karagöz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karagöz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013-09-26

Karagöz'ün Eğilimi


Ben burada bu kör tırpanın altında ben
Çok demokrat bir yanlışlık kadrajında mücessem
Cesedini koklayarak saçlarını tarayarak cenazemin
Çok doru taylar koşturdum haritamda eğersiz
Çok ölüler gömdüm ölümleri kortejsiz.

Sessiz bir morg gibi ölümlere alıştım
Çok çirkin bir adamı olarak dünyanın
Gidip en çirkin kadınlarına bulaştım.

Of Hay Hak!

Ne anlar câhil-i nâdân olan sırr-ı muammâdan
Bakar zâhir gözüyle sanki mir’ât-i mücelladır

Her şairde şiirini yöneten büyük eğilim diyebileceğimiz bir merkez vardır. Bu eğilim o şairin her şiirinde kendini gösterir. Bizce dergilerin de benzer eğilimleri vardır. Bizim eğilimimiz şiire saygının ancak saygın çalışmalarla kazanılabileceğidir. 

Okuyucumuz dergimizi elinden bırakamasın istiyoruz. Türk şiiri söz konusu olduğunda Karagöz'ün vazgeçilmez dergi sayılmasına çalışıyoruz. Of Hay Hak!

Perde Gazelimizde Vural Kaya (2 şiir), Yavuz Altınışık, Enes Özel (2 şiir), Atakan Yavuz, Bülent Keçeli, Yunus Emre Altuntaş, Özgür İren Bayram ve İdris Ekinci'nin şiirleri yer alıyor.

Karagöz'ün Temaşası Can H. Türker'in "Günkız" adlı masalı ve Ayşe Bağçivan, Müzeyyen Çelik, Doğukan İşler, Erman Akçay, Şafak Çelik ve Mustafa Çiftçi'nin hikâyeleriyle açılıyor.

Bu sayımızın Faslında Osman Özbahçe'nin "İmge ve Belirsizlik" başlıklı yazısı var. Özbahçe imgenin yapısını edebi sanatlarla karşılaştırmalı olarak incelediği yazısında modern şiirin temel özelliklerini ortaya koyuyor.

Ara Fasıl iki kıymetli yazıdan oluşuyor. Necip Tosun "Dede Korkut Hikâyeleri’ne Bugünden Bakmak" başlıklı yazısında şair, bilge, ermiş Dede Korkut'un efsanevi karakterini çözümlüyor. "Hikâyelerde bir durum anlatılırken, bir yandan da açık, anlaşılabilir bir Türkçe ile bir Türk modeli inşa edilir" diyen Tosun, Dede Korkut hikâyelerinin öneminin, sadece bir şahsın takdiminden değil, kolektif bir yaklaşımın, bir model anlayışının metinde tezahüründen kaynaklandığını, belgesel niteliğiyle belli bir zamanla sınırlı kalmayıp uzun bir zamanı temsil ettiğini söylüyor. Destanın hikâye özelliğini göz önünde bulunduran Tosun Doğu'nun kaynaklarını Karagöz'de çözümlemeye devam ediyor.

Can H. Türker, "İslâm ve Hıristiyan Geleneklerinde Güzellik ve Yansıtılma Biçimi" başlıklı mükemmel araştırmasında İslâm ve Hıristiyanlık geleneğinde güzellik anlayışı ve bunu yansıtma biçimlerini inceliyor. Her iki gelenekte de sanatta hakikat anlayışının merkeziliğini vurgulayan Türker, İslâm sanatında "varlığa gelmenin" özü bizatihi güzelliktir diyor.

Temaşamız birbirinden kıymetli yazılarla sürüyor. Atakan Yavuz, sanatın doğasına ilişkin "Acımasız Sanat" başlıklı yazısında, çağdaş sanatın insan bedenine uyguladığı şiddeti, acımasız doğasını tartışıyor.

Evren Kuçlu, Hayriye Ünal'ın yeni kitabı Şimdi Aşk Ebediyyen Değişir'i Ünal şiiri bağlamında ele aldı. İdris Ekinci, Mustafa Kutlu'nun yeni kitabı Sıradışı Bir Ödül Töreni Üzerine yazdı. İrfan Dağ, şiirdeki deneysel çabaların hikâyede de yaşandığını Aykut Ertuğrul'un yeni kitabı üzerinden örnekliyor.

İdris Ekinci, "Bırak Seni Şiirin Anlatsın" başlıklı yazısında, "Kuram, şiirin sağlıklı bir yol takip edebilmesi, kendinden önceki bikrimin sıkı bir değerlendirilmeye tâbi tutulması, sonraya gövdeleşmiş, konum edinmiş bir yapı bırakılabilmesi için şarttır" diyor. Şiir kuramları kadar edebiyat ortamımızın onmaz yaralarına parmak basıyor.

Son yıllarda Mehmet Âkif çalışmalarının arttığını, büyük şairimizin eserlerine duyulan ilginin somut çalışmalara dönüştüğünü sevinçle görüyoruz. Necmettin Turinay'ın kapsamlı Safahat çalışmasından sonra, İsmail Kara ve Fulya İbanoğlu mükemmel bir Mehmet Âkif Albümü hazırladı: Elemim Bir Yüreğin Kârı Değil. Türk basınında yer alan haber ve yazıların belli bir plân dahilinde iktibasından oluşan eser bir tür yazılar antolojisi. Aynı yazarların hazırladığı Sessiz Yaşadım'dan sonra Elemim kitabı Âkif biyografisine kronolojik katkı yapan bir eser. Sizler için Yusuf Turan Günaydın yazdı.

İbrahim Demirci, Şafak Çelik, Yunus Emre Altuntaş, İdris Ekinci ve Yusuf Turan Günaydın'ın hazırladığı Kıraathanemizde kitap, dergi tanıtım yazılarımız sizleri bekliyor.

Bizden bu seferlik de bu kadar.

İndim dere beklerim
Fındık dalı eklerim
Yedi yıldır çalıştım
Vah benim emeklerim

Şikeste beste ma’zûr! Her ne kadar sürç-lisân ettikse affola! İnşallah gelecek sayıda yakanı kancaklarım Hacı Cavcav.

2012-07-25

'Karagöz' dergisi

Sayı:20, Temmuz-Ağustos-Eylül 2012

Perde-i ibret-nümâda zâhiren bir suretiz
Ârifan ma’nen bilirler nükte-i ulviyetiz

Bu sayımızın şiirleri Serkan Işın’ın görsel şiiriyle başlıyor. Hakan Şarkdemir, İdris Ekinci, Vural Kaya, Bülent Keçeli, Emre Öztürk, Betül Aydın, Musab Kırca, Özgür Ballı, Yunus Emre Altuntaş, Yavuz Altınışık ve Enes Özel bu sayımızın şairleri.

Fasıl bölümümüz şiirimizin aktüel sorunlarını ele alan yazılardan oluşuyor. Osman Özbahçe, “İmge ve Bilinç Akışı” başlıklı yazısında modern şiirin temel unsurlarından imge ve bilinç akışı tekniklerini ele alıyor. Bu tekniklerin günümüz şiiriyle ilişkisini Emre Öztürk ve Enes Özel ile kuruyor.

Evren Kuçlu, “Şiir Okurunun Sınırları” başlıklı yazısında şiir okumayı edebiyat ve gazete okumaktan ayıran özellikler üzerinde yoğunlaştı. Şiir okumanın nasıl bir okur refleksi olduğu üzerine bir tartışma açmayı amaçlayan yazısında Kuçlu, Türkiye’de “şiir okuru” olarak tanımlayabileceğimiz kimselerin niteliğinin şiirimizde nasıl bir otomasyon oluşturduğuna ve bu otomasyondan nelere ulaşabileceğimiz konusunda fikir yürütüyor.

Musab Kırca, şiir üzerinden iktidar okumalarını sürdürüyor. “İktidar Üretim Teknikleri ve Biyo-İktidar” başlıklı yazısında iktidar oluşturma teknikleri üzerinde duran Kırca, bilgiyi kontrol eden iktidara karşı okuyucuyu uyarıyor. İkna gücü iktidar imgesini kaba kuvvetten arındırır diyen Kırca, toplumsal çıkarla iktidar isteklerinin uyuşması durumunda iktidar mekanizmasının daha çok işlerlik kazanacağını öne sürüyor.

Enes Özel, “Neden Bu Kadar İyi Şiirler Yazıyorum?” diye soruyor aynı başlıklı yazısında. Alışkanlığın sürekliliğinin şair için oluşturduğu tehlikelere dikkat çeken Özel, bir şiire sadık olunamaz, o ancak terk edilebilir diyor ve şairi sahici hareketlerden koparan alışkanlığı aşmaya dönük bir dikkat geliştiriyor.

Yavuz Altınışık “Yeni Şiirler” başlıklı yazısında Vural Kaya ve Emre Öztürk şiirini yazdı. Kaya’nın ikinci kitabı Cezbede Bir Narsist ve şiirlerini ilk kitap toplamına ulaştıran Emre Öztürk’ün Kemik Yasası, Altınışık’ın dikkatli incelemesiyle okuyucuya sunuluyor.

Ara Fasıl “Suvare ve Matine”de Evren Kuçlu, eski bir filmi, Robert Rossen’ın The Hustler’ini (1961) yazdı.

“Temaşa” bölümümüzde beş hikâye bulunuyor. Bu sayımızın hikâyecileri Mustafa Çiftçi “Nedret’in Derdi”, Aslı Togay “Ex”, Şafak Çelik “Yolcu”, Hayriye Ünal “Ve Bahadır” ve Veli Dönmez “Sarı Hafız”.

Hakan Şarkdemir, Northrop Frye çevirisine devam ediyor. Bu sayıda “Komik Kurgusal Kipler” ele alınıyor.

Mustafa Horasın, Bora Başkan ve Erkut Terliksiz illüstrasyonlarıyla aramızda.
Ara Fasıl Kitap’ta iki kitap sunuyoruz sizlere: Mustafa Kutlu’nun yeni kitabı Anadolu Yakası ve Nurdan Gürbilek’in Benden Önce Bir Başkası. Kutlu’nun hikâyesini Vural Kaya, Gürbilek’in kitabını İdris Ekinci yazdı.

İndim dere beklerim
Fındık dalı eklerim
Yedi yıldır çalıştım
Vah benim emeklerim

Her ne kadar sürç-i lisan ettiysek affola. İnşallah gelecek sayıda yakanı kancaklarım Hacı Cavcav.


İrtibat:
www.ebabilyayinlari.com
www.karagozedebiyat.com

2012-05-07

Hâr Söz Karagöz 19

Hay Hak!

Çünkü istersin Fuzûlî izzetin âz et sözü
Kim çok olmaktan kılıpdır çok azîzî hâr söz

Fazla söze ne hacet… Söz açar söz bitirir.

Bu sayımızın şiirleri Ayşegül Tözeren’in görsel şiiriyle başlıyor. Enes Özel, Emre Öztürk, Bülent Keçeli, Yavuz Altınışık, İdris Ekinci, Hüseyin Karacalar, Özgür Ballı, Yunus Emre Altuntaş ve Vural Kaya bu sayımızın diğer şairleri.

Fasıl bölümümüzde, günümüz hikâyesinin en dikkate değer hikâyecilerinden birisi olan Necip Tosun’u inceledik. Osman Özbahçe, “Özgürlük Öldürür, Ölüm Özgürleştirir” başlıklı yazısında Necip Tosun’un hikâyesini ele aldı. Hikâye teknikleriyle birlikte Tosun’un anlam dünyasını yazdı. İdris Ekinci, Necip Tosun’un yeni kitabı Modern Öykü Kuramı’nda ileri sürdüğü fikirleri gösterdi, tartıştı. 1990’lı yıllardan bu yana hikâye eleştirisine verdiği emeğin bir sonucu olarak duran Modern Öykü Kuramı’yla birlikte edebiyat eleştirimiz kıymetli bir eser daha kazandı. Osman Özbahçe, “Necip Tosun’un Hikâyesi” başlıklı kronolojide Tosun’un hikâyelerinin yayım tarihlerini çıkardı. Necip Tosun’un hikâyesini çalışacaklar için kıymetli bir belge düzenledi.

“Muhavere” bölümünde Necip Tosun’la yaptığımız söyleşiyi bulacaksınız. “Nitelikli Edebiyat Edebiyata Yabancılaştırılıyor” diyen Tosun’un Türk hikâyesi üstüne söyledikleri kadar edebiyat ortamımız için yaptığı tespitleri de dikkatlerinize sunuyoruz.

“Ara Fasıl”da Bülent Keçeli, Emre Öztürk’ün ilk kitabı Kemik Yasası’nı yazdı. Emre Öztürk, okuyucuyu “imge gücü”yle etkiliyor diyen Keçeli, genç şairimiz için “imge kendine yeni bir başlangıç edinmiş diyebiliriz” cümlesini kurdu.

Ara Fasıl “Suvare ve Matine”de Yavuz Altınışık, sıra dışı yönetmen David Lynch’in The Elephant Man (Fil Adam) isimli filmini yazdı. Lynch sinemasının temel özelliklerine değindi. Evren Kuçlu, bir yönetmeni bütün yönleriyle ele aldı: “Buhrandan İnsana Bir Sinema: Terence Malick Filmleri” başlıklı yazısında Kuçlu, Hollywood kuşatmasını yarabilmiş nadir yönetmenlerden Terence Malick’in sistem eleştirisine dikkat çekti.

“Temaşa” bölümümüzde hikâye okumayı özleyenler için Necip Tosun’un yeni hikâyesi “Karanlıkta Bir Nokta”yı sunuyoruz.

Oğuz Karakaş, geçtiğimiz günlerde yayınlanan The Last Vispo Anthology Poetry 1998-2008 isimli görsel şiir antolojisini yazdı. Başta Serkan Işın olmak üzere bu antolojiye Türkiye’den seçilen şairlerin haberini yaptı. Musab Kırca, “Zamanın Ruhu Üzerine Tezler”de kültürel iktidar eleştirisini sürdürüyor.

Erkut Terliksiz ve Erman Akçay’ın illüstrasyonlarıyla katkıda bulunduğu Karagöz’ün “Kıraathane” bölümünü Yunus Emre Altuntaş, İdris Ekinci ve İrfan Dağ hazırladı. Yunus Emre Altuntaş son dönemde yayına başlayan edebiyat dergilerini tanıttı.

Hacivat’a baş eğmezem
Yanıma gelse koymazam
Dest ü avuçta durmazam
Perde-keşan-i şöhretim
Karagözüm bir âfetim

Her ne kusurumuz varsa affola, haneniz hep neşe dola!

Akbaba leylek
Hani bana gömlek
Gömleğimin ucu yok
Kara kızın suçu yok



İletişim:

Nobel Yayın Dağıtım, Mithatpaşa Cad. No: 74, Kocatepe Kültür Merkezi, Kızılay/ANKARA
www.karagozedebiyat.com

2012-02-06

Hay Hak 'Karagöz' !

Edebiyat ya da şiir kendi üzerine kapandığında kat yerleri bir süre sonra iz yapmaya ve aşınmaya başlar. Hep aynı şeylerden ve kimselerden söz açar. Belli bir çevrenin zevkine hitap eder. Benzer lakırdıları heceler. Söz gelimi kapaktan içeriğe kadar bir dergi, sürekli kendi beğenisini okuyucuya aşılıyor ve kendi kadrosuna referans yapıyorsa ciddi anlamda bir sorun vardır. Sözün özü sürekli kendiyle söyleşen edebiyatın özü gürleşmez. Kendine hayran bir edebiyat özgürleşmez.

Bize kalırsa devletin müdahalesi dışında, okumanın mümkün olduğu bir ortam, görece özgür bir ortam sayılabilir. Görece özgürlük, eskiden bizde karaborsaydı; bugünse Batı’daki gibi belli bir bedeli ödemeye razı olana kendini bırakır. Kuşkusuz şiirin ne görece özgürlüğe ne de özgürlük yanılsamasına ihtiyacı vardır. Bir özgürlük patlaması, baharı da değildir şiirin beklediği.

Diğer sanatların aksine şiirin bir okulu yoktur. Kitap sahibi de olsalar dehalar okullarda yetişmez. Şiir kendini bir müfredata bağlı hissetmez. Kendine ayrılana rıza göstermez. Adımlarını başkalarının bakış açılarına hapsetmez. Şiirden bir atılım sadır olmuşsa, olacaksa bu verilen bir söz ya da sunulan bir mevki nispetinde değildir. Yeni bir atılımın peşindeki şiir, kendinden öncekilere çalım atmanın iş olmadığını bilir. Ona göre asıl iş, makul bir hızla mevcut estetiğin yörüngesinden kopmak değil, kamusal aklı yadırgatan bir hıza ulaşmaktır.

Fasıl bölümümüzde, geçen sayıda “Kanonsuzlar” başlığıyla ele aldığımız kanon konusunun devamı olarak okunabilecek iki yazı var. Osman Özbahçe “Resmî İdeolojinin Eleştirisi” başlıklı yazısını kopuş ve devam fikri etrafında ördü. Türk şiirindeki yenilik fikriyle, resmî ideolojinin sunduğu yenilik fikrinin niçin zıtlık içinde olduğunu göstermeye çalıştı.

Serkan Işın, Yalçın Armağan’ın Türk şiirinin modernleşmesini incelediği İmkânsız Özerklik kitabından hareketle, modernleşmesini tamamlayıp tamamlamadığı sorgulanan şiirimizin, hangi aşamalardan geçtiğini anlamaya çalıştı. Armağan’ın kitapta izini sürdüğü özerklik tanımının neden imkânsız olduğunu ortaya koymaya çalışan “Mekân, Mecra, Malzeme İstemeyen Modern” başlıklı yazısında Işın, günümüz şiirinin açmazlarını tarihsel bir perspektiften okudu.

Bu sayımızın şairleri Osman Özbahçe, Hakan Şarkdemir, Yavuz Altınışık, İdris Ekinci, Özgür Ballı, Derya Vural, Bülent Keçeli, Yunus Emre Altuntaş ve Rafet Arslan.

Ara Faslımızı modern şiir konuşmalarına ayırdık: Musab Kırca’nın Turgut Uyar şiiri üzerine, Murat Üstübal’ın Ece Ayhan şiiri üzerine, Bülent Keçeli’nin Metin Eloğlu şiiri üzerine, Hayriye Ünal’ın Cahit Zarifoğlu şiiri üzerine, Yavuz Altınışık’ın İsmet Özel şiiri üzerine yaptığı ufuk açıcı konuşmaları zevkle okuyacağınız kanısındayız.

Temaşa’da Rafet Arslan avangardın sesi olmayı sürdürüyor. Şafak Çelik “Esnaf Lokantası” başlıklı ilk hikâyesiyle huzurunuza çıkıyor.

Evren Kuçlu, Hayriye Ünal’ın eleştiri kitabı Eşikteki Özgürlük’ü çoksesli şiir bağlamında tartıştı. Çoksesli şiirin günümüz şiirindeki pratik karşılığını sorguladı. İdris Ekinci, Karagöz’ün temel konularından birisine dönüşen yenilik fikri üzerinde durdu. Şiirimizdeki yenilik çabalarına eleştirel bir yaklaşım sergiledi.

Hilmi Çakoğlu, Batı modernleşmesinin “hayırsız evlâdı” Rusya’nın 1917 sonrası sanat hareketlerini anlattı. 1930’lu yılların ortasına kadar süren bu hareketler sanat için olduğu kadar, Batı modern sanatı için de büyük atılımlarla dolu.

Hakan Şarkdemir’in, Northrop Frye’ın Eleştirinin Anatomisi’nden yaptığı çevirileri bu sayıdan itibaren parça parça sunuyoruz.

Bora Başkan, Erkut Terliksiz, Ece Zeber, Mustafa Horasan ve Ufuk Atan’ın resimleriyle zenginleşen Karagöz yine dopdolu.

Şikeste beste ma’zûr!
Her ne kadar sürç-lisân ettikse affola!

Bir gemim var üç direkli
Heyamola heyamola
Kaptanı arslan yürekli
Heyamola heyamola

2011-11-04

'Karagöz' 17 Of Hayy Hak!


ÖLÜM SALGINI

Halka ağzın sırrını her dem kılır izhâr söz
Bu ne sırdur kim olur her lahza yohdan var söz

Arturan söz kadrini sıdk ile kadrin arturur
Kim ne mikdâr olsa ehlin eyler ol mikdâr söz

Vir söze ihya ki dutdukça seni hab-ı ecel
İde her sâ’at seni ol yuhudan bîdâr söz

Of Hayy Hak!


Her anlamda “konuşan cesetler” ve “yürüyen ölülerle” dolu bir edebiyat. Ölerek zararsızlaştığına inanılan ve bu yüzden yüceltilmesinde sakınca bulunmayan bir yazarın / şairin hayaleti yüzlerce eserle geri dönüyor. Eski şiirin yadigârları, hortlaklar, okuma odasına üşüşüyor. Vaktiyle işlevini tamamlamış olan bir üslûp, hakkıyla gömülmediğinden, esinlenilerek, tekrar edilerek, kopyalanarak ya da alıntılanarak etkisini sürdürüyor. Aynı zamanda etkisizleşip tılsımını yitirebiliyor da. Bir başka deyişle anonimleşiyor.

Bu sayımızı kanon konusuna ayırdık. Çeşitli dergilerde işlenme biçimini göz önüne alarak denilebilir ki kanon kelimesinin Türk edebiyatındaki varlığı, akademinin yürürlüğe sokmaya çalıştığı şeklin sınırları içinde donakalmış. Büyük ölçüde Anglosakson kanon anlayışı aktarılmış. Kanon var mıymış, yok muymuş? Bir varmış, bir yokmuş!

Dosya editörlüğünü Hayriye Ünal’ın yaptığı Fasıl bölümünde Hayriye Ünal, Serkan Işın, Hakan Şarkdemir, Evren Kuçlu, Enes Özel, Derya Önder, Selçuk Orhan ve Rafet Arslan’ın yazılarını bulacaksınız.

Hayriye Ünal, Türkiye zeminini esas alarak modern şairin karmaşık, manipüle edilmiş, iktidarın gölgesinde yaşamaya alışmış bir edebiyat ortamı içindeki netameli yerini, tek sesli, tek renkli şiir düşüncesine eleştiri yönelterek tartışıyor. Osmanlı aydını, yazarı, entelektüeli, fikir adamı, siyaseti bir medeniyet dönüşümü olarak plânlayıp 18. yüzyıldan bu yana bu imkânsız çevrim için yollar ararken şair için kanon hangi haykırışın arkasından yankı yapmak anlamına gelmektedir; Serkan Işın, Harold Bloom’un 6 kategorisinin izinden giderek son 300 yılın kısa bir özetini yaptı. Hakan Şarkdemir, “Anti Kanon” başlıklı yazısında daha çok kanon fikrine karşı çıkıyor. Kanonun da, alternatif kanon arayışlarının da geçersizliğini savunuyor. Evren Kuçlu, kanon bağlamında en tartışmalı konuyu, müfredatı inceliyor. Edebiyat kitaplarımızın ölçülerini, müfredatın şartladığı zihinleri, zihniyetleri aşmadan sağlıklı edebiyat ortamlarına kavuşamayacağımızı ortaya koyuyor. Enes Özel, Evren Kuçlu’nun işlediği, geniş yığınlara yön veren kanon olgusunun yenilik karşısındaki tutumlarını Bloom’un argümanı, etkilenme endişesi ışığında incelemeye tâbi tutuyor. Derya Önder, başta yıllıklar, antolojiler, ödüller olmak üzere kanon kurucu sistemleri inceliyor. Edebiyat dergileri, yıllıklar, antolojiler konusunda ayrıntılı bir dikkatin sahibi Önder yıllık ve antolojilerin şiir kanonu oluşturma bağlamındaki etkilerini ortaya koyuyor. Selçuk Orhan, kanonun her şeyden önce bir kimlik meselesi olduğunu ileri sürüyor. Bu açıdan meseleye yaklaşan Orhan, eleştirinin de ancak Doğu-Batı sorunsalı gölgesinde kurulabildiğine dikkat çekiyor. Ülkemizde kanonun dönemsel iktidar olgularına göre şekil aldığını savunan Rafet Arslan, kanondan avangardın hükmünü soruyor.

Bu sayının şairleri Enes Özel, Yavuz Altınışık, Emre Öztürk, Musab Kırca, İdris Ekinci, Özgür Ballı, Yunus Emre Altuntaş, Erman Akçay, Bülent Ata, Osman Özbahçe, Bülent Keçeli, Ahmet Murat ve Vural Kaya.

Ara Fasıl Suvare ve Matine bölümümüzde Yavuz Altınışık, Requiem for a Dream’ı yazdı. İdris Ekinci, Mehmet H. Doğan’da şiir ve eleştirinin izlerini sürdü.
Temaşa bölümümüzde Vural Kaya ve Berşân M. Durmuş’un rengası var. Bir şiir ve bir hikâyeden oluşan rengayı zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Her ne kadar sürç-lisân ettikse aff ola!
Bizden bu seferlik de bu kadar…

İsfahanda bir kuyu var
İçinde nâne suyu var
Her güzelin bir huyu var

2011-07-25

16. 'Karagöz'

Temmuz-Ağustos-Eylül 2011

“Koşulsuz Feragat” mottosuyla açılan Karagöz 16 “Bilimkurgu Çeşmesi” başlığını taşıyor.

“Kültürün krallığı anlamların krallığıdır” diyor Daniel Bell. Anlamların içinin boşaltıldığı bir çağda kültür, içi boş göstergelerin dünyasıdır. Zira kültürel olan için gerçeklik, yalnızca kültürel olanın gerçekliğidir. Bu öyle bir dünyadır ki görünüşte kültürün dünyası, her bir öznenin seçmeleriyle bütünlenir. Oysa kültürel olanın egemenliği, bu seçmelerle ayakta kalmaz. Aksine kültürün yakıtı koşulsuz feragattir. Çokluğun egemenliğinin mümkün bir kümesini sunan böylesi bir dünyada kültür, var olanın kendi kendiliğinden vazgeçerek var olmasını zorunlu kılar. Hiçbir özneye ait değilmiş gibi görünen egemenlik, her bir özneye -feragatinin büyüklüğü nispetinde- bir özgürlük yanılsaması lütfeder.

Kendi kendiliğinden vazgeçmek yerine kendine sunulan sözde özgürlükten vazgeçenler, her yerde haksızlığa uğratılmakla tehdit edilirler. Tehdidin şiddeti, ödülün görkemiyle gölgelenir. Öyle ki tehdit, gündelik meşgale içinde sıradan bir şakaya dönüşüverir ya da edebi bir türe. Kendine lütfedilen boşluğa görkemli binalar inşa ederek, imkânsız dünyalar kurgulayan bir türe yer açar. Yepyeni bir mühendislik olarak, haksızlığın eleştirisini bir arzu nesnesine dönüştürerek sunan, içimize ötekinin ya da başka dünyaların saldığı korkuyu yansıtarak bizi kendimize yabancılaştıran yeni bir kültürel alışverişe bırakır yerini. Guy Debord şöyle der: “İzleyici ne kadar çok seyrederse o kadar az yaşar.” Ama bu yeni türün, diğer melezlerin ve benzerlerinin efendiliğini sürdüğü boşlukta, o vahada hiç mi bir şey yeşermez? O göstergeler çölünde cılız bir pınar kaynamaz mı? Bütün bunlar, boşluğu kutsamaksızın, bir hakikat efekti olsun üretemez mi?

Bu sayımızı bilimkurguya ayırdık. Editörlüğünü Serkan Işın’ın yürüttüğü dosyamız, “Siberdada’yı Takdimimdir” yazısı ile açılıyor. Türkiye’de bilimkurgu türüne farklı açılardan bakan yazılar bulacağınız dosyanın yazarları: Gökçen Ertuğrul, Rafet Arslan, Zeynep Çinkılıç. Fasıl yazılarının devamında Yavuz Altınışık’ın, bilimkurgu sinemasının en önemli örneklerinden Blade Runner hakkında yazdığı yazı yer alıyor.

Bu sayının şairleri Musab Kırca, Berk İybar, Emre Öztürk, Biricik E. Doğan, Yavuz Altınışık, Yunus Emre Altuntaş, Özgür Ballı, Atakan Yavuz, Vural Kaya, Hakan Şarkdemir, Enes Özel ve Bülent Keçeli.

Temaşa bölümünde Hakan Şarkdemir, şiir ve felsefenin hakikat ile ilişkisinin çetrefilliği üzerine eğilirken, Osman Özbahçe, modern Türk şiiri zemininde kopuşların ve bağlanmaların izini sürüyor. İktidar odaklı edebiyat okumalarını sürdüren Musab Kırca, bu kez de iktidar aygıtlarının kurumlar üzerinden nasıl işlerlik kazandığını ele aldı. Evren Kuçlu, günümüz şiirindeki yönelimleri Hayriye Ünal, Ahmet Güntan, Enis Akın ve Bâki Ayhan T.’nin yeni kitapları üzerinden değerlendirdi.

Ayşegül Tözeren, “Text Festival’in İçinden” başlıklı yazısıyla deneysel şiir için önemli bir etkinlik haline gelmeye başlayan söz konusu festivale dair gözlemlerini aktarıyor.

Kıraathane bölümü, Bülent Keçeli’nin yıllıkların mahiyetini ve işlevini sorgulayan yazısıyla açılıyor. İdris Ekinci, Vural Kaya ve Erman Akçay’ın kitap tanıtımlarını, Musab Kırca ile Aykut Ertuğrul’un toplantı yazılarını ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

2011-04-27

'Karagöz' 15 çıktı. Of Hayy Hak !

Nisan-Mayıs-Haziran 2011

“Şiirdeki kelimeler şapkadan bile çıksa, şiir şairine benzer” demiş Tristan Tzara. Jerome Rothenberg ise dil aracılığıyla gördüğünü ve bunun doğal bir sonucu olarak, dil olmaksızın, kör olduğunu söylüyor. “Edimsel olarak dilde oyun akla bir tür sonsuzluk, temel bir açıklık [düşüncesi] getirebilir” diyor Bruce Andrews; “fakat bunun dışında, algının, bilme yetisinin ve duyuşun kurulu omurgasında, kapalılık, ortaya çıkar” diye tamamlıyor cümlesini.

Dilci (l=a=n=g=u=a=g=e) şairlerde dikkatimizi çeken şey, en politik meselelerde bile sağlam bir teorik temelden hareket ediyor olmaları. Dilde oyun / deney züppelik değilse eğer, edimsel olarak, algıyı, bilme yetisini tetikleyecek, devreye sokacak bir şey olarak karşımıza çıkıyor. Rosmarie Waldorp da şiir yazarken müstakbel bir okuyucuyla, hatta ideal bir okuyucuyla değil, dil ile diyalog içinde olduğunu belirtiyor. Dile bu tür yaklaşımlar nedense bizde bir tür züppelik olarak itham edilir; bu tür teorik ilgiler genellikle hor görülür. Kurulu / yerleşik düzenin, ideolojinin, söylemin kaynağı olarak dil ya da egemen ideoloji tarafından motive edilmiş dil değil tabi ki burada söz konu ettiğimiz. Zaten kapalılığı getiren de bu patetik anlayıştır.

Dilde oyun, oyunbozan bir şey değilse onu ciddiye almamız gerekmez. Dilin motoruna çomak sokmak, dili kendi uçurumunun kıyısına bırakmak, kurulu düzene karşı getirdiğimiz bir sivillik eylemidir. Bu nedenle ister ona müstakbel, isterse ideal okuyucu diyelim motive edilmiş okuyucuya hitap etmemiz, onu şımartmamız, kollamamız, yolunu beklemememiz gerekmiyor. Şiir en karanlık yerlerde yolumuzu aydınlatacak bir fener değil. En insansız şiirde bile, şiirle kurduğumuz ilgi, insanla kurduğumuz o dolaysız ilgidir. Şiirle kurduğumuz ilgi, hakikate doğru bir ilgidir. Hakikatin taşıyıcısı olma iddiasındaki şiir, ideolojik anlamda güdülenmiş ortalama okuyucuya seslenen sözde şiirdir.

Bu sayımızın şairleri Serkan Işın, Yavuz Altınışık, Osman Özbahçe, Bülent Keçeli, Naz Yılmaz, Vural Kaya, Yunus Emre Altuntaş, Emre Öztürk ve Hakan Şarkdemir.

Fasıl bölümümüzü Bülent Keçeli’ye ayırdık. Son dönemdeki çıkışıyla dikkatleri üzerine toplayan Keçeli’nin şiirini Osman Özbahçe ve Yavuz Altınışık yazdı. Vural Kaya, Keçeli’nin ayrıntılı biyografisini, Osman Özbahçe kronolojisini çıkardı. Muhavere bölümünde de Murat Üstübal’ın Keçeli’yle yaptığı söyleşiyi ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

Bu sayımızın ara faslında eleştiri yazıları ağırlıkta. İdris Ekinci, Sezai Karakoç şiirine giriş niteliğinde bir yazı yazdı. Musab Kırca edebiyat, şiir ve psikoloji üzerinden iktidar okumalarına devam ediyor. Ece Ayhan’ı yakın plâna aldığı yazısı bizce ilgiyi hak ediyor. Şiir ve yazılarıyla son dönem Karagöz’de yer alan Rafet Arslan bu sefer çağdaş sanat akımlarına akademinin bakışını eleştiriyor.

Erman Akçay’ın büyük bir titizlikle hazırladığı Çağdaş Sanat Dosyası öncü kafaları anlamaya ışık tutan bir yazı. Erman Akçay’ın bu sayımızın mizanpajına katkısını da takdirlerinize sunuyoruz. Suvare ve Matine bölümümüzde Tabutta Rövaşata var; Yavuz Altınışık yazdı. Temaşa’ya Aslı Togay yeni bir hikâyesiyle katıldı.

Atilla Mülayim tarafından hazırlanan Kıraathane’de yeni çıkan kitaplar, dergiler, etkinlikler bulacaksınız.

Her ne kadar sürç-lisân ettikse aff ola! Bizden bu seferlik de bu kadar...

2011-01-13

Karagöz, Edebiyatçılarımız ve Türk edebiyatı

M. Behçet Yazar'ın Edebiyatçılarımız ve Türk Edebiyatı kitabına sahip oldum geçtiğimiz günlerde. 1938'de İstanbul'da, "Kanaat Tabevi"nde basılmış. Kitabın ilk sayfalarından birisi tamamen şu ibareye ayrılmış: "Cumhuriyetin 15 inci yıldönümü münasebetiyle neşredilmiştir"...

"Cumhuriyet inkılâbı, 'eski'yi yıkıp 'yeni'yi kurdu ve cemiyetin maddî ve manevî bütün müesseselerini millîleştirmekle beraber Avrupaî ve modern bir mertebeye yükseltti." 'Önsöz'üne böyle başlamış M. Behçet Yazar. Bir cümle daha yazayım, şöyle devam etmiş: "Türk edebiyatı da bu kutlu hamleden en yüksek bir derecede nasibini almış bulunuyor."

Hayır, bu kitabın tanıtımını yapmayacağım. Fakat 'kutlu hamle'ye katkısı bulunan ve elimizde tuttuğumuz şanlı kitaba seçilmeyi başarmış edebiyatçılara da birkaç cümlecik ayırayım. Mesela kimler bunlar? Agâh Sırrı, Ali Nihat, Behçet Kemal, Cahit Uçuk, Cevdet Kudret, Halide Nusret, Halit Fahri, Nahit Sırrı, Hasan Âli Yücel, Vasfi Mahir, Sadettin Nüzhet, Yaşar Nabi, hatta Mustafa Seyit Sutüven, Mehmet Emin Yurdakul, Sabahattin Ali... Geçit merasiminden isimler... Bir de yaldızı erken dökülmüş eski şöhretler karması var: Ahmet Kemal, Ali Kâmi, Ali Süha, Burhan Sadık, Fakihe Odman, Haluk Nihat, İffet Halim, İshak Refet, Mebrure Sami, Meliha Avni, Nur Tahsin, Ragıp Şevki, Yahya Mahir...

Haklarını yemeyelim, yaşadıkları dönem göz önüne alındığında, bırakın ilk kategoride adını andıklarımı, ikinci gruptaki pek çok ismin dahi -şimdi tek tek saymayacağım- nice telif ve tercüme esere imza attıklarını görüyoruz.

Fakat şimdi neredeler?

Aslında bu soruyu 1938'de kalmış Edebiyatçılarımız ve Türk Edebiyatı üzerinden sormamıza engel teşkil edebilecek yığın yığın materyale sahibiz bugün.

Bu yığınların içinden, mesela son yıllarda bir furya halini alan şiir yıllıklarından herhangi birisini seçip, hak ettiği nispette kabaca bir göz atarak, varmak istediğimiz sonuca ulaşabiliriz. İki yıl öncesinin yıllığına alınmış, beş yıl öncesinin yıllığına konulmuş büyük şair şimdi nerede?

Dedik ya, malzeme bol. Fakat bütün bu malzeme bolluğu bir yana, "Şiir ve Devlet", "Edebiyat ve Resmiyet" mevzuunda şu elimizdeki kitap daha bir kolaylaştırmış oluyor işimizi. Çünkü, ihtimal oranı yüksektir ki, ölü ozanlar kataloğuna dönüşmeye yüz tutmaya başlamış diğer materyalde genellikle klikçilik, takımcılık, ekolcülük, hatta çetecilik gibi edebiyat dışı faktörler etken iken, bu elimizdeki materyal onlara göre daha genel bir nitelik arz ediyor: Yeni rejimle (TC) içiçelik...

Doğrusu M. Behçet Yazar'ın kitabını sahafta bulduğumda tam da Karagöz dergisinin "Şiir ve Devlet" dosyalı 13. sayısını okumaya başlamıştım. Derginin kapağında "Cumhuriyet'in Kontenjanından Şair", "Devlet ve Kültür Politikaları", "Şiir Devletin Değil Şairlerin Dağarcığındadır" gibi başlıkları görünce heyecanlanmış, "Perde Gazeli" başlıklı önsözde "Belediye şairleri", "bürokratik şairler" gibi ifadeleri okuyunca umutlanmıştım. Heyecan ve umudum Hakan Şarkdemir'in "Cumhuriyet'in Kontenjanından Şair" başlıklı yazısın ortalarında bitti dersem, samimiyetim suistimal edilmez sanırım. Zira burada konu mihenk noktasından uzaklaşıyor, Nazım Hikmet-İsmet Özel mukayesesine dönüşüyordu. Ardından da hiç ummadığımız bir şekilde, Ece Ayhan köstekli "sıkı" bir İkinci Yeni "sivil"liği üzerinde karar kılınıyordu. Yazar bir ara "üniforma"lliğe olan itirazını vurgulamakla birlikte, son aşamada, Garip şiiri ile (siyasî tutumları göz önüne alınarak ve kuşkusuz Sezai Karakoç hariç tutularak) kemalist şiirin ortalama üstü versiyonu kabul edebileceğimiz (Ece Ayhan'ın yurt dışı tedavi giderlerinin vaktiyle başbakanlık tarafından karşılandığı, Cemal Süreya'nın hayatının son dönemlerinde Aydınlıkçı -Ulusalcı- kadrolarla hareket ettiği, topluluğun merkezî edebiyat otoriteleri tarafından sürekli öne çıkarıldığı, vb. düşünülürse) İkinci Yeni'cilerin şiirini 'sivil' şiirin bizdeki ilkleri olarak deklare ediyordu.

Necip Tosun'un "Devlet ve Kültür Politikaları" yazısı devletçi sanat edebiyat sisteminin Sovyetler Birliği'ndeki deneyleriyle Türkiye'deki yansımalarını derli toplu sunması bakımından önemli bir yazıdır. Özellikle Türkiye'deki sol batıcıların yıllardır kaynak olarak gösterdikleri bir takım teorisyenlerden aktarmalar yapılması, konuya yeni başlayanlar için faydalı olabilecektir.

Sıralamaya bağlı olarak devam edersem, beni en çok hayrete düşüren metin, Osman Özbahçe'nin "Kopuş ve Devam Fikri: Türkiye'nin Uyanışı" başlıklı yazısı olmuştur. Doğrusu hangi birisini buraya alacağımı bilemediğim tutarsız yargıları, bu yargılar eşliğinde zaman zaman resmî olanla kesişim kümesinde birleşmesi ve dağınık üslubu ile Osman Özbahçe beni fena halde şaşırttı! Özbahçeli'nin, yenilik adına Tanzimat'ı, Servet-i Fünun'u takdis etmesi, oradan Âkif, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Necip Fazıl çizgilerini de birleştirerek İkinci Yeni'ye kapak atması, üstüne üstlük bunları sosyal olaylarla da paralel bir çizgide izah etme sevdasına girişmesi, hayret vericidir.

Bu yazımızda, eleştirel bir tutumu sürdürmekle birlikte, hak edene hakkını verme gayretimiz fark ediliyor olmalıdır. Siz bu yazıyı okurken, ben de Karagöz'ün "Şiir ve Devlet" dosyasında henüz okumaya fırsat bulamadığım yazıları okuyacağım. Nihayetinde şunu söylemek boynumuzun borcudur, işbu sayı ve münderecatı, eksikliklerine rağmen, son yıllarda şiiri devletle ve devleti şiirle müzakereye tabi tutan önemli bir vesikadır.

İhtimaldir, devlet, cumhuriyet, cemaat, ekip, ekol, çete, vb. gibi gayr-i edebî anlayışların gölgesinden böyle böyle kurtulacak edebiyat...


Cevat Akkanat


Kaynak:
Milli Gazete
13 Ocak 2011

2009-01-24

"Karagöz" edebiyat ortamını konuşuyor


Karagöz, Ocak sayısıyla ilk yılını doldurdu, birinci cildini tamamladı. 6. Karagöz İsmet Özel’in şiiriyle açılıyor. Geçtiğimiz yılın kapanışını yeni bir şiir kitabıyla yapan İsmet Özel, yeni yılın açılışını da yeni bir şiirle yapıyor: “Molla Değildi Sofu Sayıldı Sade.” “Dünyayı beğenmiyorsun beğenecek miydin bir de,” diyen İsmet Özel, adalet ve ahlâka İsmet Özel farkıyla dikkat çekiyor. Yıkıcı eleştiriler ve yakıcı sorularla yeni bir İsmet Özel şiiri daha.

Şiir

Oğuz Karakaş, Serkan Işın, Vural Kaya, Yavuz Altınışık, Berk İybar ve Hakan Şarkdemir 6. sayının şairleri.

Fasıl

Karagöz’ün 6. sayı faslı edebiyat ortamına ve şiirimizin ortalamasına ayrıldı. Ortam yazılarını Serkan Işın, Osman Özbahçe, Yavuz Altınışık, Zeynep Arkan ve Evren Kuçlu yazdı. Günümüz şiiriyle edebiyat ortamı arasındaki ilişkileri tartışmaya açan Karagöz, dergiler, polemikler, yıllıklar, manifestolar, fuarlar, ödüller, internet ve medya... gibi birçok hususun edebiyatımızın şekillenmesindeki etkilerini inceliyor.

Meydan Muhaveresi

Faslın devamındaki “Meydan Muhaveresi”nde edebiyat ortamımız tekrar tekrar teşrih masasına yatırılıyor: Necmiye Alpay, Mustafa Aydoğan, Cuma Duymaz, Enver Ercan, Cenk Gündoğdu, Ali Haydar Haksal, Necip Tosun, Hayriye Ünal edebiyat ortamıyla ilgili görüşlerini okuyucuyla paylaşıyor.

Ara Fasıllar Sinemanın

Karagöz’ün “Ara Fasıl”lar iyice sinema olmaya başladı: Karagöz’deki sinema yazılarıyla da dikkat çeken Yavuz Altınışık bu sayıda “Dersu Uzala”yı yazarken, Aybiçe Doğanay“Mrs. Dalloway’den Saatler’e: Zaman, Hayat, Sanat İlişkisi,” başlıklı sağlam bir yazıyla Karagöz’e katıldı.

Temaşalar Şiir ve Hikâye

“Temaşa”nın ilk bölümünü Murat Üstübal ve genç hikâyeci Pelin Emel, ikinci bölümünü Murat Zelan’ın “Enteller Meydanı” isimli harika hikâyesi oluşturuyor. 80 sonrası Türk şiirinde ben, öteki-ben ve ötesini araştıran Üstübal, günümüz şiirinin kavranışına katkıda bulunuyor.

Kıraathane Deyip Geçmeyin

Karagöz’ün kıraathanesini Samed Karagöz ve Erman Akçay hazırladı. Birbirinden kıymetli kitap ve dergilerin tanıtıldığı, masaya buyur edildiği bir bölüm Kıraathane. En temel özelliği, sunulan her kitabın, iş olsun diye değil, emek sarf edilerek sunulması.


İrtibat:
www.karagozedebiyat.com
karagoz@ebabilyayinlari.com
hsarkdemir@ebabilyayinlari.com
İstanbul: 0212.5116144 & 0505.9083548
Ankara: 0312.4182010 & 0312.3945264

2008-09-20

"Karagöz" dergisi

Her hâli lâtif, elfâzı düzgün, etvârı zarif edebiyat dergisi Karagöz’ün Eylül sayısı çıktı.

Manifestosuz Şiirler

Her sayısında günümüz şiirinin temel sorunlarından birini enine boyuna işleyen Karagöz, 4. sayısında manifesto meselesini ele aldı. Hakan Şarkdemir’in şiirimize dair kışkırtıcı tespitlerin yer aldığı “Postmodern Türk Şiiri” başlıklı yazısını Osman Özbahçe’nin “Karşılıksız Çek” isimli yazısı takip ediyor. Yavuz Altınışık, “Bir Akımsızlık Cereyanı Olarak Türk Şiirinde Manifosta”ları, Enis Akın, yeniden yorumladığı kekeme kavramı üzerinden “Üzerinde Durulmaya Değer Bir Yöntemsizlik Önerisi Olarak Kekeme Büyük Türk Şiiri”ni yazıyor. Ercan Yıldırım ise, yenileşme çabaları üzerinden manifestoların tarihsel çerçevesini çiziyor: “Eksik Modernlikten Tam Türkiye Çıkar mı?” Hilmi Çakoğlu’nun “Kışkırtan Manifesto” başlıklı manifesto kavramına yoğunlaşan yazısını Serkan Işın’ın “Yanlış zaman ve/ya Yanlış Yerde Olmak” başlıklı yazısı izliyor. İlk sayısında ilân ettiği yayın programıyla günümüz şiirinin gündemini belirleyen Karagöz, manifesto konusunda Serkan Işın, Bülent Keçeli, Cem Kurtuluş, Utku Özmakas, Baki Ayhan T. ve Murat Üstübal’ın görüşlerine de başvurarak, manifesto meselesiyle okuyucusuna kalıcı bir dosya daha sunuyor.

Ara Fasıl Suvare ve Matine

Bu sayısında sinemaya ağırlık veren Karagöz’ün iki ara faslı var. Birinci ara fasılda Ali Görkem Userin, kıymetli yönetmenimiz Semih Kaplanoğlu’nun üçüncü uzun metrajlı filmi Yumurta’yı inceliyor. Yumurta’nın yanı sıra, son dönem sinemamızda en çok konuşulan filmlerden birisi de Zeki Demirkubuz’un Kader’i. İkinci ara fasıl Kader üzerine. Yavuz Altınışık yazdı.

Karagöz Şiir

Karagöz’ün bu sayısında Serkan Işın, Evren Kuçlu, Enes Özel, Berk İybar, Zeynep Arkan, Vural Kaya, Yavuz Altınışık, Oğuz Karakaş ve Hakan Şarkdemir’in birer şiiri yer alıyor.

Bu Sayının Temaşasından Görünüyor Kıraathane

Bu sayının temaşası Hande Koçak’ın “Impromtu” isimli hikâyesiyle başlıyor. Evren Kuçlu, Aslı Serin’in ilk kitabı bu benim.zip üzerine yazdı. Ercan Yıldırım, İsmet Özel’in bütün söyleşilerini bir araya getiren son kitabı Toparlanın Gitmiyoruz’u ele aldı. Serkan Işın, Can Bahadır Yüce’nin son kitabı "unuttum dünya"’sını değerlendirdi. Karagöz’de televizyon dizileriyle ilgili dizi yazıları yazmaya başlayan Samed Karagöz’ün bu sayıdaki dizisi Bleach. “Kıraathane”sinde birbirinden değerli kitaplar, haberler, kitap ve dizi yazılarıyla Karagöz sizleri bekliyor.

Bora Başkan, Mustafa Horasan ve Erman Akçay’ın usta çizgileriyle güç kattığı Karagöz yine dopdolu.

İrtibat:

www.karagozedebiyat.com

karagoz@ebabilyayinlari.com
hsarkdemir@ebabilyayinlari.com

Nobel Yayın Dağıtım

2008-06-27

"Karagöz" dergisi


KARAGÖZ 3 ÇIKTI

Her hâli lâtif, elfâzı düzgün, etvârı zarif edebiyat dergisi Karagöz’ün 3. sayısı çıktı.
Şiir Kalır
Karagöz’ün “Muhavere”sinde İsmet Özel, “kalacak şiir”in şartlarını sıralıyor. 2. sayısında ilk bölümü sunulan söyleşinin bu bölümünde İsmet Özel kendi şiir macerasını anlatıyor. Erbain’nin neden İsmet Özel dışında bir şair tarafından yazılamayacağından evini satın alışına kadar son derece zevkli bir İsmet Özel söyleşisi.
Karagöz ŞiirKaragöz’ün bu sayısında Oğuz Karakaş, Yavuz Altınışık, Murat Menteş, Ahmethan Yılmaz, Berk İybar, Hakan Şarkdemir, Serkan Işın, Osman Özbahçe ve Evren Kuçlu’nun şiirleri yer alıyor.
Yeninin İmkânsızlığıTürk şiirinde yeniliğin hangi temeller üzerine kurulduğunu ele alan Karagöz bu meseleye dair kalıcı yorumlar getiriyor. Hakan Şarkdemir “Türk Şiirinde Yeninin Akçesi Geçer” başlıklı yazısında yenilik meselesinin istikametini ortaya koyuyor. Osman Özbahçe, “Bizzat Türk Şiiri” diyerek yeninin adresini ve şiirimizdeki tarihsel seyrini dile getiriyor. Ercan Yıldırım “Refik Türk Değilse Kimdir?” başlıklı yazısında yenilik düşüncesinin bize kaça, neye mal olduğunu gösteriyor. Serkan Işın “Hayaletin Tonajı”nda bitmeyen eski ve yeni tartışmasının birden bir memleket meselesine dönüşmesini sorguluyor. Yenilik düşüncesinin ergin olanla olmayan arasındaki gerilime işaret ettiğini belirten Yücel Kayıran ise, “Modernistler, modern değildir” diyerek meseleye yeni bir bakış açısı getiriyor. Yenilik bağlamındaki “Meydan Muhaveresi”ne Ali Günvar, Murat Menteş, Cafer Turaç, Güven Turan, Ahmethan Yılmaz ve Necmi Zekâ katılıyor.
Orda Bir Şair Var Uzakta
“Ara Fasıl”ın konuğu Helen White. Karagöz bu sayısından itibaren ara fasıllarında “Orda Bir Şair Var Uzakta” başlığı altında şairleri, sanatçıları ağırlamaya başlıyor. White’la “Ana Akım Dışı Şiir” başlığı altında yapılan söyleşiyi Serkan Işın gerçekleştirdi.
Temaşa ki Ne Temaşa!
Karagöz’ün temaşası Bülent Ata’nın “O Şerbetten Bile Güzel” adlı hikâyesiyle başlıyor. Günümüz hikâyesinin en dikkat çekici isimlerinden biri olan Abdullah Harmancı “Ötegeçe” adlı hikâyesiyle temaşada yerini alıyor. Murat Zelan’dan sonra Samed Karagöz’ün de ilk hikâyesi Karagöz’de yayımlanıyor: “Kâzım Beyin Ölümü.” Temaşanın eleştiri bölümü genç yazarların birbirinden kıymetli yazılarından oluşuyor. Ümit Savaş Taşkesen’in Abdullah Harmancı’nın hikâyesini ele aldığı yazısını Ali Görkem Userin ve Evren Kuçlu’nun Tüğün yazıları takip ediyor. Serkan Işın’ın eleştiri yazılarını bir araya getirdiği Tüğün’ü, Userin ve Kuçlu’nun kaleminden nasıl görünüyor? Ercan Yıldırım ise “Şiir Sağlam Türkiye Büyük” başlıklı yazısında Osman Özbahçe’nin Sağlam Şiiri’ni eleştiriyor. Yavuz Altınışık’ın “şiirimizin sandalyesi eksik” yazısı genç bir şairin azminden hiçbir konunun kurtulamayacağının kanıtı.
“Kıraathane”sinde birbirinden değerli kitaplar, haberler, dizi yazılarıyla Karagöz sizi bekliyor.
İLETİŞİM:
karagoz@ebabilyayinlari.com
hsarkdemir@ebabilyayinlari.com
http://www.karagozedebiyat.com/