edebiyat dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013-07-26

Nuri Pakdil Edebiyat Dergisini anlattı: "Devrimci ve İslamcı..."




















Türk edebiyatının duayen ismi Nuri Pakdil, ender rastlanan mülakatlarından birini verdi. Pakdil, bir döneme damgasını vuran Edebiyat Dergisini anlattı: "Devrimci ve İslamcı..."

Türk edebiyatı ve fikir hayatının üretken bir o kadar da özgün ismidir Nuri Pakdil... Kahramanmaraş'ta daha lise yıllarında çıkardığı Hamle dergisiyle dikkatleri üzerine çekti. Şiir, deneme ve oyunlarıyla nice kuşakları etkiledi. Günümüzün 'muhalif ve devrimci entelektüeli' Pakdil, bir döneme damgasını vuran Edebiyat dergisini Cihan Medya Haber Dergisi'ne anlattı.
"Edebiyat dergisiyle, yurdumuzda, yerliyeni bir edebiyatın gelişmesine, boy atmasına çalışıldı." diyor Nuri Pakdil.
Pakdil, İstanbul'da bulunduğu 1964 yılında, yurtdışında bulunan Fethi Gemuhluoğlu'ndan aldığı bir mektubu anarak, "... Onurlandığım mektuplarının birinde, bir sanat dergisi çıkartmamı, birtakım arkadaşlarla bu derginin çevresinde toplanmamızı buyuruyordu (Edebiyat dergisinin tohumu belki de 1964'lerde düşmüş oldu içime)." der, 'Bağlanma' adlı eserinde.
Allah inancı ile Önder bağlılığından kaynaklanan evrensel ısıyı, dostluk coşkusunu bir varoluş sevinci olarak sunmak için insanlığa; Edebiyat'ın ilk sayısı Şubat 1969'da yayımlandı.
Edebiyat dergisinin gazete boyutunda yayımlandığı birinci dönemi, Ağustos-Aralık 1969 ayları için çıkan bir özel sayı ile (sayı: 7-12) tamamlandı. Bu özel sayı, derginin kitap yayınlarının yakında başlayacağı müjdesini de veriyordu.
Dergi, ikinci dönemine Mayıs 1970'te (sayı: 12+1) boyutlarını küçülterek, fakat sayfa sayısını artırarak girdi. Nisan-Kasım 1970 ayları için çıkan bir özel sayı (12+7) bu dönemin son sayısı oldu.
Bir yıl aradan sonra, Kasım 1971'de üçüncü dönemine başlayan derginin sayı numaraları 19+1... şeklinde devam ettiTemmuz-Eylül 1972 ayları için çıkan bir özel sayı ile (19+7, 8, 9) buüçüncü dönem de tamamlandı. Bu tarihten sonra Edebiyat beş ay çıkmadı. Ancak bu süre içinde, biri Nuri Pakdil'in "Batı Notları" olmak üzere 3 kitapla Edebiyat Dergisi Yayınları hayatadevam etti.
Çıkışın amacı "Sanatla başladı yurdumuzda yabancılaşma; gene sanatla kalkacağız ayağa" şeklinde özetlenir. İnsanımız sarsılacak, uyandırılacak ve onlarla birlikte düşünce düşmanlarına karşı konulacak... Yerli edebiyatın, yerli düşüncenin varoluş savaşı olacaktı bu.
Dergi, dördüncü dönemine Nisan 1973'te girdi. Bu dönemde sayı numaraları 1'den başlayarak yeniden verilmeye başlandı ve 19 ayda 10 sayı çıktı. Yeni dönemde yeni kitaplar da yayımlanmaya devam etti. Dördüncü dönemde 3'ü Nuri Pakdil'in "Biat", "Umut", "Harikalar Tablosu (Jacques Prévert'den çeviri)" olmak üzere 8 kitap yayımlandı.
Bu dönemle birlikte derginin logosunda ve künyesinde önemli değişiklikler oldu. Derginin logosu yenilendi; 'sahibi ve sorumlu yönetmeni' artık künyede de Nuri Pakdil'dir. Bu dönemde derginin ideolojik duruşunun künyeye yansımasına da tanık oluyoruz: "Tüm banka ve içki ilanları alınmaz".
Beşinci dönemine Şubat 1975'te, çıkışının yedinci yılında başlayan Edebiyat'ın sayı numaraları, önce 1'den başlatıldı. 25. sayıdan itibaren numaralandırma, önceki 72 aylık dönemde çıkan sayıların toplamına eklenerek 38+25 şeklinde verildi.


BİR UYGARLIĞIN VAROLUŞ SAVAŞININ ADIYDI...
Edebiyat dergisinin yayımında zaman zaman aksamalar oldu; düzenli çıkarılamadı. Çok güç koşullar altında süren bir eylem oldu. Manevi ve maddi bunalımlar gelip geçti. Ancak Edebiyat, asla hiçbir kişiye, hiçbir zümreye, hiçbir örgüte, hiçbir şirkete, hiçbir menfaat grubuna sırtını dayamadı. Edebiyat Dergisi; açık alınla, onurla, kendi özgün ve lekesiz çizgisinde devinmeyi sürdürmüş. Zorluklara, "Tüm çemberleri, edebiyat kıracaktır sonunda; bağımlılığın çemberlerini" sözleriyle karşı konulur.
Nuri Pakdil'in "bir yalım gibi yüzümüze vuruyor" dediği çalışma isteğiydi bu zor girişimi bugünlere taşıyan. Çünkü o, "saatini toprağa ayarlayıp başlamıştı yürümeye". Çünkü "Edebiyat, bir uygarlığın varoluş savaşının adıydı."
Bu kavga sürdürülürken, tüm dünya edebiyatıyla da ilgilenilmiş, örnekler verilmiştir onlardan; ama Batı'nın çürümüşlüğünü, kokuşmuşluğunu açıklayan, gösteren eleştirel bir tutumla. Böylece, 1923'ten sonraki devrimlerin kökenindeki Batıcılığın tutarsızlığı da saptanmış oluyordu bir bakıma.
Beşinci dönemin başlangıcından, Şubat 1984'e kadarki 9 yıllık sürede de, 14'ü Nuri Pakdil'in "Ay Operası (Jacques Prevert'den çeviri)", "Çağdaş Arap Şiiri-Güldeste", "Biat II", "Bağlanma", "Korku", "Bir Yazarın Notları I", "Bir Yazarın Notları II", "Put Yapımevleri", "Biat III", "Bir Yazarın Notları III", "Kasırganın Çatırtıları (Eugene Guillevic'ten çeviri)", "Bir Yazarın Notları IV", "Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş" ve bu dönemin son kitabı "Edebiyat Kulesi" olmak üzere 34 kitap yayımlandı.
Edebiyat dergisiyle, bir sanatsal girişim olarak, hayatın her alanındaki olumsuzluklar gündeme taşındı. Bireye ilişkin, topluma ilişkin, toplumlara ilişkin, kente ve doğaya ilişkin maddi ve manevi anlamda insana yansıması olan her olgu üzerinde duruldu, irdelendi.
Edebiyat'ın Aralık 1984 sayısında (38+119) Nuri Pakdil'in kısa bir açıklaması yer alıyor: "... Beşinci dönemin 111 ayı boyunca hiç olmayan 'ara' aksama bu 1984 yılında tam dört kez oldu. Şimdi bu sayıyı Edebiyat'ın Mayıs 1984, Haziran 1984, Kasım 1984 ve Aralık 1984 sayılarının tümü için çıkarıyorum. İçinde bulunduğum koşullarda, ancak böyle tamamlayabiliyorum 1984'ü".
Ve bu açıklamayla Edebiyat yayımına ara verdi; Nuri Pakdil'in deyimiyle "başka bir zaman ve mekânda da olsa" yeniden yayımlanmak üzere...
13 yıl sonra, 28 Şubat 1997 tarihinde, Edebiyat Dergisi Yayınları yeniden kitap yayımlamaya başladı. 1984 öncesinde yayımlanan kitapların yeniden çalışılmış basımlarıyla birlikte yayımlanan kitap sayısı 30 oldu.
Edebiyat dergisi yaklaşık 30 yıldır yayımlanmıyor ama yaşıyor: Edebiyat, boyun eğmemişliğin erincini, onurunu yaşıyor. Nuri Pakdil, yaşanan süreci "Her şeyi attım üstümden / Elimde bir kitap kaldı" dizeleriyle özetliyor.
İslam inancı ve kültürüyle büyüyen Pakdil'in kafasında hep içinde bulunduğu değerler ve kültürü fikri olarak yaşatacak bir dergi çıkarma düşüncesi olur. Derginin sanat ve edebiyat bağlamında olmasını isteyen Nuri Pakdil, arkadaşlarıyla uzun görüşmeler ve toplantılarla fikri olgunlaştırmaya çalışmış. Uzun ve yorucu fikir toplantılarının ardından dergi çıkarmaya karar verir.
Nuri Pakdil, dergi için yaptıkları ilk toplantıyı tam hatırlayamıyor. Rasim Özdenören, Akif İnan, Erdem Bayazıt, Alaaddin Özdenören, Hasan Seyithanoğlu gibi isimler toplantılara sürekli katılan isimler. Pakdil, toplantılar sonucunda dergiyi sürekli bir araya geldiği arkadaşlarıyla çıkarmaya karar veriyor. Edebiyat'ın Şubat 1969'da yayımlanan ilk sayısının birinci sayfasında Nuri Pakdil ve Rasim Özdenören'in birer makaleleri ile Erdem Bayazıt'ın bir şiiri yayınlanıyor. Nuri Pakdil birinci sayıdaki ilk yazısında 'Kalemin Yükü' isimli bir makale kaleme alıyor. Rasim Özdenören ise ilk sayıda 'Yeni Dönemle' başlıklı yazısını yayımlıyor.
Edebiyat Dergisi'nin ilk sayısı, gazete boyutunda, saman kâğıda ve 4 sayfa olarak yayımlandı. Derginin finansmanı ise derginin çıkışına karar veren ve çalışmalarıyla derginin içinde olan insanların maaşlarından ayırdığı harçlıklarını birleştirmesiyle oluştu.
Edebiyat Dergisi'nin ilk sayısı Nüve Matbaası'nda basıldı. Daha sonraları Üçhilal adında bir matbaada basılmaya başlandı. Matbaanın adı Nuri Pakdil'in önerisiyle Çağdaş Basımevi olarak değiştirildi.
Uzun ve yoğun fikir teatileriyle geçen toplantılarda Nuri Pakdil, dergi için 'Gökçe Yazın' ismini önerdi. Toplantılar sonrası dergi Edebiyat olarak yayım hayatını başladı.
Edebiyat dergisi sahibi ve sorumlu yönetmeni Erdem Bayazıt olarak çıktı. Dergide ilan edilmemekle birlikte, ilk sayıların oluşturulmasında yazısı çıkan isimler Yayın Kurulu gibi çalışmış. Bu isimler Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Akif İnan ve Cahit Zarifoğlu.
Edebiyat, aylık bir dergi olarak çıktı. Derginin ilk sayısı Şubat 1969'da, son sayısı da Aralık 1984'te yayımlandı. Zaman zaman yayımına ara vermekle birlikte, 15 yıl yayımlandı. Toplam olarak da 38+119 sayı yayımlandı.
Edebiyat dergisi Nuri Pakdil tarafından 'devrimci, İslamcı bir dergi' olarak konumlandırıldı. Sanattan ve edebiyattan anlayan herkes ise derginin hedef kitlesi olarak kabul edildi.
Derginin genel yayın yönetmenliğini her dönem Nuri Pakdil yaptı. Derginin ilk yazı işleri müdürü ise Ahmet Bayazıt. Yazı işleri müdürleri, idari bir gereklilik olduğu için zaman zaman değişti.
SOLCULAR ANLAMAZ, SAĞCILAR ÜRKER UZAK DURUR
Sağ ve sol fikir hayatı dergiden uzak durmayı kendilerine yeğler. Edebiyat çıktığında önce büyük bir şaşkınlık olur; dili bakımından şaşılır Edebiyat'a. Adeta solcuların dili alınır ve dinîleştirilir bu dil. Solcular ilgilenir ama susarlar, anmazlar. Sağ çevre de ürker, uzak durur. Edebiyat, ortada bir dergi olarak devam eder yoluna...

Sağ ve sol fikir hayatı Edebiyat'tan uzak durmayı yeğlese de dergi zaman içinde bir okul gibi çalışmaya başladı. Edebiyat'ı ilk çıkaran Akif İnan, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören gibi isimlere yenileri eklendi. Kamuoyunun yakından tanığı Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da Edebiyat okulunda bulunanlardan. İsmail Kıllıoğlu, Bahri Zengin, Mehmet Ragıp Karcı, Osman Sarı, Atasoy Müftüoğlu, Mustafa Miyasoğlu, Arif Ay, Turan Koç, Hüseyin Su, Ali Karaçalı, Ali Göçer, İbrahim Demirci, Mevlüt Ceylan, Duran Boz, Necip Evlice, Atıf Bedir, İrfan Çevik gibi isimler, Edebiyat'ta sürekli yazdılar.
12 EYLÜL DARBESİ DERGİNİN YAYININI DUDURMASINA NEDEN OLDU
12 Eylül darbesinin bir sonucu olarak insanlar darmadağın olur; okumaz, yazmaz olurlar âdeta. Önceleri büyük bir dayanışma içinde olan insanlar, giderek bireyselleşir ve iş-güç peşinde Ankara'dan ayrılırlar. Böylelikle, bir iki kişinin dışında, derginin çıkarılmasını sağlayacak kimse kalmaz Nuri Pakdil'in yanında. Derginin yayınını durdurması kaçınılmaz olur.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in ve Anna Masala'nın Edebiyat'ın yönetimevine gelmiş olmaları önemli ve unutulmazdır.
Nuri Pakdil için, Edebiyat'ın çıktığı sürece yaşanan her an önemlidir ve unutulmazdır. Kendi deyişiyle "Hiçbir anını unutmamıştır ki..."


Kaynak: Cihan Haber Dergisi

2012-01-31

Edebiyat Eylemi ve Nuri Pakdil Sempozyumu

Nuri Pakdil'i konuşma, anlama/anlatma zamanı

Düşünce ve edebiyatımızın özgün kalemi Nuri Pakdil, İstanbul'da düzenlenen bir sempozyumla gündeme gelecek.

İlk ikisi, Kahramanmaraş ve Ankara'da gerçekleştirilen 'Nuri Pakdil Sempozyumları'nın üçüncüsü, 4 Şubat'ta İstanbul'da Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Salonu'nda yapılacak. Sempozyumu Hece dergisiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü birlikte düzenliyor. Nuri Pakdil ve Edebiyat dergisi düşüncesinden beslenen yazar ve araştırmacıların konuşmacı olarak katılacağı sempozyumda Edebiyat dergisi ve Nuri Pakdil'in düşüncesi, dünya, insan ve toplum algısı tartışılacak.


4 Şubat 2012
Cumartesi, Saat: 12.00
Bahçeşehir Üniversitesi
Beşiktaş

2011-09-19

Edebiyat Dergisi


BİR VAROLUŞ SEVİNCİ : EDEBİYAT DERGİSİ

Nuri Pakdil, İstanbul'da bulunduğu 1964 yılında, o tarihte yurtdışında bulunan Fethi Gemuhluoğlu'ndan aldığı bir mektubu anarak, "… Onurlandığım mektuplarının birinde, bir sanat dergisi çıkartmamı, birtakım arkadaşlarla bu derginin çevresinde toplanmamızı buyuruyordu (Edebiyat dergisinin tohumu belki de 1964'lerde düşmüş oldu içime)." der, "Bağlanma"da.

Edebiyat'ın ilk sayısı Şubat 1969'da yayınlandı: Sitemizin güncellendiği tarih itibariyle, 33 yıl 9 ay önce. Tanrı inancı ile Önder bağlılığından kaynaklanan evrensel ısıyı, dostluk coşkusunu bir varoluş sevinci olarak sunmak için insanlığa. Edebiyat dergisinin gazete boyutunda yayınlandığı birinci dönemi, Ağustos-Aralık 1969 ayları için çıkan bir özel sayı ile (sayı: 7-12) tamamlandı. Bu özel sayı, derginin kitap yayınlarının yakında başlayacağı müjdesini de veriyordu.

Dergi, ikinci dönemine Mayıs 1970'te (sayı: 12+1) boyutlarını küçülterek, fakat sayfa sayısını artırarak girdi. Nisan-Kasım 1970 ayları için çıkan bir özel sayı (12+7) bu dönemin son sayısı oldu.

"Sanatla başladı yurdumuzda yabancılaşma; gene sanatla kalkacağız ayağa"
Bir yıl aradan sonra, Kasım 1971'de üçüncü dönemine başlayan derginin sayı numaraları 19+1... şeklinde devam etti. Temmuz-Eylül 1972 ayları için çıkan bir özel sayı ile (19+7,8,9) bu üçüncü dönem de tamamlandı. Bu tarihten sonra Edebiyat beş ay çıkmadı. Ancak bu süre içinde, biri Nuri Pakdil'in "Batı Notları" olmak üzere 3 kitapla Edebiyat Dergisi Yayınları hayata geçirildi.

Edebiyat dergisiyle, yurdumuzda, yerli, yeni bir edebiyatın gelişmesine, boy atmasına çalışılıyordu. Çıkışın amacı da buydu. İnsanımız sarsılacak, uyandırılacak ve onlarla birlikte düşünce düşmanlarına karşı konulacaktı. Yerli edebiyatın varoluş savaşı olacaktı bu.

Dergi, dördüncü dönemine Nisan 1973'te girdi. Bu dönemde sayı numaraları 1'den başlayarak yeniden verilmeye başlandı ve 19 ayda 10 sayı çıktı. Yeni dönemde yeni kitaplar da yayınlanmaya devam etti. Dördüncü dönemde 3'ü Nuri Pakdil'in "Biat", "Umut", "Harikalar Tablosu (Jacques Prévert'den çeviri)" olmak üzere 8 kitap yayınlandı.

Bu dönemle birlikte derginin logosunda ve künyesinde önemli değişiklikler görüyoruz. Derginin logosu yenilenmiştir; 'sahibi ve sorumlu yönetmeni' artık künyede de Nuri Pakdil'dir. Bu dönemde derginin ideolojik duruşunun künyeye yansımasına da tanık oluyoruz : "Tüm banka ve içki ilanları alınmaz".

"Tüm çemberleri, edebiyat kıracaktır sonunda; bağımlılığın çemberlerini"
Beşinci dönemine Şubat 1975'te, çıkışının yedinci yılında başlayan Edebiyat'ın sayı numaraları, önce 1'den başlatıldı. 25. sayıdan itibaren numaralandırma, önceki 72 aylık dönemde çıkan sayıların toplamına eklenerek 38+25 şeklinde verildi.

Edebiyat dergisinin yayımında zaman zaman aksamalar oldu. Düzenli çıkamadı. Çok güç koşullar altında süren bir eylemdi bu. Manevi ve maddi bunalımlar gelip geçti. Ancak, Edebiyat, asla hiçbir kişiye, hiçbir zümreye, hiçbir örgüte, hiçbir şirkete, hiçbir menfaat grubuna sırtını dayamadı. Edebiyat Dergisi; açık alınla, onurla, kendi özgün ve lekesiz çizgisinde devinmeyi sürdürdü.

Nuri Pakdil'in "bir yalım gibi yüzümüze vuruyor" dediği çalışma isteğiydi bu zor girişimi bugünlere taşıyan. Çünkü, o, "saatini toprağa ayarlayıp başlamıştı yürümeye". Çünkü, "Edebiyat", bir uygarlığın varoluş savaşının adıydı.

Bu kavga sürdürülürken, tüm dünya edebiyatıyla da ilgilenilmiş, örnekler verilmiştir onlardan; ama batının çürümüşlüğünü, kokuşmuşluğunu açıklayan, gösteren eleştirel bir tutumla. Böylece, 1923'ten sonraki devrimlerin kökenindeki batıcılığın tutarsızlığı da saptanmış oluyordu bir bakıma.

Diğer yandan, uygarlık değişikliğiyle Türk ulusunun kopartıldığı Ortadoğu, Afrika uluslarının yazarlarından, şairlerinden yapılan çeviriler, bu ulusların sanatçılarının birbirlerinden habersiz birbirleriyle adetâ bütünleştiklerini gösterdi.

Beşinci dönemin başlangıcından, Şubat 1984'e kadarki 9 yıllık sürede de, 14'ü Nuri Pakdil'in "Ay Operası (Jacques Prevert'den çeviri)", "Çağdaş Arap Şiiri-Güldeste", "Biat II", "Bağlanma", "Korku", "Bir Yazarın Notları I", "Bir Yazarın Notları II", "Put Yapımevleri", "Biat III", "Bir Yazarın Notları III", "Kasırganın Çatırtıları (Eugene Guillevic'ten çeviri)", "Bir Yazarın Notları IV", "Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş" ve bu dönemin son kitabı "Edebiyat Kulesi" olmak üzere 34 kitap yayımlandı.

"Her şeyi attım üstümden / Elimde bir kitap kaldı"

Edebiyat dergisiyle, bir sanatsal girişim olarak, hayatın her alanındaki olumsuzluklar gündeme taşınmıştır. Bireye ilişkin, topluma ilişkin, toplumlara ilişkin, kente ve doğaya ilişkin maddi ve manevi anlamda insana yansıması olan her olgu üzerinde durulmuş, irdelenmiştir.

İnsanın Tanrıyla, toplumla, doğayla bozulan ilişkisinin yenilenmesi ve onarılması için, yoksulluğun, sömürünün yok edilmesi; sadece ellere değil yüreklere ve beyinlere vurulan kelepçelerin de kırılması için, Ulu Önderin ilkelerinin vazgeçilmezliği vurgulanmıştır.

Edebiyat'ın Aralık 1984 sayısında (38+119) Nuri Pakdil'in kısa bir açıklaması yer aldı: ".. Beşinci dönemin 111 ayı boyunca hiç olmayan 'ara' aksama bu 1984 yılında tam dört kez oldu. Şimdi bu sayıyı Edebiyat'ın Mayıs 1984, Haziran 1984, Kasım 1984 ve Aralık 1984 sayılarının tümü için çıkarıyorum. İçinde bulunduğum koşullarda, ancak böyle tamamlayabiliyorum 1984'ü".

Ve bu açıklamayla Edebiyat yayımına ara verdi; Nuri Pakdil'in deyimiyle "başka bir zaman ve mekanda da olsa" yeniden yayımlanmak üzere…

13 yıl sonra, 28 Şubat 1997 tarihinde, Edebiyat Dergisi Yayınları yeniden kitap yayınlamaya başladı. 1984 öncesinde yayımlanan 5 kitabın yeniden çalışılmış basımıyla birlikte 12 yeni kitap yayınlandı. Edebiyat dergisi ise, sitemizin yayınlandığı tarih itibariyle 17 yıl 10 aydır çıkmıyor. Ama yaşıyor: Edebiyat, boyun eğmemişliğin erincini, onurunu yaşıyor.


Kaynak:

http://www.edebiyatdergisi.com/dergi/

2010-10-25

Düşünen Kalem Nuri PAKDİL Sempozyumu

















Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyum sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki oturum şeklinde gerçekleştirildi.Kahramanmaraş Belediyesi’nin organize ettiği “Düşünen Kalem Nuri Pakdil” Sempozyumu yapıldı.

Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyum sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki oturum şeklinde gerçekleştirildi.

Sempozyuma AK Parti Kahramanmaraş Milletvekilleri Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Dr. Cafer Tatlıbal, Avni Doğan, 22. Dönem Milletvekili Ali Sezal, Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır, Belediye Başkanı Mustafa Poyraz, İl Genel Meclisi Başkanı Ramazan Okumuş, Belediye Başkan Yardımcıları Cevdet Kabakcı, Mustafa Uzunlar, Hasan Kara, AK Parti İl Başkanı Fatih Mehmet Erkoç ile bazı daire müdürleri, belediye birim müdürleri, personelleri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı sempozyumda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bazı bakanlar ile belediye başkanlarının gönderdiği mesajlar okundu.

Sempozyumun sabah yapılan birinci oturumunda açılış konuşmasını yapan Kahramanmaraş Belediye Başkanı Mustafa Poyraz, böylesine anlamlı bir sempozyuma ev sahipliği yapmaktan onur duyduklarını ifade ederek: “1934’te Kahramanmaraş’ta doğan Nuri Pakdil, ülkemizin önde gelen yazarlarındandır. Çıkardığı ‘Edebiyat’ dergisiyle bir nesle öncülük yaparak kendisine ‘Usta’ denilmesini hak etmiştir. İlkeli tutumu ve yaşantısıyla seçkinleşmiş olan Nuri Pakdil, hayatını ülküsüne adamış bir kişiliktir.
Onun içindir ki sussa da yazdıklarıyla gündem oluşturmayı, gündemde kalmayı başarmıştır.

Hayatındaki dürüstlük ve kararlılıkla yaşamayı bir sanat haline dönüştüren öncü bir yazardır. Yazdıklarıyla, yaşadıkları arasındaki uyumlulukta kuşkuya yer bırakmayacak kadar net, açık bir tavrın sahibidir. Bundan dolayı onun hayatı yeni kuşaklar için bir örnek olma niteliğindedir.

Onun düşünce ve yazılarında; güzel olanın, estetik olanın önde tutulması esastır. Uzun yürüyüşünü bu bilinçle örmektedir. Yılgının, umutsuzluğun Nuri Pakdil’in lügatinde karşılığı yoktur. Umutla korku arasındaki dengeyi gözeterek yazar. Bütün insanlığa yönelen dikkatiyle, ‘insan, insanın kurdudur.’ söylemine geçit vermez hayatında ve yazılarında.

Evrensel insan sıcaklığını öne alan yaklaşımıyla; çağımız insanını, edebiyatın, sanatın, yazının, şiirin burçlarına gide gele kirlerinden arınmaya çağırır.

Bu çağrı hepimizedir.

Bu çağrıyı dikkate almak gerekir.

Bu çağrıyı dikkate almak adına ‘Düşünen Kalem Nuri Pakdil’i ve sempozyuma katılan herkesi içtenlikle selamlıyorum” diye konuştu.

Nuri Pakdil Biyografisinin sunulduğu sinevizyon gösterisi sonrasında birinci oturuma geçildi.

Oturum Başkanlığını Ali Karaçalı’nın yaptığı birinci oturumda konuşmacılar Nuri Pakdil’i çeşitli yönleriyle anlattılar.

Konuşmacılardan Hüseyin Su; “Nuri Pakdil’in Yazılarında Dini Düşünüşün Tezahürü”, Turan Koç; “Nuri Pakdil’de Ahlak Algısının Tezahürü”, Mehmet Harmancı; “Nuri Pakdil’in Bir Yazar ve Entelektüel Olarak Portresi”, Yunus Develi; “Nuri Pakdil’de Düşünsel, Entelektüel ve Hayata Dair Dikkat”, Ali Göçer; “Nuri Pakdil Düşüncesinde Mülkiyet, Paylaşma ve Sömürü Kavramları ve Ömer Erinç ise “Aile, Çevre, Okul Ortamı, Düşüncesinin, Kişiliğinin Oluşumu” konularında konuşarak Nuri Pakdil’i anlattılar.

Öğleden sonra devam eden sempozyumun ikinci oturumunda ise Oturum Başkanlığını Osman Sarı yaptı.

Sempozyumun ikinci oturumunda Akif Emre; “Nuri Pakdil ve Coğrafya Bilinci: Şehir ve Mekan”, Ali Ulvi Temel; “Düşünce ve Edebiyat Açısından Nuri Pakdil’in Ortadoğu Algısı”, Cemal Şakar; “Nuri Pakdil’in Tarih Perspektifi” Mustafa Könençoğlu; “Bağlanma Sorunu Üzerinden Nuri Ğakdil’i Okumak”, İbrahim Demirci; “Nuri Pakdil’in Yazı Dilinde Polemik ve Eleştiri Dikkati” ve Işık Yanar ise Nuri Pakdil Düşüncesinde İçdenetim” konularında konuşarak davetlileri bilgilendirdiler.

Sempozyum konuşmaların tamamlanmasının ardından Belediye Başkanı Mustafa Poyraz ve Başkan Yardımcısı Cevdet Kabakcı tarafından konuşmacılara teşekkür plaketi verilmesi ile son buldu.





2010-10-12

DÜŞÜNEN KALEM NURİ PAKDİL















23 Ekim 2010 Cumartesi günü, saat 10.00’da, Kahramanmaraş, Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezinde Nuri Pakdil hakkında bir sempozyum düzenleniyor. Kahramanmaraş Belediyesinin organize ettiği bu sempozyum, düşünce adamı Nuri Pakdil’i anlama/anlatma açısından güzel bir imkân.

“Düşünen Kalem Nuri Pakdil” sempozyumuna bildirileriyle katılacak isimler: Akif Emre, Ali Göçer, Ali Karaçalı, Ali Ulvi Temel, Cemal Şakar, Hüseyin Su, Işık Yanar, İbrahim Demirci, Mehmet Harmancı, Mustafa Köneçoğlu, Osman Sarı, Ömer Erinç, Turan Koç, Yunus Develi.

“İnsan seni savunuyorum sana karşı.” Nuri Pakdil