vuslat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vuslat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2014-02-21

Vuslat Dergisi

Vuslat Dergisi Şubat sayısında Halkın Din Anlayışını mercek altına alıyor. 

Bulunduğumuz coğrafyada Din konusunda karşılaştığımız en büyük engel, Dine karşı Din engeledir. İşte Vuslat, halkın Din konusunda uyanmasına vesile olmak ve ayrıca Sahih İslâm’a giden yolun adresini okuyucularına, takipçilerine, toplumuna göstermek noktasında böyle bir çalışmayı gündeme getiriyor. 
İslâm, hayatın her alanına müdahale eden bir Din’dir.  Doğru yaşamın adresi, İslâm’ı sahih kaynaklardan öğrenmekten geçer.  Hz. Peygamber (s.a.s.), bize bu noktada çok büyük bir miras bıraktı. Neydi Rasulullah (s.a.s.)’in bıraktığı miras? Elbette herkesin bildiği gibi, şanlı Peygamber’in bıraktığı miras, Kur’ân ve Sünnet idi. Efendimiz, “Bu iki şeye sarıldığınız müddetçe asla sapmayacaksınız” diye buyurdu.
Bu bırakılan önemli mirasa rağmen müslümanlar, Kur’ân ve Sünnet uzaklaştılar, uzaklaştırıldılar. Osmanlı’nın yıkılışıyla birlikte, cumhuriyetin kurulmasıyla, Türkiye’de halk, hızlı bir şekilde Dinî değerlerine yabancılaştırıldı. Halka, İslâm’ın insanları geriye götürdüğünü, ileriye dönük modern bir hayatın var olabilmesi için Batı’nın değerleri birebir uygulanması gerektiğine inandırılmaya çalışıldı… Bu çalışmalarını hayata geçirmek için, önce gerçek İslâm âlimleri susturuldu. İslâm âlimlerinin kimisi şehid edildi, kimisi sürgün edildi, kimisi ise vatan haini ilan edildi. Sonra hızlı bir şekilde devreye sözde âlimler sokuldu… Bu gayr-i İslâmî düzene uyumlu sözde âlimler, halka sahih İslâm inancını anlatmak yerine, yeni kurulan cumhuriyetin ne kadar kutsal olduğunu ve bu yeni yönetime itiat edilmesi gerektiğini empoze ettiler. Bu konuda, büyük ölçüde başarılı oldular. Ülke’nin ekonomik seviyesi yükseldikçe halk, İslâmi olmayan bir rejimi sorgulamayı unuttu. Ve İslâm ile halkın arasına başka şeyler girdi. 
Cumhuriyetin kurulmasıyla günümüze kadar gelen, halkı İslâm’a yabancılaştırma faaliyetleri halen sıcaklığını korumaktadır.  Halk, İslâm’ı sadece namaz, oruç zekât gibi ibadetlerden ibaret görmektedir. İslâm hakkında bilmediği bir konuyu, Kur’an ve Sünnet’e götürmeyi düşünmüyor. İslâm’ın hayatın her alanına müdahale ettiğinden habersiz… İslâm’ın bir yaşam biçimi olduğundan habersiz… Aile içerisinde Din sadece 32 farzdan ibaret… Hattâ bazı aileler, çocuklarını cami imamlarına teslim ederek, “eti senin kemiği benim” diyerek çocuklarına sahih İslâm’ı öğrettiklerini zan etmektedirler. Ve halkın inancına sokulan hurafler, bidatler! Halk, maalesef Din’de olmayan birçok şeyi Din’de varmış gibi kabul etmekte. İşte, Vuslat Dergisi olarak Şubat sayımızda, bu önemli dosya konusu tartışmaya açıyoruz.
Muhammed İslâmloğlu, “Bir Din Ki, İslâm Değil!” başlıklı makalesinde, Cahiliyye düzenlerinde halk cehâlet içinde bırakılmış, kendilerine İslâm'ın gerçeği anlatılmamış ve gerçek İslâm'ı öğrenmesinler diye bütün yollar kapatılmıştır tespitinde bulunuyor.
Prof. Dr. Ali Çelik, “Halkın Din Anlayışının Kaynakları” isimli yazısında, bugün halkımızın, Dinî konularda bir takım yanlış bilgilere sahip olduklarını, bunun nedenin ise halkın yanlış kaynaklardan beslendiğine dikkat çekiyor. 
Ahmed Kalkan, “Halkın Zikir Anlayışı” yazısında zikir, sadece dille, alışkanlık kabilinden, tören havasıyla edâ edildiğinde gerçek anlamda zikir olarak kabul edilemez diyor. 
Halil Kara, “İslâm’ın Hayata Müdahalesi” isimli çalışmasında, İslâm’ın sadece inanç biçimi, bir takım ibadetlerden ve ahlâkî kurallardan ibaret olmadığını hatırlatıyor. 
Hüseyin Kerim Ece, “Halkın Kur’ân Anlayışı” isimli araştırma yazısında, halkın Kur’ân’ı bir rehber olarak değil de, Kur’ân’ı sadece bir sevaplar kitabı olarak algıladığını dile getiriyor. 

Detaylı bilgi için: 
0216 612 78 22  web: www.vuslatdergisi.com 

2013-01-31

'Vuslat' dergisinde şehit ve şehadet


Vuslat Dergisi 140. sayısında, “Şehid ve Şehadet” konusunu gündeme getirmekte. Şehadetin önemi, şehidlerin özellikleri, kimin uğrunda ölmek, Kur’an’da şehadet ve şehid hayatlarından kesitler Vuslat Dergisi Şubat sayısında…


Şubat Ayı Şehadet Ayı

Türkiyeli Müslümanlar yıllardır, Şubat ayını Şehadet ayı olarak ilan etmişlerdir. Şubat ayında, şehidlikle, şehadetle ilgili programlar düzenlenir. Şehidlerimiz rahmetle yâd edilir. Bu vesileyle O aziz şehidlerin davalarının yalnız olmadığı mesajı verilir.

Tarihe baktığımızda, İslam ümmeti İslam davası uğruna bugüne kadar birçok şehid vermiştir. Bir davaya inanmak o davanın uğruna canını dahi ortaya koymakla paraleldir. Dava demek bir nevi can demektir. Dolaysıyla İslam davası çok büyüktür, büyük fedakârlıklar ister. Senden bütün yaşamını ister. Şehidlik, tarihimizden bize bir mirastır.  Şehid olmak şahid olmaktır. Şehid olmak bir sonraki nesillere ışık olmaktır. İslam uğruna şehid olmak isteyenler, tarihteki şehidlerin hayatına bakarak feyz almaları ve kendi hayatlarını o hayatlara göre yönlendirmeleri gerekir.

Şubat ayını şehadet ayı olarak, önemli kılan o ayda birçok müslümanın şehid olması ve özelikle de İslam dünyasında; âlim, düşünür, kanaat önderlerinin, İslam düşmanları tarafından şehid edilmesidir.  Şubat ayı içerisinde şehid edilen müslümanları şöyle sıralayabiliriz; Hasan El-Benna, Metin Yüksel, Melik el Şahbaz (Malcolm x), Abbas Musavi, İmad Muğniye… Ayrıca bu tarihte toplu katliamlar oldu; Hama Katliamı, El Halil katliamı ve Şeyh Said Hareketin Başlangıcı da bu tarihe denk gelmektedir.

Şehadet Karanlığın Üstünü Aydınlan Nur

Şehadet karanlığın üstünü aydınlatan bir nurdur. Şehid varlığını Allah’ın varlığına armağan eden mücahid! Şehadet, Allah’ın bir ikramıdır. O ikramdan herkes istifade edemez. Şehid gibi yaşamayana şehadet nasip olmaz. Yukarıda ismini zikrettiğimiz değerli şahsiyetlerin hayatları mücadeleleri incelendiğinde; hayatları, yaşamları, düşünceleri şehadet kapısına açılan bir ufuk kapısı olduğu görülecektir.

Şehid Metin Yüksel

Türkiyeli büyük âlim rahmetli Molla Sadrettin Yüksel hocanın oğlu, Şehid Metin Yüksel hayatayken yakın çevresine şöyle söylediği söylenmekte: “Ben 30 yaşına varmadan şehid olurum. Eğer ben şehid olursam, mutlaka benim cenazemi iki gün üç gün bekletin.  Benim cenazemi de İslam davasına kulanın” demekteydi.  Metin Yüksel 21 yıllık ömrüne İslam Davası için birçok eylem sığdırdı.  Örnek ve önder bir şahsiyet oldu.

Şehid Hasan el Benna

Yine Şehid Hasan el Benna arkadaşlarıyla birlikte Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nı kurarken şöyle ahitleştiği söylenmekte: “Sadece İslam Davası için yaşamaya ve yine onun için ölmeye yemin ederek aralarında ahitleştiler, Allah’a ve birbirlerine söz verdiler.”   Hasan el Benna kısa hayatına büyük bir hayat inşa etti. Hayatının baharında ebedi kurtuluş imzasını attı ve büyük bir uyanış başlattı.

Dergiden Diğer Konu Başlıkları

Muhammed İslamoğlu, “Allah Yolunda Şehadet” isimli makalesinde, İnsanın yaratılış gayesine uygun olan gaye; Allah yolunda cihad etmek olduğu tespitinde bulunuyor.

Prof. Dr. Ahmet Lütfi Kazancı, “Hz. Peygamber Döneminde Şehadet” araştırma yazısında Hz. Peygamber döneminde şehadetten örnekler vererek şehadetin önemi üzerinde durmakta.

Mehmet Kamil, “Şahidlik, Şehadet ve Şehidi Anlamak” makalesinde şehidlerin düşüncelerinden yola çıkarak şehadet psikolojisini hatırlatmakta.

Hüseyin Kerim Ece, “Kur’an’da Şehâdet Kavramı” inceleme yazısında şehadet kavramını ele almakta.

Ayşe Şimşek, “Bir Şehadet Aşığı: Şehid Bilal Yaldızcı” yazısıyla şehid Bilal’in hayatından kesitler sunmakta.

Dergi hakkında detaylı bilgi için: 
(0216) 612 78 22 

2012-11-02

Kur’an’sız hava sahası yoktur !


Vuslat Dergisi’nin Kasım sayısında bütün insanlığın kurtuluşu için gönderilen; “Kur’an” derginin sayfalarında boy göstermekte… Dergi de, dosya konusuyla ilgili söz sahibi olan şahsiyetlerin kalemlerinden ilmî makaleler yer almakta… Her makale sahibi, konunun bir cephesini ele alarak, konuya açıklık getirmekte...

Kur’an Bize Ne Diyor?

İnsanoğlu tarih boyunca şu soruların cevabını merak etmiştir. Kur’an niçin indirilmiştir? Kur’an bizler için nasıl bir değer ve anlam ifade etmektedir? Kur’an bize kendisini nasıl tanıtmaktadır? Kur’an bize ne diyor? 

Kur’an; Allah’ın insanlığa son peygamber ve önder olarak gönderdiği Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Cebrail isimli melek aracılığı ile Rabbimizden vahiy yoluyla alıp insanlığa sunduğu hayat nizamıdır. Hayatın başlangıcı ve sonucunu açıklayan ayetleri, sunduğu hayat kanunları, felaket ve mutlulukla neticelenen yaşayış şekillerine ait tarihi belgeleri, kâinatla ilgili ilmi mucizeleri ve Hakk’ı batıllardan ayırıcı düsturları ile Kur’an bütün insanlar için yol gösterici ve hidayet kaynağıdır.

Allah (c.c.) hayat kitabımız Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

“Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır.” (Bakara, 2/2)

Kur’an’ın Hayata Müdahalesi

Kur’an Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olup, buna bağlı olarak kendi nefsine, diğer insanlara ve eşyaya karşı görev ve sorumluluklarının bilincine ermek isteyenlere rehberlik eder ve nasıl davranmasın gerektiğini öğretir. Kur’ân’ın, itikat, ibadet, ahlâk ile ilgili âyetleri, siyasî, idâri, hukûki açıdan yaptığı düzenlemeleri, iktisadî ve ekonomik yönden açıkladığı ilkeleri, aile, akrabalar, komşular, çocuklar, yetimler, yaşlılar gibi toplum kesimleri hakkında ortaya koyduğu prensipleri, savaş hukuku, fikir hürriyeti, dünya ve âhiretle ilgili konulara dair izahları, kâfir, müşrik, münafık, hiristiyan, yahudi ve ateist gibi yanlış inanç grupları ile ilgili hüküm ve bilgileri, adalet, merhamet, affetme, müsamaha, sevgi ve saygı mevzuunda gerçekleştirdiği düsturları incelendiğinde bütün bunların topluma yönelik olduğu ve temiz bir toplumun oluşmasının hedeflendiği anlaşılır.

Müslümanlar olarak, Kur’an'ı hayatımızın her anında, canlı ve diri tutma gayret göstermeliyiz.  Şunu unutmayalım ki, Kur’an hayatımızın her alanına müdahale etmektedir. Kur’an’sız hava sahası yoktur… Kur’an’ın müdahale etmediği hiçbir alan yoktur.

Vuslat Dergisi “Kur’an Özel” sayısında makalesi olan isimler:

Prof. Dr. Suat Yıldırım, Prof. Dr. Muhsin Demirci, Atasoy Müftüoğlu, Sadrettin Yüksel, Hüseyin Kerim Ece, Abdullah Dâi, Abdullah Yıldız, Doç. Dr. Kerim Buladı, Prof. Dr. Muhammed Fatih Kesler,  Prof. Dr. Yener Öztürk, Ahmet Varol, Muhammed İslâmoğlu, Prof. Dr. Yusuf Işıcık, Prof. Dr. Ejder Okumuş, Prof. Dr. Ali Akpınar, Prof. Dr. Âdem Apak, Prof. Dr. Abdulhamit Birışık,  Dr. Mehmet Sürmeli,   Doç. Dr. Mehmet Kubat, Doç. Dr. Muhammed Târik, Yrd. Doç. Dr. Soner Duman, Süleyman Gülek, Cengiz Duman, İlhami Pınar, Mustafa Benna, Seyfulislam Çapanoğlu, Nasruddin Yasin.

Dergi hakkında detaylı bilgi için: 
(0216) 612 78 22 
 www.vuslatdergisi.com

2012-05-10

Ölüm düşüncesi ve ' Vuslat '

Vuslat dergisi “Ölüm bir son mudur?” diye soruyor. Her ay olduğu gibi, Vuslat mayıs sayısında da “dosya, öykü, düşünce, sağlık, eğitim” yazıları ile çıktı.

Âlemlerin Rabbi olan Allah, Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: “Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır.”(Nisa,4/78)

İşte, aylık Vuslat dergisi bu ayet ışığında “Ölüm bir son mudur?” diye soruyor. Her ay olduğu gibi, Vuslat mayıs sayısında da “dosya, öykü, düşünce, sağlık, eğitim” yazıları ile yeni sayısı çıktı…

Hepimiz ölümle nişanlıyız.

Ölüm, hepimiz için kaçınılmaz bir gerçektir. Doğan her canlı zamanı yeri ve vakti geldiğinde ruhunu Rabbine teslim edecektir. Bir bakıma hepimiz ölümle nişanlıyız. Hiç ölmeyecek gibi yaşamanın bize hiç bir faydası yoktur. Tam aksine bir Müslüman’a, yakışan yarın ölecekmiş gibi yaşamasıdır. Çünkü Rabbimiz “Her nefis ölümü tadacaktır” hakikatini bize vahiy yoluyla bildirmiştir. Bize düşen, bu fani dünyada ölüme hazırlık yapmaktır. Tıpkı evliliğe hazırlık yaptığımız gibi. Şunu unutmayalım ki, bizden önce birçok nesil geldi geçti.

Allah’a yakınlık güzel bir ölüme yakınlıktır.

Ölüm, bize şah damarımız kadar yakın iken, nefsimiz hala bu gerçeği anlamakta zorluk çekiyor. Her geçen gün bir sevdiğimiz bizi bırakıp gidiyor. Biz de bir gün sevdiklerimizi bırakıp gitmek için her an gelmesi muhtemel ecelimizi bekliyoruz.

İslam belgelerinde ölümden en çok korkanların Yahudiler ve Allah’a şirk koşanların olduğu tespit edilmiştir. Ölümden korkanların genelde Allah’tan uzak olan kimseler olduğu görülmektedir. Oysaki Allah’a yakınlık güzel bir ölüme yakınlıktır.

Şairin dediği gibi, ölüm belki yarın, belki yarından da yakındır bize!

Ölümün bizi nerede, ne şekilde yakalayacağını bilmediğimize göre, ölüme hazırlıklı olmalı, Al­lah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınmaya çok dikkat etmeli­yiz.

Bu ay dergide öne çıkan konu başlıkları:

Prof. Dr. Selim Özarslan “İnsan Ölümden Neden Korkar” yazısında insanların niçin ölümden korktuğuna sizin için cevap aramaktadır.

Prof. Dr. Süleyman Toprak “Kabir Hayatı” isimli makalesi ile kabir hayatı yok diyenlerin tezini delilleriyle birlikte çürütmektedir.

Hüseyin Kerim Ece “Hayat İçin Ölümü Hatırlamak” araştırma yazısında ölüm anı (sekratu’l-mevt) nasıl gerçekleştiğini, Kur’an ve sünnet ışığında ele almaktadır.

Nasruddin Yasin “Ehl-İ Sünnet’te Cenaze Ahkâmi” yazısıyla ölüm sırasında ve sonrasında yapılacak işleri sizlere hatırlatacaktır.

Doç. Dr. Muhammed Tarik “Batılı Hayat Tarzında Ölümün Yersizliği” çalışmasında batılı insanların ölüm anlayışını, Batılıların ölüm hakkında ki düşüncelerinin, neler olduğunu okuyacaksınız.

Ayrıca, dergide dosya konusuyla ilgili yazar Burhan Bozgeyik ile bir röportaj gerçekleştirilmiş.

İrtibat:
0216 612 78 22
www.vuslatdergisi.com

2012-04-20

'Vuslat' dergisi 130. sayısında

Vuslat dergisi 130. sayısında, Müslümanlar için örnek bir nesil olan ve Kur’an’da: “Allah onlardan razı olmuştur onlarda Allah’tan razı oldular” ayetiyle Allah (c.c.) tarafından takdir alan, nesli günümüze ve gündemimize taşıyor.

Asr-ı Saadet nedir?

“Asr-ı Saadet” terimi, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Peygamberliğinden vefatına kadar geçen süreyi ifade eder. Asr-ı Saadet’in temel özelliği âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.s.)’in hayatını kapsayan, onun örnek yaşantısını adım adım izleyebilmiş, bizzat onun mektebinde yetişmiş ve vahyin ilk muhatapları olmuş sahabe neslini bünyesinde barındıran bir zaman dilimi olmasıdır. Kur’an bu nesilden övgü ile söz ederek onlara şerefli bir mevki vermiştir.

Asr-ı Saadet Nesli Güçlü Bir İmana Sahiptir

Asr-ı Saadet neslinden söz eden ayet ve hadisler ile o dönemin olaylarını ve yaşayış biçimini anlatan siyer çalışmaları incelendiğinde, Asr-ı Saadet insanı ve neslinin nitelikleri hakkında şu tespitler yapılabilmektedir: Asr-ı Saadet nesli güçlü bir imana sahiptir. İslâm’ın tebliğinde karşılılaştıkları her türlü güçlüğe göğüs germeye hazır, sabır timsali kişilerdir. Yapılan her işte Allah’ın rızasını ölçü alırlar. Allah’ın yardım ve desteğine güvenirler “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için yurtlarından, yuvalarından kovulmuş, mallarını kaybetmişlerdir. Ziyana, hakarete ve işkenceye uğratılmış olup her güçlüğe göğüs germişlerdir. Ümmet arasında insanlar için çıkarılmış hayırlı nesillerdir. Biz Müslümanların yaşam modeli Asr-ı Saadet olmalıdır…

Nisan Sayısında Öne Çıkan Konu Başlıkları

Muhammed Emin Yıldırım “Kur’an’ın En Büyük Mûcizesi Sahabe Nesli” isimli makalesinde sahabe neslinin önemi üzerinde durmaktadır.

Doç. Dr. Muhammed Târik “Sadr-I İslam’da (Asr-I Saadette) Dostluk ve Kardeşlik Ruhu” isimli yazısında sizlere Asr-ı Saadette ki, sevgi ve dostluğun kadim köklerini hatırlatacak.

Prof. Dr. Rıza Savaş “Hz. Muhammed (s.a.s.) Devrinde Kadın ve Aileye Genel Bir Bakış” incelemesinde o dönemde ailenin sağlam temellere dayandığına dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Âdem Apak “Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Asabiyetle Mücadelesi” yazısıyla İslâm’ın, asabiyetin tesirini kırmak için asabiyet sebebiyle gerçekleştirilen kabile savaşlarını yasakladığına vurgu yapmakta.

Prof. Dr. Osman Güner “Medine Toplumunda Gayrimüslimler: Farklı Kültürlerle Birarada Yaşamanın Esasları” isimli araştırma yazısında gayr-i müslimlerle münasebetlerimiz konusuna değinmektedir.

Hüseyin Kerim Ece “Mutluluğu Öğreten Zaman” yazısında sahabe hayatından saadet örneklerini okuyacaksınız.

Derginin bu ay ki röportaj konuğu ise Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma.

Ayrıca Ahmet Varol İslam dünyası köşesinde “Suriye İntifadasının Bir Yılı” yazısında Suriye konusunu masaya yatırıyor.

Dergi hakkında detaylı bilgi için: 0216 612 78 22

2011-07-01

Bugünün ihyasından yarının inşâsına 'Vuslat' dergisi


Bugünün ihyasından yarının inşasına sloganıyla yayın hayatına devam eden Vuslat Dergisi’nin Temmuz sayısı çıktı…

İşte Temmuz 2011 sayısının Vuslat'ı…

Ümmetin uyanışında âlimler büyük bir önem arz etmektedir…

Mumun dibi karanlık olsa da gecenin zifiri karanlığı onunla aydınlanır… Mumun dibi, onun kıymetini bilmese de her akıl nimetini kullanabilen insan onun kıymetini takdir edip bilmektedir…

Baha biçilmez bir değer olan muttaki âlimlerin değerini en yakın çevresi bilmese de, ilmin ve âlimin değerini bilenler onun ve ilminin baha biçilmez kıymette olduğunu bilir, belki yıllar sonra ona göre değerlendirir…

Muttaki âlimler, içinde bulundukları toplumun akıl ehli olanlar için birer hayat örneği ve hidayete yol gösteren sadık rehberlerdir… Onların tavsiyelerine uyar, hal ve tavırlarını onların gösterdiği şekilde düzenlerler… Bundan dolayı ilmiyle amil olan âlimler, her zaman halka doğrusunu beyan etmek, her şeye rağmen adaletle olması gerekeni gösterip yaptırmakla mükelleftirler…

Vuslat içindekiler:

Atasoy Müftüoğlu “Tarihe Tanıklık Ve Âlimler” isimli makalesinde İslam, insanlığın bütün temel sorunları ile ilgilenmemizi istiyor.

Abdullah Dai “Âlimler Toplumun Önderleri” başlıklı yazısında Bildikleriyle amel etmek âlimin vazifesidir derken.

Hüseyin Kerim Ece ise “İlim Adamı ve Basiret” yazısında İlim adamını bütün detaylarıyla inceliyor.

Mehmet Eser “Yazıklar Olsun O Sözde Din Âlimlerine” yazısında İslam toplumunun bugün zulüm, işgal, esaret altında olmasının nedenin sözde din âlimlerinin payının büyük olduğunu söylüyor.

Ahmet Varol “Mavi Marmara Katliamının Yıl dönümünde” isimli yazısında bütün ayrıntılarıyla Mavi Marmara’yı değerlendiriyor.

Duran Çetin “Sen Kimdensin” isimli öykü yazısıyla gündelik hayatımızdan öykü diliyle kesitler sunuyor.

Bilal Hattap, farklı bir şiir ile “Rahman’ın Âlimleri-Sultan’ın Âlimleri” karşılaştırıyor.

Kübra Nur Ayar “Her Şey Benden Önce, Ben Sen’den Sonrayım” isimli öykü yazısında bu dünyanın geçici olduğunu hatırlatıyor.

Yine derginin sağlık köşesini hazırlayan Dr. Ali Akben, yaz sıcaklarının gelmesiyle birlikte sıcaktan sağlığımızı korumamız için bize bu konu hakkında tavsiyelerde bulunuyor.

İrtibat:
0216 612 78 22
www.vuslatdergisi.com

2010-10-09

Hayat, iman ve cihattır

Bu ayki sayısında “İslami Hareketi” Kapağa taşıyan Vuslat Dergisi bir hareketi İslami yapan adının İslami olması değil varlığının İslami olmasıdır.

İslami hareket: için de bulunduğu toplumun yaşamına alternatifler sunarken bu takdim ettiklerinin İslam’la çatışmaması, Allah’ın koyduğu yasalara uygunluk arz etmesi, batılın her çeşidinden beri olması gerekmektedir. İşte biz de bu ayki sayısında, İslami hareketi kapak konusu yaparak bu güne kadar yaşanmış, tecrübe edilmiş konularda okuyucusuna bilgiler aktarmakta.

Bu ayki sayısında, Hamza Türkmen, ”Tevhidi uyanış süreci ya da İslamcılık” makalesiyle Osmanlı’dan günümüze İslamcılık algısını inceliyor, Ahmed Varol, “İslami oluşumlara bakış” yazısıyla İslam dünyasındaki İslami oluşumları gündemimize getiriyor. Ahmed Turgut Ulucak, ”İslami hareketin mücadele yöntemi nasıl olmalı?” derken, Ali Öner, “İslami hareketlerde ahlaki zafiyetler” yazısıyla İslami hareketlerdeki ahlaki unsurların önemine değiniyor, Hüseyin Kerim Ece, “İslami hareketler ve Hizbullah kavramı” yazısıyla çok önemli bir kavramı tahlil ediyor.


İrtibat:

www.vuslatdergisi.com

2008-06-18

"Vuslat" dergisi


Vuslat dergisi, Haziran sayısında "Kur'an'ın insanı güzelleştirmesi" konusunu kapağa taşımış. Konuyla ilgili olarak Mustafa Sezer'in "İnsanın Güzelleşmesi Ya Da Hayatın Merkezi'ne Allah'ı Yerleştirerek Yaşamak" başlıklı yazısı okuyucunun ilgisine sunulmuş.
Derginin önemli gündem maddelerinden biri de, Filistin'deki siyonist işgalin 60. yılı. Konuyla ilgili olarak Mehmet Pamak'ın "Filistin Topraklarında Siyonist Terör Devleti Kurulmasının 60. Yıldönümünde Ümmeti Vahiyle İnşa Sorumluluğumuz" başlıklı yazısı okuyucunun ilgisine sunulmuş.
Ayrıca "Kur'an'da İnsan Tipleri; Mü'min, Kafir, Münafık" başlıklı yazıyı Ahmed Kalkan'ın kaleminden, "Kur'an'ın Aydınlığında İnsan ve Aile" başlıklı yazıyı Ahmet Çağlayan'ın kaleminden, "Din Eğitiminde Sevginin Önem ve Gereği" başlıklı yazıyı Ahmet Avcı'nın kaleminden, "Allah İle Aldatmak Aldatmacası" İbrahim Küçük'ün kaleminden, "Müslümanlar Cahili Sisteme Kanat Olmamalı!" başlıklı yazıyı Şükrü Hüseyinoğlu'nun kaleminden, "Nehy-i Ani'l-Münker (Kötülüğe engel Olmak)" başlıklı yazıyı Hüseyin K. Ece'nin kaleminden, "Çocuğun Manevi İhtiyaçları" başlıklı yazıyı Dr. Mehmet Demir'in kaleminden okuyabilirsiniz.
Dergide Eğitimci-Yazar Ramazan Kayan'la "Vahiy Işığında Toplum ve Gençlik" üzerine ve Eğitimci-Yazar Şaban Piriş'le "Kur'an Işığında Müslüman" adlı kitabı üzerine söyleşiler de Vuslat'ın Haziran sayısında yer alan dosyalar arasında.

İrtibat: