
Derginin sayfalarına şöyle bir göz gezdirmekle nicelik değil, nitelik peşinde insanların değerli gayretlerinin bir mahsulü olduğunu anlayıvermeniz mümkün. Ben en çok şiirlerini seviyorum Bir nokta’nın. Editör Mürsel Sönmez’in de bir şair, bence iyi bir şair olmasından kaynaklanabilir bu durum. Bu yazımda da daha çok bu sayının şiirlerine dikkat çekmek istiyorum.
Eski ve yeni şairleri bir arada görüyoruz Bir nokta’da. Okul-dergilerden biri olduğunu gösteriyor bu durum. Ayrıca her ay, derginin son sayfasında bir klasik şiirimize ve şairinin kısa özgeçmişine yer veriliyor. Derginin bu ayki şiirleri bir güzel güldeste gibi. Elbette eleştirilecek, eksik yanları da vardır. Onları daha geniş bir zamana bırakalım. Şimdilik bazı şiirlerin bazı güzel -tabi bize göre- mısralarını paylaşmakla yetinelim:
sen uyuyorsun, güzellik uyuyor, her yer kar
ağardıkça ağarıyor
şakaklarındaki saçlar
(Mürsel Sönmez, Uykuna Güzelleme)
Kapında kalakaldım
Ki öylesine tenha
Kayboldum ve adını sordum
Adımı sordum her aynaya
(Mustafa Özçelik, Tenha)
Beni sorarsanız,
annesinin hevesi
babasının akşamüstüsü
kardeşlerinin ikindisi
kendisinin uzağı
beni sorarsanız
herkes gibi
(Resul Tamgüç, Şiir Şairini Anlatır)
güzel olsunlar için öksüz ve yetimleri
bir de seni seviyorum Luna
kilidin anahtarı bir söz
yeni bir kanbukağı
dertli dolap
sürgit bilmece
iç avluda uzar gelinin saçları
n’apabilirdim sevmeseydim Luna
(Mahmut Avcı, Luna)
yordamını sevdiğim
imha et beni bırak sır kapısına
imha etmeyeceksen zaman kötücül
ihya et beni
(Bünyamin Durali, Sır Kapısına Bırak Beni)
Belki bandrol koyarsın şiire bile amma
Sükûtu alıp satamazsın ey kapitalizm!
(Fatih Kınalı, Tenha)
Sanıyorsunuz ki bir boşluğu dolduruyor varlığınız
Gelişiniz boş
Gök bizim durduğumuz yerdir.
Abdurrahman Karakaş (Vakit ki Kar Boran)

Mehmet Bıyıklı
www.haberkultur.net
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder