Miyasoğlu "Siyaset ve Edebiyat", İsmail Çetişli "Tanzimat Sonrasında Sanatkârın Politik Arenadaki Yeri", Cihan Okuyucu "Divan Şiirinin Sarayla İrtibatı", Mustafa Özçelik "Edebiyat ve Politika", Yahya Akengin "Ne İçindedir Edebiyat Siyasetin Ne de Büsbütün Dışında", A. Vahap Akbaş "Susukun Muhalif (Mehmet Âkif), M. Naci Onur "Nüzhet Dede - Sanat ve Politika", Salih Uçak "Bâkî'nin Poetik ve Politik Kaygısı Üzerine Bir Deneme", Süleyman Doğan "Nizami Gencevi'nin Eserlerinde İdeal Devlet ve Devlet Başkanı", Şükrü Kacar "Edebiyat ve Politika", Özgür Kasım Aydemir "Söylem ve İktidar"...

Bunların dışında Reha Çamuroğlu'yla "Politika ve Edebiyat Üzerine" ve Nazım Hikmet Polat ile "Edebiyat ve Siyaset" üzerine yapılmış mülakatlar da Bizim Külliye'den okunabilir...

Siz sormadan ben söyleyeyim, Bizim Külliye'nin "Politika-Edebiyat" dosyasındaki yazıları okumaya devam ediyorum. Derginin 44. sayfasında, İsmail Çetişli'nin yazısının ortalarındayım. Bu ay, Tasfiye Dergisi'nin Metin Önal Mengüşoğlu özel sayısının tamamını okuduktan sonra, ikinci bir dergi olarak Bizim Külliye'nin bütün yazılarını okumaya niyetliyim. Halihazırda içinde bulunduğum okuma sürecinde kimi 'ayrıksı/hassas' düşünceleri kendi içimde müzakere ediyorum. Devamında gerekli olursa, ilgili kamuoyu ile bunları paylaşacağım kuşkusuz...

Ama önce kamuoyunun da Bizim Külliye'nin bu sayısındaki yazılarla içli dışlı olması gerekiyor, değil mi? İşte meraklısı için, derginin iletişim bilgileri: bkulliye@yahoo.com; Tel: 0424 233 55 13.

Cevat Akkanat



Kaynak:
Milli Gazete
16 Haziran2011

2011-01-14

Bizim Külliye'de edebiyat ve felsefe

İnsan, kendini ve içinde yaşadığı evreni anlamak isteyen, bu yönde soruları ve merakları olan varlıktır. “Ben kimim, içinde yaşadığım bu evren neyin nesi, nereden geldik, nereye gidiyoruz?” “Özlemlerimiz, beğenilerimiz yahut nefretimiz neden bu kadar sarsıcı?” gibi sorular hep düşündürmüştür insanı.

Kimileri bu soruların cevabını felsefede kimileri edebiyatta arar. Felsefe ve edebiyat, insanın kendini ve içinde yaşadığı evreni anlama yönünde ortaya koyduğu en eski çabalardan ikisidir.

Felsefe, insanın evreni ve varoluşun anlamını mitolojinin, efsanelerin, efsunların, kozmogonilerin dışında, kendi aklının ışığı ile kavrama çabasıdır. Bir şeyin ne olduğunu, ne anlama geldiğini sorar; kendince mantıksal, sistematik, ayrıntılı ve sorgulayıcı açıklamalar yapar.

Edebiyat ise dünyayı gönül ile anlama çabasıdır. Edebiyat eserinde hayatla olan temasından edindiği duygusal yoğunluk yer alır insanda. Sevgileri, hüzünleri, geçiciliği, fâniliği, aşkı ve ölümü ifade etmek edebiyatın payına düşmüştür hep. Felsefe ne kadar akla dayanıyorsa, edebiyat da bir o kadar duyguya dayanır.
Ya ortak zeminleri?...

Bu minval üzere 46. sayımızın dosya konusunu edebiyat- felsefe ilişkisini irdelemeye ayıracağımızı belirtmiştik bir önceki sayımızda. Dosyamızın konusu oldukça ilgi gördü. Gelecek sayımızın konusunu yine edebiyat ve felsefe ilişkisine ayırdık. 47. sayımızda buluşmak dileğiyle Allah’a emanet olunuz.

Nazım Payam


İrtibat:
www.bizimkulliye.com
0(424) 233 55 13– 233 15 00

2010-09-05

'Bizim Külliye' dergisinin 45.sayısı çıktı

Muhterem Okurlar,
Bu sayımızın belirlenmiş bir konusu yok. İstedik ki yazarlarımız, şairlerimiz; köyünde, yaylasında, sahil kenarlarında tatlı esintilerle baş başa kalsınlar. Onları herhangi bir konuya yönlendirip can sıkıntısı peydahlamayalım. Biz de merceğimizi artık birçok ilimizde gerçekleştirilen şiir şölenlerine tutalım. Türkçe şenliği olarak algıladığımız Elazığ’da Hazar Şiir Akşamları’na, Sakarya’da Sapanca Şiir Akşamları’na, Bayburt’ta Dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni’ne bu niyetle katıldık. Oralarda gördüklerimizi, hissettiklerimizi yazdık..

Şiir Akşamları olacak da “Miskin kul Hoca Ahmet, yedi atana rahmet,/ Fars dilini bilir de, sevip söyler Türkçeyi” diyen inancımızın ve Türkçemizin kıymetlisi Hoca Ahmet Yesevi, hatırlanmayacak! Olur mu? Dört yazarımız –Alimbay Botakaraev, Necdet Tosun, Hayati Bice, Necati Kanter- Yesevi’yi ve Yesevi’nin hoşgörüsünü anlattılar.

Şiirimizin ve zihin dünyamızın mihenk taşlarından Hilmi Yavuz ile “Edebiyat”, Alman Prof. Dr. Armin Burckhardt ile “Dil” üzerine, küçük bir söyleşi yaptık.

Evet, bu sayımızda belirlenmiş bir konu yok, ama konularımız arasında kopukluk da yok. İnancımızın, kültürümüzün mevzularını ince bir damarla elden ele, dilden dile aktarmaya çalıştık. Bütünlük kendiliğinden oluştu: Nazım Payam; Ses ve Yaz, Fırat Kızıltuğ; Kopuz Coğrafyası ve Musikimiz, Mustafa Miyasoğlu; Mimar Sinan’ın Dünyası, Mahir Adıbeş; Ayakları Mühürlü Atlar, Ünal Taşkın; Argamak, İhsan Yaşa; Türkülerde Sağlık Temaları, Ömer Kemiksiz; Ramazanda Çocuk Olmak üzerine düşüncelerini belirttiler.

Ayrıca yazarlarımızın, şairlerimizin yeni çıkan kitaplarına dair okuma notları, incelemeler…

Hikâyesiz, şiirsiz edebiyat dergisi olur mu? Ümit Fehmi Sorgunlu ve İmdat Avşar’ın hikâyelerini, Nurettin Durman, Abdullah Satoğlu, Yusuf Dursun, Süleyman Daşdağ, Gökşad Özkaynar ve Ömer Demirbağ’ın şiirlerini zevkle okuyacağınıza inanıyoruz.
Gelecek sayımızın dosya konusu: Edebiyat ve felsefe ilişkisi.

Nice bayramlarda buluşmak dileğiyle hoşça kalınız.

Nazım Payam

2010-06-23

"Bizim Külliye" Yavuz Bülent Bakiler Özel Sayısı

44. sayımızda yine birlikteyiz.

Dergimizin her sayısında seçkin imzaların yer aldığını görüyorsunuz. Türk diline, edebiyat ve sanatına vefa gösteren kalem erbabı, yurdumuzun her köşesinde yazılarıyla olsun şiiriyle olsun bize destek vermeye devam ediyor. Bizler de kültür ve edebiyatımıza hizmet edenleri, bu yönde eser verenleri özel dosyalarla hatırlayıp/hatırlatacak, ahde vefa örneği göstermeye devam edeceğiz.

Dergimiz, özel dosya konusuna ‘Destan Şairi’miz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ile başlamıştı; sonra Ahmet Kabaklı Hoca ve bozkırın bilgesi Cengiz Aytmatov ile devam etti. Şimdi de aynı halkanın bir devamı olarak gördüğümüz Yavuz Bülent Bâkiler’e ayırdık.

Yavuz Bülent Bâkiler, yalnızca özel dosyamızın konuğu olmadı, şehrimizin ve Vakfımızın da konuğu oldu. Kendileri davetimize icabet edip Elazığ’a da geldiler.
O, Türkçemizin sevdalısı olarak karşımızdaydı. Ona olan saygı ve hürmetimizi perçinledik, sevgimizi çoğalttık. Bazen şair ve yazarlarla aynı ortamı, aynı atmosferi paylaşmak, onlarca kitap okumaya denk düşüyor.
45. sayımızda buluşmak dileğiyle...

Bağlantı:
http://www.bizimkulliye.com/dosyalar/44.pdf

2010-03-07

"Bizim Külliye"de ev, mahalle dosyası

Muhterem Okurlar,

Bu sayıda söze evle başladık.

Ev, şehri dolduran sokağın, mahallenin toplamıdır.

Evin kapısı sokağa; sokak mahalleye açılır. Eğer, sokağımızın, mahallemizin sinir uçları yoksa bizi şehrimize bağlayan yalnızca odamız kalmıştır. Zaman öylece bir odaya bırakır bizi. Çünkü “içinde gönüllerin birbirine kavuşamadığı, birbirine ulaşamadığı duvarlar ev olmaz” sokak da mahalle de…

Namık Açıkgöz “Eskiden evler, sokaklar, mahalleler, bir insan ömrünü aşan zamanlarda yüz değiştirirlerdi; şimdi bir insan ömrüne birkaç değişim sığacak neredeyse.” diyor. Suat Bulut ise “Türk kültüründe mahalle, sokak ve evin farklı bir misyon ve fonksiyonu var” oluşundan bahsediyor.

Tanzimat’tan bu yana evimizde ve hayatımızda görülen değişikliği en iyi sokak ile mahalle ile izah edebiliriz Bugün modern mahalle durumundaki büyük sitelerin marketlerini, taksi duraklarını da söz konusu etmezsek, konumuz hem sosyal ve hem de kültürel bakımdan tam olarak anlatılmış olmaz.

Evcil şairlerimiz, evi yaşadığımız dünyanın sembolü olarak ele almışlardır. Sokak ve mahalleyi işleyen hikâye, tiyatro ve roman yazarlarımız da öyle… Son yıllarda bu işlemeye televizyon dizilerimizi de katabiliriz. Mesela “Perihan Abla, Süper Baba, İkinci Bahar, Ekmek Teknesi” gibi televizyon dizileri ancak mahalle kültürüyle bir anlam taşır.

Sokağımızın bakkalı, kasabı, kapı komşu ilişkileri, mahalle arkadaşlığı, dayanışma hatta “mahallenin namusu” neden gündemde… Neden sanatçılarımız eski sokağımıza, eski mahallemize döndüler.

Galiba sokağın, mahallenin yenisinde bizi durmaksızın kemiren bir eksiklik var. Biz bu sayımızda “ev, sokak, mahalle”yi konuştuk.

Gelecek sayımızın dosya konusu Yavuz Bülent Bâkiler. Yavuz Bülent Bâkiler özel sayısında buluşmak dileğiyle.

İletişim:
www.bizimkulliye.com

2009-05-13

Elazığ Aydınlığı: "Bizim Külliye" Dergisi

Elazığ’da yayımlanan Bizim Külliye Kültür ve Sanat Dergisi 39. sayısıyla elimde. İçi - dışı pırıl pırıl bir dergi.

Eski’den sanat ve edebiyat dergileri sadece İstanbul - Ankara gibi büyük şehirlerimizde yayımlanıyordu. Taşrada çıkan dergiler adeta bir hüznün, bir öksüzlüğün inleyişinden farksızdı. Şimdi, yurdumuzun hemen her şehrinde, güler yüzlü sanat ve edebiyat dergileri hazırlanıyor. Kat’iyyen abartmadan diyebilirim ki, Bizim Külliye dergisi, estetik güzelliğiyle de, zengin muhtevasıyla da İstanbul’un sanat ve edebiyat dergilerinden geride kalmayan bir dergi. Güzel, samimi, ciddi, zengin bir Elazığ aydınlığı.

Bizim Külliye Dergisini İzzet Paşa Vakfı çıkarıyor. Sahibi ve yazı işleri müdürü: Nihat Eriş. Genel Yayın Yönetmeni: Nâzım Payam. N. Payam, şiirleri ve deneme yazılarıyla dikkat çeken zarif bir kalem. Bizim Külliyeyi on yıldan beri, eksilmeyen bir titizlikle okurlarına sunuyor. Derginin 39. sayısı, baştan-sona tarih ve edebiyat konularıyla yüklü. Kültürümüzün manevî unsurları arasında, edebiyatın ve tarihin çok önemli bir yeri var. Bu bakımdan H. de Balzac‘ın dosdoğru bir tesbiti, yıllardan beri aklımda. Balzac diyor ki: “Millet, edebiyatı olan topluluktur“. Edebiyatın temel malzemesi dildir. Dil ise insanların ve milletlerin şah damarıdır. Dilsiz, edebiyatsız millet olur mu?

Tarihimizi de, kültürümüzün diğer maddî ve manevî unsurlarını da biz, edebiyatımızla seviyoruz. Müsbet ilimlerin bir ahlâk endişesi yoktur. Bize tarihimizi, vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı, ordumuzu... sevdiren edebi metinlerdir. Şiirler, hikâyeler, romanlar, destanlar, atasözleri, vecizeler, ilâhiler ve dini metinlerdir.

Bizim Külliye Dergisinin tarih ve edebiyat konularını işleyen son sayısını, gün boyu elimden bırakamadım. Bir öğle vakti okumaya başladığım dergiyi şafak sökerken kapattım.

Önce, Mustafa Miyasoğlu’nun: Tarihî Roman ve Romanda Tarih başlıklı incelemesi çekip çevirdi beni. Bir kere daha anladım ki, Nazım Payam’ın belirttiği gibi: Tarihimizi edebiyatımız dolduruyor ve güzelleştiriyor.

İhsan Yaşa’nın, Metin Önal Mengüşoğlu’nun, Ünal Taşkın’ın, Yahya Akengin’in, Hasan Akçay’ın, Beyhan Kanter’in, Mehmet Nuri Eminler’in, Suat Bulut’un, İbrahim Çapan’ın, Ahmet Uludağ’ın, Selim İleri’nin, Emrah Gürsu’nun, Şinasi Gülaçtı’nın, Rıfat Araz’ın, Necati Kanter’in, Mahir Adıbeş’in, Lütfü Parlak’ın, Özcan Bayrak’ın, Kemal Batmaz’ın, Prof. İsmail Çeşitli’nin, Namık Yusuf’un, Ahmet Faruk Güler’in, Ahmet Aydoğdu’nun, edebiyat ve tarih ilişkisi üzerine yazdıklarını dikkatle okudum. Prof. Dr. İnci Ergünün’le yapılan mülakat kanaatlerimi pekiştirdi.

İmdat Avşar’ın Karabağ Kaçkınları isimli hikâyesi, son yıllarda okuduğum en güzel hikâyelerden biri. İki defa üst üste okumak ihtiyacını duyduğum mükemmel bir tablo. Ah Karabağ Kaçkınları. Ah zavallı Seyfettin! Karabağ Kaçkınlarını okurken duyduğum hüznü, bizim Kültür ve Turizm Bakanlığımızın Bizim Külliye Dergisine adeta ilgisiz kalması, beni daha çok kederlendirdi. Okuyun, bana hak vereceksiniz.


Yavuz Bülent Bakiler


Kaynak:

"Türkiye" Gazetesi
22 Mart 2009

2009-03-14

"Bizim Külliye" dergisi

Bizim Külliye dergisinin bu sayıdaki dosya konusu “tarih ve edebiyat”. Konuyu oldukça geniş bir yelpazede ele alan derginin bu sayısında şu kalemleri görüyoruz:

Nazım Payam “Tarihi Edebiyat Doldurur” başlıklı yazısında “Abıhayatın kaynağı edebiyattadır. Edebiyat, fertlere her an, her saat, her türden tehlikeye karşı uyanıklık hâlidir. En sağlıklı seferberlik; insanı, insanlığı göz ardı etmeden edebiyatla yapılan seferberliktir.” diyor.

Mustafa Miyasoğlu, tarihin bir edebiyat türü sayıldığını, tarih kitaplarının da teşbih ve istiare gibi edebî sanatlardan yararlanarak okuyucusunu etkilemeye çalıştığını belirtirken, Hasan Akçay tarih ve edebiyatın, farklı alanlar gibi görünse de aslında iç içe geçmiş iki türden ibaret olduğu görüşünde...

Yahya Akengin, tarihi anlamlı kılanın, tarihteki olaylara kılık kıyafet giydirenin yine edebiyat ürünleri olduğu iddiasında.

Metin Önal Mengüşoğlu, tarih ilmini ilimler sınıfından saymayanlara dikkatimizi çekerek; bu ikinci kanaati besleyen, destekleyen bir hayli delil temin etmenin mümkün olduğunu kaydetmektedir.

Mahir Adıbeş, 'edebiyat, tarihin konuşan dili' diyerek dilsiz tarihin hiçbir işe yaramayacağını vurgular gibi.

İnci Enginün ve Ataol Behramoğlu, kendileriyle yapılan konuşmada zamanın kesintisizliğine işaret ederek tarihi, bütünsel bir akış olarak algılıyorlar.

Emrah Gürsu, Melih Cevdet Anday’ın şiirlerinden hareketle: ‘tarihin, şiirin anakronistik boyutunda güçlenmiş ve geçmişten geleceğe akan bir zamandır’ tezini savunuyor.

Mehmet Nuri Eminler, ‘tarih ve moral değerlerimize temayül etmemizin dinamiği’ olan bir şiire, Yahya Kemal’in ‘İstanbul’un Fethini Gören Üsküdar’ şiirine odaklanıyor.

Şinasi Gülaçtı’ya göre, tarih bir boyutuyla da zalim-mazlum mücadelesidir. “Zulmün bayrağını dalgalandıran Tanrı’nın rüzgârı değil, olsa olsa iblisin nefesidir.” diyor Gülaçtı.

Ayrıca İsmail Çetişli, Rıfat Araz, Beyhan Kanter, Ahmet Uludağ, Lütfü Parlak, Ünal Taşkın, Özcan Bayrak, İbrahim Çapan ve Suat Bulut’un düşünce kapılarımızı aralayacak yazılarının dikkatleri çekmektedir.

Necati Kanter, İmdat Avşar, Osman Koca ve Ümit Fehmi Sorgunlu'nun hikâyeleri ile Yusuf Dursun, Ömer Kazazoğlu, Serdar Aslan, Olcay Yazıcı, Kalender Yıldız, A.Tevfik Ozan, Nihat Kaçoğlu, Ömer Demirbağ, Recep Yılmaz ve Ahmet Aydoğdu’nun şiirlerini keyifle okuyacağınızı düşünüyoruz.



İrtibat:
İZZETPAŞA CAD. İZZETPAŞA VAKFI
EK BİNA NO:16/2, ELAZIĞ
0(424) 233 55 13– 233 15 00 (114)
bilgi@bizimkulliye.com
http://www.bizimkulliye.com

2009-01-18

2008 Yılında Dergi Çalışmaları: Özel Sayılar ve Dosyalar

“Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür.” Cemil Meriç

Hür tefekkürün kalelerinden seslenen özgür sesleri, sıcak ve taze nefesleri dinlemek gerek… Dergi çıkarmanın ve dergiyi istikrar ile devam ettirmenin ne kadar zor olduğu herkesin mâlumu... Hâl böyle iken dergiler, edebiyat bahçesinin nadide gelincikleri gibi duruyor önümüzde… Bir sade rüzgârın hücumuyla dağılıverecek nazenin gelincikler gibi…

Gönül istedi ki, edebiyat bahçesinin bu has çiçekleri bir yazının etrafında toplansın, demet olsun. Bir yıl boyunca dergilerimiz hangi konular üzerinde durmuş, hangi çalışmalara ağırlık vermiş, hangi özel sayılar ve dosyalara imza atmış; haberimiz olsun.

Yayın dünyasında önemli bir iz bırakan, edebiyatımızın kalbi dergilerin bir yıl boyunca hangi özel sayılar, dosyalar ve konularla okuyucuyu selâmladığını daha somut ve daha derli toplu görmek için yazıldı bu yazı... Ne yazık ki, takip alanımıza girmeyen dergilerimizin yazıda yer almaması kısmî bir özre sebebiyet verse de asıl konunun “edebiyat” çerçevesiyle belirlenmiş olması ve yazının belirli bir hacimle sınırlandırılması bu özrü hafifletici sebepler arasında sayılabilir. Yine değinmeyi çok istediğimiz hâlde Dergah, Yolcu, Edebiyat Ortamı, Yüzakı, Sultan Şehir ve Buruciye Edebiyat gibi dergilerimize özel sayı yahut dosyaya yer ayırmamaları, sanal âlemden kaynaklanan bazı iletişim sorunları vb. nedenler yüzünden yer verilememiştir; lâkin her biri kütüphanemizde, gönülhânemizde her daim ayrı bir yerdedir.

Dergilerin kâğıt kokulu, mürekkep dokulu sayfaları çevrilsin ve dergilerimiz bu yıl bohçasına neler koymuş, gözler önüne gelsin. Alfabetik sıra ile…


AYVAKTİ


Gece zifiri karanlığa büründüğü vakit, dolunay gökyüzünden geceye ışık dağıttığı vakit sessizliğin ortasına “hoş bir seda” gibi düşüyor Ayvakti…
Yayın Yönetmenliğini Şeref Akbaba’nın yaptığı Ayvakti Dergisi, edebiyat çizgisinden taviz vermeden ilerleyerek, okuyucuya eşsiz vakitler sunmaya devam ediyor. Derginin Mart-2008 sayısında Yahya Kemal Beyatlı dosya konusu edilirken aynı sayıda konu olarak işlenen Kar da dikkatleri çekiyor. Bilhassa derginin sonunda yer alan merhum Yahya Kemal’e ait “Kar Mûsikîleri” dosyaya oldukça mutabık düşüyor.

Ayvakti’nin Nisan-2008 sayısı ise sanatının ellinci yılında Erdem Bayazıt’a ayrılıyor. Erdem Bayazıt ölmeden birkaç ay önce yapılan bu dosya, belki de şairin ölüm yolculuğuna çıkarken yanına alacağı son hediyelerden biri olarak akıllarda kalıyor.

Derginin Haziran sayısında ağırlıklı konuyu yine başka bir üstad, Necip Fazıl teşkil ediyor.

Balkanların incisi, medeniyetimizin hilâli Bosna Hersek ise derginin Eylül sayısında baş köşeye oturmuş, Mostar Köprüsü’nden âdeta selâm yolluyor.

Yıllara ve yollara meydan okuyan dergilerden biri olarak yayın hayatını idame ettiren Ayvakti’nin 100. sayısı fırından çıkmak üzere ve aç beyinlerin dimağını doyuracak tazelikte…


BERCESTE

Genel Yayın Yönetmenliğini Ümit Fehmi Sorgunlu’nun yaptığı Berceste’nin Yayın danışmanları ise Kayseri’nin çok önemli iki ismi, Bekir Oğuzbaşaran ve Vedat Ali Tok. Berceste’nin 2008 yılı boyunca hazırladığı özel sayı ve dosyaların sayısı epey fazla… Gelenekten beslenip gündemi takip ederek seçilen “konu”lar ve “şahıs”lar etrafında mümkün mertebe iki ayda bir özel sayı yahut dosyaya imza atan Berceste, bu yıl toplam yedi farklı özel çalışma ile meraklısına “merhaba” diyor.

Derginin bu yılki ilk dosyayı Abdullah Satoğlu adına… Şubat sayısını teşkil eden bu dosya ile Abdullah Satoğlu sevenlerine hoş bir hediye sunulmuş. Berceste’nin Nisan sayısında, nisan yağmurları gibi kalbimize düşen ve emsalsiz bir inciye dönüşen rahmet ve muhabbet peygamberimiz, Peygamber Efendimiz özel sayısı işlenmiş. Derginin bir diğer özel sayısı sanatının kırkıncı yılında Bekir Oğuzbaşaran’a ait… Haziran ayında ve yaklaşık otuz farklı yazıyla vücuda getirilen sayı, yaşayan edebiyatçılara duyulan vefanın göstergesi… Berceste’nin Temmuz sayısında ise ölümüyle edebiyat dünyasını yasa boğan iki isim konu edilmiş: Cengiz Aytmatov ve Dilaver Cebeci. Aynı hüzün ve aynı yas Ağustos sayısında da sürdürülmüş ve Erdem Bazayıt son yolculuğuna şiirlerle, yazılarla uğurlanmış. Günümüz insanının nesirden koptuğu ve kısa yazılara, kısa şiirlere yöneldiği bu çağda Berceste Dergisi, nesre hak etttiği değeri vermek amacıyla Eylül ayında Hikâye özel sayısı hazırlamış. Vefatının ellinci yılında Yahya Kemal özel sayısı ise derginin dosyalara yönelik son çalışması…

Yaklaşık yedi yıldır her ay vitrinde görücüye çıkan Berceste, Şubat ayında 80. sayısı ile okura merhaba diyecek.


BİZİM KÜLLİYE


Kar altında açmış kardelenler gibi büyük bir azim ve kararlılıkla çıkan Bizim Külliye, Elazığ’dan duyurduğu gür sesi tüm Türkiye’ye ulaştırmaya devam ediyor. “Bizim” olanı bize anlatarak, gökkubeye hoş bir seda bırakarak yolculuğuna devam eden Bizim Külliye’nin Genel Yayın Yönetmenliğini Nâzım Payam üstleniyor.

Daha önceki yıllarda Tasavvuf Edebiyatı, Edebiyatımızda Kadın, Edebiyatımızda Doğu-Batı, Eleştiri, Edebiyatımızda Çocuk, Edebiyatımızda Gurbet, Edebiyatımızda Aydın, Edebiyatımızda Küreselleşme, Edebiyatımızda Sağ-Sol, Edebiyatımızda Felek, Edebiyatımızda Tip ve Karakter, Türkçe, Şehir ve Cengiz Aytmatov özel sayı ve dosyalara imza atan dergi, 2008’de de edep kokulu bahçelerden güller devşirmeye devam ediyor. Yazarlar ve Yayınevleri’ni işlediği 35. sayısıyla yazar-yayınevi ilişkilerini ve meselelerini edebiyat gündemine taşıyor. Bizim Külliye’nin 36. sayısında okuyucusuna sunduğu dosya ise Yazarlar ve Hatıraları. Edebiyatımızın ünlü isimlerine ve onların edebî hatıralarına yer veren dergi, okuruna yazarları daha yakından tanıma ve edebiyatımıza samimi pencereler açma fırsatı sunuyor.

“Hatırlanmayı ve hatırlatmayı birlikte yaşamak” için… Bizim Külliye’nin 37. sayısı ise Ahmet Kabaklı’ya ayrılıyor. “Elazığ’ın yetiştirdiği ve Türk düşünce hayatına armağan ettiği Kabaklı hoca” birçok yazarın kaleminde can bularak memleketinde nefes almaya devam ediyor. Bizim Külliye 38. sayısında, diğer sayılarında olduğu gibi edebiyatımızın mühim konularına değinmeye devam ediyor ve Edebiyatımızda Edebî Türler ile nazmın ve nesrin dünyasına yeni pencereler açıyor.

Gün geçtikçe boy veren, boy verdikçe yeşeren ve yeşerdikçe meyveye duran Bizim Külliye, 39. sayısında Edebiyat ve Tarih dosyası ile karşımıza çıkacak.


HECE ve HECE ÖYKÜ


Yazı İşleri Müdürü İbrahim Çelik olan Hece’nin Yayın Yönetmenliğini Hüseyin Su sürdürüyor.

Derginin 133. sayısı Mehmet Âkif Ersoy’a ayrılmış ve özel bir sayı hazırlanmış. Takiben 134. sayıda dosya konusu olarak Yazınsal Türlerin Sınırları işlenmiş.

Çeşitli yazarların yer aldığı bu sayıda bilhassa edebiyatımızda türler üzerine kalem oynatılmış. Hece’nin 136. sayısında yer alan bir başka dosya konusu ise Çağdaş Filistin Şiiri…Hece, neredeyse her sayıyı diğer dergilerden farklı bir konuyla süslüyor. Derginin 137. sayısında ise Edebiyatta Dönüşümler/Başkalaşımlar dosyası yer almış. Hece’nin 138, 139 ve 140. sayıları birleştirilerek tek bir özel sayı hâlinde okuyucuya sunulmuş: Modernizmden Postmodernizme. Düşüncede, edebiyatta ve sanatta modernizmden postmodernizme geçişin sürecini ele alan dergi kapsamlı bir çalışma ile görücüye çıkmış. Derginin Eylül ayında çıkardığı son sayıda ise Tehlikeli Alaka Edebiyat ve Deneysellik işlenmiş.

Hece Öykü’nün çalışmalarından ise, kısaca şu şekilde bahsetmek mümkün:
25. sayısıda dosya konusu olarak Çağdaş Filistin Öyküsü işlenmiş, 26. sayıda hikâyeye dair ele alınan Öyküde Bilinçakışı Tekniği yer almış, 27. sayının dosya konusu Çağdaş Suriye Öyküsü olarak belirlenmiş ve son olarak 28. sayıyla Eylül ayında elimize geçen Dünden Bugüne Türk Öyküsü adlı çalışma derginin 2008 yılına son noktasını koymuş.


İSTANBUL BİR NOKTA DERGİSİ

Gerek şekil gerekse muhteva bakımından nev’i şahsına münhasır bir dergi olan İstanbul Bir Nokta’nın Yayın Yönetmeni Mürsel Sönmez… Renki kapak tasarımı ve edebiyatla yıkanmış içeriği ile dikkati çeken dergi, özel sayılar ve dosyalar bakımından bir iki çalışmaya imza atarak yılı tamalıyor. İstanbul Bir Nokta’nın ilk çalışması Ocak 2008’e ait. Ocak ayının Muharreme tesadüf etmesi sebebiyle İstanbul Bir Nokta, Kerbelâ, Muharrem ve Hz. Hüseyin dosyası oluşturmuş. Derginin bir diğer özel sayısı ise Eylül 2008’de hazırlanmış. Kısmen de olsa 80. sayısıyla Ramazan özel sayısına imza atan derginin 84. sayısını ise dört gözle bekliyoruz.


KUBBEALTI AKADEMİ MECMUASI

Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı bünyesinde çıkan Kubbealtı Akademi Mecmuası, yılların emek ve birikimiyle bugünlere dek gelebilmiş nadir dergilerden… İlim, fikir, sanat ve edebiyat ustalarının hizmet ve emek kokan çalışmalarını her taşına yansıtan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı, Türk kültürünü tek kubbe altında toplamaya devam ediyor.

“İlim, fikir ve sanatta Türk milletine has târihten gelen değerleri esas tutarak, nesilleri, millî bir düşünce ve sanat merkezi etrafında toplamaktır. Bu gayeye erişmek için ilim ve fikirde, sanatta, dilde, sosyal sâhada ve neşriyatta muhtelif çalışmalar yapmak” gayesi ile yola çıkan vakıf, Kubbealtı Akademi Mecmuası ile edebiyat ufkuna yelken açıyor.

Daha önce Sâmiha Ayverdi, Mevlânâ, Nihad Sami Banarlı gibi özel sayıları okura sunan dergi, 2008’in Ekim ayında hazırladığı Yahya Kemal özel sayısı ile üstadı günümüze taşıyor.

Dergi 2009’un Ocak ayısında çıkardığı Türkçe özel sayısı ile yeni yıla “merhaba” diyor.

Kubbealtı Akademi Mecmuası’nın 150. sayısı ise meraklıları tarafından iple çekiliyor.


KUŞLUK VAKTİ

Gece nöbetinin gündüze devrettiği vakit, kuşlar yuvalarından çıkıp tabiata gülümsediği vakit, uzak diyarlardan sesi gelir bülbülün. Bir güle nağme yakarken bülbül, kuşluk vaktinde sesi duyulur bir gün… Bir bülbül gibi sesini uzak diyarlardan, tüm Türkiye’ye duyuran dergilerden biri de Kuşluk Vakti… “Gece ve gündüz… Birisi siyah birisi beyaz… Karanlıktan aydınlığa geçişin vaktidir kuşluk vakti…”

Manisa’da çıkan, Sahibi ve Yazı İşleri Sorumlusu Salih Güzel olan derginin editörlüğünü ise Fatma Zehra yapmakta…

Henüz yavru bir kuş olmasına rağmen getirdiği sesle birçok kesmin fikrini ve hissini okşayan Kuşluk Vakti, daha şimdiden birbirinden kaliteli sayılara imza atmış. Derginin bilhassa 6, 7 ve 8. sayılarında yer alan İkinci Yeni yazıları büyük bir ilgiyle okunup tartışıldı. Medeniyet, Şiir ve Modern Türk Şiiri’nin yeniden ele alındığı sayılar, denemeler, şiirler, günlükler, söyleşiler, hikâyeler ve tanıtım yazıları ile süslenerek alıcısına sunulmuş.

Kuşluk Vakti’ne bu uzun ve çileli yolda sabır ve başarı dilekleri ile…


KÜLTÜR DERGİSİ

Bir milleti ayakta tutan en önemli yapı taşlarından biri de şüphesiz millî kültürdür. Kültürün tarihten devralınıp gelecek kuşaklara aktarılmasında en önemli söz hakkı ise edebiyata aittir. Edebiyatın kalbi olan dergiler ise mâzî ve âti arasında en sağlam köprülerden biridir.

Kültür dergisi, geçmiş ve gelecek arasında en sağlam köprülerden biri olarak yayın hayatını azim ve özveri ile sürdürmeye devam ediyor. Yazı İşleri Müdürlüğünü Sümeyra Güldal’ın yaptığı derginin Yayın Editörü ise Fatih Güldal…

2008 yılında ESKADER tarafından ödüle lâyık görülen dergi, aynı zamanda Türkiye Yazarlar Birliği’nden de yılın dergisi ödülünü aldığını müjdeledi.

Üç aylık kültür, sanat ve araştırma dergisi olan Kültür, bahar sayısında 1. Dünya Savaşı özel sayısı ile savaşın siyasî tarihinin yanısıra sosyal ve ekonomik boyutunu da ele alan bir çalışmaya imza atmış. Savaşın gerçeklerini etraflıca bir çalışma ile gün yüzüne çıkaran dergi, savaşın bitişinin 90. yıldönümünde okuyucuları tarihî bir sahneye davet etmiş. 11. sayısında 555. yılında Fetih özel sayısı ile zaman tünelindeki yolculuğuna devam eden Kültür, tarihin en büyük hadiselerinden birini günümüze yeniden taşımış. Kültür, diğer dergilerden farklı bir çalışma hazırlayarak Osmanlı’da Çocuk özel sayısıyla Osmanlı sosyal hayatında çocuğa verilen değere yönelmiş. 2008’in kış sayısında Seyyahlar ve Seyahatnâmeler özel sayısıyla okuyanları manevî bir seyahate çıkaran dergi, mâzî ve âti arasında sağlam köprüler kurmuş.

Kültür’ün dört gözle beklenen gelecek sayısı ise Rumeli… Kültürümüz bâkî kalır umuduyla…


SOMUNCU BABA

Fırından yeni çıkan somunlar gibi taze ve sıcak bir muhabbet sunan Somuncu Baba, ekmeğin kokusu ve emeğin buğusunu birleştirerek aç gönülleri doyurmaya devam ediyor.
Somuncu Baba, Malatya’da var gücüyle yürümekte... Genel Yayın Yönetmenliğini Sebahaddin Ateş, Yayın Editörlüğünü ise Musa Tektaş’ın yaptığı dergi, 2005 yılından itibaren aylık periyotlarla edebiyat soframıza misafir oluyor. Ağırlıklı olarak dinî konular seçen ve işlediği temalarla ahlâk penceremizi aydınlık ufuklara açan derginin bu yılki tek özel sayısını Osman Hulusi Efendi çalışması teşkil ediyor.

Haziran 2008’de hazırlanan bu özel sayıyla mutasavvıf bir şair ve bir vakıf insanı olan Osman Hulusi Efendi’yi yâd etme gayesi ön plana çıkıyor.

99. sayısıyla yeni yıla giren derginin 100. sayısı merak ve iştiyak ile bekliyoruz.


TÜRK EDEBİYATI

Asırlık bir çınar gibi ayakta duran ve son 36 yıllık edebiyatımızın en yakın şahitlerinden biri olan Türk Edebiyatı, nefesini kesmeden sesini yükseltmeye devam etmekte…

Genel Yayın Yönetmenliğini Beşir Ayvazoğlu’nun yaptığı dergi, 2008 yılı boyunca birçok özel sayı ve dosyaya imza atmış. Derginin ilk dosyası Ocak 2008’e ait… Ocak ayının Muharreme tekabül etmesiyle Muharrem dosyası hazırlayan dergi, zengin bir çalışmaya imza atmış. Derginin 412. sayısını teşkil eden Şubat sayısı ise, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Tarık Buğra ağırlıklı bir çalışma olarak okura sunulmuş. İşlediği konularla dikkati üzerine çeken dergi, Nisan sayısında Ölüm dosyası ile ruhanî âlemlere kapılar aralamış. Türk Edebiyatı’nın kendine has bir diğer özel çalışması ise Haziran ayına ait… Mahalle kavramına değinerek, “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” temini hatıra düşüren dergi, ilgi çekici çalışmalarıyla edebiyatımızda mahalle kavramını işliyor. Derginin sayfa itibarı ile en geniş sayılarından biri olan 417. sayı, İkinci Meşrutiyet 100 Yaşında adlı özel çalışması ile okuru selâmlıyor. Tarih ile edebiyatın iç içe olduğu bu özel sayı, okuyanların dimağını okşuyor. Türk Edebiyatı’nın sayfa bakımından zengin bir diğer özel sayısını Ağustos ayına tekabül eden 418. sayısı oluşturuyor. Cengiz Aytmatov özel sayısı ile edebiyat gündeminde iz bırakan dergi, ünlü yazara son hediyesini yollayarak vefa borcunu ödüyor. Türk Edebiyatı’nın diğer dergilerde yıl boyunca rastlanılmayan bir diğer dosyası ise Kâşgarlı Mahmud’a ait. Kâşgarlı Mahmud 1000 Yaşında adlı dosya çalışması ile Kâşgarlı Mahmud’un doğumunun 1000. yılını yâd eden dergi, okuyucudan tam puan alıyor. Derginin 2008 yılındaki son sayısı ise Kasım ayına ait… Vefatının 50. yılında Yahya Kemal özel sayısı hazırlayan dergi renkli içeriği, farklı resimleri ve özgün çalışmaları ile göz dolduruyor.


YEDİ İKLİM

Edebiyat dünyasında edebini hâlâ muhafaza eden ve “gerçek edebiyat dergiciliği”nin zorlu yollarında taviz vermeden ilerleyen dergilerden biri de hiç şüphesiz Yedi İklim’dir.

Genel Yayın Yönetmenliğini Ali Haydar Haksal’ın üstlendiği dergi, yedi ayrı iklimin bahçelerinden devşirilmiş çiçekler sunar edebiyat bahçesine…

Daha önce Mevlânâ, Peygamber Efendimiz ve Mehmed Âkif Ersoy özel sayıları ile gönülleri okşayan dergi, 2008’i de seçkin ve zengin çalışmalarla tamamlıyor. Şubat-Mart 2008 sayısında “Sebep Ey” diyerek gökyüzüne kanat açan dergi, Erdem Bayazıt özel sayısı ile öteleri müjdeliyor. Erdem Bayazıt’ın ölümünden önce hazırlanan bu çalışma bir nevi ölmeden önce ölümsüzlüğü tattırıyor. Yedi İklim’in diğer özel sayısını ise Oruç oluşturuyor. Sözün orucunu tutan ve az sözle çok şey anlatan derginin bu özel sayısı ise Eylül 2008’e tekabül ediyor. Necip Fazıl özel sayısıyla üstadları anmaya devam eden dergi, Aralık sayısında ise Yahya Kemal özel sayısı ile çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor. Edebiyatımızın usta isimleri, usta kalemlerle anılarak ahde vefanın en güzel misalleri sergileniyor.

Mâsivâ’dan Mâverâ’ya uzanan yolda, Yedi İklim her daim yolculukta…


YENİ DÜNYA DERGİSİ

Üzerinde yaşadığımız dünyanın kasvet zincirleriyle ve maddiyat ipleriyle örülü olduğu bu zamanda kendi iç âlemine yolculuk yapacağı “yeni dünya”lar arıyor insan. Bu yeni dünya kimi zaman bir şahıs, çoğu zaman bir kitap ve bazen sıcak bir dergi oluyor âdeta…

Yeni Dünya dergisi de, içinde bulunduğu dünyanın zindanlarından kaçmak ve manevî bir iklimde buluşmak isteyenlerin menzili… Yeni Dünya, çizdiği ve izlediği yol ile “Gönül dünyamıza açılan kapı”dan içeri girerek farklı âlemlerin tadına vardıran bir dergi…

Yeni Dünya’nın Genel Müdürlüğünü Hüseyin Cerrahoğlu, Yazı İşleri Müdürlüğünü ise Mahmut Bıyıklı yapmakta…

Daha önceki yıllarda Kutlu Doğum, Mevlânâ, Şehir, Fatih Sultan Mehmed gibi özel sayılara imza atan Yeni Dünya Dergisi, 2008’in Ağustos ayında Nasreddin Hoca özel sayısı ile vitrine çıkıyor. “Nükte ile Hikmeti Birleştiren Sûfî Nasreddin Hoca”nın güldürürken düşündüren mizacı ile, sûfi kimliği de alınıyor. Yıl içerisinde diğer dergilerden farklı bir şahsa yönelip Nasreddin Hoca’yı kaleme döken dergi, büyük nükte ve hikmet ustasını doğumunun 800. yıldönümünde yâd ediyor.

Yeni Dünya dergisi, bir başka özel çalışmasıyla Aralık ayında, Mehmed Âkif Ersoy dosyası oluşturarak okuyucuyu selâmlıyor. “Bir Ahlak ve Karakter Âbidesi” olarak Mehmed Âkif Ersoy’un bütün yönleriyle ele alındığı 182. sayı vefatının 72. yılında millî şaire ayrılıyor.

Türk kültür, sanat ve edebiyatına hizmet eden kıymetli dergilerimizi bu uzun yolculuklarında muhabbet ile selâmlıyorum. Hür tefekkürün kaleleri hiç yıkılmasın, ilelebet bâkî kalsın ümidiyle...


Senem Gezeroğlu

2008-09-30

"Bizim Külliye" dergisi


AHMET KABAKLI ÖZEL SAYISI

Elazığ’da yayımlanan üç aylık sanat ve edebiyat dergisi "Bizim Külliye", 37.sayısını(Eylül-Ekim-Kasım 2008)merhum Ahmet Kabaklı’ya ayırdı. Derginin sunuş yazısı şöyle:

Merhaba Muhterem Okurlar,
Bu sayımızda iki güzel olguyu birden yaşıyoruz.
Birincisi: “Bizim Külliye” Elazığ’da yayınlanan en uzun ömürlü kültür sanat dergisi oldu. Fikret Memişoğlu’nun yayınladığı “Genç Fırat” 36 sayı çıkabilmişti ancak. “Genç Fırat” Elazığ folkloruna hizmeti ilke edinmiş bir dergiydi. Keşke 360’lara 3600’lere kadar gelebilseydi. Ama dergi çıkarmanın zorluğu her kalem erbabınca malum… Kim bilir, o 36’ya hangi zorluklara göğüs gererek, nasıl bir sabra yaslanarak ulaştı Memişoğlu.
İkincisi: Bu sayımızın “Ahmet Kabaklı” özel sayısı olması… Elazığ’ın yetiştirdiği ve Türk düşünce hayatına armağan ettiği Kabaklı Hoca’ya bu “özel”i ayırmakta geç kaldığımızı biliyoruz. Fakat bir başımıza olgunlaşmayı bekledik.
Bu sayımıza “özel”; 76’dan 96’ya çıktık. İstedik ki Hoca’mıza ait bir farklılık olsun.
Temmuz sıcağı kavurucu geçti; Türk Edebiyatı dallarına eserlerini bırakıp gidenler, kendilerini aratmayacak, mahcup etmeyecek gençlerin yetişmesini elbette bizlerden daha fazla arzulamışlardır. Umarız bu “mamureyi aziz kılan er”lerin arzuları gerçekleşir.
Cengiz Aytmatov’u konu edindiğimiz 34. Sayımızda “Aytmatov’un Nobel’e neden aday gösterilmediğini sormuştuk. Sorumuza cevap Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Bey’den geldi. Sadık Kemal Tural Bey, “Aytmatov’u doğumunun 80’inci yılında Nobel’e aday göstermek için Türk Cumhuriyetleri bilim, sanat ve edebiyatçılarından oluşan bir komite kurulduğunu” duyurduğunda Manas alperenlerinden haber almışçasına sevinmiş idik.
Duyuru ufkumuzu açtı: Dileriz sayın başkanımız; Türk Cumhuriyetlerinin himayelerinde ve “Türk Cumhuriyetleri bilim, sanat ve edebiyatçılarından oluşacak komite” ile “Cengiz Aytmatov Edebiyat ödülleri”ni başlatırlar. Başkanımız Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Bey’in “Cengiz Aytmatov Edebiyat Ödülleri”ni gerçekleştirip teşmil edeceğine inanıyoruz.
Gelecek sayımızın dosya konusu “Edebiyatımızda Türler”…
Hangi edebi tür daha kıymette, hangi edebi tür kendine çıkış arıyor?.. Ya kaybolmaya yüz tutan türlerimiz? Edebi türlerimizin geleceğini siz okur-yazarlarımızla tartışmak istiyoruz.
Tekrar buluşmak dileğiyle…

Nazım Payam

İçindekiler:


· Nazım PAYAM--Yunus'un Gülü
· M. Mehdi ERGÜZEL--Kabaklı Hoca'ya Hasret
· Süleyman DOĞAN--Ahmet KABAKLI
· İsmail ÇETİŞLİ--Bir Hatıranın Aydınlığında
· İsa KOCAKAPLAN--Bir Ayrılışın Hikayesi
· Yahya AKENGİN--Hem Şeytan Taşlamaya Hem de İbadete Vakit Bulan Yazar
· Kazım YETİŞ--Hoca Ahmet KABAKLI
· Hasan ÖZÇAM--Kabaklı Hoca'nın dergisi
· Şinasi GÜLAÇTI--Güler Yüzlü Yazılar
· Fırat KIZILTUĞ--Sanatçıların Manevi Atası Ahmet KABAKLI
· Kemal BATMAZ--Soruşturma
· Ziya ÇARSANCAKLI--Bir Harput Yıldızı
· Serhat KABAKLI--İki Hatıra
· BELKIS İBRAHİMHAKKIOĞLU--Alperenler
· Necati KANTER--Yitik Zaman (Hikaye)
· Mahir ADIBEŞ--İstanbul'daki Harputlu
· A. Vahap AKBAŞ--Kimin İçin Yazmalı
· Erol ÜLGEN--Ahmet Kabaklı'nın Yazılarında Mevlana
. Ahmet KABAKLI-- Yunus'un Gülleri
· Yusuf ÇEKER-- Düşlerden Sonrası
· M. Halistin KUKUL--Ağla Yüreğim Ağla
· İmdat AVŞAR--Cengiz Aytmatov'A Ağıt
· Yusuf DURSUN--Ay Canım
· Ömer KAZAZOĞLU--Tenha-Su
· Kalender YILDIZ--Şerh
· Seval KOÇOĞLU--Natürmort
· Ahmet Tevfik OZAN--Deli Divane
· Rıfat ARAZ--Bildim Seni
· Serdar ASLAN--Yenilgi
· Ahmet AYDOĞDU--Cinnet Harfleri
· Suat BULUT--Kırılma Anı
· Serap ÖZTUNCER--Mehmet Nuri Yardım(Röportaj)
· Ahmet ULUDAĞ--Cengiz Aytmatov'u Uğurlarken
· Nazım PAYAM--Şehrin Mabetleri Bir Bir Tükeniyor
· Ahmet Faruk GÜLER--Kitap Vitrin

İrtibat:
İZZETPAŞA CAD. İZZETPAŞA VAKFI
EK BİNA NO:16/2, ELAZIĞ
0(424) 233 55 13– 233 15 00 (114)
bilgi@bizimkulliye.com
http://www.bizimkulliye.com

2008-06-20

"Bizim Külliye" edebiyat dergisi



Merhaba Muhterem Okurlar,Türkiye Yazarlar Birliğinin “2007 Dergi Ödülü”nü Mart ayı içerisinde aldık. Mayısta yine bizleri sevince gark eden ikinci değer-takdiri yaşadık. Balkan Aydınlar ve Yazarlar Birliği, Vakıf Başkanımız Nihat Eriş Bey ile Genel Yayın Yönetmenimiz Nazım Payam’a Türk kültürüne hizmetlerinden dolayı “Teşekkür Plaketi” verdi. Hizmet etmek, okunur olmak, hatırlanmak ne güzel… Tevafuk bu olsa gerek! Dergimizin 36. sayısını “Yazarlar ve Hatıraları”na ayırdık. Hatırlanmayı ve hatırlatmayı siz okurlarımızla birlikte yaşayacağız. Bu sayının hatırlatanları; Yavuz Bülent Bâkiler, Mustafa Miyasoğlu, Muhterem Yüceyılmaz, A. Vahap Akbaş, Mahir Adıbeş, M. Naci Onur, Hasan Akçay, Ahmet Ak, Şeref Yılmaz ve Yahya Akengin. Kemal Batmaz’ın “Soruşturma”sında yer alan yazarlarımızın hatırlamalarını gözden kaçırmayacağınızı umuyoruz: İsa Kocakaplan, bir bilim adamının titizliğini, Halil Tuncay Önür, “Ebu Turâb” isimli radyofonik senaryonun yağmurunu, İhsan Kurt, Mehmet Kaplan’ın takipçiliğini hatırlatıyor bizlere.Taner Namlı, hayatla kitap, hayatla ses arasında iki güzel söyleşi gerçekleştirdi: Doğan Hızlan ve Fırat Kızıltuğ’un bilgi ve tecrübelerini sizlere ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Necati Kanter hikâyesiyle, Seval Koçoğlu, Serdar Aslan, Asuman Omay, Ömer Demirbağ, Ahmet Tevfik Ozan, Nurettin Durman ve Ömer Kazazoğlu şiirleriyle mutluluk sayfalarımızı doldurdular. Serdar Bedii Omay’ın “Mistik Bir Zen Bilgesi”nden, Şinasi Gülaçtı’nın “Güler Yüzlü Yazılar”ın ironisinden enerji alacağınıza inanıyoruz. Bundan böyle dergimizin “Kitap Vitrin” sorumluluğunu Ahmet Faruk Güler kardeşimiz üstlendi. Yazar ve şairlerimizin yeni yayımları onun köşesinden siz okurlarımıza tanıtılacak. Gelecek sayımızın dosya konusu “Ahmet Kabaklı”.. Ömrünü Türk kültürüne, edebiyatına, fikir hayatına vakfetmiş Kabaklı Hocayı yâd edip yâr sofrasına katkı sağlayacağınızı, bizleri yalnız bırakmayacağınızı umuyoruz.
Tekrar buluşmak dileğiyle...


Nazım PAYAM


"Bizim Külliye" dergisinin 36. sayısında yer alan isimler ve yazı başlıkları:
· Nazım PAYAM-- Benim Hatıralarım
· Taner NAMLİ-- Doğan HİZLAN (Röportaj)
· Mustafa MİYASOĞLU-- Hatırat, Günkük ve Seyahat Edebiyatı
· Yavuz Bülent BAKİLER--Denktaş'tan
· Muhterem YÜCEYILMAZ-- Memleket Hatıraları
· A. Vahap AKBAŞ-- İlk Yazı
· Mehmet Nuri EMİNLER--Pop Kültürü
· Serdar Bedii OMAY-- Mistik Bir Zen Bilgesi...
· Ümit Fehmi SORGUNLU-- Ayrılık Rüzgarı.
· Yahya AKENGİN-- Biraz Burukluk, Biraz Tebessüm.
· Taner NAMLI--Fırat KIZILTUĞ (Röportaj)
· Kemal BATMAZ--Soruşturma
· Mahir ADIBEŞ--Herkesin Diyecek Bir Sözü Vardır...
· Hasan AKÇAY--Bir Şiirin Desenli İzleri.
· Şeref YILMAZ--Özbekistan Hatıraları
· Osman BAYMAK--Balkanlar
· Şinasi GÜLAÇTI-- Güler Yüzlü Yazılar-14
· Necati KANTER--Bizim Şehrin Divaneleri-5
· M. Naci ONUR-- Bir İki Hatıra.
· Ahmet AK--Sürgün Vezirin Sözü
· Ahmet Faruk GÜLER-- Hoca Tanpınar'dan Birey Tanpınar!a.
· Nazım PAYAM-- Albümden
· Ahmet Tevfik OZAN-- Bir Rüya Kıza Şiir
· Seval KOÇOĞLU-- Seyirci ve Penceresi
· Ömer KAZAZOĞLU-- Şahadet Bir Güvercin Öpücüğüdür.
· Nurettin DURMAN-- Gönül Çelen
· Serdar ASLAN-- Dair
· Ömer DEMİRBAĞ-- Gazel
· Asuman OMAY-- Rumi


Dergi irtibat:

İZZETPAŞA CAD. İZZETPAŞA VAKFI
EK BİNA NO:16/2, ELAZIĞ
TLF: 0(424) 233 55 13– 233 15 00 (114)
BELGE GEÇER ( FAX): 0 (424) 237 49 65