2011-01-24

Yedi İklim dergisi, Ali Haydar Haksal özel sayısı

'Ben kendimin yolcusuyum'

Yirmi dört yılı geride bırakan Yedi İklim dergisinin 'Ali Haydar Haksal Özel Sayısı', pek çok kez karşılaştığımız gibi 'gösterilmesi gereken' bir vefa değil, hakkı teslim etme çabası. Aynı zamanda, Haksal ile birlikte yol almış dostlarının yazara ve okura gönderdiği samimi bir selam.

Edebiyat dergilerinin küçük büyük demeden bir bir raflardan kaybolup gittiği günümüzde, bu alanda çeyrek asır yayın hayatında olmak hayli önemli. 24 yılı geride bırakan Yedi İklim dergisi, özel sayısında bir 'vefa' örneği sergiliyor. Ancak bu, pek çok kez karşılaştığımız gibi 'gösterilmesi gereken' bir vefa değil; hakkı teslim etme gayreti. Dergiyi kuran ve yıllardır büyük fedakârlıklarla yayımlamaya devam eden Ali Haydar Haksal için hazırlanan özel sayı, onunla birlikte yürümüş dostlarının yazılarını sunuyor okura. Okura, diyoruz ama derginin sayfalarında ilerledikçe esasen Haksal'a yazılmış uzun-kısa mektuplar bütünüyle karşılaşıyoruz. Kimi onun öyküleri üzerine 'mülahazaları'nı paylaşıyor dostuyla, kimi portresini çiziyor. Şair Cevdet Karal, ona armağan niyetine dizelerini gönderirken, ilerleyen sayfalarda Haksal'ın eserlerinden yola çıkıp bizi bir zaman tüneline götürüyor yazar dostlarından biri.

Yedi İklim dergisi, Ali Haydar Haksal'ın çabasıyla, bugüne kadar edebiyatımıza çok sayıda öykücü ve şair kazandırdı. Eli kalem tutan gençlerin ilk kanat çırptıkları mecralardan biri oldu dergi. Burada elbet Haksal'ın yetenekleri keşfetmekteki ustalığı ve onları bir bahçıvan hassasiyetiyle yetiştirme gayreti gözden kaçmamalı. Bugün artık birkaç kitabı yayımlanmış bu genç yazar ve şair kuşağı, herhalde ustalarının hakkını teslim edecektir. Ali Haydar Haksal, Yedi İklim'de bir geleneği daha yerleştirdi. Daha özel sayılar bugünkü kadar yaygınlaşmamışken, edebiyatımızın yaşayan birçok ustası için özel sayı hazırladı ve onların derli toplu tanınmasına katkıda bulundu. Dergiciliği biraz olsun bilenler, onun bu ayrıcalıklı yönüne işaret edecektir. Yıllarca başka yazarlar için özel sayılar hazırlayan Haksal'ın kendisi için böyle bir çalışma yapılmış olması bir kuşağın kadirbilirliği açısından anlamlı gözüküyor.

Her daim zorlardan zor olan 'birlikte yol almak'tan bahisle başlıyor Ali Haydar Haksal özel sayısı. Farklı duraklarda ayrılan veya katılanları da düşününce çeyrek asır birlikte yol almak nice tatlı hatıralar bıraksa da ayrılıkların kısa tarihi gibi de okunabilir. Usta öykücü Rasim Özdenören, kadim dostu Haksal'ın öyküleri üzerine düşüncelerini aktarıyor. Yine Haksal'ın cümleleriyle onu anlatmanın en iyisi olduğunu hissettiriyor bize: "Hayat sürgit. Ben de sürükleniyorum. Ben kendimin yolcusuyum." Osman Bayraktar'ın, Haksal'ın hikâyelerindeki temalar ve tipler üzerine kaleme aldığı hayli kuşatıcı yazısı ise yazarın eserleriyle-hayatı arasındaki bağlantıyı örnekleriyle çözümlüyor. Âlim Kahraman, 35 yıl öncesine giderek Haksal ile dostluklarının başlangıcına götürüyor bizi. Zafer Acar, yazarın eserlerindeki 'empatikliğe' dikkat çekiyor.

Ali Haydar Haksal'ın öykülerine dair inceleme ve gönderilen selamlar içinden Nazan Bekiroğlu'nun, yazar hakkında kaleme aldığı samimi sözler, ayrı bir yerde duruyor: "İtiraf etmeliyim, 'Ay Işığında Vav'ın Odası' Ali Haydar Haksal hikâyelerinden beni en çok etkileyeni. Bu yüzden akademik bir tahlil yapmak yerine kendimi bunca yıl üzerine bir kez daha okuduğum hikâyenin güzelliğine bırakmayı yeğledim. Teşekkürler Haksal. Doğru, hepimiz için "Yol çok uzun ve zaman kısa". Ama anlık bir çizgi gibi görünse de Vav bir ömrün hülâsası değil mi şunun şurasında? Ve zaman diye bir şey de yok haddizatında."

Şu sıralar bir hastalık hali yaşayan ve evinde istirahat eden usta yazara şifa niyetine nasıl gelir bilinmez; ancak Haksal için hazırlanan özel sayı, onun kişiliği, hayatı, dostlukları ve eserleri hakkında çok önemli bir kaynak olarak yerini şimdiden alıyor. Bir zamanlar 'yalnızlık sarkacı'nda gezinen bir nesle 'zamanların öyküsü'nü anlatan, 'içim su berraklığında', 'rüya içinde rüya' gördüren Ali Haydar Haksal'a şifalar dileyerek, yine onun sözleriyle bitirelim biz de. Özel sayıda yer alan Fatma Rânâ Çerçi ile İsmail Demirel'in birlikte gerçekleştirdiği söyleşiden: "Hayatta hep amatör ruhlu oldum. İşime baktım. Hayatımı adadığım yazı ve düşünceyi ciddiye aldım, onlara samimi ve sıcak yaklaştım. Hayatım, toprakla, doğayla, insanla, acıyla, çileyle, sevgiyle geçti. Köy, kasaba kent iç içedir. Bunların yansımaları da. Benim hayatımda nefret yoktur. İhanetler yaşasam bile."

Ali Haydar Haksal'a armağan

Şu portakal dilimleri gibi

Ayırıyoruz birbirinden günleri

Son geldiğimde

Eski kitaplardan birini

Işığa tutarken buldum seni

Tozu odayı dolduran güneşlerdi

İsmimin baş harfleri

Acz tutuyor demişti Cahit abi

Sen gördün ve Ahh dedin

Cevdet Karal



Ali Koca



ZAMAN
23.01.2011

Dergi iletişim:
(0216 399 19 14)

Hiç yorum yok:

SAFAHAT OKUMALARI

SAFAHAT OKUMALARI
Mehmet Âkif'i anlamak ve anlatmak için Safahat Okumaları...

DİRİLİŞ GÜNLERİ, DİRİLİŞ GÜLLERİ

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com