rıhle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rıhle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2011-07-08

Modernite aileye ne kadar zararlı?


Temmuz 2011

Üç aylık yayın periyotuna sahip Rıhle dergisinin 12. sayısı çıktı. Dergi, Müslümanlara ait olmayan düşünme biçimleriyle hesaplaşmasına devam ediyor.

Üç aylık yayın periyotuna sahip dergiler arasındaki müstesna dergi Rıhle’nin yeni sayısı geçen hafta çıktı. Dergiyi bu hafta içerisinde kitapçılarda bulmak mümkün.

Her sayısında farklı tartışma konularını gündeme getiren ve bize yani Müslümanlara ait olmayan düşünme biçimleriyle hesaplaşmasına devam eden Rıhle, bu sayıda da geleneği bozmadı.

Şeyh Usame bin Ladin unutulmamış

Rıhle birçoklarının yapamadığını, entelektüel zırvalardan kurtulup da yapmaya cesaret edemediğini besmeleyle başlayan giriş yazısında yapmış. Hem de kendisini ve gündem ettiklerini çok anlamayan kişileri şaşırtacak şekilde: Şeyh Usame bin Ladin’in Amerikan terörizmi neticesinde inandığı dava uğruna, hem de milyonlarca dolarlık mal varlığına rağmen, mücadele ettiği şey uğruna şehadete ermesini (biz öyle umuyoruz, inşallah rabbimiz kabul buyurur) hatırlatarak başlamış. Onun mücadele yöntemini beğenip beğenmemenin başka bir şey olduğunu, her şeye rağmen onun inandığı bir davasının olduğunu ve bu dava uğruna tüm dünyalığıyla mücadele ettiğini vurgulayan giriş yazısında ayrıca şu vurgulanıyor: Naaşının İslamî usullere göre defnedilmek yerine denize atılması aslında Usame bin Ladin’e değil İslam’a ve Müslümanlara yapılmış bir hakarettir. Ve bu hakaretin sineye çekilmiş olması düşündürücüdür. Ayrıca Ebubekir Sifil hocanın gazetedeki köşesinden de hatırlattığı gibi Ladin’in sivillere yönelik eylemleri tasvip etmediğini, bu konuda şehid Abdullah Azzam gibi düşündüğü için ailesini Afganistan’dan çıkardığı da bilinen bir gerçektir. Bunu Rıhle’nin de altını çizdiği bir nokta olması hasebiyle söylüyorum.

Modernitenin kıskacındaki aile

Cemaatle birlikte ancak varlığını fizik gerçekliğe dönüştüren İslam, buna hiç kuşkusuz aileden başlamaktadır. Bundan ötürü Rıhle, modernitenin-postmodernitenin altını oyduğu aile kurumunu özelde de kadın meselesini masaya yatırmış. Ebubekir Sifil hoca, ‘Kadın Fitnesi’ başlıklı yazısıyla katkıda bulunurken, Nazife Şişman hep tartışılan kadının dönüşümü meselesinin farkına vardırmaksızın erkeğin kavvamlık görevini unutturduğunu/dönüştürdüğünü irdelediği ‘Erkek kimliği ve Aile’ başlıklı yazısıyla bu konuya dikkat çekiyor. Sadece bu kadar değil, ayrıca Şeyhülislam M. Sabri Efendi’nin kadın ve aile konusundaki görüşlerini anti-modernist İslamcı söylemin tutarlılığını sorgulayarak değerlendirildiği “M. Sabri Efendi’nin Kadın ve Aile Konusunda Modernistlere Cevabı” başlıklı makale ve birçok farklı yazı mevcut.

Yaşayan ulemalar da Rıhle’de

Rıhle’yi diğer dergilerden ayıran birçok vasfı var. Fakat bunların belki de en önemlisi her sayısında çağımızda yaşayan ulemaları da sayfalarına konuk etmesi. Bu geleneğini de devam ettiriyor bu sayıda. Hindistan ulemasından Ebu’l Hasen Ali. Nedvi’nin yeğeni muhterem Selman en-Nedvî hoca ve Lübnan müftüsü muhterem Muhammed Reşid Kabbânî bu sayıda derginin konuğu olmuş.


Kadir Mısırlıoğlu ile Gemuhluoğlu’ndan Cemil Meriç’e…

Bu sayıda Kadir Mısırlıoğlu ile uzun ve hoş bir söyleşi gerçekleştirilmiş. Söyleşiyi okurken bazı ufak şoklara hazırlıklı olmalısınız. Zira Mısırlıoğlu bazen hiç ummadığınız kişiler hakkındaki şahitlikleriyle sizi sarsabilir. Necip Fazıl’dan, Fethi Gemuhluoğlu’na, Cemil Meriç’ten Mehmet Akif’e kadar birçok isim için bu uyarım geçerli. Derginin bu sayısında kendisiyle uzun bir söyleşi gerçekleştirdiği Kadir Mısırlıoğlu da artık Rıhle’nin yolcuları arasında. Değerli adamların gündem edildiği Tezâkir bölümünü bundan böyle Mısıroğlu yazacak.

Konu dışı yazılar

Konu dışı yazıları da şöyle sıralayabiliriz: “Mustafa İslamoğlu’nun Eşarîlik Sendromu” başlıklı yazısıyla Talha Hakan Alp hoca bu sayının “İntikâd”ında, ayrıca “Hanefi Mezhebinin Rical ve Kitabiyatına Dair Bazı Tetkikat” başlıklı önemli makalesiyle Abdülkadir Yılmaz hoca; “Küreselleşme, İnsan Hakları ve İnsanî Müdahale: Gayri Meşru Hukuktan Medet Ummak” başlıklı yazısıyla Erdal Kurgan; “XIX. Yüzyılda Filistin'de Arazi Satışları ve Osmanlı Devleti'nin Tutumu” başlıklı yazısıyla İbrahim Buazzî ve Evlâdiyelik başlıklı yazısıyla Sakine Akça yazısıyla dergiye katkıda bulunmuşlar.

Rıhle ilim yolculuğuna devam ediyor, hem de kendisine bu uzun yolda katılmak isteyen herkese kapılarını açarak.



Siyabend Araslı

2010-12-12

'Rıhle' dergisi der ki: Dünyevileşme !

10. sayısıyla okuyucunun karşısına çıkan Rıhle dergisi, Müslümanlara tebelleş olan dünyevileşme olgusunu masaya yatırıyor.

Meselenin hassasiyeti, “dünyevîleşme” dediğimiz durumun –kelimenin bütün anlam boyutlarıyla– “letafetinden” kaynaklanıyor. Dünyevîleşmenin bir “problem” olduğu ve bu problemin hangi süreçler sonucunda hayatımıza “temel belirleyici” olarak nüfuz ettiği konusu henüz hak ettiği ölçüde ilgimizi çekmiyor. Zira o, hayatımıza derinlemesine nüfuz etmiş olması itibariyle “var”; ama kendisini kolay ele vermemesi, varlığını hissetmemizi sağlayan mekanizmaları en rafine metotlarla devre dışı bırakması ve adeta bilincimizi dumura uğratan bir “uyuşturucu” etkisiyle bizi “fark ettirmeden” kendisine bağlaması itibariyle “yok”!

Modern zamanların postmodern aşamaya evrildiği günümüzde insanlık olarak içinde bulunduğumuz durumu farklı kelimelerle ifade etmek mümkün. Ama şu bir gerçek ki, durumu ifade etmek için hangi kelimeyi kullanmayı tercih edersek edelim, hakikat değişmeyecektir: Yaşadığımız durum tam anlamıyla “dünyevîleşme”dir!

“Dünya hayat”ın mutlaklaştırılması, insanın heva ve heveslerinin meşruiyetin hem biricik kaynağı, hem de biricik ölçüsü olarak hayatın merkezine yerleştirilmesi, insanlık dışındaki âlemlerin, öte dünyanın ve manevî değerlerin şu veya bu tarzda yok sayılması dünyevîleşme olgusunun dışavurumları olarak işaretlenmesi gereken olgulardır.

Rıhle bu sayıda işte bu “latif tehlike”ye dikkat çekiyor.

Bu sayının ilk yazısı Ebubekir Sifil hocanın “Kutsalın Postmodern Tanımı ya da Seküler Dindarlık” başlıklı makalesi. Hoca bu makalede Müslüman zihinlere tebelleş olan sekülerleşme/dünyevileşme sürecini ve bu sürecin belirleyiciliğinde ortaya çıkan din yaklaşımlarını masaya yatırıyor ve mevzuyla ilgili mühim tesbitler yapıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi hocalarından Bedri Gencer hoca “Seküler Gelenekten Seküleristik Modernliğe” başlıklı makalesinde farklı bir kavramsal zemin kurguluyor, daha doğrusu birtakım temel kavramların yaygın anlamlarının tartışmalı olduğu tezini işleyerek mühim tesbitlerde bulunuyor. “Dünyevîleşme “Hayatımızın Öncelikleri” Krizini İşâretler” başlıklı makalesinde Serdar Demirel hoca telakkide modern olmakla modern çağda yaşamak arasındaki farkı, Zihniyet alanında yaşanan modern değişimlerin dünyevîleşmeyi nasıl tetiklediğini ve yaşanan zihinsel dönüşümü anlatıyor. “Örfle Muamma Arasında Sıkışıp Kalan Sekülerizm/Dünyevilik” başlıklı makalesinde Suheyb Öğüt dünyevileşme konusuna farklı bir perspektiften yaklaşıyor.

Çok değerli üstad/düşünür Abdurrahman Arslan’ın yanısıra bu sayının soruşturma dosyasına Yemenli âlim Hasan Makbulî el-Ehdel hoca, Ankara üniversitesi ilahiyat fakültesi öğretim görevlisi Mehmet Bayraktar hoca, Washington Din İşleri Müşaviri Mehmet Paçacı hoca ve ve geçirdiği ağır bir kalp rahatsızlığı sebebiyle şu an hastanede tedavi görmekte olan Salim Öğüt hoca yazılarıyla katkıda bulundular.

Bu sayının “Mülakat” bölümünde Şaban Teoman Duralı hoca ile yaptığımız, önemli tesbitleri havî sıcak bir sohbet; “Bediiyat” bölümünde Fevzi Günüç hocanın “Ruh ve Beden Dengesinde Hat Sanatının Rolü” başlıklı yazısı ve “İntikad” bölümünde Ahmed Tahir Dayhan hocanın “Sahâbeyi Ayırmamak” başlıklı tenkit yazısı var. “Tezakir” bölümünde ise Fatih Dersiam Mücîzlerinden Merhum (Mustafa) Şevket Efendinin hayatı, Manastırlı İsmail Hakkı’nın kaleminden Rıhle okurlarına sadeleştirilerek sunuldu.

Bu sayıya ayrıca Talha Hakan Alp hoca “Muhammed Imara ve Modern Dönem Arap İslam Düşüncesi Üzerine Mülahazalar” başlıklı yazısıyla, Fatih Güldal “Âmin Alayı” başlıklı yazısıyla, Erdal Kurgan “Postmodernizm, Din Ve Kafa Karışıklığı” başlıklı yazısıyla ve Murat Türker “Selefi Tezyife Reddiye veya Farklı Bir Saltanat Analizi” başlıklı yazısıyla katkıda bulundular.

İrtibat:
Daruşşafaka Cd. Başmüezzin Sk. No: 2
Fatih - İstanbul
0212 531 50 30 - 631 24 43
bilgi@darulhikme.org.tr

2010-07-26

'Rıhle' dergisi

Nisan/Haziran 2010

“Ahir zaman”dan sonra “ahiret”i dosya konusu olarak işlemenin uygun olacağı düşüncesiyle “Ahirete Yakînen İman” konusunu ele alıyoruz.

Kur’an-ı Kerim’de “Allah’a iman” meselesinin zikredildiği ayetlerin pek çoğunda “ahirete iman”ın ona eşlik ettiği dikkat çekiyor. Dünya hayatının ancak yakin mertebesinde bir ahiret inancıyla istikamet üzere yaşanabileceği gerçeğinin en belirgin ifadesi bu olsa gerek…

İçinde yaşadığımız zaman diliminde ahiret inancıyla ilgili pek çok “arızalı yaklaşım” mevcut. Bunların bir kısmı “ötekine” bakan yüzümüzde ortaya çıkarken, bir kısmı bünyeye “iç hastalık” vasfıyla arız olmuş durumda.

Ahiretteki nihaî kurtuluşun çerçevesi ve şümulü ile ilgili modern savrulmalar arızanın birinci boyutunu teşkil diyor. Nihaî kurtuluş ve kazancın Ümmet-i Muhammed yanında –”tedarik edilmiş” belli şartları taşımaları halinde– Kitap ehlini de kapsayacağı görüşünün –Ehl-i Sünnet bir yana– tarih içinde herhangi bir İslamî fırka tarafından gündeme getirildiğinden haberdar değiliz. Dinlerarası Diyalog sürecinin inkâr edilemez bir biçimde katkıda bulunduğu bu savrulmanın “iman-küfür” sınırını berhava ettiğini ayrıca belirtmeye gerek yok!

Öte yandan, içine çektiği her anlamı buharlaştıran “sekülerleşme” süreci, ahiret bilincimizi de flulaştırıyor. Ahirete inandığını söyleyen, ancak hayatında bu inancın herhangi bir tezahürüne rastlanmayan, takva, zühd, istiğna… gibi kavramları sürgüne göndererek dünya hayatını gayrı müslimlerin algıladığı gibi algılayıp onlar gibi dizayn eden insan tipine bu kadar yoğun rastlanması hayra alamet değil…

Kur’an ahiret hayatını ana hatlarıyla zikretmişse, resmi somutlaştıran ve belirgin kılan unsurlar da Sünnet’te ifadesini bulmuştur. Yukarıda dile getirdiğimiz ikinci arıza tam da bu noktada kendisini gösteriyor. Sünnet-i Seniyye konusunda bilincimizde oluşturulan kara delikler bir yandan Sırat, Mizan, Şefaat, Kabir azabı… gibi hususlarda inkâra dayalı bir algı tarzının oluşmasına sebebiyet verirken, diğer yandan tarihsel teşbih/tecsim arızasını su yüzüne çıkarıyor.

Bütün bu hususlarda müstakim Müslümanlığın kırmızı çizgilerini, Sahabe’den devralınan İslam algısını bir kere daha ve ciddiyetle düşünmek, hatırlamak ertelenemez bir vecibe durumundadır.

Meselenin bütün boyutlarını kuşatmasına dikkat ettiğimiz dosya yazılarını ilgiyle okuyacaksınız.

Bu sayıda yer alan ilk yazı Editörümüz Ebubekir Sifil hocanın “Yüzü Âhirete Dönük Yaşamak” başlıklı makalesi.

Dâru’l-Hikme hocalarından Talha Hakan Alp, “Ahiret Hayatının Mahiyeti: Haşrın Cismânîliği Meselesi” başlıklı makalesinde Ahiret hayatının mahiyetine dair izahata esas teşkil eden haşr-ı cismânî meselesini ve dirilişin hem beden hem ruhla mı, yoksa sadece ruhla mı olacağı konusunu ele aldı. Yine Dârul-Hikme hocalarından Abdülkadir Yılmaz hoca “Kur’ân Kıraatinin Ölü İçin Sevap Değeri” başlıklı makalesinde ilgili konuyu dört mezhebe göre ele alarak Ehl-i Sünnet’in meseleye bakışını netleştirmeyi hedefledi. Kur’an ve Hadîsler Işığında Şefaat İnancımız” başlıklı yazısında Yener Öztürk hoca (prof. dr.) şefaat meselesini mercek altına aldı. Reenkarnasyon konusundaki çalışmalarıyla bilinen Veysel Güllüce hoca (prof. dr.) “Reenkarnasyon İddiaları Karşısında Kur’ân-ı Kerîm” başlıklı makalesinde Reenkarnasyon iddialarını Kur’ân merkezinde bir değerlendirmeye tâbi tuttu. Ürdünlü değerli ilim adamı Said Fude hoca âhiret ahvâliyle ilgili hadisleri nasıl anlamamız gerektiğine dair bir makâleyle Rıhle’ye önemli bir katkıda bulundu.

Bu sayının soruşturma dosyasına katkı veren hocalarımız, Süleyman Toprak hoca (prof. dr.), Ürdün Üniversitesi hocalarından Râcih el-Kürdî (prof. dr.) ve İsa Rabîh (prof. dr.).

Bu sayının Mülakat bölümünde yine, muhterem Emin Saraç hocaefendi ile yaptığımız sıcak sohbetin devamını yayınlıyoruz. Geçen sayıda başlayan ve bu sayıda da devam eden, Türkiye yakın tarihindeki ilim ve davet çalışmalarına dair bu mülakatı ibret ve keyifle okuyacağınızı umuyoruz.

Bu sayının serbest makaleler bölümüne ise Murat Türker, Emre Yazıcı, Levent Kum ve Fatih Güldal yazılarıyla; katkıda bulundu.

Dergide ayrıca, Dâru’l-Hikme hocalarının katıldığı, “Kabir Azabı” konulu uzun bir yuvarlak masa toplantısını yayınlıyoruz. Kabir azabıyla ilgili hemen her konunun tartışıldığı bu açıkoturumu beğeniyle okuyacağınızı umuyoruz.

Nice yeni sayılarda buluşmak duasıyla sizleri Allah’a emanet ediyoruz.

Çalışmak bizden; muvaffakiyet Allah’tandır.

2008-08-29

"Rıhle" dergisi


"Varlığın anlamına, eşyanın hakikatine, köklerimize..."

Rıhle Dergisi

3 Aylık İlim Kültür Sanat ve Medeniyet Dergisi Rıhle'nin ikinci sayısı çıktı
Rıhle "yolculuk/seyahat" demek. Rıhle Dergisi EBUBEKİR SİFİL yönetiminde SÜNNET SAYISI ile ilim yolculuğuna devam ediyor.

Derginin ikinci sayısından bazı başlıklar şöyle:

Modern insanın zihin durumu ve SÜNNET ALGISI, Ebubekir Sifil
İsmet Özel’den İlahiyatçılara Ders (İsmet Özel'le, son dönemde gündem ettiği konulardan farklı bir konuda, "Kırk Hadis" kitabı üzerine nefis bir söyleşi gerçekleştirilmiş. İsmet Özel, özellikle "Kırk Hadis" adlı kitabında ortaya koyduğu muhkem duruşunu yeniden ifade etmiş).
Risale-i Nur'da Hadis Vurgusu, Murad Türker
"Modern İslamcı Kadın Hareketleri ve Kubeysî Hanımlar" başlıklı yazısında Ömer Faruk Tokat Modern Hayata Meydan Okuyan Kadınları, Kubeysiyat'ı yazmış. Tokat'ın yazısı, Kubeysî hanımlar hareketiyle ilgili Türkçe'deki ilk yazı.
Son Şeyhulislam MUSTAFA SABRİ EFENDİ, M. Turan Kışlakçı
Ayrıca Türkiye ve İslam dünyasından yazarlar:
Dâru'l-Hikme'den Talha Hakan Alp, M. Fatih Kaya, Zekeriya Güler Hoca,Mustafa Özcan, Mustafa Armağan, Muhammed Salih el-Gursî, Suriyeli ilim adamları Muhammed Acâc el-Hatip ve Nuruddîn Itr hocalar ve diğerleri.

İrtibat:
http://www.rihledergisi.com