aşkın e hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşkın e hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2014-01-15

Aşkın e Hali dergisinin 33.sayısı çıktı

Aşkın e Hali edebiyat dergisi
Ocak-Şubat-Mart 2014
Dosya: Nasıl yazıyorlar?


NASIL YAZIYORLAR?

Herkesin yazma şekli farklıdır. Ne yazdığımızdan çok, nasıl yazdığımız önemlidir
Yazmak bir yönüyle ortaya yeni bir şey koymaktır.
“Bulup kaybettiğim mısra nerdesin” diyordu Akif İnan.
Ne mısralar, ne öyküler, ne fikirler aklımıza gelmiştir de şartlar nedeniyle not alamadan uçup gitmiştir.
İnsanın kişiliği yaşadıklarına göre oluşur. 
Yazar, yaşarken bu yaşadıklarını alır edebi eser haline getirir.
Şairi harekete geçirecek güçlü bir etkene ihtiyaç vardır. Bu bazen aşk, bazen nefret, bazen de ideolojik sebeptir. Rutinin edebiyatta işi yoktur.
Yazılanın edebî olması zaten bir zorunluluktur. Onun dışında toplumsal bir karşılığının olması yazılan ile okuyucu arasında kuvvetli bir bağ oluşturur.
Şiir, öykü, deneme gibi edebi eserler öyle bir çırpıda yazıp ortaya konulacak kadar basit şeyler olamaz. Çoğu kalem sahibi, bu yolculukta basit tuzaklara düşer. Geleneği tanımayan yazar ortaya yeni ve orijinal bir şey koyamaz. Kimi yazar/şair adayları “Etkilenmemek için okumuyorum.” der. Kimisi de el yordamıyla yazmaya çalışır. 
Gözlerini kapatıp yol almak kadar zordur mevcudu bilmeden bir şey yazmak. 
Her eser sahibi “Yazdıklarımı okuyucu neden okumalıdır?” sorusuna cevap vermelidir.
Yarışmalarda ve dergilerde hâlâ anı ile öykünün birbirine karıştırıldığını görürsünüz. Kurgunun tarağının değmediği bir öykü okuyucuda karşılık bulmaz. Çeşmenin kalmadığı bir çağda çeşme başı aşkları yazmak, kayda değer eserlerin çıkmasını engelliyor. 
Arabesk duygularla “ya benimsin ya toprağın, sen gittin ben öldüm bittim, gözlerin için ölürüm, özlemin için yaşarım, gelsen nehirler gibi taşarım” tarzı, cılkı çıkmış sözleri arka arkaya getirmek o yazıyı edebi eser yapmaz.  
Çoğu kalem erbabı kendi yazdıklarını okumaktan uzak... 
“Yazım dergide çıkmış, gönderir misiniz?” diyenler...
“Şiirimi yayınlarsanız en az iki dergi isterim” diyenler... 
“Gönderdiğim yayınlandı ise özgeçmişime yazacağım” deyip görmeye bile gerek duymayanlar...
“İlk defa yazdım, arkadaşlarım çok beğendi, siz nasıl beğenmezsiniz, gönderin de ben de sizinkilere değer biçeyim” diyenler... 
Her yazdığını vahiy gibi eşsiz görüp “Bir noktasına bile dokunmayın” diyenler…
Ne var ki bizler Hemingway'ın dediği gibi ustası olmayan bir zanaatın çıraklarıyız.
Yıllardır yazıyoruz. Nasılı, nedeni, niçini yazıyoruz. Hatta Aşkın E Hali olarak yazım hayatına yeni girenlere fikir versin düşüncesiyle bu sayımızda “Nasıl Yazıyorlar?” dosyasını hazırladık. Umarız faydalı olur.
Diğer yandan Aşkın e Hali 33' lük bir tespihi tamamladı. Dokuz yaşına girdik.
Nice sayılarda buluşmak dileğiyle…

Kenan Yaşar


Dergi için irtibat:
askinehalidergisi@hotmail.com
kenanyasar19@hotmail.com
0532 355 99 12
0546 441 25 32

2012-11-12

Aşkın (e) Hali dergisi, 28



Marcus Aurelius, Roma Meydanı'nda yürürken arkasında kendisini gölge gibi takip eden bir uşak olurmuş ve uşağın tek işi, insanlar ona övgüler yağdırdığında Marcus'un kulağına: 'Sen sadece bir insansın!'' diye fısıldamakmış. Evet sevgili dostlar, “yalnızca bir insan…” olduğunu her an hatırlamak isteyen Romalı filozof ve aynı zamanda imparator olan Aurelius’dan bahsediyoruz. Durup düşünmek ve bolca aynaya bakmak lazım gelmez mi bugün? Aynada fani bir siluetten fazlasını görebilen varsa buyursun istediğini yapsın. Kibirden yanına yanaşılamayan şair/yazar tarikatı revaçta bugün. Mürit olmak isteyenler için ilk şart, şaşalı kibir elbisesini giymek. İkincisi ise, o meşhur fildişi kuleden polemik üretmek… Şükür ki bu entrikalara kanmayacak bilinçli şair/yazar da mevcut.
Bakalım tezgâhta neler var. Çok önemli bir dosya hazırladık bu sayıda: ‘Türk şiirine etki eden şairler’. Edebiyatımızda bu tür dosyalar yapıldı elbet. Ancak bu kadar geniş çaplı ve kuşatıcı değildi hiçbiri. Türk şiirinde yer etmiş şairlerin şiiri ve şiirimize/şairimize etkisi hakkında yazılar okuma fırsatı bulacaksınız bu sayımızda. Mehmet Akif’ten İlhan Berk’e, Sezai Karakoç’tan Edip Cansever’e tam otuz iki şairin şiiri hakkında yazılar…

“Peki, bu şairleri neye göre belirlediniz?”, diye sorulacaktır eminim. Kimseyi suizana sürüklemeden peşinen cevaplayalım: Orhan Veli’den Hasan Hüseyin’e, Ahmed Arif’ten Behçet Necatigil’e kadar uzanan çok uzunca bir liste yaptık ve teker teker dağıttık yazabilecek isimlere; fakat epey zaman beklememize rağmen yetiştiremeyenler oldu. Hâl böyle olunca dosyada yer al(a)mayan şairler oldu. Yine de ilerleyen zamanlarda kitaplaşabilecek bir dosya oldu şükür. Eksik kalan isimleri de ekleyerek bir kitap çıkarabiliriz diye ümit ediyorum. Dosyamıza, dolayısıyla dergimize katkı sağlayan isimlere şükranlarımızı sunuyoruz.

Dosyanın yanı sıra öykü ve şiire de yer verdik 2012 yılının son sayısında. Ayşe Kilimci, Feyza Hepçilingirler ve Remzi Karabulut bu sayının öykücüleri. Şiirde ise Cahit Koytak, Taner Cindoruk, Eyyüp Akyüz, Onur Akyıl ve Suavi Kemal Yazgıç imzaları var.

Ürünleri beğenildiği halde dosyalar nedeniyle yer veremediğimiz isimlere de dönüş yapıyoruz. Önümüzdeki sayılarda yayın kurulumuzca değerlendirilecektir muhakkak.

Sataşmadan, saldırmadan emin adımlarla yolculuğumuza devam ediyoruz. Bu yolculukta bizlerle olan, bizleri yalnız bırakmayan şair, yazar ve okur dostlara da teşekkürü borç biliyoruz. Bir yanda sanal, diğer yanda banal âlem… Her iki âleme de uzak kalmaktan yanayız. Uzaklar, tuzaklardan korunma fırsatı sunar bazen. Yeni sayıda buluşmak dileğiyle… İsmet Özel ifadesinin tam zıttıyla son diyelim: Toparlanmayın, gidiyoruz!

Eyyüp Akyüz