3K etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3K etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2009-04-18

3K Nisan Sayısı Çıktı !

Ve biz kararlı adımlarla kendimizden emin bir halde yolumuza devam ediyoruz. Sizden zoraki ayrıldığımız süre içerisinde yeni sayımızın çalışmalarını hızla sürdürürken Gazze’den gelen acı haberlerle yıkılıp kaldık. Yüce Yaratıcımız; bizleri gafletten, kardeşlerimizi ise bu zulüm ve kırımdan muhafaza eyleye!

Sözün kanatlanarak uçtuğu, yazınınsa sabit kadem kaldığı şu bezirganda, iyicil duyguların hepten de yok olmadığını gösterebilmenin kıvancıyla gönencini kuşanaraktan çıkmak istedik karşınıza.

Kaliteden ödün verenlerin kantitenin sahte limanlarına iltica ettiğini, orada nitelikten vazgeçerek niceliği büyüttüklerini, onat keyfiyetler dururken sökel kemiyetlerde karar kıldığını gördükçe büsbütün kahroluyor insan.

Ne ki tecimevimiz böyle… Kolaydan, tüketimden, elverişsizden taraf…

Bakmayın susuk kaldığımıza. Aslında avazı çıktığı kadar bağıranlar biziz.

Duygularımızla düşüncelerimiz, umutlarımızla hedeflerimiz, hayallerimizle ideallerimiz sahifelerin mürekkep kokan satırlarında kendilerini cascavlak ele verirken; onlardan ayrıca bağırmalarını beklemek takdir edersiniz ki beyhude sanrıdır.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi; bizimkisi bir serüven…
Ne başı belli ne sonu… Karşımıza çıkacaklardan inanın biz de habersiziz.

Yazgının kimi keskin, kimi naif yazılıkları karşısında; eli kalem tutan, beyni diri, kalbi müzeyyen dostlarımızla çıktığımız bu yolculukta onca mihnetle zahmete karşın hiç mi hiç hayıflanmadık…

Elinizde tutup kucakladığınız bu bebek artık emekliyor. İlgi ve sevginizle daha nice güzel günlere erişmenin hayali içinde yeltekleşiyor habire.

Umulur ki bir gün; kendi başına adımlayabilsin, hatta yürüyebilsin ve hatta koşabilsin…
Neden olmasın…

Zaman sarkacındaki unutuşlarını hatırlayabilmek adına kah ibrahimî arayışın, ümitsizlik anaforlarındaki boğumlarını önleyebilmek için kah eyyubî sabrın, zulme uğrayanların coğrafyasını yeşertebilmek umuduyla kah davudî sesin öncülüğünü yapmaya gayret ettik şimdiye dek.

Almanaklarınızda güncellenen manifestolarımızın karakteristik özelliklerine azami kertede çaba gösterdik…
Bunda sonrası kaderin… Ve gelecek, bugüne kadar kimseye ödün vermediği gibi yarınlarda da vermeyecek…

Burgaçlarımızın orijininde insan var. Onu layıkıyla, hakkıyla çözebilmek ciddi anlamda bir sorun… Her şeye rağmen -dün ve bugün olduğu gibi istikbalde de- eyyamcılığa ve adamsendeciliğe pirim tanımadan kendi yağımızla kavrulmayı sadece ve sadece O’ndan niyaz edeceğiz… Öte yandan klişeleşen tabirlerimizden olsa da nefesimiz elverdiği müddetçe haykırmayı sürdüreceğiz:
“O’nun adıyla başladık, O’nun aşkıyla ilerliyor, izniyle yine ve yeniden O’nu yazmaya devam edeceğiz!”

Dergimizin muhtevasına girmedik bu sayıda. Zira bir önceki sayfanın fihristik dilini yeterli gördük. Varsın uçsun söz, akıl heybemizde kalan yazı, bize yâr ve yârândır…

Yeni bir sayıda gene buluşabilmenin umuduyla esen ve esin kalınız…

2008-12-06

"3K" dergisi


Epeyi zaman oldu, okuşmayalı…

Dile kolay; mevsim geçti aradan, üç cemre düştü bizden sonra, onüçe katlandı hilalin muhteşem senfonisi… Ve biz bu arada, kulakları sağır edici sessizlik içinde ama sabır ve özlemle bekledik sizleri…

Kitapları fazla ciddi bulup gazeteleri aşırı sorumsuzlukla itham eden ünlü düşünür Cemil Meriç’in nevi şahsına münhasır ifadesiyle ‘hür tefekkür’ün kalesinde soluklandık bunca zamandır. Kimi zaman hasret ateşiyle yanıp tutuşurken, kimi zaman da soğuman rüzgarların uğultusuna tanık olduk…

Ve fakat hiç yılmadık…

Yine Üstad’ın kendine özgü üslubuyla ‘bizden sonraki jenerasyona vasiyet bırakmak’ta kararlı idik. Yengilerden çok yenilgilere sahne olan hezimetleri tatmamak adına, tadımsızlığı esrik halde içişip gönül dünyanıza konuk olmayı istedik habire…

Bir serüven belki bu, kimbilir belki de kültürel kimliklerin manifestosu… Öyle ya da böyle, ‘hür tefekkür kalesinin bayrağını göndere çekmek’ en başta Üstad’a karşı bir vefa borcumuz.

Eli kalem tutan, kah duygusal ve kah düşünsel atmosferlerde soluklanan, yazı’yla yazgı’lanan herkesi aramızda görmek istiyoruz…

Katılın bizlere, yalnız bırakmayın bizleri bu soylu yürüyüşümüzde...

Yol uzun mu uzun, engeller katbekat… El yordamıyla dalıyoruz tünelin karanlığına…

Aşkla, şevkle, heyecanla bir ışık sunun dostlar!

Zira insan denen problemi deşifre etmeyi kendine ilke edinmiş sanatsal mecramızın -ola ki bir gün- hüsrana ve dolayısıyla dergi çöplüğüne dönmesini hiç ama hiç arzu etmiyoruz…

O’nun adıyla başladık, O’nun aşkıyla ilerliyoruz, O’nun için yazacağız…
Ve edebiyat, ebediyettir… Bunun farkındayız…
Gerisi fasarya…

Bu sayımızda da yine her biri birbirinden ilginç “şiir, deneme, öykü, anlatı, değini, çeviri, inceleme ve kitap tanıtımlarına” yer verdik. Usta şair Nuretin Durman’la şiiri konuştuk uzun uzadıya. Orhan Pamuk üzerine geniş oylumlu bir makale ile bir beytin düşündürdükleri üzerine kapsamlı bir şerhi dikkatlerinize sunduk ayrıca. Beğeneceğinizi umarak, derginin muhtevasını engin hoşgörünüze ve sıcak, sımsıcak gönüllerinize sunduktan sonra sözü burada -şimdilik- noktalıyoruz…

Yeni bir sayıda yine, yeniden buluşabilmenin ümidiyle esen ve esin kalınız...