az edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
az edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2011-05-25

'Az Edebiyat' dergisinin 10.sayısı çıktı

Değişen dünyanın dengelerine düşünürlerden, siyasetçilerden çok sanal alemin yön verdiği bir çağın tanıklığındaki düşünür sızıyla kaleme alınmış bir önsözle sayfalarını bize açıyor Az Edebiyat Dergisi'nin 10. sayısı.İçsel duyarlılık namına edebi bir hamle yaparak aslında bunca kavganın içinde hezimete uğramış kalemini işaret ederek "yenildik ey şair yazar cümle cemaat!" diyerek önsöze son noktayı koyuyor.

Az Edebiyat bu sayısıyla da yine kaliteden ödün vermeden ,kendini tekrarlamadan yeni bir çok isimle yoluna devam ediyor.Baharın yani şiir mevsiminin rüknününden midir? bol şiirli bir sayıyla karşı karşıyayız.Şairlerin ağrılarıyla en büyük devrimlerin gerçekleşeceğinin ümidini bulacağınız bir şiir şöleni sizi bekliyor."Vertigo " diyor Hüseyin Atlansoy,"Yolculuk Risalesi"yle Hayrettin Orhanoğlu,"Ayna Ayna" Berat Demirci,"Ali" İsmail Karakurt,""Re"mektupları dibace" Ali Sarı,"Dudağıma Konan Korku" Mustafa UÇURUM,"Kurtulmalıyız Belki de Taşınması Giderek Güçleşen Bu İncelikten"İsmail Bingöl,"Yedinci Kat"Mehmet RAYMAN,"Üç Soru İşareti"Emre ÇAKIR,"Baran" Sümeyye ŞEKER,"Günlere Sonnet"İlhan KEMAL,"Bir Gizli Koydu Yaşam" Neşe AKGÜNDÜZ TEKİN,dikkatleri üzerine toplayacak çarpıcılıkta "Reverans Matmazel:Siz Hangi Ümmettensiniz?"Nimet SARI,"Christmas eve" Münir ÇAKMAK,ve derginin son şiiri"Sonra Kuşlar Havalanır Gök Lekelenir"le Kemalettin BAL şiirlerini okuyucuya sunuyor.

Kendine has tarzıyla Hasan YURTOĞLU "Yeni Birşeycilik" diyerek keyifle okunası bir eleştiri sunuyor."Pörçük Meşkler" İsmail KARAKURT,"Türkülerin Söylediği Bursa" Hüseyin KAYA,"İdeoloji-Din ve Dinin İdeolojik Militanları" oldukça düşündürücü bir yazıyla İlhami ATMACA,M.Sait Türkoğlu'un inşirah veren kaleminden "Adam ve Gözyaşı ,kalbi hedefleyen bir sada ile Mehmet AYCI "Küp-Sırlı diyor.

Ayrıca Zeki BULDUK'la aklın ve deliliğin bilinmeyen mecralarında gezintiye çıkılmış keyifli bir söyleşi de yer alıyor.

Suat ACAR "Karun ve Solon ,Cansaran KIZILTAŞ "Saklı Anahtar ,Sümeyye ŞEKER "Martı Çağında Zaman,Gökhan SERTER "Kar Sesiyle Seslenen" ,Mustafa OĞUZ "Sır Adam",Hayrettin ORHANOĞLU "Alllah Ağrısı",İsmail KARAKURT "Bir Daracık Pencereden",Şahin TORUN "İçi Kendiyle Dolu Bir Şiirin Peşinde" yazılarıyla ilerleyen sayfalarda okuru iç dünyalarına davet ediyorlar.

Sayfalar arasında cici bici bir masalımız "Sündüs Kız" da İbrahim KALABALIK'ın kaleminden çıkıp yerine kurulmuş.Ve adet olduğu üzere Kemalettin BAL "ŞATHİYE " ile derginin bu sayısını nihayete erdiriyor.

AZ EDEBİYAT yine dopdolu bir sayıyla okurla buluşmaya hazır.

İyi okumalar diliyoruz.

Ayşe Bağca

2011-01-13

Az Edebiyat dergisi, masal özel sayısı çıktı

asık suratlarımızla sürükleniyoruz fabrikalara iş yerlerine komşumuzun yüzüne kesif gerçeklerin içinde geçiyoruz her yanımız madde her yanımız eşya her yanımız et ve kemik

gün terazinin tam ortasında doğuyor vakit nakittir söz repo bin bir gündüzlerdeyiz hesapsız kitapsız ölçüsüz ayarsız değiliz yine de açık veriyoruz durmadan kendimize bir yerde birileri bize yalanlar fısıldıyor bilimsel filimsel gez göz arpacıklı günlerin gerisinde deney gözlem istatistikten hangisiyseniz o kadar değerlisiniz diyor taksitleriniz kadar peşin konuşabilirsiniz isteseniz de borç vermeyiz siz bizim neyimiz oluyorsunuz hangi çayı kaç derecede kaynatırsanız çay acımaz bilmiyorsunuz yüzünüzü ekşitmeyiniz cahilsiniz ezberiniz çok edebiniz az zamanların fen matematik kimyası bozuk nesliyiz vs vs

sözün özü ağabeyler

maddenin içine bunca hapsedilmiş insanın kendine yine çıkış olarak maddeyi kutsadığı çağda herkesi masala çağırıyoruz kutsallarımızı bir de masallarımızda fark etmeye uykudan sonrası masallara geniş ışıklı tünellerden alaca karanlık mağaralara çağırıyoruz insana

sürekli genişleyen otobanlara inat dar yollu kâf dağına yürüyoruz masalın sıklığıyla duruyoruz katı gerçeğin önünden elimizi uzatsak buluşur muyuz bir masalda hep birlikte

sonraki sayımızda çocukluğumuzda buluşmak dileğiyle

hepinize iyi masallar

Kemalettin Bal

İletişim:
www.azedebiyat.com
iletisim@azedebiyat.com
azedebiyat@gmail.com

2010-07-14

'Az Edebiyat' dergisi (7)

Önsöz niyetine…

Yaz sıcağının bastırdığı şu günlerde. Tam da rehavete kendimizi kaptırmışken, okumak gibi bir eyleme davet edip sizi rahatsız ediyor olmaktan rahatsız değiliz. Hatta içten içe mutlu olduğumuz bile söylenir. “Tatil” modern insanın uydurduğu en güzel gevşetme yöntemlerinden biridir. Gibi direk hesabın içine giriyor oluşumuz, bizleri yersiz kılsa da eylemlerimizi (eylemsizliğinizi) haklı çıkarmaz.

Koşulduğumuz yüklerimizin tam da “ne olduğunu” ve biz “neyin sayhası” olduğumuzu sorma noktasına geliyoruz; “Bir süre boşsunuz” diyor düzenin sözcüsü. Boşalıyoruz. nereye gittiğimiz, nasıl geçirdiğimiz çok da anlam içermiyor bu aşamada. Tatili nasıl geçirdiğimizin sorgulanmasından çok neyi tatil ettiğimizi sorgulamak gerekliliği öne çıkıyor, “duraksayabilir bir şey midir insan yaşamı?” Gibi sorular eklesek de biliyoruz ki bizler tatildeyiz. Bırakın sorulara yaz sıcağında ansızın bastıran yaz yağmurunun serin ürpertisine bile hazır değiliz. Kapattık neyimiz varsa. Bu durumda Yanımıza almayı unuttuğumuzda yazıklanacağımız bir şey değildir edebiyat dergisi. Hele gündelik dilin ötesinde başka bir iklime sizi çağırıyorsa. “tatildeyiz gelemeyiz.”

Tam da yola çıkmışken bir arkadaşınızın överek anlattığı tatil yerine, tam da “oh be ne iyi oldu da geldik” diyorken memnun bir yüzle, tam da uzanmışken kumsala, parmak ucunuza bir diken gibi batmaya geldik. Yağmaya geldik, tüm ağırlığımızla kölesi olduğunuz yükün yıllık hesabını biraz daha artırmak için.

Peşinden koştuğumuz her ne ise eylemimiz peşinden koştuğumuzu yansıtıyor ve yaşatıyor bize.her anın hiçbir ana ait olmadığını her anın aynı zamanda bütünün birer aynılığı olduğunu kavramak için elbette kelimelere bulaşmak gerek. Gündelik dilin çepeçevre sardığı ve sizi dışta eşyada mekânda maddede tuttuğu anlam kodlamalarının ötesine çıkmak insanın özgürlüğe adım atmasının ilk ve en temel şartlarından biridir..
ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim… (asaf halet çelebi)

Doğruyu yapmak da yıkmaktır aslında…

"Az Edebiyat" irtibat:
Ordu Cad. 140. Sk. Belediye Arkası Nazilli/Aydın
www.azedebiyat.com
E-Posta: azedebiyat@gmail.com
Telefon: 0 506 582 95 94

2010-05-16

"Az Edebiyat" dergisi çıktı

Az Edebiyat’ın altıncı sayısı çıktı

Sesi karakterinden baskın olan dergilerin yarattığı tahrifatın ortadan kaldırılması pek mümkün görünmüyor. Dergiler kof savaş enstrümanları olmaktan çıkıp sanata gerektiği önemi gösteremiyor. Edebiyatın başat figürü olan dergilerin öncülük etme vasfını giderek yitirdiğine tanık olmak yine de bir derginin yeni sayısına ulaşmanın yaşattığı hazzı gölgeleyemiyor. Gölgelemiyor gölgelemesine de vıcık vıcık ilişkilerden, sayfa boşluğu dolsun diye yayınlanan şiirlerden, al gülüm ver gülüm eleştiri yazılarından gına geldi. Salt edebiyat için yola çıkan insanların sayısındaki azalma bu şekilde devam ederse yakın zamanda sadece eş dost muhabbetlerini okumak zorunda kalacağız.

Az Edebiyat Dergisi bütün bu çıkar ilişkilerinin dışında kalmayı amaç edinmiş bir dergi olarak yayın hayatına devam ediyor. Kemalettin Bal yönetimindeki dergi altıncı sayısına ulaştı. Derginin dizaynı oldukça iyi bir noktaya gelmiş bulunuyor. Sayfa sayısındaki artış daha çok “şiir” olarak dönmüş okuyucuya. İlk sayısından itibaren ortaya koymaya çalıştığı ayrımsız dergi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ayrımsız bir dergi dediysem siz şunu anlayın: bu derginin başı sonu bir, doldurma ya da gönül alma ürünleri değil salt sanat ürünleriyle karşılıyor sizi.
“Sözün kenarındayız.

Bazen değişmeyenin sesini duymak için kenarda olmak gerekir. Buna inanıyoruz ve bu yüzden kenarda olmaya akıntıya kapılmamak adına kararlıyız.” Derginin bu sayısında şiirler göz dolduruyor. “Milyon Sesli” şair Ali Emre, Yersiz Yurtsuz Bir Türkü İçin Prelüd isimli şiiri ile çıkıyor okuyucunun karşısına. Mustafa Özçelik /seni de içine alacak bu mağara/gözlerin kör/gönlün kapalı/ diyor Göç Zamanı isimli şiirinde. Hüseyn Kaya uzun zamandır göremediğimiz iyi şiirlerden birini sermiş gözler önüne: /herkes unuttu beni bu kıyısında nehrin/kırılan aynaların en uzağında yüzüm/ diyor “Hatıra”sında. Suavi Kemal Yazgıç’ın insanı her zaman hayret ettirmeyi başaran bir üslubu var: /bir bıçak savuruşu mesafedeyim sana/yine de çözemedim şu kör düğümü/. Mustafa Uçurum’un Galip Bir Aşk İçin Seferdeyim isimli şiirinin Uçurum’un şimdiye kadar okuduğum en iyi şiirlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim: /Dünya çekilse kenara en azından bir kerelik/Nefesim beni taşıyana kadar bir çiçeği soluyana kadar/Ben dizlerime derman yükleyip ölümü öğrenene kadar/.

Gökhan Akçiçek Miraçhan’ın Oyunları ile, İsmail Karakurt Bahar Ağrısı ile, Mehmet Aycı Yol Haritası Eski ile, Hayrettin Orhanoğlu Mutsuzluk Komedyası ile, Filiz Bedük Beklemekse ile, Cahid Efgan Akgül Beş Haiku ve Şair ve Çiçekler isimli şiirleri ile, Münire Sulusaray Yalnızlık Baladı ile, Kemalettin Bal Ekmek Gibi Sevmek şiiri ile ve Hüdai Can Gunbannazar Ezizov çevirisi ile Az Edebiyat’ın altıncı sayısında.

Derginin bu sayısında İsmail Karakurt’un Pörçük Poetikası, Berat Demirci’nin Kadı Burhaneddin’in bir gazelinden yola çıkarak Divan Edebiyatı hakkında yazdığı Hariçten Bir Gazel Okuma Denemesi, Mustafa Celep’in şiirinin yapı taşlarını anlattığı Cesaretin Şiiri, Şiirin Gücü, Hasan Yurtoğlu’nun İpin Ucu, Çay Kaşığı, Şiir ve Şairin Tehlikesi ve Bir Fenomen Olarak İsmet Özel isimli eleştiri yazılarını, M. Sait Türkoğlu’nun Hazin Kayıplar Üstüne, Mithat Tanrıkulu’nun Geçmiş Zaman Olur ki, Hayali Değmez Hiçbir Şeye, Fâtıma Zehra Merinos’un Rar Dosyası, Onur Akbaş’ın Şehre Mana Verdi Aşkın Kudreti isimli denemelerini ve Nevzat Akyar’ın Yol Ver Dağlar, Suat Acar’ın Sesin S’si, Ayşe Şavkıyıldız’ın Ayakkabı, Ömrüm Işıkay’ın Emanet isimli hikayelerini okumak mümkün.

Yine bu sayıda Kemalettin Bal, Ali Çolak ile Memleket Havası ya da Deneme Vadisinde Bir Bahçe Düş isimli bir söyleşi gerçekleştirmiş.


Mustafa Karasoy


"Az Edebiyat" irtibat:
Ordu Cad. 140. Sk. Belediye Arkası Nazilli/Aydın
www.azedebiyat.com
E-Posta: azedebiyat(at)gmail.com
Telefon: 0 506 582 95 94

2010-01-16

Aydın’da Bir Edebiyat Dergisi: Az Edebiyat

Bu yazı ”Az Edebiyat”a dairdir. Edebiyat Ortamı Dergisi’nin 7.sayısında yer alan Arif Ay’ın “Dergiler Arasında” yazısını okuduktan sonra nicedir yazmayı düşündüğüm bu yazıyı yazma zamanının geldiğini fark ettim. Evet, daha fazla geç kalmamalı ve ”Az Edebiyat”a dair az-çok demeden bir şeyler yazmalıydım.

Arif Ay yazısında Dergâh’ın 2009 Ocak sayısında yayımlanan “Mavi Yeşil” dergisinin editörü ile yapılan söyleşiden bahsettiği yazısında taşradaki edebiyat dergilerinin konumunu ele almış. Bunun üzerine taşrada yaşayan birisi olarak bir taşra dergisi olan Az Edebiyat’ tan bahsetmenin tam da zamanı olduğunu düşünüyorum. Az Edebiyat birinci yılını tamamladı. Mavi yeşil’in 10 yıldır yayımlandığı düşünülürse el’an bu dergiden bahsetmenin çok uygun olmayacağını düşünenler olabilir. Amma velâkin durum öyle zannettiğiniz gibi değildir efendim…

Bir kere Aydın gibi maalesef edebiyatın yeteri kadar önemsenmediği bir yerde dergi çıkarabilmek bile başarılı sayılmak için yeterlidir. Az Edebiyat her şeyden evvel bunu başarmıştır. Siz bir de bu derginin edebiyat dergisi olduğunu düşünün; bu işe kalkışmak için edebiyata ne derece sevdalı olmak gerektiğini tahmin edebilirsiniz.

Az Edebiyat’ın sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olan Kemalettin Bal bir edebiyat öğretmeni. Kemalettin Bey’in bu dergiden önce okuldaki öğrencileriyle birlikte çıkardığı bir edebiyat dergisinin olduğunu ve Az Edebiyat gibi bu derginin de hemen her şeyi ile kendisinin ilgilendiğini biliyorum. Hatta o derginin birini görme imkânım oldu; şöyle yazıyordu künyesinde : “Para buldukça yayımlanır.”

Sevgili Kemalettin Bal’la tanışma imkânım oldu. Ben de merak ediyordum; hayallerimi gerçekleştiren, Aydın’da edebiyat dergisi çıkarma cüretini kendinde bulan kimdir diye. Karşılaştığımda, matbaada derginin yeni sayısı için hazırlık yapıyordu. Karşımda dergi çıkarmanın yükünü omuzlamış oldukça mütevazı birini gördüğümü bilmenizi isterim. Derginin, edebiyatın, hayatın yükünü omuzlamış birini…

Ahmet Turan Alkan kendisini anlatırken birkaç sayıda kalmasına rağmen çıkardığı bir dergiden bahseder. Hayatında çok kısa da olsa yer almış bu durumdan bahsetmesinin elbet bir sebebi vardır: Dergi çıkarmanın ne kadar meşakkatli ve ne kadar ehemmiyetli olduğunu bildiğinden yapılan hiçbir çalışmayı küçük görmez. Kendisini anlatmak için söyleyebileceği onca özelliği varken o; kısa süren dergicilik macerasına değinmeden geçmez.

Kimileri için böyledir bir dergi çıkarmak. Bütün zorluğuna rağmen vazgeçilmezdir. Kemalettin Bal gibi bu yola gönül verenlerin, edebiyat dergisini çıkarmak için “vazife şuuru” ile çalıştıklarına inanırım ben. Bu yolda yürürken belki kendilerine destek olacak kimse yoktur etraflarında ama vazifeyi ihmal etmemek için çırpınan kocaman bir yürekleri vardır onların ve bir de edebiyata olan sevdaları.

Bu mukaddes yola çıkma cesaretini gösterdiği ve hayatı biraz daha anlamlandırmak için elinden gelen gayreti esirgemediği için sevgili Kemalettin Bey’e bilhassa Aydın ahalisi adına teşekkürü bir borç bilirim.

Biliyorum, bütün bu çırpınışlar az daha edebiyat için…

Kağan Aksoy

2009-05-11

“Az Edebiyat” baharla geldi

Yağmurla gelmişti 2. sayısında. Ve uzun sürdü yağmurun yağışı. Haliyle AZ edebiyatın 3. sayının gelişi de uzadı. Tadını çıkardı uzun uzun ıslanmanın.. AZ edebiyat da bereketten nasibini almış. 40 sayfa olarak çıkan dergi 48 sayfaya çıkarmış sayfa sayısını…

Her sayısı ağır ama sağlam ilerliyor. Kendinden emin bir yürüyüşü var. Tasarımındaki sadelik. İçeriğine sahicilik olarak yansımış. Sayfalarını karıştırdığımızda derginin ilk sayısından beri birlikte yürüyen şair – yazarların yanında yeni katılanların da olduğunu görüyoruz.

İşte 3.sayının içeriği:



Deneme
Berat DEMİRCİ
İsmail KARAKURT
Sait TÜRKOĞLU
Hüseyin ÖZBAY
Hasan YURTOĞLU
Mustafa UÇURUM
Kadim GÜLTEKİN
Fatma Zehra MERİNOS
Ayşe BAĞCA
Suavi Kemal YAZGIÇ
Yüksel EROL

Öykü
Kamil YEŞİL
Serhan ŞİMŞEK

Şiir
Filiz BEDÜK
Gökhan AKÇİÇEK
Mehmet AYCI
Hayrettin ORHANOĞLU
Adem TURAN
Yelda KARATAŞ
Mithat TANRIKULU
Mehmet Şamil BAŞ
Münir ÇAKMAK
Mustafa KARASOY
Kemalettin BAL
Hüseyin KAYA

Çeviri şiir
Nizar KABBANİ (Çeviri: Ali SÖZER)

Söyleşi
Hilmi Yavuz

Arka kapak fotoğraf
Mesut DURAN



İrtibat:
azedebiyat@gmail.com
kemalettin_bal@hotmail.com
0506 5829594

2008-11-29

"Az Edebiyat" dergisi, yeniden !..


Yağmurla geldi "Az Edebiyat"ın 2. sayısı…

"Geç kalıyoruz…
Bilerek ve isteyerek tüm randevularımızı öteliyoruz.Yavaş adımla yürüyoruz.Vardığımızda bulduklarımız geç kalmışlığın ödülü oluyor.Beklemeyenlerse zaten hiç gelmemiş olanlardı"

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki kurulmuş saat gibi tik takları hesap ediyoruz.Bir dakikadan ötekine taşmayan şaşmazlığımızla koşuyoruz.Geçtiğimiz yolun farkında olmadığımız gibi vardığımızda bulacağımızın üzerine de hayaller kondurmuyoruz.Hayrete bile vaktimiz yok.Randevu defterimiz sayfa sayfa ayırıyor birini ötekinden. Giriş sözleriyle kaleme aldığı önsöz. Hem derginin gecikmesini açıklıyor; hem de çağın insan ritmine ters aceleciliğinin eleştirisini yapıyor.

Kimseye yetişecek hırslarımız yok.Hiç bir şeye acele etmedik.Hiç bir şeye davet edilmedik de.Hiç bir hesabın içinde düşünülmedik.Düşlerimizi çoğalttık.Hayat ve hayal arasında sözcüklerimizle ağır adımladık.
Biz geldik.Orda kimse var mı? Sözleriyle de derginin duruşunu ortaya koyuyor.

Şair ve yazar kadrosuna baktığımızda; farklı yerlerden hayata aynı soruları soran ve aynı sorunları kendine dert edinenlerden oluştuğunu görüyoruz.

Dergi Usta kalem Berat Demirci'nin "Ad Koymak Üzerine" isimli denemsi ile başlıyor. Berat Demirci o güzel üslubuyla; Dede Korkut'tan günümüze çocuklara isim verme geleneğinin yolculuğuna çıkarıyor bizi.

İsmail Karakurt; "Şiirin Günlük Hayatı Evirmesi" makalesinde; " …Oysa şiir insanı, oysa şiir ruhu diriltir… Yaşayarak ortaya konulan şiir, aynı zamanda dirimi, devingenliği, dünyada olmaklığı kendinde barındırır." Sözleriyle, Şiirle günlük hayat arasındaki bağı ortaya koyuyor.

Adem Turan; "Bir Romantiğin Boğaz Turu" denemesinin ikincisinde vapura davet ediyor hepimizi. İstanbul'u vapurda duyuyoruz.

Mithat Tanrıkulu; kendine has kalemiyle "uğurlanmak üzere olduğu babasının ardından gurbetini yazıyor." Gidelim oğlum" dedi" eve gidelim midem yine fenalaştı"

İranlı yazar Ata Erat; "Hafız Şirazi ve Aşk" konusunu işliyor.

Mustafa Uçurum;Dijital bir kuşatma altındayız. Sözleriyle başlayan denemesinde Günümüzün eleştirisini fotoğraf makinelerinin değişen yüzünde yapıyor.

Mevlüde Alparslan son günlerde yeninden önem kazanan mektup türünün güzel bir örneğini sunuyor." Hüsn-i Vefa" başlıklı mektubuyla Alparslan; mektubun yazılana değil aslında yazana gerekli olduğunu gösteriyor bize.

Fatıma Zehra Merinos Ölüm gelmeden ölüm meleğiyle konuşuyor "Ölümle Bayramlaşmak" denemsinde.

Son dönem fantezi romanın genç kalemlerinden olan Kadim Gültekin; Öykünün Belkemiği "Kurgu" yu yazıyor.

Ayfer Telli; hayata intihara bulaşmış tebessümle bakıyor. Ve "Bir Güzü Yaşar Gibi Güldü Haline" denemesinde, zulasında her zaman bir ölüm taşıyan insanın kaleminden kuruyor cümlelerini

Serhan Şimşek; "Bozuk Para" öyküsünde; şimdiye kadar insanın gözünden parayı yazanlara inat; Bozuk Paranın gözünden insanı yazıyor.

Ali Sözer; Çevirilerine bu sayıda da devam ediyor. Nizar Kabbani'nin Iraklı edebiyatçı Sâbir Abid'e gönderdiği iki mektubunu okuyucuyla buluşturuyor. Aynı zamanda bu mektuplar; Nizar Kabbani'nin " Deneme" türü ile ilgili görüşlerini ortaya koyması bakımından da oldukça önemli.

Hüseyin Kaya; Sadece Türk Dünyasının değil bütün dünyanın adı konmamış çocuklarının türküsünü söyleyen Cengiz aytmatov'a türkülerin penceresinden ve türkü tadında bakıyor."… Aytmatov'un eserlerini okumak da türküye ansızın tutulmak gibidir." derken alışılmış bakmanın ötesinde kalbimizin ritmine çekiyor Aytmatovu.

Kemalettin Bal " Şathiye" isimli yazısında hayattan kısa damlalar sıçratıyor üzerimize. Birbiriyle bağımsız gibi gözüken şeylerin aslında insan hesaba katıldığında hiç de ayrı olmadıklarını görüyoruz.

Dergi ilk sayıya oranla şiir sayısını azaltmış, bu sayının şairleri Hüseyin Cahit Kesre " ba'glaç", Mustafa Çelep "Büyük Bir Adam Toprağa Girince" Mustafa Karasoy "Şair" Mehmet Şamil Baş "Şairin Öldüğüdür" Yelda Karataş "Gül Yarası" Filiz Bedük "Ölmekse", Münire Danış "Lâl Olsun Dünya" Hüseyin Karacalar "Yanık Esvap" Kemalettin Bal "Kuyunun Kün'cesi Kadar Düştüm İçime"

Bu sayıda Mesut Duran; Lale Müldür'le şiir, şair ve hayat üzerine söyleşiyor.

"Az edebiyat dergisi" Boyutu, tasarımı ve kadrosuyla dergi dünyasında daha 2. sayısında yerini alıyor. Önsözünde editörün " biz geldik orda kimse var mı? sözünü " biz varız" la cevaplıyoruz…

İrtibat:
azedebiyat@gmail.com
kemalettin_bal@hotmail.com
Bozdoğan Anadolu Lisesi / AYDIN

2008-07-01

Az Edebiyat


Edebiyat adına beni en çok heyecanlandıran eylemlerin başında bir derginin kapağında yazan Yıl:1 Sayı:1 ifadesidir. Bir derginin başlangıcı umuttur, heyecandır, yepyeni yürekleri fethetmektir. Memleketin herhangi bir köşesinde yakılan ateş eğer sağlam bir kuşanılmışlıkla yola çıkmışsa gelecek adına umut ışıkları yakmak için birçok sebep vardır demektir.

Az Edebiyat, Aydın/Nazilli’den edebiyat dünyamıza katılan yepyeni bir dergi. Yani bir ilçeden ülke geneline yayılan bir dergi. İlk bakışta bütün önyargıları yıkan bir çalışma olduğunun ipuçlarını veren dergi, sayfalar açıldıkça bir ilk sayıya göre son derece titiz bir çalışmanın eseri olduğunun kanıtı olacak ürünlerle bezenmiş durumda.

Dergilerde ilk sayılar önemlidir. Kalıcılığın, çıkış amacının ne yapmak istendiğinin aynası gibidir ilk sayılar. Bunun bilincinde olduğunu gösteren Az Edebiyat’ın sahibi, yazıişleri sorumlusu ya da özetle tek başına her şeyi Kemalettin Bal, hem içerik olarak hem de mizanpaj olarak ilk sayı için hazırlıklı olduğunu gösteren bir dergi ile edebiyat dünyamıza merhaba dedi.

Derginin giriş yazısında Kemalettin Bal; “Buradayız AZ edebiyattayız. Okumalarınız ve niyetleriniz. Yazdıklarımızın ‘AZ’ yahut A’dan Z’ye edebiyat olduğunu söyleyecek.” diyerek derginin adı ile ilgili oluşacak söylentilerin önünü açmak istemiş. Bulunduğu yeri tarif ederken de “Birilerinden uzak değiliz; birlilerine de yakın. Ancak birileri bizi illa da tanımlama yoluna giderse; ondan da biz mesul değiliz. Herkes kadar yerli ve herkes kadar yabancı ve farklıyız.” diyerek ne kadar geniş bir yelpazeden sesleneceğinin sinyallerini veriyor.

Dergi ilk yazısına bir ustayla -Berat Demirci ile- başlıyor. Bu başlangıç bile derginin geniş bir nefes alacağının habercisidir aslında. Berat Demirci “Düşünüyorum O Halde Descartes Var!” yazısında günümüzün tartışmalı birçok konusuna değinerek düşünmenin ülke şartlarında o kadar da kolay bir fiil olmadığını vurguluyor.

Dergide yazıları ile; İsmail Karakurt, Adem Turan, Hasan Çağlayan, M. Said Türkoğlu, Recep Şükrü Güngör, Kadim Gültekin, Mithat Tanrıkulu, Endican Mutlu, Mevlüde Alparslan, Hüseyn Kaya, Münire Daniş yer alan isimler.

Dergide şiirleri ile; Mehmet Aycı, Yelda Karataş, Cafer Keklikçi, Nurettin Durman, Mehmet Şamil Baş, Müştehir Karakaya, Mustafa Oğuz, Mustafa Uçurum, Tayyip Atmaca, Kemalettin Bal, Mustafa Karasoy, Filiz Bedük, Esra Güzelipek yer alan isimler. Bir de Nizar Kabbani’den Ali Sözer çevirisi yer alan çalışmalar arasında.

Dergide görünen çeşitlilik de göze çarpıyor. Bir dergide bulunması gereken her türlü çalışma Az Edebiyatta yer alıyor. Kemallettin Bal Cezmi Ersöz’le uzun ve sıcak bir sohbet gerçekleştirmiş. Özel hayattan Cezmi Ersöz’ün kitaplarına kadar uzanan sohbette en önemli nokta Cezmi Ersöz gibi önemli bir yazarın bir derginin ilk sayısı için söyleşi yapmasıdır. Ayrıca sonsöz olarak söyledikleri de fildişi kulesinde yaşamayı erdem sayan, dergileri küçümseyen, Anadolu’yu unutup yönünü İstanbul’dan başka tarafa çevirmeyen kişiler açısından son derece manidardır. Cezmi Ersöz yeni çıkan bir dergi hakkındaki düşüncelerini dile getirdiği sözlerinde; “Tabii ki desteklerim. Bana yakınsa, derdi varsa, tavrı varsa, aykırı bir duruşu varsa, lobilerin dışında var olmaya çalışıyorsa elimden gelen desteği gösteririm…” diyerek dergiciliğe verdiği önemi vurguluyor.

Az Edebiyat; söyleşisi, çeviri şiiri, dergide yer alan isimleri ile iyi bir başlangıç olarak edebiyat dünyamızdaki yerini alacağının ilk belirtilerini göstermiştir. Artık bundan sonra önemli olan derginin alacağı mesafedir. Bunu da zaman ve duyarlı okuyucular belirleyecektir. A’dan Z’ye edebiyatın dünyasına girmek isteyenler için AZ Edebiyat iyi bir sebeptir. Bu sebebe ulaşın lütfen.


Mustafa Uçurum


Dergi İrtibat:
Vergi Dairesi Karşısı (Kitapçı) Nazilli/ AYDIN
e posta: kemalettin_bal@hotmail.com
Tel: 0 506 582 95 94
Kaynak:
www.degirmendergi.com

2008-06-04

"Az Edebiyat" dergisi yola çıktı !..


O’na selam olsun…

Hiçbirimizin doyurucu ve herkesin ortak kabullendiği bahanesi yok yazmak adına. Çobanın kendine çizdiği yürünürlülük ve yaşanırlılık haritasıyla yazarın haritası uzaktan bakıldığında benzer gözükmese de “İnsan”lığımız bizi aynı ülkeden kılıyor. Bize emanet edilen kelimeler kadarız ve hesabını verebildiğimiz kadar kelimelere talibiz. Yaşamaya çalışma çabasından öte bir şey değil bütün bu uğraş. Ebede koşar adım akan ömrümüzün hangi anını avucumuzun içine alabiliriz ki? Sözün eline geçirdiği kalemle sözü eline geçiren kelam arasındaki nüans kâlp atışımızın “kâlbi” yahut “kalp” olmasını belirleyecektir.
İnsan oluşumuzu bir kenarda tutarsak en fazla aynı dergide yazıyor oluşumuz kadar benzeşiz. Aynı yerde oluşumuz- aynı çağda bulunuşumuz bizi bir birimize yaklaştırmayacağı gibi yer ve zaman uyumsuzluğumuz uzaklığımızın biz olamayışımızın da bahanesi olamaz.
Buradayız “AZ edebiyat” tayız. Okumalarınız ve niyetleriniz. Yazdıklarımızın “AZ” yahut “A’dan Z’ye” edebiyat olduğunu söyleyecek.
“Kim” olduğumuzu bildiğimiz gün sözü serbest bırakacağız söz veriyoruz. O güne kadar demesek de paramız yettiği yere kadar buradayız.
Üç ayda bir, bazıları aynı, bazıları sonradan katılmış yazar ve şairlerle, azalarak, artarak sizlere merhaba diyeceğiz. O’na verdiğimiz sözden başka bağlayıcılığımız yok. Birilerinden uzak değiliz; birilerine de yakın. Ancak birileri bizi illa da tanımlama yoluna giderse; ondan da biz mesul değiliz.
Herkes kadar yerli ve aynı herkes kadar yabancı ve farklıyız…


And olsun kaleme….

İÇİNDEKİLER:
NESİRLER:
BERAT DEMİRCİ : DÜŞÜNÜYORUM O HALDE DESKARTES VAR
İSMAİL KARAKURT : ŞİİRDE KELİME, ŞİİR BÜYÜK KELİME
ADEM TURAN : BİR ROMANTİĞİN BOĞAZ TURU
HASANÇAĞLAYAN : BİR GÜLÜ ÇİÇEKLERLE ARAMAK
M. SAİT TÜRKOĞLU : BARİ KIYISINDAN YÜRÜYELİM ŞU YERYÜZÜ GURBETİNİN
RECEP ŞÜKRÜ GÜNGÖR : AKLIM BİR KORSAN
KADİM GÜLTEKİN : GERÇEKLERDEN KAÇIŞ VE ONU YENİDEN VAR ETMEK
MİTHAT TANRIKULU : BAHARİYYE
ENDİCAN MUTLU : ZARİFÇE YAŞAYABİLMEKTİR ÇİÇEK OLMAK
MEVLUDE ALPARSLAN : VAV
HÜSEYN KAYA : OYUNDAN ÇIKARILAN ŞAİR
MÜNİRE DANIŞ : VEDA
ŞİİRLER:
MEHMET AYCI : GEYİK
YELDA KARATAŞ : NAR İÇİ
NURETTİN DURMAN : KALAMIŞLI KADINLAR
MEHMET ŞAMİL BAŞ : ÖLMEK İÇİN BAHANE
MÜŞTEHİR KARAKAYA : ÖLÜM MELEĞİ
MUSTAFA OĞUZ : SEN YOKSAN ANNE YALNIZCA TUFAN
MUSTAFA UÇURUM : EPİK ÇENGİ
TAYYİP ATMACA : MED
KEMALETTİN BAL : ÇOCUKTUM OKUDUM AMENNA
MUSTAFA KARASOY : BU BİR YALNIZLIK MIDIR?
FİLİZ BEDÜK : SUSMAKSA
ESRA GÜZEL İPEK : KIŞ HİKAYELERİ
ÇEVİRİ ŞİİR :
ALİ SÖZER : NİZAR KABBANİ ŞİİRLERİ
SÖYLEŞİ:
CEZMİ ERSÖZ’LE SÖYLEŞİ
İRTİBAT :
Bozdoğan Anadolu Lisesi / AYDIN