akpınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akpınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2025-04-05

AKPINAR DERGİSİ'NİN 110. SAYISI NAMIK KEMAL ÖZEL DOSYASIYLA ÇIKTI

 Edebiyat, kültür ve sanat dünyamızın önemli yayınlarından biri olan Akpınar dergisi, Nisan-Mayıs-Haziran 2025 tarihli 110. sayısını okurlarına sundu. Bu sayı, vatan şairi Namık Kemal'e ayrılan özel bir dosya ile dikkat çekiyor.

  İsmail Özmel, Prof. Dr. İnci Enginün, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, İsa Kocakaplan, Cenap Şahabettin, Hüseyin Siret Özsever, Reşat Nuri Güntekin gibi önemli isimlerin kaleminden Namık Kemal'in hayatı, eserleri ve edebiyatımızdaki yeri ele alınıyor.

  İsmail Özmel'in “Türkçenin Tadına Vardığım Zaman” ve “Hacılar Sokağı” adlı şiirleri, Namık Kemal'in “Vatan Şarkısı” şiiri okuyuculara duygu dolu anlar yaşatıyor.

   Abbas Sayar ve eserleri hakkında Prof. Dr. İnci Enginün'ün detaylı incelemesi; Osman Aytekin'in “Harman Zamanı” kitabına dair Murat Soyak'ın değerlendirmesi ve Reşat Nuri Güntekin'in “Tanınmayan Adam” hikâyesi, derginin zengin içeriğine katkı sağlıyor.

   Aysun Adalı'nın "Her İnsan Kendi Adasında Yaşar" başlıklı yazısı, Hüseyin Akte'nin “Çıngırak” adlı hikayesi ve Peyami Safa'nın "Şiirsiz Dünya Hayali" adlı denemesi derginin bu sayısında yer alıyor.

  Akpınar dergisi, 19. yılında da Türk edebiyatının önemli temalarını ve isimlerini sayfalarına taşımaya devam ediyor. 110. sayıda Namık Kemal'e ayrılan özel dosya, onun vatan ve hürriyet sevgisini yeniden hatırlatıyor. Edebiyat, kültür ve sanat dostlarının kitaplığında yer alması gereken bu özel sayı, okuyucularını bekliyor.


Refik Erden


5 Nisan 2025, Niğde  


2014-01-29

"Akpınar" dergisi, Prof.Dr. Mehmet Kaplan özel sayısı


"Akpınar" kültür-sanat-edebiyat dergisinin 49. sayısı Prof.Dr. Mehmet Kaplan dosyasıyla çıktı.

Görüntü ve eldeki bilgilerle gerçek adına ortaya atılan kanaatler anlamına kullanılan tahmin, insanı yanıltmak gibi bir eksikliği bünyesinde barındırır. Tahkikte gerçeğin araştırılması ve soruşturulması vardır,  bir mesai harcayarak ulaşılmış veriler, tahminden daha çok itibar etmemiz gereken bir sonuçtur.
İnsanları tanımaya yönelik tahminlerimiz, bir de araştırarak vardığımız sonuçlar vardır. Bu bilgi, görgü ve insani vasıflar yönünden değerlendirmelerimize ışık tutacak bir metot geliştirmek,  oluşturmak nasıl mümkün olur?
Peşin kanaatlerimiz vardır, ona uyduğunu sandıklarımızı iyi, uymayanları kötü diyor bir anlamda damgalıyoruz. Bu sığ zihni yapı, daha doğru bir ifade ile kristalleşmiş zihin, bizi bazen ne denli yanlışlara götürür, ne denli sıkıntılara sokar bilir misiniz?
Adam milli değerlere önem veriyorsa muhakkak ırkçıdır, dini değerlere önem veriyorsa muhakkak gericidir, kökten dincidir, çalışanların hakkı, adil ücret gibi çalışma hayatı ile ilgili şeyler söylüyorsa muhakkak sosyalist veya komünist sanmak uzun yıllar toplumun içine düştüğü rahatsızlıklardan birisi idi.  Bilmem halen böyle düşünenler var mı?
İnsan öyle kolay anlaşılacak gibi değil, derinliği ve çok yönü olan bir varlık. Ona ne kadar yakın ve kolay ulaşılacak hedefler verirseniz, onun çalışmasını, azmini ve becerisini sınırlarsınız, ona yüksek bir ideal vermek ve onu bu yolda yüreklendirmek elbette üzerinde durulması, düşünülmesi gereken bir konudur.
Bütün ayrıntılara saygı duyabilirsiniz ama neticede insanlık denilen bir ideal vardır, baba oğluna ne demiş “ben sana vali olamazsın demedim  adam olamazsın dedim”, demesi gibi. Her şeyden önce insan olmanın yollarını aramamız ve çabalarımızın gayesi bu mükemmel insana ulaşmak, insanlığı yakalayabilmek olmalıdır. Artık mükemmel insan nasıl olmalıdır sorusunu sorup, beraberce üzerinde düşünüp konuşabiliriz, ne dersiniz?Meyve vermeyen ağaç, yiyecek bulamayan diş, sonuca ulaşamayan iş, renklere dalıp kalan göz, yürekten gelmeyen söz, aş pişirmeye yetmeyen  köz, her şeyi bırak insanı görmeyen göz neye yarar?

Dokuzuncu yılın ilk sayısı, 49. sayıda, 24 Ocak 1986’da kaybettiğimiz hocaların hocası değerli yazar ve mütefekkir Mehmet Kaplan’ı bir dosya ile anmak istedik. Bu özel sayıya Mehmet Kaplan’ın Yunus Emre’yi anlatan “Mukaddes Uçurum” başlıklı yazısı ile başlıyoruz. Hemen ardından yıllarca beraber çalıştığı talebesi ve akademisyen arkadaşı İnci Enginün’ün yazısı, İsmail Özmel, A.Vehbi Ecer, Kibar Ayaydın, Abdülkadir Güler ve Murat Soyak’ın yazılarını ilgiyle okuyacaksınız. Her zamanki gibi şiirle başlıyor ve İsmail Özmel, Yahya Akengin, Cevat Akkanat, A. Vahap Akbaş,  S. Burhanettin Akbaş, İsmail Adil Şahin, Elif Merve Şahin, Döndü Çetiner’in şiirlerini beğenerek okuyacağınızı sanıyorum.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileği ile hoşça kalın, sağlıcakla kalın.

İsmail Özmel


İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250



2013-12-08

"Akpınar" dergisinin 48. sayısı çıktı


Esasında bütün sanatlar kardeştir. Onları vücuda getiren ruh ve emek esere bir hüviyet, bir şekil ve güzellik vermektedir. Bizim bu yazıdaki konumuz özel, musiki ve edebiyat ilişkisi.

Dede Korkut Hikâyelerinden ilham alınarak çevrilmiş bir film vardı, bilmem ekranda tanışmanız oldu mu? Aksakallı elinde kopuzu ile nağme döktüren Dede Korkut. Üç veya dört telli kopuzu ile çağlar ötesinden destanlar dizerek, nağmeler dökerek kendini hatırlatmaya çalışıyordu.

Biz kopuzu Anadolu’ya getirdik hem tel sayısını hem de perde sayısını artırdık. Kucağa alınan kısmını adeta bir kubbenin yarısı gibi genişlettik, yuvarladık ve ona saz dedik. Tıpkı mezarların üzerine yaptığımız türbelerdeki tavan konileri gibi şekillendirdik ve süsledik.

Bu sazla nice âşık bazen kendi şiirlerini bazen başka ustaların şiirlerini sazlarıyla çalıp söylediler. Zaman için Karacaoğlan, Aşık Veysel, Refik Başaran, Eskigümüşlü Rifat çavuş gibi zirve isimler de bu dünyadan gelip geçti. Türkü dönemi dediğimiz dönemin en bariz vasfı türkü sözleri ister anonim, ister yazarı belli bir şiir olsun, çoğu zaman bir seviyeyi yakalamış şiirlerdi. Saz da öylesine yetkin ve kendine has tınısı ile, bu saz Refik Başaran’ın sazı, bu saz Hacı Taşan’ın, Aşık Veysel’in, Şemsi Yastıman’ın sazı diyorduk
Saz türkülerle, melodi şarkılarla büyürken musiki dünyamız zenginleşti. Şiir ağırlıklı musikiden melodi ağırlıklı musikiye uzandık, güfte ile melodi beraber bir seviyeyi yakaladı, ona biz Türk Sanat Musikisi de dedik. Abdülkadir Meragi, Mustafa Itri, İsmail Hakkı Bey, Hacı Arif Bey, Tanburi Cemil Bey, Sadettin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk, Selahattin Pınar, Necdet Varol, Alaeddin Yavaşça, Sadun Aksüt, Selahattin İçli ve Yıldırdım Gürses’i hatırlayarak.

Son geldiğimiz nokta ritim ağırlıklı Türk Pop Musikisi. Bu son musikide her şey çoğaldı, musiki aletleri, musikiye katılan insan sesleri, icracı sayısı, oynayanlar, elleri ile ritim tutanlar, vücut hareketleri ile katılanlar, mırıldananlar. Ne güzel. Ama en güzelini yaptık, yapıyoruz diyebilir miyiz? Neye göre en güzel?

Celal İnce, Fecri Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal, Ayten Alpman, Barış Manço, Ajda Pekkan, Nükhet Duru, Alpay, Nilüfer ve Kayahan’ı unutmadan…

Diyorum ki şöyle musikimize genel olarak bir baksak, bugünkü pop musikisi sözleri ile türkü ve şarkı sözlerini bir karşılaştırsak, nasıl bir sonuç elde ederiz dersiniz? Elbette bu musiki diyarının en iyileri, ortaları ve zayıf olanları vardır. Ama çoğunluğa bakarak bir değerlendirme yapmaya ne dersiniz? Tekrar şiire, gerçek şiire, melodileriyle ve tahayyülü ile daha zengin bir Türk musikisine ne dersiniz?

"Akpınar" dergisinin 48.sayısında (Kasım-Aralık 2013) yer alan isimler: Ali İhsan Kolcu, İsmail Özmel, Murat Soyak, Kibar Ayaydın, Mehmet Baş, Osman Aytekin, İsa Yar, Ahmet Otman, Harika Ufuk, Engin Namlı, Serpil Kaya, Abidin Güneyli, İsa Kayacan, A. Vehbi Ecer, Halil Hadi Bulut, Nadir Şener Hatunoğlu.

Yine dopdolu bir sayı ile huzurundayız. Bu arada kıymetli dostlardan, yazarlardan kayıplarımız var.  Dr. Müjgan Cumbur’u, Şu Çılgın Türkler yazarı Turgut Özakman’ı, enerji eski bakanı, hemşerimiz eğitimci Nuri Kodamanoğlu’nu, Prof. Dr. Cem Dilçin’i kaybettik. Onlara rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın...


İsmail Özmel


Akpınar dergisi için iletişim:
ismailozmel@hotmail.com
0388 213 12 50

2013-09-23

Akpınar dergisinin 47. sayısında...

Eylül-Ekim 2013


Bu sayımızda, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Engin Namlı, İsmail Adil Şahin, İsmail Kara, Vedat Fidanboy, Cemal Karsavran, Mehmet Nacar’ın şiirlerini bulacaksınız.

Prof. Dr. İnci Enginün’le İsmail Özmel’in yaptığı bir söyleşiyi istifade ile okuyacaksınız. Abdülkadir Güler’in Yazar ve şair Şükrü Kacar’ı tanıtan, İsmail Özmel’in Bir İstanbul Anısı, Kibar Ayaydın’ın Paris’in Gözyaşları, Mehmet Bahsi’nin Varlığın Mana ve Mazmunu, Prof. Dr. İsa Kayacan’ın 1919 Yılının Gazete Manşet ve Haberleri, Ömer Aydoğan’ın Hatıralarla Mehmet Akif Ersoy, başlıklı yazısını, Niğde Üniversitesi ile ilgili haberimizi, Bedrettin Keleştimur’un Tarihi İyi Okumalıyız, İdris Yavuz’un Kanuni’nin Fransa Kıralına Yazdığı Tarihi Mektup başlıklı yazılarını ilgiyle okuyacağınıza inanıyorum. 



Ocak-Şubat 2014/49 sayımızı Prof. Dr. Mehmet Kaplan’a ayırıyor, yazılarınızı bekliyoruz.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileği ile sağlıcakla kalın, hoşça kalın.


İsmail Özmel


İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250



2013-07-29

Akpınar dergisinin 46.sayısı çıktı


Akpınar dergisi 8. yılında...

Niğde'den ses veren Akpınar dergisinin 46. sayısı çıktı.

İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250

2013-05-18

'Akpınar' dergisinin 45. sayısı çıktı








































Bu sayımıza da şiirlerle başlıyoruz. İsmail Özmel, Muhsin İlyas Subaşı, Rasim Demirtaş, İbrahim Berber, Hikmet Elitaş, İsmail Kara, Mesut İlkay Yanık, Mehmet Baş, Yusuf Bal şiirleri ile dergimizi süslemişlerdir.

İsmail Özmel, Yunus Emre tetkiklerinde bir metot denemesi başlıklı yazısında bu konudaki teklif ve düşüncelerini anlatıyor. Yazarlarımızın bu konudaki yorum ve değerlendirmelerine sayfalarımızı açıyoruz.

Nurullah Çetin Hoca geçen gün Niğde Üniversitesinin davetlisi olarak geldi ve kalabalık bir dinleyici kitlesine düşüncelerini anlattı. Güzel bir sohbetti. Tekrar görüşmekten dolayı da mutlu olduk. Bu sayımızda Mehmet Nuri Parmaksız dostumuzun, İlhan Akın’la beraber yazdıkları Mahşerin Esrarı adlı romanını tahlil ediyor. Zevkle okuyacağınıza inanıyoruz.

İbrahim Öztürk Cumhuriyetin ilk yıllarında Niğde Basınındaki spor yazılarını, anlattığı, Murat Soyak’ın Bu Ülkede Yaşamak ve Yazmak, Alper Göncü Eğitimci Yazar Ali İhsan Beyhan ile yaptığı söyleşisini, Kibar Ayaydın’ın Ahmet Hamdi Tanpınar’da Rüya Estetiği başlıklı yazısını, Ahmet Vehbi Ecer’in Kayseri Musiki Yolcuları başlıklı yazılarını beğenerek, Mehmet Şükrü Baş’ın Şairin Ölümü( H.Rıdvan ÇONGUR) başlıklı yazısını da duygulanarak okuyacaksınız.

Bu arada kıymetli arkadaşım Avukat Kutsi Yılmaz ve şair dostumuz Rıdvan Çongur’un kaybından derin üzüntü duyduğumuzu da belirtmeliyim.

Gelecek sayımızı( 46. sayı) Muhafazakâr sanat konusuna tahsis edeceğiz. Kıymetli yazarlarımızın yazılarını ve tahlillerini 25 Haziran’a kadar gönderebilirler. Yetişemeyen yazılar gelecek sayılarda değerlendirilecektir.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileği ile hoşça kalın, sağlıcakla kalın.


İsmail Özmel


İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250


2013-01-02

2012 yılında 'Akpınar'

 'Akpınar' dergisi, 2012 dizini

Abdulkadir Güler, Benim Babam, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 6.
Abdulkadir Güler, Gün Seninle Güzel, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 6.
Abdulkadir Güler, Vefatının 28. Yılında Necip Fazıl Kısakürek, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 27-30.
Abdullah Satoğlu, Nerede, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 5.
Abdullah Şanal, Ah Kara Kız, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 10.
Abdurrahman Adıyan, Bir Lale Şehridir Muş, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 8-9.
Abdurrahman Adıyan, Niğde Destanı, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 7.
Ahmet Doğan, Çanakkale Ruhu, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 14-21.
Ahmet Karaca, Asaf’ın Halet’indeki Çelebilik, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 39-44.
Ahmet Sarı, Ruhla Yağmur, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 6.
Ahmet Vehbi Ecer, Hiç Kimse, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 33-34.
Ahmet Vehbi Ecer, İsmail Özmel ve Tarih, 7(42), Kasım-Aralık 2012, s. 11-15.
Ahmet Yılmaz Tuncer, Destan, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 18.
Ali İhsan Kolcu, Cengiz Dağcı’nın Dönüş Romanı, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 33-37.
Ali İhsan kolcu, Limanın Işıkları Söndüğü Zaman, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 4.
Ali İhsan Kolcu, Sonsuzluk Yolcusu, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 3.
Ali İhsan Kolcu, Yurdunu Kaybeden Adam Romanı, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 16-23.
Ali Rıza Kaşıkçı, Gül Güzeli, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 6.
Bedrettin Keleştimur, Vah Benim Güzel Türkçem, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 40-41.
Bekir Oğuzbaşaran, Ozan Ağacı, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 10-11.
Celal Oymak, Sevdanın Halleri, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 26.
Döndü Çetiner, Hiç Üzülme, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 28.
Engin Namlı, Gurbet Sancısı, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 4.
Erdinç Demiray, Ahıska Türklerinde Doğum Adetleri ve Uygulamaları, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 8-16.
Fatih Atabek, Cengiz Dağcı Uçmağa Vardı! Kırım’ın Çığlığı Cengiz Dağcı, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 24-28.



Fatih Çelik, Gitme Vakti, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 37-38.
Fatma Çetin Kabadayı, Aşk, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 6.
Fatma Çetin Kabadayı, İmkânsız, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 11.
Filiz Altıok Durak, Küsme Sevdiğim, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 9.
Hadi Önal, YGS-LYS-KPSS-SSS, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 30-32.
Hayrettin İvgin, Halk şiirinde Pir Sultan Abdal’ın Yeri Önemlidir, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 34-35.
Hayrettin İvgin, Masallı’nın Söz Çelengi, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 25-26.
Hüseyin Akte, Gözlerim Yolda Kaldı, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 35-37.
İbrahim Şaşma, Dilime Dokunmayın, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 5.
İbrahim Berber, Aşk Nedir?, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 5.
İbrahim Berber, Aşk Saldırgan Bir Alevdir, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 6.
İbrahim Berber, Melankoli, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 4.
İbrahim Şaşma, Deryaları Taşımak¸ 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 11-12.
İdris Yavuz, Şiirlerle İsmail Özmel, 7(42), Kasım-Aralık 2012, s. 31-35.
İhsan Işık, Hayalin Camda, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 3.
İlhan Koruyucu, Adın Bahar Olsun, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 9.
İlkay Coşkun, Çocuk Ellerim, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 7.
İsa Kayacan, Seyyah-ı Alem Evliya çelebi, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 43.
İsa Kocakaplan, Bir Trajediyi Unutturmayan Adam: Cengiz Dağcı, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 10-15.
İsmail Kara, Şair ve Yazar Rıza Akdemir Vefat Etti, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 56.
İsmail Özmel, Boğazda Kuşlar, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 3.
İsmail Özmel, Çağır da Geleyim Güzel İstanbul, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 3.
İsmail Özmel, Halil Nuri Yurdakul, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 23-32.
İsmail Özmel, Niğde Üniversitesi 20 Yaşında, 7(40), Temmuz-Ağustos.2012, s:1
İsmail Özmel, Prof.Dr. İsmail Çetişli’nin Türk Şiirinde Hz. Peygamber(1860-2011) Adlı Eseri yayınlandı. 7(40), Temmuz-Ağustos.2012, s:44.
İsmail Özmel. Ekşiyen Hamuru Fırına Önce Atarlar. 7(41)Eylül-Ekim 2012,s:1.
İsmail Özmel, Meçhul Gemi, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 3.
İsmail Özmel. Tarihçi-Yazar Altan Deliorman’ı kaybettik.7(41)Eylül-Ekim 2012,s:43-44.
İsmail Özmel, Mehmet Akif’in Fransızca Öğrenmesi, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 17-19.
İsmail Özmel, Musiki Yağmuru, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 3.
İsmail Özmel, Müzikolog Etem Ruhi Üngör, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 7-12
İsmail Özmel, (Müzikolog Etem Ruhi üzerine) 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 1.
İsmail Özmel, Ne Kadar Zaman Geçti?, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 3.
İsmail Özmel, Tahayyüle Sığmayan Çanakkale, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 12-13.
İsmail Özmel, Tarihçi Yılmaz Öztuna’nın Ardından, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 8-9.
İsmail Özmel. Niğde Üniversitesinde Panel.7(42) Kasım-Aralık 2012,s: 1.



İsmail Sarıkaya, Cengiz Dağcı, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 29-31.
İsmet Bora Binatlı, Sanma ki Yeniden Gül Açacağım, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 4.
Kibar Ayaydın, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Medeniyet Tasavvuru Devam ve Değişim, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 27-29.
Kibar Ayaydın, İsmail Özmel Şiirlerinde Yahya Kemal Tesiri ve İstanbul, 7(42), Kasım-Aralık 2012, s. 16-30.
Lokman Zor, Beni Tanıyor musunuz?, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 39-44.
Lokman Zor, Bir Gece Bir Kadın Bir Deli ve Biraz Merhamet, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 37-41.
M. Nihat Malkoç, Raman Davulcuları ve Manileri, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 38-39.
M. Nihat Malkoç, Türk Romanında Çanakkale Zaferi, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 25-26.
Mehmet Bahsi, Hüzün Yağar Dağlara, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 7.
Mehmet Baş, Bu Toprağın Türküsü, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 42.
Mehmet Baş, Cengiz Dağcı’nın Hayatı ve Sanatı Üzerine Bir Bakış, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 32-34.
Mehmet Baş, Edebiyat Bahçesinin Gülleri, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 35-36.
Mehmet Baş, Kıbrıs, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 7.
Mehmet Nuri Parmaksız, Felek Gülü Sevince, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 4.
Mehmet Nuri Parmaksız, Hicran Saati, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 5.
Mehmet Nuri Parmaksız, Kelebek Ömrü, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 3.
Mehmet Nuri Parmaksız, Seve Seve, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 4.
Murat Soyak, Ahmet Haşim Niğde’den Bildiriyor, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 20-24.
Murat Soyak, Anne, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 4.
Murat Soyak, Asaf Hâlet Çelebi’nin Şiiri, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 35-37.
Murat Soyak, Çanakkale’de Buluşmak, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 22-24.
Murat Soyak, İsmail Özmel Şiirinde Mekân Unsurları, 7(42), Kasım-Aralık 2012, s. 36-43.
Murat Soyak, Sevgili, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 13.
Mustafa Zekai, Gözlerin, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 7.
Namık Aslan, Bir Hatıra Defteri ve Borlu Ragıp Önen Üzerine, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 45-55.
Nevin Akbulut, Kız Kulesi’nden Denize, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 36.
Nihat Kaçoğlu, Sokaklar, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 13.
Nurullah Çetin, Yunus Kara’nın Umut Şiirini Tahlil, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 14-18.
Osman Aytekin, Kuba Sokağında Bir Gece, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 38-41.
Oyhan Hasan Bıdırki, Yontulmadık, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 31-34.
Ömer Aydoğan, Eleştirinin Namusunu Kurtaran Kitap: Karaca Oğlan Der Ki, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 25-33.
Ömer Faruk Hüsmüllü, Oruç Baba’dan Aforizmalar 1, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 42.
Önder Saatçi, Kampüs Gurusu mu Kayısı Kurusu mu?, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 23-24.
Saim Sakaoğlu, Gerçek Nasreddin Hoca Fıkralarının Belirlenmesinde Göz Önünde Bulundurulması Gereken Ölçütler, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 13-17.
Saim Sakaoğlu, Taşranın Gür Sesi Şair İsmail Özmel’in Mısralarına Yansıyan Halk Kültürü, 7(42), Kasım-Aralık 2012, s. 3-10.
Serhat Mutlu, Giderim, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 10.
Şahin Uçar, Elif, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 4.
Tuncer Gülensoy, Gönlümdeki Kıbrıs, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 6.
Vedat Ali Tok, Su Kasidesi’nden Beş Beyit Üzerine Bir Şerh Denemesi, 7(37), Ocak-Şubat 2012, s. 19-22.
Yahya Akengin, Annem, 7(38), Mart-Nisan 2012, s. 5.
Yahya Akengin, Bayburt, 7(41), Eylül-Ekim 2012, s. 4.
Yahya Akengin, Çöpçüler Ateş Yakmış, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 5.
Yusuf Bal, Sürgün, 7(39), Mayıs-Haziran 2012, s. 6.
Yusuf Bal, Vezir, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 8.
Yüksel Satoğlu Gemalmaz, İzmir Gecesi, 7(40), Temmuz-Ağustos 2012, s. 5.

Akpınar

2012-12-18

‘Akpınar’ dergisinin 42. sayısı


AkpınarNiğde Üniversitesinde; 07.11.2012 Çarşamba günü; dostlarla beraber geçen bir büyük günün hikâyesi. 42. ve 43. sayılara yansıyacak. Tebliğlerin beşini bu sayıda takdim ediyoruz.
Kelimelerle ifadesi zor olan bir duygu seli, düşünce yumağı ve sevgi sağanağını en güzel anlatan; yaşamak gerek dediğimiz; özel günlerden birisi. Bu vefa gününü tertip ederek bu mutluluğu bana yaşatan Niğde Üniversitesi Rektörlüğüne, Yazsanbir yönetimine, emeği geçen herkese teşekkür ederim. Niğde Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Görür ve Niğde Valisi Âlim Barut’un sonuna kadar takip ettiği, Prof. Dr. Nazım Hikmet Polat’ın yönettiği panel ahenk içinde, konuşmacılar ve dinleyenlerle birlikte güzel ve tarihi bir tablo çizdi. “Yazı Hayatının 50. Yılında İsmail Özmel” panelinde sunulan tebliğler:
Prof. Dr. Saim SAKAOĞLU – “İsmail Özmel Şiirlerinin Halk Bilimi Dünyası”
Murat SOYAK – “İsmail Özmel Şiirlerinde Mekân Unsurları”

Kibar AYAYDIN – “İsmail Özmel Şiirlerinde Yahya Kemal Tesiri ve İstanbul”

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Vehbi ECER - “İsmail Özmel ve Tarih”
İdris YAVUZ –  “Şiirlerle İsmail Özmel”
Diğer konuşmacılar Prof. Dr. Ali İhsan Kolcu, Yrd. Doç. Dr. Faruk Yılmaz, Osman Aytekin ve Mehmet Baş’ın tebliğlerini de gelecek sayıda takdim edeceğiz.Sağlık, huzur ve mutlulukla nice sayılarda buluşmak dileği ile hoşça kalın, sağlıcakla kalın.
İsmail Özmel

2012-10-17

'Akpınar' dergisi 41. sayısında


Eylül-Ekim 2012

Niğde'den bir ses 'Akpınar'... Edebiyat, kültür-sanat dergisi 'Akpınar' 41. sayısı ile okuyucularını selamladı.

Yine şiirle başlıyoruz. İsmail Özmel, yurtdışı seyahatten İstanbul’a dönünce, Boğaziçi’ndeki bir akşamın ilhamıyla “Meçhul Gemi” ’yi yazdı, sıcağı sıcağına buraya aktardık. 

Ali İhsan Kolcu “Sonsuzluk Yolcusu” adlı şiiri ile gül dikmeye gidişini anlatıyor. Yahya Akengin, doğduğu şehir Bayburt’u, Engin Namlı “Gurbet sancısı”, Abdullah Satoğlu “Nerede?”, Fatma Çetin Kabadayı “Aşk” adlı şiiri ile, Abdülkadir Güler hayat arkadaşına sesleniyor, Mehmet Baş “Kıbrıs”, Mehmet Bahsi “Hüzün Yağar Dağlara” adlı şiirleri ile sayfalarımızı süslediler.

Erdinç Demiray “Ahıska Türklerinde Doğum Adetleri ve uygulamaları”, İsmail Özmel Mehmet Akif’in Fransızca Öğrenmesi, Murat Soyak’ın Ahmet Haşim, Niğde’den Bildiriyor” başlıklı yazısını, Ömer Aydoğan “Eleştirinin Namusunu Kurtaran Kitap: Karaca Oğlan Der ki, Hayrettin İvgin “Halk Şiirinde Pîr Sultan Abdal’ın Yeri Önemlidir, Nevin Akbulut’un “Kız Kulesinden Denize” başlıklı, Lokman Zor’un “Bir Gece, Bir Kadın, Bir deli ve Biraz Merhamet” başlıklı hikâyesini, Ömer Faruk Hüsmüllü’nün “Oruç Baba’dan Aforizmalar-1” yazısını, aramızdan ayrılan tarihçi-yazar Altan Deliorman’la ilgili yazımızı ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileği ile hoşça kalın, sağlıcakla kalın.

İsmail Özmel

İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250

2012-08-25

'Akpınar' dergisi 40.sayısında

Temmuz-Ağustos 2012

Niğde'de edebiyat-kültür-sanat adına yayınını sürdüren bir dergi var. Yedi yıldır akışını sürdüren 'Akpınar'.

Akpınar’ın 40. sayısında İsmail Özmel, Murat Soyak, Mehmet Nuri Parmaksız, Yüksel Satoğlu Gemalmaz, Abdülkadir Güler, Abdurrahman Adıyan, Yusuf Bal, İlhan Koruyucu, Filiz Altıok Durak, Abdullah Şanal, Serhat Mutlu, İbrahim Şaşma, Mehmet Baş şiirleriyle süslediler. Saim Sakaoğlu hocamızın Nasrettin Hoca Fıkraları ile ilgili dikkat çekici bir yazısını yayınlamaktan mutluyuz. Rektör Adnan Görür’le yeni açılan fakülte hakkında yapılmış bir söyleşiyi istifade ile okuyacağınıza inanıyoruz. İsmail Özmel Milli Mücadele kahramanlarından Halil Nuri Yurdakul’u anlattı. Ali İhsan Kolcu Cengiz Dağcı’nın Dönüş romanını tahlil etti. Nihat Malkoç Ramazan Manilerini yazdı. Bedrettin Keleştimur Vah Benim Güzel Türkçem, İsa Kayacan Evliya Çelebi ile ilgili Akalın’ın eserini tanıtıyor.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileği ile sağlıcakla kalın, hoşça kalın.


İsmail Özmel


İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250

2012-06-27

Cengiz Dağcı ve Asaf Hâlet Çelebi 'Akpınar' dergisinde

Mayıs-Haziran 2012, Sayı:39

Akpınar dergisi Cengiz Dağcı ve Asaf Hâlet Çelebi’yi yadediyor.

Niğde'den tüm Türkiye"ye yayın yapan Akpınar dergisi 39. sayısıyla göz dolduruyor. Dergi bu ay çok önemli iki edebi şahsiyeti dosya konusu yapmış. Cengiz Dağcı ve Asaf Hâlet Çelebi hakkında çok nitelikli ve derinlikli yazılar barındıran dergi aynı zamanda ince bir rikkatin penceresinden seçilmiş şiirleriyle de Türk şiirinin ölmeyen bir damarından bizlere sesleniyor.

İsmail Özmel, İhsan Işık, Mehmet Nuri Parmaksız, Şahin Uçar, Yahya Akengin, Bedrettin Keleştimur, Ahmet Sarı, Yusuf Bal, İlkay Coşkun, Abdurrahman Adıyan, Döndü Çetiner şiirleriyle dergiyi süsleyen isimler.

Derginin genel yayın yönetmeni İsmail Özmel, Cengiz Dağcı"yla ilgili bir dosya hazırlamalarının nedenini şöyle izah ediyor: "Kırım Türklerinden, çileli ve acılarla dolu bir hayatın dramını yaşayan Romancı Cengiz Dağcı, hem Türk dünyasının en büyük romancılarından birisidir hem de eserlerini Türkiye Türkçesi ile yazmasıyla dikkatleri üzerine çekmiş kıymetli bir yazardır. Türk Dünyası içinde 300 milyonluk bir okuyucu kitlesine ulaşmak düşüncesiyle yazmak gerektiğini belirten birçok yazar gibi Cengiz Dağcı da şemsiye dil Türkiye Türkçesi tezinin başarılı bir uygulayıcısıdır ve Varlık yayınlarından çıkan romanlarının Ziya Osman Saba tarafından ütülendiği (gözden geçirildiği) de bilinmektedir."

Büyük bir emeğin ve edebi duyarlılığın ürünü olan dergi Anadolu'nun bağrından yankılanan bir bozlak gibi gönül dağlarında yankılanıyor.

Derginin en dikkat çeken yönü mütevazılığı ve mütevazılığın altında gizlenen derin bir edebi ve fikri birikimin yansıtılması. Merkez dergilerinin şekil itibariyle yakaladığı niteliği Akpınar dergisi içerik olarak yakalamış durumda.

İsa Kocakaplan, Ali İhsan Kolcu, Fatih Atabek, İsmail Sarıkaya ve Mehmet Baş; Cengiz Dağcı ile ilgili yazıları yazarken Murat Soyak ve Ahmet Karaca'da Asaf Hâlet Çelebi’yle ilgili yazıları yazmış. Ayrıca Dr. Namık Aslan’ın “Bir Hatıra Defteri ve Borlu Ragıp Önen Üzerine” yazısını, İsmail Kara'nın Rıza Akdemir ile ilgili yazısını ve iki dosyadaki yazıları beğenerek okuyacağınıza inanıyorum.

Dergi vefanın sadece bir semt değil bir yaşam damarı olduğuna inanan insanların omzunda koşusuna devam ediyor.

Hayırlı okumalar...

Rıfat Cantekin


İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250

2012-06-22

'Akpınar' dergisinde Cengiz Dağcı ve Asaf Hâlet Çelebi dosyaları

Mayıs-Haziran 2012, Sayı:39

Bu dolu dolu Akpınar sayısına yine şiirle başlıyoruz. İsmail Özmel, İhsan Işık, Mehmet Nuri Parmaksız, Şahin Uçar, Yahya Akengin, Bedrettin Keleştimur, Ahmet Sarı, Yusuf Bal, İlkay Coşkun, Abdurrahman Adıyan, Döndü Çetiner şiirleriyle dergimizi süslediler.

Türk dünyasının tanınmış romancılarından Cengiz Dağcı ile şair Asaf Hâlet Çelebi’yi anlatan, emek mahsulü güzel yazılarla ve ikiz bir dosya ile huzurlarınızdayız.

Kırım Türklerinden, çileli ve acılarla dolu bir hayatın dramını yaşayan Romancı Cengiz Dağcı, hem Türk dünyasının en büyük romancılarından birisidir hem de eserlerini Türkiye Türkçesi ile yazmasıyla dikkatleri üzerine çekmiş kıymetli bir yazardır. Türk Dünyası içinde 300 milyonluk bir okuyucu kitlesine ulaşmak düşüncesiyle yazmak gerektiğini belirten birçok yazar gibi Cengiz Dağcı da şemsiye dil Türkiye Türkçesi tezinin başarılı bir uygulayıcısıdır ve Varlık yayınlarından çıkan romanlarının Ziya Osman Saba tarafından ütülendiği (gözden geçirildiği) de bilinmektedir.


CENGİZ DAĞCI DOSYASINDAKİ YAZILAR:


İsa Kocakaplan “ Büyük Trajediyi Unutturmayan Kalem: Cengiz Dağcı”,
Ali İhsan Kolcu “Yurdunu Kaybeden Adam” Romanı,
Fatih Atabek “Kırım’ın Çığlığı: Cengiz Dağcı”,
İsmail Sarıkaya “Cengiz Dağcı,
Mehmet Baş “Cengiz Dağcı’nın Hayatı ve Sanatı Üzerine Bir Bakış” başlıklı yazıları ile Cengiz Dağcı’yı anlattılar.

Asaf HÂlet Çelebi’nin şiirimizde özel bir yeri vardır. O gizemli bir şiirin kapılarını aralamaya çalıştı, bazıları uzak doğu rüzgârına takıldı kaldı, bazıları kendisiyle çelişmektedir dedi. Karikatürlere konu oldu, ama halen birçok edebiyatçı, şiir sever mısralarını mırıldanmaya devam ediyor. Kunâla, Mariyya, İbrahim, Cüneyd şiirleri hemen akla gelenler. Derinlik ve tefekkürün beslediği şiir.

ASAF HÂLET ÇELEBİ DOSYASINDAKİ YAZILAR:

Murat Soyak “Asaf Hâlet Çelebi’nin Şiiri”, Ahmet Karaca “Asaf’ın Hâlet’indeki Çelebi’lik” başlıklı yazıları ile Asaf Halet Çelebi’yi anlattılar.

DİĞER YAZILAR:

Dr. Namık Aslan’ın “Bir Hatıra Defteri ve Borlu Ragıp Önen Üzerine” yazısını, İsmail Kara'nın Rıza Akdemir ile ilgili yazısını ve iki dosyadaki yazıları beğenerek okuyacağınıza inanıyorum.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileği ile hoşça kalın, sağlıcakla kalın.

İsmail Özmel

İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250

2012-04-02

'Akpınar' dergisinin 38.sayısı

Mart-Nisan 2012

Zengin ve renkli bir münderecatla huzurunuzdayız. Yine şiirle başlıyoruz. İsmail Özmel, Ali İhsan Kolcu,Yahya Akengin, Mehmet Nuri Parmaksız, Tuncer Gülensoy, İbrahim Berber, Mustafa Zekai, Fatma Çetin Kabadayı, Murat Soyak’ın şiirlerini zevkle okuyacaksınız.

09.02.2012 günü kıymetli tarihçi Yılmaz Öztuna’yı kaybettik. O konudaki duygularımı yazmayı bir görev bildim.

15.03.1915 Çanakkale Deniz zaferinin 97. yıldönümü bize bir büyük zafer ve milli mücadeleye büyük bir moral kazandıran zaferin kahramanlarını, en samimi şükranlarımızla anmasak olmazdı. Onun için bu sayımızda 4 yazı ile bir “Çanakkale Dosyası” oluşturduk. İsmail Özmel “Tahayyüle Sığmayan Çanakkale”, Ahmet Doğan “Çanakkale Ruhu”, Murat Soyak “Çanakkale’de Buluşmak”, M. Nihat Malkoç “Türk Romanında Çanakkale Zaferi” başlıklı yazıları ile bu büyük hadisenin edebiyata yansımalarını anlattılar.

Bekir Oğuz Başaran “Ozan Ağacı’nda şiirin mevsimleri üzerine, Kibar Ayaydın “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Medeniyet Tasavvuru’nu yazdı, Hadi Önal YGS-LYS-KPSS-SSS başlıklı yazısında eğitim konusuna dokunduruyor, Ahmet Vehbi Ecer, Adnan BÜYÜKBAŞ'ın “Hiç Kimse” adlı bir romanı tanıtıyor, Mehmet Baş “Edebiyat Bahçesinin Gülleri’ni, Fatih Çelik “Gitme Vakti’ni yazdı. Lokman Zor’un “Beni Tanıyor musunuz?” başlıklı hikâyesini de beğenerek okuyacağınıza inanıyorum.

Gelecek sayımızda Asaf Halet ÇELEBİ ile Cengiz DAĞCI'yı anmak ve anlatmak istiyor yazılarınızı bekliyoruz.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileği ile hoşça kalın, sağlıcakla kalın.


İsmail Özmel



İrtibat:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250

2012-02-09

'Akpınar' dergisinin 37.sayısı çıktı

Ocak-Şubat 2012

Müzikolog Etem Ruhi Üngör’le ilgili yazımı takdim ederken, tarifsiz duygular içinde kaldım. Böyle musikimize, musiki tarihimize eser vermiş, ömrünü Türk Musikisine vakfetmiş değerli bir insanı anmakta ne kadar geç kaldığımı düşünerek üzüldüm.

Musiki deyince her nağmesi ile beslendiğimiz bu büyük ve uçsuz bucaksız zenginliğin bilebildiğim kıyılarında dolaşırken, Türk Musikisine ruh ve can veren üstatlara ve onların eserlerine, onların lezzet ve ruh dünyasına ulaşmaya çalışan tahayyülümde; Yahya Kemal’in, talebesi Ahmet Hamdi Tanpınar’la birlikte, Itrî vadisine gittikleri günü hatırladım.

Nesilleri nesillere bağlayan, nesilleri vatan toprağına bağlayan öyle görünmez ibrişimler, ilgiler, sevgiler var ki, bu ilmekleri çözmeyi bırak, saymaya insan ömrü ve gücü yetmez demek için Edebiyat tarihimizden bir anıya, sözü Orhan Okay’a bırakmak istiyorum: “Tanpınar’ın Türk Musikisi ile ilk çarpıcı karşılaşması Konya’daki öğretmenliği sırasındadır. Bu karşılaşma kendi ifadesiyle “inkılâplardan evvel yapılan son Mevlevi âyininde olmuştur. Konya Mevlevihanesi’nin gösteri maksatlı değil, otantik ve mutat bir âyininde Mevlânâ’nın bir natı için Itrî’nin yaptığı besteyi dinleyen Ahmet Hamdi “ bu eserin delâletiyle eski musikimizin bize ait olan kapalı cennetine girmiş sayılabilirdim” der. Ancak keşfine rağmen bu cennetin kapılarının daha bir süre Tanpınar’a kapalı kalacağı anlaşılıyor.” (s:173)
“Bir gün Löbon Pastahanesi’nde otururken Yahya Kemal birden bire anlatmakta olduğu hatıralarından silkinerek, “haydi kalk, konservatuara gidelim”(Ahmet Hamdi Tanpınar’a) demiş ve onu İstanbul Belediyesi Türk Musikisi Konservatuarı’na götürmüştür. Orada eski bir gramofonun önüne çökerek yine Itrî’nin bu defa Nevâkârı’ını üst üste iki defa dinlemişlerdir…”(s:173)

Bakınız bir bestekâr ve besteleri kaç nesli birbirine, tarihe ve toprağa bağlıyor.

Baki Süha Ediboğlu anılarında, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Itrî’yi, Zaharya’yı, Dede Efendi’yi, Hacı Arif Bey’i dinlemek için saatlerce İstanbul Radyosunun diskotek odalarında veya stüdyosunda beklediğini anlatmaktadır. Ruhumuzu ilmek ilmek dokuyan nağmeler, ne sihirli bir dünyanız var, görünmez ellerinizle hepimizi kucaklayan, bağrına basan.

Sevgili Akpınar Okuyucuları,
Yedinci yılın ilk sayısı, 37. sayıda güzel şiirler ve yazılarla sizi selamlamak bahtiyarlığına ulaştığımız için mutluyum.

Daha güzel, daha zengin sayılarda buluşmak dileğiyle.
Sağlıcakla kalın, hoşçakalın.


İsmail Özmel


ismailozmel@hotmail.com

2011-10-18

'Akpınar' dergisinin 35.sayısı Yunus Emre dosyasıyla çıktı


Akpınar dergisi, Eylül-Ekim 2011, Sayı:35

Bizde eksik olan aşk

Ne sihirli, ne ahenkli, muhteviyatı ne zengin, sazın ve sözün biraz duraladığı, biraz sendelediği cezbeli bir zaman parçasını hangi kelime ile ifade edebilirsiniz?
Büyülüdür, her muhayyile ona elbise biçmekte, giydirmekte bütün mahareti ile süsleyip anlatmakta ne kadar da heveskâr…

İstediğiniz kadar tekrarlayınız o her kafilenin başında bir bayraktar, her yüksek tepede bir alem, her duygulu yürekte bir sembol, bir tek taş pırlanta.
Söylerken nefes alışınız, gözlerinizdeki pırıltı, yüzünüzde ömürlük tecrübelerin tebessümü, tekrar tekrar söylemek veya ağzına yakışan birilerinden duymak bile bir tatmin olan kelime. İçinde nice manaların, nice manzaraların, tahayyüllerin şekillendiği, ilhama benzer semavi bir ses, bir çağrı, hangi mevkide ve hangi birikimde olursanız olun, dağarınızı zenginleştiren muhteva.

Uzun çöl yolculuğunda karşınıza çıkan vaha, kurak mevsimleri sona erdiren, bulutları ümit dolu, bereket dolu yağmur. Çocukların sebebi hayatları olan aile efradı, insanlığın ayıracı, yüksek frekansların boşluğa çizdiği manzara, ümitsizlerin ümidi, durağan zamanların şaha kalktığı iklim, gönülleri hoplatan fırtına, gönüllerin tatmin olup sükûnet bulduğu liman, her güzel şeyin adı.

Kimi çalışırken, kimi asası elinde yollara düşmüş derviş, kimi deney laboratuarının, kimi kitapların, kimi musiki dünyasının lezzet dağıtan gönüllüsü, yöneticisi, taciri, fakiri, zengini velhasıl insan ve insan eliyle yapılmış her mükemmeliyetin tabelasına ad olmuş, lezzetinden haberdar olanı başarılı kılmış bir sinerji, bir ateşleyici, bir şerare, zihinlerin ve gönüllerin.

Neye değse eli cevher oluyor, sanat oluyor, başarı oluyor, külleri savruluyor gönüllerin. Sen başarıya susuz kalmışların ekmeği, sen solgun yüzlerin sebebi, sen gülen yüzlerin iksiri, sihir dolu, anlam yüklü kelime, sen hangi renge, hangi şekle, hangi kıyafete bürünürsen bürün şu cümlede karar kıldım ve diyorum ki aşk bir zoru başarmaktır. Her başarının, her zaferin temelinde aşk vardır, işte bizde eksik olan bu…

Sevgili Akpınar okuyucuları, bu sayıda ne yapmak mı istedik, aşkın en parlak terennümcüsü ve aşkı Yaratan’a kadar götüren ve bunu elhak çok da güzel yapan, Türkçenin ve Türk şiirinin şaheserlerine imza atmış, birlik ve beraberliğin faziletini ifade etmiş, gönüller sefası Yunus Emre’yi bir hatırlatmak, kendi kendimize eli kalem tutan tutmayan şu Yunus 700 yıldır neden dillerden ve gönüllerden hiç düşmemiş, ne yapmış, nasıl yapmış bu aşkın kaynağı nedir, o mısralar nasıl bir ilhamın, nasıl bir gücün, nasıl bir malzemenin eseri? Bütün bunlar üzerine düşünelim ve gönlümüzü yoklayalım istedim.

Bir daha anladım ki Yunus Emre mevsimler üstü bir mevsim, duygular üstü bir duygu, söylemler üstü bir şiir, bir büyü, bir şaheser. Onun pınarından nasiplenmek, beslenmek, birlik ve beraberlik ruhu ile Türkçenin sırlarına ulaşmak gayreti içinde olalım istedim.

Daha güzel sayılarda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, hoşçakalın.

İsmail Özmel


İletişim:
Yeni Çarşı İş Merkezi B Blok No:1/5 NİĞDE
ismailozmel@hotmail.com
0388 2131250

2011-07-25

'Akpınar' dergisinin 34. sayısı çıktı

Akpınar dergisi, 6. yılında 34. sayısıyla karşınızda…

Niğde’de bir yaylanın ismidir Akpınar…
Yaylalarda el değmemiş çiçekler bekler arılarını…
Meyveler geç olgunlaşır belki…
Kuzular zor alışır yalçın kayalıklara…

Çiçeğe sabır lazımdır; arısını beklemek için,
Meyveye sabır lazımdır; olgunlaşmak için,
Kuzulara sabır lazımdır; sarp kayalıklarda yaşamak için…

Akpınar dergisi, tıpkı adı gibi sabırla olgunlaşmış hocalarıyla ve olgunlaşmayı sabırla bekleyen genç dostlarıyla edebiyat yaylalarının ücra köşelerindeki güzel çiçekleri siz değerli edebiyat dostlarına sunmaya devam ediyor.

Kapağında bir kiraz dalı uzatan Akpınar dergisi bu sayısında;


Abdullah Satoğlu
Tuncer Gülensoy
İsmail Özmel
Mete Gülmen
Sergül Vural
Bedran Yoldaş
Abdülkadir Güler
İsa Kayacan
Ali Rıza Kaşıkcı

Deneme, araştırma ve hikâye yazılarıyla,

Arif Ali Albayrak,
İsmail Özmel,
Ali İhsan Kolcu,
Muharrem Kubat,
Gülizar Söğütçü Kurum, şiirleriyle karşınızda.

İyi okumalar diler, selam ve muhabbetlerimizi sunarız…

Ali Rıza Kaşıkcı

2011-06-25

Akpınar’ın sesi Niğde’den yükseliyor

Akpınar dergisi, 33. sayısında doğumunun 113. yılında Faruk Nafiz Çamlıbel’i kapak konusu yapmış.

Akpınar dergisi, 6. yılında, mayıs-haziran sayısıyla 33. sayıya ulaştı. “Her yenilik eskinin eksiklerini tamamlamaktır.” diyen İsmail Özmel, Anadolu’da dergicilik yapmanın zorluğuna aldırmadan yoluna devam ediyor. Doğumunun 113. yılında Faruk Nafiz Çamlıbel’in kapak konusu yapıldığı dergide Tuncer Gülensoy’un “Büyük Türk Roman Yazarı Reşat Nuri Gültekin’in Biyografisine Eklenecek Bilgiler”, başlıklı yazısı bilinmezleri arayanlar için hazine değerinde.

Şiire ve şaire dair aforizmalarıyla Bekir Oğuzbaşaran engin bilgi birikimini hayat felsefesiyle yoğurarak yazıya dökmüş. Mehmet Akif’in hayatından çizgiler sunan İsmail Özmel fikir ve sanat adamlarımızı okuma, anlama ve anmayı arı misali çiçek özü toplama olarak değerlendiriyor.

Joseph P. Mozur’un, “Cengiz Aytmatov: Sosyalist Gerçekçilik Estetiğini Dönüştürme” başlıklı yazısı Gökçe Kolcu tarafından bilimsel bir estetikle İngilizceden çevrilmiş hacimli bir çalışma olmuş.

Osman Yazan tarafından yapılan Ömer Seyfettin’in “Gizli Mabed” hikayesinin tahlili, Murat Soyak’ın TYB Gaziantep Şubesi 1. Ayıntap Şiir günlerini konu alan yazısı, İLESAM genel başkanı Mehmet Nuri Paramaksız’ın İsa Kayacan hakkındaki görüşlerini yazdığı yazı ve “Unutulmuş Bir Şair: Mehmet Emin Yurdakul’u Anıyoruz”, diyen Abdulkadir Güler dergiye zenginlik katmış.

“Türkçe Adlar mı Türk Adlarımı” başlıklı yazısıyla Önder Saatçi, Efendimiz hazretlerinin “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” Sözünü anlamaya çalışarak hangi isimler daha güzeldir, sorusuna açıklık getiriyor.

Prof. Dr. Amil Çelebioğlu’nu anan yazısıyla Hikmet Elitaş bir vefa örneği sergiliyor.

Cengiz Aytmatov ile başlayan ve birçok insan tarafından kaleme alınan mankurtlaşmayı bu kez de Ömer Aydoğan kaleme almış. Dergide Hüseyin Akte’nin “Susuz Günlerden Sonra” isimli bir hikayesi var.

Ali İhsan Kolcu, Erdal Noyan, Yüksel Gemalmaz, Osman Aytekin ve İsmail Özmel şiirleriyle görücüye çıkmışlar.

Kültür, sanat ve edebiyat dergisi Akpınar, Niğde’den yükselen sesiyle varlık mücadelesine devam ediyor.



Sergül Vural

2011-04-24

'Akpınar' dergisinin 32.sayısı çıktı

Mart ve Nisan ayları, kışla bahar arasındaki rekabetin mücadele sahnesi haline geldi. Bir açıyor insana kaygı veriyor, bir kapanıyor ümit. Bir köşe kapmacadır gidiyor. Bazen soğuk ve az yağış, bazen de bir bahar rüzgârı. Çimenler, ağaçlar göğe el atmakta ne kadar hevesli. Yeni yürüyen çocuğun ayağa kalkıp yarı sendeleyen bir yürüyüşü var ya, ben bu mevsimi böyle bir kışla bahar arasında gelip giden, bir kıyı rüzgârına, bir deniz gelgitine benzetiyorum. Çocuk sendelerken nasıl düşme korkusu içimizi titretirse, açılan havaya aldanarak çiçek açan ağaç ta öyle, ya soğuk alırsa, ya çocuk düşerse korkusu.

Bu biraz da hayatın bir özeti sayılamaz mı? Kazanmak ve kaybetmek ne kadar izafidir. Bir köyde erkek kardeşler önce sulu tarlaları seçip almışlar ve kıraç yerleri kız kardeşlerine bırakmışlar, iyi mi? Gel zaman git zaman, akarsular kesilmiş, kıraçlara yeraltı suları gelmiş, köy halkı hak yerini buldu diyor. Ama hak yerini bulur da, aradan geçen sıkıntılı zamanları nasıl telafi edeceğiz işte asıl mesele bu…

Derler ya altın kapı ağaç kapıya, ağaç kapı altın kapıya muhtaçtır. Konumuna bakıp da insafı elden bırakma. Ne kış sanıldığı kadar uzun sürer, ne de bahar o kadar uzakta…

32.sayı içindekiler:

Nurullah Çetin Hoca “Güneşi kurşunladık” adlı şiiri tahlil ediyor. İsmail Özmel “Mehmet Akif Ersoy’un Dünyası’nı, Abdullah Satoğlu “Bir Kapıdan Bir Kapıya”yı, Nihat Malkoç "Ergun Göze"’yi, Hadi Önal “Nefesin ve Sesin Gücü”nü, Nedim Bakırcı Akpınar’ı, Güner Özmel Başaytaç babası Nihat Özmel’in son günlerini, İsmail Sarıkaya Haberci’yi, Bedrettin Keleştimur “Kömürhan, Gönül Köprüsü", Murat Soyak “Gönül Sohbet İster” başlıklı hikayesini, Mustafa Demirci’nin “Ahmet Kabaklı’ya Vefa” yazısını ilgiyle okuyacaksınız.

Bekir Oğuzbaşaran, İsmail Özmel, Erdal Noyan, Ahmet Yılmaz Tuncer, Nihat Kaçoğlu, Mehmet Baş, Fatih Çelik şiirleriyle Akpınar’ı süslemişlerdir. Daha güzel sayılarda buluşmak dileği ile sağlıcakla kalın, hoşça kalın.

İsmail Özmel


İletişim:
ismailozmel@hotmail.com

2011-03-20

'Akpınar' dergisi

Her dağın bir kışı, bir baharı, rüzgârlı bayırları, çiçekli yamaçları, ufuklara ulaşan yolları vardır. Derler ki, her yolcu bütün bu gösterilerin ürpertili güzelliklerini göremez. İsmail Özmel, Akpınar'ın 31. sayısında yazdı.

Her dağın bir kışı, bir baharı, rüzgârlı bayırları, çiçekli yamaçları, ufuklara ulaşan yolları vardır. Derler ki, her yolcu bütün bu gösterilerin ürpertili güzelliklerini göremez.

Göz bazen karı, bazen karın soğuğundan elleri morarmış küçük yavruları görebilse. Okulda soba başına ıslak çoraplarını kurutmak için toplanan küçük öğrenciler aklına gelse. Acı duysa ve kederlense.

Bazen kar ve karlı manzara uzun zamanların bir özlemi olarak selamlanır. Kartopu oynayan, kardan adam yapanlar, ona göz olsun diye iki parça kömür arayanlar, küçük bir kartopundan koca bir kar yumağı yapmaya çalışanlar, arkadaşlarıyla kartopu oynamayı özleyen çocuklar. Bu da özlem açısından bir başka kış manzarası.

Baharda yazda göz çevrededir, kışın gözler içe, gönle çevrilir, orada baharın ve yazın tahayyülleri ve anıları yeniden yaşanır.

Kış bir tefekkür dönemidir, geçmişin ve geleceğin bir muhasebesidir.

Damların yirmi otuz santim karla kaplı olduğu çatısız damlar, bir de damların karını kürümek meselesi vardı. Bereket ki elinde yabasıyla “kar atılır!” diye seslenenler olur, damlar karın yükünden kurtulurdu.

Şimdi çatılar karını kendi tüketiyor, bazen lodos, çoğu zaman da güneş buna yardım ediyor. Çoğumuza kış serüven, bazılarımıza özlem, bazılarımıza göre de bir sabır ve tahammül mevsimidir.

*

Birçok defa sohbetinde bulunduğumuz, şiirin ve sanatlı nesrin ustası Arif Nihat Asya, Çatalca’nın İnceğiz köyünde 07 Şubat 1904'te doğdu, 05 Ocak 1975’te Ankara’da vefat etti. Doğumunun 107. yılında onu saygıyla anıyoruz.

Dergiler dosyasına sığmayan yazıları bu sayıda bulacaksınız.

Dopdolu bir sayı ile huzurunuzdayız. Gönlünüzce güzel okumalar dileğiyle, sağlıcakla kalın hoşça kalın.



İsmail Özmel

2011-02-11

'Akpınar' dergisi üzerine İsmail Özmel ile söyleşi

-Akpınar dergisi yayın hayatına nasıl başladı, o günlerin hikâyesini anlatır mısınız?

İnsan ruhunun derinliklerinde iz bırakan bir takım olaylar, anılar ve gözlemler vardır. Seyahatin bir noktasında durup düşünme ihtiyacı duyulur. İşte böyle bir düşünme anında, bir edebiyat dergisi niye çıkarmıyorum diye kendi kendime sordum. Bu duygu öyle köksüz ve aniden ortaya çıkmış bir duygu, bir karar değildi. Biraz eskilere dalınca, hafızam beni, Lise son sınıfta “İbre” adı ile iki arkadaşımla beraber çıkardığımız duvar gazetesine kadar götürdü. İlk şiirimin yayınlandığı Türk Sanatı Dergisi, isim babası olduğum Kemal Ural beyin İstanbul’da çıkardığı “Şule” dergisi ve Niğde’deki “Selçuk” adlı aylık dergi denemesi bir bir gözlerimin önünden geldi geçti. Demek ki şuur altındaki bir birikim Akpınar olarak içime tekrar doğdu.

Bu karar üzerine benim yazıhanede İsmail Özmel, Nedim Bakırcı, İsmail Sarıkaya, Kibar Ayaydın, İbrahim Çoban’la bir toplantı yaptık, isim konusunda benim teklifimi uygun gördüler. Söz dergi kapak başlığı nasıl olsun sorusuna geldi. Niğde Üniversitesi Resim bölümü öğretim üyesi İbrahim Çoban, birkaç çalışma yapayım gelecek toplantıda konuşur kararlaştırırız dedi. Derginin bugünkü başlık yazısı onun eseridir.

Dergi çıkarmak deyince aklıma gerçekleşmiş veya gerçekleşmemiş dergi çıkarma serüvenleri geldi. Bilmem bilir misiniz Ahmet Hamdi Tanpınar bir dergi çıkarmayı düşünmüş, adını bile koymuş “Dünyam”. İnci Enginün ve Zeynep Kerman’ın beraber hazırladıkları “Tanpınar’la Başbaşa” (Dergah yayınları. İstanbul, s:35) adlı eserde.12 Temmuz 1953’te ‘Avrupa kompleksinden’ kurtulduğuna göre ‘bir mecmua çıkarıp faal yazıya’ başlamayı ‘tek’ ümidi olarak gören Tanpınar ölümünden bir yıl önce bile 'Dünyam' adlı bir dergi çıkarmayı hayal etmektedir: “Gün geçtikçe bir mecmua çıkartmak ihtiyacı beliriyor. Aylık bir mecmua. Her gün bir mevzu üzerinde bir yazı…Kendi fikirlerim, kendi görüşüm, kendi şiirlerim. Adı Dünyam. Bayram ertesi çıkartma şartlarını arayacağım. 32 sayfa…. İhtiyarlamamak ve ölmemek için tutunabileceği tek çare.”

Tanpınar’ın çıkarmayı ümit ettiği Dünyam adlı dergi vesilesiyle ulaştığı duygu yoğunluğunu tasavvur ediniz. İhtiyarlamamak ve ölmemek için tutunacak bir dal haline gelen dergi.

Her derginin macerasında böyle tarifsiz duygular, hayaller ve gerçekler vardır.
Yahya Kemal’in daveti üzerine evini Büyükada’ya nakleden Ziya Gökalp çevresinde toplanan kalem sahipleri ile birlikte bir dergi çıkarmaya karar verirler ve adının ne olması gerektiği sorulunca Yahya Kemal ‘Mecmua’ teklifinde bulunur ve Ziya Gökalp başına bir “Yeni” kelimesini ilave edelim demesi üzerine derginin adı ‘Yeni Mecmua’ olmuş. İlk sayısı 12 Temmuz 1917’de yayınlanmış. Zamanın, Fuat Köprülü dâhil, en seçkin yazarlarını konuk etmiş, yazılarını yayınlamış.

Akpınar zamanlama olarak da zamanında doğan dergilerden birisidir. Çok seçkin kalemler yazdı ve yazıyor. İlk iki yıl yardımlaşma gayet iyi gitti, birçok öğretim üyesi dostumuz, yazarımız yazılar, şiirler, hikayeler ve sayfa düzeni gibi konularda yardımcı oldular. Sonra hayat şartları herkesi asli görevine çekti ama Akpınar şair ve yazar dostların manevi desteği ile yayın hayatını sürdürdü. Bize coşku veren duygular, zaman içinde birer tefekkür kaynağı oldular ve bu havanın ilhamıyla eserler vücut buldu. Edebiyat, biraz da, varlığını hissetme ve hissettirme sanatı değil mi?

-Dergiye ‘Akpınar’ isminin verilmesi nasıl gerçekleşti yahut neden ‘Akpınar’?

Biz toplum olarak muhafazakar düşünceyi ön planda tuttuğumuzu söyleriz ama günlük hayatımızda uymayız, hatta düşünmek fiilinin ne anlama geldiği bile sözde kalır. Muhafazakâr düşünce, geliştirici iyi gidişlerin, iyi hareketlerin, birleştirici ve bütünleştirici kazanımların devamı anlamındadır. Devamlılık kavramı biraz bize yabancıdır. Tek istisnası devlet kurmaktaki ve yaşatmaktaki maharetimiz. Bilmem bu tezime katılır mısınız?

İkinci handikabımız, bütün hataları ve yanlış düşünceleri başkaları, bizim dışımızdakiler yapar ama biz ve bizim çevremiz hata yapmaz. Mavi göğün altında ne kadar gerçek varsa onu biz biliriz ama bizden başkaları asla bilemez. Böyle bir kısır döngü fikir hayatımızı uzun zaman işgal etmiştir. Ama şimdi ufuklar daha aydınlık olmalıdır diyorum. Fikir ve kültür hayatımız adı konmuş veya konmamış bir takım varsayımlarla doludur. Bir denememde, konuştuklarımızın %40’ı yanlış veya mesnetsiz, %20’si gerçek dışı, geriye %40 kalıyor, demiştim. Uzun yorumlara ihtiyaç gösteren bir paragraf açtık, bir başka vesile ile bu noktalara tekrar dönelim ne dersiniz?

1934-1941 yılları arasında Niğde’de Akpınar adlı bir dergi; birleşik sayılarla birlikte; 61 sayı ve her sayı 16 sayfa olarak yayınlanmıştır. Şimdi eski Niğde ile ilgili yapılan çalışmaların tek yazılı kaynağının bu dergi olduğunu çokları bilmez. Bu ismin dergi adı olarak yaşatılmasının; münderecatını yakından bilen bir kişi olarak; bir mahzuru olamazdı. Kaldı ki Akpınar Niğde’nin güzel bir yaylasının adıdır. Yer ismi olması da bana cazip geldi. Toplantıda verdiğim izahlar tasvip gördü ve Akpınar’da karar kıldık. İyi de yaptığımızı şimdi daha iyi anlıyorum. Kaldı ki Akpınar; duru ve aydınlık pınar sularını hatırlatması bakımından da, besleyici ve büyütücü anlamların odağı olan; güzel bir kelimedir, güzel bir isimdir.

-‘Akpınar’ dergisinin hedefleri, gayesi hakkında konuşalım isterseniz. ‘Akpınar’ niçin var?

Akpınar Türk diline ve edebiyatına, düşünce dünyamıza hizmet için vardır. Harid Fedai “Akpınar, Anadolu’nun atar damarıdır, (22.08.2009) diye yazdı. Nazım Hikmet Polat “ Ulviyet daima zor olandadır ve onu talep edenler de her zaman pek az sayıda ama daima bulunacaktır. Başka söze ne hacet örneği elinizde!” diyerek Akpınar’ın 4. sayısında Akpınar’a emeği geçenleri yüreklendiriyordu.

Harid Fedai’nin veciz deyişi ile “Akpınar Anadolu’nun atar damarıdır” ve ayrım yapmadan, bütün Türkiye’yi kucaklamaktadır.

Hayatının önemli bir bölümünü okuyarak, düşünerek ve yazarak geçiren bir insan için; bir dergi yayınlamak; büyük bir imkân demektir. Şiirlerini ve düşüncelerini okuyucu ile paylaşmak. Ne büyük bir mutluluk. Buna ilaveten, diğer kalem sahiplerinin de şiir ve yazılarını okuyucuya ulaştırmak; genç kabiliyetlerin ellerinden tutmak, eserlerini yayınlamak; elbette güzel bir hizmettir.
Kısaca söylemek gerekirse Akpınar bir ihtiyaçtan doğmuştur ve işlevini de yerine getirmeye çalışıyor.


-Türkiye’de son dönemde edebiyat, kültür, sanat dergileri çoğaldı. Bu sevindirici bir gelişme. ‘Akpınar’ dergisinin geçen zaman içinde gerçekleştirdiği işler, çalışmalar nelerdir?

Dergi, “dermek” fiilinden kopup gelen bir isimdir. Edebiyat mahsullerinin; dergi çerçevesine sığacak kadarını; derleyip bugünün ve yarının okuyucularına, araştırmacılarına ulaştırmak, güzel bir hayaldir ama gerçeğe yakın bir hayaldir. Bunun yanında yazmak hevesi ve gayreti içinde olan yazar ve şair adaylarının eserlerini yayınlayarak; edebiyatımıza yeni isimleri kazandırmak Akpınar’ın bir görev olarak kabul ettiği; önemli bulduğu konulardır.

Akpınar yayınladığı yazılar, şiirler ve denemelerle; dilimiz ve edebiyatımızın güzelliklerini; günlük konuşma konuları haline getirmeye çalıştığını söyleyebilirim. Şehir, kültür ve medeniyet konularındaki yorumlarla okuyucunun dikkatlerini bu noktalara çekmiş ve bize güç veren iltifatlar, bu konuları yazmaya devam etmemizi sağlamıştır.

Kendi kendime soruyorum, okuyucu Akpınar’ı eline alınca okumaya değer kaç yazı, kaç şiir bulabilmektedir? Bize gelen dergilerden bir kısmını incelerken kendi kendime aynı soruyu tekrarlıyorum. Bu dergide okunmaya değer, dikkatleri üzerine çeken kaç yazı vardır? Bilinen bir konu olsa bile, ona yeni bir bakış, yeni bir yorum getirebilmiş kaç şiir, kaç yazı vardır? Böyle bir konuda, isabetli bir yorumda, bir beyanda bulunmak için birçok yazının dikkatle okunması gerekir. Bu dikkatlerin boşa gitmemesi için de bir tenkit yazısına vücut vermelidir diye düşünüyorum. Edebiyatımızın ve dergiciliğimizin en büyük ihtiyacı objektif bir değerlendirmeden, objektif bir münekkitten yoksun bulunmasıdır. Ben dergicilik yönünden bazı noktalara dikkatleri çekerek, tenkidin küçük bir örneğini vermek istiyorum.

Yeni dönemin dergilerinden bir kısmı sadece Türkiye’yi değil bütün insanlığı şekillendirmeye çalışıyor gibi yazılar kaleme alıyor. O kadar ütopik hayallere takılıyor ki, bir dergi, beş on yazı ile bütün bunları nasıl gerçekleştirecek diye şaşıyorum. Bir kısmı da yeni bir medeniyetten bahsediyor, yepyeni bir medeniyet kuracakmış, olamaz mı? Niye olmasın?... Böyle bir medeniyet tasavvurunun zemininde medeniyet kavramının onlarca yorumuna ve bu konuların şekillenmesine imkân verecek bir kazanıma ihtiyaç vardır. Bütün bunlar 20-30 yıllık araştırma ve birikimlere ihtiyaç duyuran konular. Elbette insanların hayale de ihtiyaçları vardır ama bu hayalin dayandığı bir kültür zemini olması gerekir. Bu zemin kültür ve bilgi zemini ve hepsini üzerinde yaşatan vatan zemininin kavranması ve hiçbir hayalde unutulmaması gereken temel bir unsurdur. Adamlar sanki bir vatanda yaşamıyorlar ve vatanın maruz kaldığı zorluklardan habersiz, toplumun mevcut durumu ve problemlerini görmezden gelerek hayale dalmak, ne derece akıllıca bir davranıştır? Düşünülecek, konuşulacak, araştırılacak birçok kültür, dil ve edebiyat meselemiz, şiddete yönelen bir kısım toplumun çözüm isteyen sosyal meseleleri ortada dururken bütün dünyaya nizam vermeye kalkmak ne derece isabetli bir tercihtir.

Mesela “biz aykırıyız” “edebiyatla haylazlığımızı tatmin ediyoruz” diyor bir muhterem yazar. Aykırı olmak mevcutların hiçbiri tatminkâr bir seviyede ve noktada değil, biz hepsine karşıyız ve hepsini biz düzeltiriz gibi bir manayı bu ifadeden çıkarmak mümkün gibi geliyor bana. Düzeltemedikten, doğru olanı ve güzel olanı gösteremedikten sonra, aykırı olmak ne anlama gelir bilemiyorum?

Tabii ki herkes düşüncelerini rahatlıkla ifade edecektir. Ama mademki bir zaman dolduruluyor ve zihni faaliyette bulunuluyor, emek veriliyor, bütün bunların bir semeresi olmalı, söylediği, işaret ettiği bir aydınlık nokta bulunmalı diye düşünüyorum.

Beş yılı doldurduğumuz 30. sayı elinizde. Bu beş yıl içinde; ilk sayı 68 sayfa ve diğer her sayı 44 sayfa, 30 sayıda demek ki 1344 sayfalık bir eser ortaya çıkmıştır. Her sayıda ortalama 15 yazar ve şairin eseri varsa siz hesap ediniz ne kadar düşünceyi ve güzellikleri sayılara depolamışız. Bugün olmazsa yarınlarda bu yazılar okunacak ve bazıları yeni yazıların ve yeni yorumların konusu olacak. Akpınar böyle bir güzelliğin adıdır.

Akpınar’ın ödüllü hikâye yarışması, şiir yarışmaları ve okullarda kültür ve edebiyat etkinlikleri olmuştur. Okullarımızdaki edebiyat ve sanat etkinliklerinin bir kısmı sayfalarımızda yer almıştır.

2010 Yılı Uluslararası 9. Karacaoğlan Şelale Şiir Akşamları etkinliklerinde; Nail Tan, Prof. Dr. Nazım Hikmet Polat, Hayrettin İvgin, Prof. Dr. Ali Berat Alptekin’inden oluşan jüri üyeleri “İsmail Özmel’e(Akpınar Dergisi), “Türk Dili ve Edebiyatına yaptığı hizmetlerden dolayı, 2010 yılı Karacaoğlan Özel Ödülünün” verilmesini uygun görmüşler ve Tarsus Belediyesi adına Belediye Başkanı Burhanettin Korkmaz da; bu plaketi takdim etmiştir. Şelale Şiir akşamlarının Tarsus ve yurdumuz için ne kadar güzel ve doyurucu bir çalışma ve bu ödülün bize güç veren bir şevk kaynağı olduğunu da belirtmeliyim.

-‘Akpınar’ dergisine emek veren, gönül veren edipler hakkında konuşalım. ‘Akpınar’ın akışı için, derginin yaşaması için kimler emek verdi?

Dergide yazı ve şiirleri yayınlanan bütün kıymetli yazar ve şairlerimizin desteklerine saygı duyuyor, hepsine teşekkür ediyorum. Akpınar’ın birinci sayısında yazıları ve şiirleri yayınlanan yazar dostlarımızın kulaklarını çınlatmak geçiyor aklımdan: Birinci Sayı “Akpınar Üzerine Birkaç Söz” başlığı ile İsmail Özmel’in takdim yazısı, sırası ile Ercan Alkaya, Ahmet Sıvacı, Nevzat Özkan, Nedim Bakırcı, Ali İhsan Kolcu, Muzaffer Akkuş, Ülkü Güven(Şiir), A. Vehbi Ecer, Ahmet Büyükakkaş, Ali İhsan Kolcu, İsmail Sarıkaya, Kibar Ayaydın, İsmail Özmel(şiir), Faruk Yılmaz, Kibar Ayaydın, Murat Soyak yazıları ve şiirleri ile birinci sayımızı süslemişlerdir.

Akpınar’ın 29. sayısında: Taha Akyol, Yaşar çağbayır, Özer Meral(Şiir), Ahmet Vehbi Ecer, İbrahim Agâh Çubukçu(şiir), Vedat Ali Tok, İsmail Özmel, Ahmet Sıvacı, Sergül Vural(Şiir), İsmail Sarıkaya, Murat Soyak, Asif Rüstemli, Abdülkadir Güler ve Osman Aytekin’in(Şiir) yazıları ve şiirleri yayınlanmıştır. Akpınar’ın bütün sayılarını süsleyen yazar ve şairlerimizi imkân olsa da burada adlarını bir bir saysak.

-‘Akpınar’ Niğde’de bütün zorluklara karşın 2006 yılından bu yana yayınını sürdüren bir edebiyat, kültür, sanat dergisi. Dergi yayıncılığı hakkında yaşanan sorunlar, zorluklar ve çözüm önerileri hakkında neler söylersiniz?

Anadolu’da dergi çıkarmak; bir anlamda çileye razı olmak anlamına gelmektedir. Ama sıkıntı çekmeden, gayret göstermeden mutluluğa oluşmak da mümkün değildir. Gönüllü olarak bu yola çıktığımıza göre her türlü naza ve serüvene gülerek mukabele etmek durumundayız. Bu sergi bizim. Edebiyat pazarına çıkmışız. Elbette bazı zorluklar olacaktır. Cahit Sıtkı Tarancı vari diyorum ki, hepsi kabulümüz tek gün eksilmesin penceremizden.

Tiyatrolar, filmler ve diğer sanat etkinliklerinin desteklenmesi gibi dergiler de desteklenebilir. Bunu devlet veya özel teşebbüs, sivil toplum kuruluşları yapabilir.
Ama zorluklarla mücadele, çalışmalara özenilecek bir anlam kazandırmaktadır.

Sağlık ve yazarlarımızın ve şairlerimizin teveccühü ve vefalı okurlarımızın maddi ve manevi destekleri bizi mutlu etmektedir.

-‘Akpınar’ dergisinin ömrü uzun ve bereketli olsun. Bu söyleşi için teşekkür ederim.
Ben de size teşekkür ederim.

















Söyleşi: Murat Soyak