2009-01-29

"İstanbul Bir Nokta" dergisinin 84. sayısı yayımlandı


Derginin sunuş yazısını şair Mürsel Sönmez kaleme almış. Aynı zamanda derginin yayın yönetmeni de olan Mürsel Sönmez düşüncelerini şöyle dile getirmiş:
“Bir Nokta da diğer edebiyat dergileri gibi “edebiyat burcu”nda inatla direniyor. Baş döndürücü bir hızla akan zaman iyi kötü her şeyi bir anafor gibi içine çekiyor ve çok şey yaşamamıza karşın hiçbir iz kalmıyor üzerimizde. Edebiyat da bu anaforun dışında bir sükûnet ve duru bakış imkânı olmaya çabalıyor ve dergiler ise bu sükûnetin ya da karşı duruşun mekânları.
Bir nokta yeni ve eski yazar ve şairleri ile niteliği önceliyor ve yaptığı işi iyi yapmaya çabalıyor. Ülkenin yönetenlerinin edebiyat sanat gibi “küçük” ve “basit” işlerle uğraşmadığı malum. Kamu güncelin “tamu”sunda boğulurken, günceli durultmanın ve yarınlara “iyi şeyler” bırakmanın uzağında duruyor. Edebiyat dergileri, sanatçılar ve düşünürler yerine “bay konuşup duranlar”ın ve “köşe” kapan yazarların söylediklerine bakıyor. Oysa, “hayatın maverasında” duran ve kendini yiyip bitirircesine sanatsal çabalar içerisinde bulunanları bir dinleyiverse başka varoluş alanları, başka yaşama imkanları olduğunu da görecek. Ama nafile, böyle bir uzgörürlük yok.
Umut bu ya, belki, memleketi idare edenler ve olan bitene vaziyet edenler, edebiyatın ve sahici sanatın önemini bir gün kavrarlar.o gün her şeyin bitmemiş olduğu bir gün olur umarız.”

Resul Tamgüç, söylenip durmalarda: “dünya yalan ya efendim/ bize koca yalanı mahsusçuktan yaşamak kaldı / bir; size anlattım efendim / mızıkçılık yapıp gelmek istediğimi”

Özcan Önlü, Mürsel Sönmez'e seslenerek "eski dem" diyor. Eski yaşamlarından kesitlerin etrafında dönen Özcan Ünlü eskiye olan özlemini şöyle dile getirmiş:
“eskiden böyle değildi biz eskiden
kitabı açar okurduk sonra çıkardık yollara..

Bıçağı saplardık kan görmemiş karpuza
Çatırdayıp açardı kalp kapısını dilimler

Sonra ne mi oldu bayım

Kitap açık yazılar silik
İsyan hiç yakışmıyor dilimize
Gece ve ten uyuşmuyor
Boşluk büyüyor

Eskiden böyle değildi
Yerle gök arası-ah-
Daha güzeldi sevmek”
Mahmut avcı, Truva adlı şiiri ile delileri diline dolamış:
“biner her deli ara sıra
Kendi yaptığı tahta atına”

A.Uğur Keltek “Kıssa” , N.Halil Atlıhan “ İstanbul’dan Saraybosna’ya-IV” , Ümit Zeynep Kayabaş “Siyah ve ateş”, Meral Afacan Bayrak “ Epik Düşler”, Mesut Doğan “Paris’te Sonbahar”, Mehmet Kurtoğlu “Kaderin ve varoluşun şairi Ömer Hayam” , İbrahim Hakkı “kalem arkası”, Abdurrahman Karakaş “Nisan yağmuruyla akşam denizine karışandır şair” , Mustafa Özçelik “ Taşra notları–2”, Özay Aslan “ Almanya Mektupları”, Nurettin Durman “beylerbeyine uğrayan şairler-yazarlar” H.Ziya Taşkent “Ayakkabı” konu başlıkları ile yazı-şiirleri ile destek vermişler
Cemal Kılıç “bir kaşık suda fırtınalar” koparmış: “… Ne ki, bazen bir kaşık suda kopartılan fırtınalar vardır ve o fırtınanın etkisiyle, o bir kaşık suda boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalır/bırakılırsınız”Jan devrim “prenses mavi kuştur”la prensesi uçurmaya çalışıyor. Bedran Yoldaş, kaynanayı diline dolayarak, kaynana gelin olayını irdelemeye çalışmış.



İrtibat:
www.istanbulbirnokta.com
0216 324 36 05

Hiç yorum yok:

SAFAHAT OKUMALARI

SAFAHAT OKUMALARI
Mehmet Âkif'i anlamak ve anlatmak için Safahat Okumaları...

DİRİLİŞ GÜNLERİ, DİRİLİŞ GÜLLERİ

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com