2011-07-08

'EDEP' edebiyat dergisi güzel yürüyüşünü sürdürüyor!..


Sayı: 17, Temmuz 2011

Bu sayıda yer alan yazar ve şairler: Ali Cenk, Arif Ay, Ali Görkem Userin, Çağatay Telli, Rasim Demirtaş, Kamil Yeşil, Cihannur Selena, Murat Soyak, Zeynep Aktan, Nurettin Durman, Halis Emre, Özden Apaydın.

Yazı Başlıkları: Öfkenin Baharı, Bir Yazarın Otelleri, Nuri Pakdil'in Dili ve Anlatımı, Divan Şiirinin Kaynağına Dair, Gün Dökümleri, Nuri Pakdil'in Umut Oyunu Üzerine, Dumanı Üstünde, Erdal Çakır'ın Şiirinin Miracı, Seyr ü Sefer, Resimaltı Derinlik.


İrtibat:
edepdergisi@gmail.com

Modernite aileye ne kadar zararlı?


Temmuz 2011

Üç aylık yayın periyotuna sahip Rıhle dergisinin 12. sayısı çıktı. Dergi, Müslümanlara ait olmayan düşünme biçimleriyle hesaplaşmasına devam ediyor.

Üç aylık yayın periyotuna sahip dergiler arasındaki müstesna dergi Rıhle’nin yeni sayısı geçen hafta çıktı. Dergiyi bu hafta içerisinde kitapçılarda bulmak mümkün.

Her sayısında farklı tartışma konularını gündeme getiren ve bize yani Müslümanlara ait olmayan düşünme biçimleriyle hesaplaşmasına devam eden Rıhle, bu sayıda da geleneği bozmadı.

Şeyh Usame bin Ladin unutulmamış

Rıhle birçoklarının yapamadığını, entelektüel zırvalardan kurtulup da yapmaya cesaret edemediğini besmeleyle başlayan giriş yazısında yapmış. Hem de kendisini ve gündem ettiklerini çok anlamayan kişileri şaşırtacak şekilde: Şeyh Usame bin Ladin’in Amerikan terörizmi neticesinde inandığı dava uğruna, hem de milyonlarca dolarlık mal varlığına rağmen, mücadele ettiği şey uğruna şehadete ermesini (biz öyle umuyoruz, inşallah rabbimiz kabul buyurur) hatırlatarak başlamış. Onun mücadele yöntemini beğenip beğenmemenin başka bir şey olduğunu, her şeye rağmen onun inandığı bir davasının olduğunu ve bu dava uğruna tüm dünyalığıyla mücadele ettiğini vurgulayan giriş yazısında ayrıca şu vurgulanıyor: Naaşının İslamî usullere göre defnedilmek yerine denize atılması aslında Usame bin Ladin’e değil İslam’a ve Müslümanlara yapılmış bir hakarettir. Ve bu hakaretin sineye çekilmiş olması düşündürücüdür. Ayrıca Ebubekir Sifil hocanın gazetedeki köşesinden de hatırlattığı gibi Ladin’in sivillere yönelik eylemleri tasvip etmediğini, bu konuda şehid Abdullah Azzam gibi düşündüğü için ailesini Afganistan’dan çıkardığı da bilinen bir gerçektir. Bunu Rıhle’nin de altını çizdiği bir nokta olması hasebiyle söylüyorum.

Modernitenin kıskacındaki aile

Cemaatle birlikte ancak varlığını fizik gerçekliğe dönüştüren İslam, buna hiç kuşkusuz aileden başlamaktadır. Bundan ötürü Rıhle, modernitenin-postmodernitenin altını oyduğu aile kurumunu özelde de kadın meselesini masaya yatırmış. Ebubekir Sifil hoca, ‘Kadın Fitnesi’ başlıklı yazısıyla katkıda bulunurken, Nazife Şişman hep tartışılan kadının dönüşümü meselesinin farkına vardırmaksızın erkeğin kavvamlık görevini unutturduğunu/dönüştürdüğünü irdelediği ‘Erkek kimliği ve Aile’ başlıklı yazısıyla bu konuya dikkat çekiyor. Sadece bu kadar değil, ayrıca Şeyhülislam M. Sabri Efendi’nin kadın ve aile konusundaki görüşlerini anti-modernist İslamcı söylemin tutarlılığını sorgulayarak değerlendirildiği “M. Sabri Efendi’nin Kadın ve Aile Konusunda Modernistlere Cevabı” başlıklı makale ve birçok farklı yazı mevcut.

Yaşayan ulemalar da Rıhle’de

Rıhle’yi diğer dergilerden ayıran birçok vasfı var. Fakat bunların belki de en önemlisi her sayısında çağımızda yaşayan ulemaları da sayfalarına konuk etmesi. Bu geleneğini de devam ettiriyor bu sayıda. Hindistan ulemasından Ebu’l Hasen Ali. Nedvi’nin yeğeni muhterem Selman en-Nedvî hoca ve Lübnan müftüsü muhterem Muhammed Reşid Kabbânî bu sayıda derginin konuğu olmuş.


Kadir Mısırlıoğlu ile Gemuhluoğlu’ndan Cemil Meriç’e…

Bu sayıda Kadir Mısırlıoğlu ile uzun ve hoş bir söyleşi gerçekleştirilmiş. Söyleşiyi okurken bazı ufak şoklara hazırlıklı olmalısınız. Zira Mısırlıoğlu bazen hiç ummadığınız kişiler hakkındaki şahitlikleriyle sizi sarsabilir. Necip Fazıl’dan, Fethi Gemuhluoğlu’na, Cemil Meriç’ten Mehmet Akif’e kadar birçok isim için bu uyarım geçerli. Derginin bu sayısında kendisiyle uzun bir söyleşi gerçekleştirdiği Kadir Mısırlıoğlu da artık Rıhle’nin yolcuları arasında. Değerli adamların gündem edildiği Tezâkir bölümünü bundan böyle Mısıroğlu yazacak.

Konu dışı yazılar

Konu dışı yazıları da şöyle sıralayabiliriz: “Mustafa İslamoğlu’nun Eşarîlik Sendromu” başlıklı yazısıyla Talha Hakan Alp hoca bu sayının “İntikâd”ında, ayrıca “Hanefi Mezhebinin Rical ve Kitabiyatına Dair Bazı Tetkikat” başlıklı önemli makalesiyle Abdülkadir Yılmaz hoca; “Küreselleşme, İnsan Hakları ve İnsanî Müdahale: Gayri Meşru Hukuktan Medet Ummak” başlıklı yazısıyla Erdal Kurgan; “XIX. Yüzyılda Filistin'de Arazi Satışları ve Osmanlı Devleti'nin Tutumu” başlıklı yazısıyla İbrahim Buazzî ve Evlâdiyelik başlıklı yazısıyla Sakine Akça yazısıyla dergiye katkıda bulunmuşlar.

Rıhle ilim yolculuğuna devam ediyor, hem de kendisine bu uzun yolda katılmak isteyen herkese kapılarını açarak.



Siyabend Araslı

2011-07-07

'Dergâh' dergisi, 257. sayısında...

Aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi, Sayı: 257, Temmuz 2011

Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına istikrarlı bir şekilde devam eden Dergâh dergisi, 257. sayısında da nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

Çok tekrar ettik, yine aynı şeyi söylüyoruz. Bu yazıyı seçimden bir gün önce yazıyorum. Seçim önemli ama “Yeni-Sivil ve Demokrat bir Anayasa” yapmak daha önemli.

Türkiye bu defa da seçileni-seçilmeyeni, bütün sağduyulu güç odakları ile günlerce-aylarca-yıllarca da tartışsa vazgeçmeksizin mutlaka bir “Anayasa” yapmalı-dır. Yoksa eski tas eski hamam. İbrahim Yolalan, Koray Feyiz , Hasan Ediboğlu, Ayhan Emir Yolcu, Muammer Güngör, Hüseyin Kural, Hıdır Toraman ve Tuğba Çelik bu sayının şairleri. Aysun Aslaner ile Atakan Yavuz “derkenar” sütunlarında yazdı. Uzun süre yazmayan Aslı Togay’dan güzel bir hikâye okuyacaksınız. Ayşegül Gülsüm Tuna’nın umut veren hikâyesi bu sayının sürprizi. Nihal Anar ünlü hikâyeci Tomris Uyar üzerine yazdı. Bu sayının “orta sayfa sohbeti’ni ilk kitabı ile geniş ilgi uyandıran Mukadder Gemici ile yaptık. Gemici, konuşmasında kendi hikâyesi ile hikâye türü üzerindeki düşüncelerini dile getiriyor. Berat Demirci kültürümüzün kenar-köşe unsurlarını büyük bir vukufla ele alıyor. Sanatkârane üslubu ile yazdığını okutuyor. Demirci’nin yazıları sosyolojiyi aşan bir yerlilik taşıyor. Mehmet Nuri Karakeçi, Tanpınar’ın ünlü “ Selam Olsun” şiiri üzerine bir tahlil denemesi yaptı. Tanpınar sürekli geri dönüp bir daha, bir daha okunacak bir yazar-düşünür. Bu sebeple olsa gerek, son yıllarda hakkında çok yazılıyor. Hasan Öztürk, Dergâh’ın 250 sayısında Tanpınar üzerine yazılanların bir dökümünü sergiliyor. Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

'Türk Edebiyatı' dergisi

Temmuz 2011

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Edebiyat Müze Kütüphaneleri projesi ile Türk edebiyatındaki pek çok usta kalemin ismi, tarihî mekanlarda açılan kütüphanelere veriliyor.

Ankara'da İstiklal Marşı'nın yazılmasına sahne olan Taceddin Dergâhı, Mehmet Âkif Edebiyat Müze Kütüphanesi adıyla hizmete açıldı. Adana'nın Seyhan ilçesinde Karacaoğlan, Diyarbakır'da Ahmed Ârif müzeleri de hizmete açılanlar arasında. Erzurum'da Erzurumlu Emrah, İzmir'de Attila İlhan, Trabzon'da Bedri Rahmi Eyüboğlu ve İstanbul'da Ahmet Hamdi Tanpınar kütüphaneleri ise açılmayı bekleyenlerden. Türk Edebiyatı Dergisi, bu sayısında Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat ve Müze Kütüphanesi için seçilen Alay Köşkü'nü ele almış. Osmanlı padişahlarının Devlet-i Aliyye'nin gücünü ve zenginliğini dosta düşmana göstermek için düzenlenen alayları seyrettikleri Alay Köşkü'nü, derginin genel yayın yönetmeni Beşir Ayvazoğlu anlatıyor. Bu sayının söyleşi konuğu Prof. Dr. Ümit Meriç, hayalini kurduğu 'İstanbul Medeniyetleri Kent Müzesi'ni Ayşe Akdağ ile paylaşıyor. Bu sayıda ayrıca Sevinç Çokum'dan bir hikâye, Said Coşar'dan Ahmet Rasim'in karikatürize halleri, Senail Özkan'dan Rilke yorumları ve çok sayıda şiir yer alıyor.

'Temrin' düşünce ve edebiyat dergisi

Sayı: 39 Temmuz 2011

Bu ay da yine beğenerek okuyacağınız şiir ve yazılarla karşınızdayız. Temmuz ayı şairleri; Servet Gündoğdu, Leyla Karaca Tok, Serdar Çakıcıoğlu…

Ondokuz Mayıs Üniversitesi edebiyat bölümü profesörlerinden Şaban Sağlık hocamız Erzurum’da gerçekleştirilen Hilmi Yavuz Sempozyumu izlenimlerini yazdı. Bu yazıyı özellikle okumanızı öneriyoruz. Elif Nuray, Haydar Ergülen’in yeni baskısı yapılan Keder Gibi Ödünç isimli şiir kitabını ve Sıddık Akbayır’ın Şiir Adımlı Bir Yolcu; Haydar Ergülen isimli portre çalışmasını inceledi.

Koray Feyiz, Hüseyin Avni Cinozoğlu’nun son şiir kitabını değerlendirdi. Bülent Gündoğan, Hilmi Yavuz Konuşurken Susma! Denemesi başlıklı yazısında Hilmi Yavuz’un şiirine dair farklı bir okuma içerisine girdi. Tahsin Yıldırım, Ziya Osman Saba’nın Bilinmeyen Bir Anket Cevabı’nı okurla paylaştı.

Bu ayki öykücülerimiz; Bekir Şakir Konyalı, Mehmet Öztunç ve Suat Atik. Bekir Şakir Konyalı kurduğu kendine has öykü dili ile ilerde isminden çokça söz ettirecek bir öykücü. Bu sayımızda yer alan öyküsünü mutlaka okumanızı öneriyoruz.
Behçet Çelik Göbek Adı “Müstesna Eylül” başlıklı yazısında 2008 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı’nı alan kitabı Gün Ortasında Arzu’nun hikâyesini anlattı.
Fuat Ata bu sayımızda da “düşündüren” bir karikatürle yer alıyor.

Bu ayki söyleşi konuklarımız; eleştirmen Semih Gümüş ve genç şairlerden Halil İbrahim Polat. Semih Gümüş ile V.Hüseyin Kaya, Halil İbrahim Polat ile de Ercan Yılmaz konuştu. Her iki söyleşiyi de zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.
Alperen Köseoğlu, Ayraç Kuyruklu Bilge Kedi isimli çizimiyle bu ayki kapağımıza renk kattı.

Son olarak yine Kalender Tufan “künye” köşesinde kitapların ve Seda Ülke “devran” köşesinde sanat ve edebiyatın izini sürdü.

Gelecek sayılarda buluşmak ümidiyle…

Dünyada bir yolcu gibi ol

Yeni Dünya dergisi Temmuz 2011 sayısında yolun, yolcunun ve yolculuğun doğasını dosyalıyor…

Yeni Dünya dergisi gönül dünyamızın kapısını bu sayıda yollara yöneltmiş. Kapak dosyası olarak gideceği yolu bilen ‘’yolcu’’ yu konu alan dergide Hakka varan yolcunun izlediği yoldan, yoldaki halinden, ilk yolcu Hz Adem (as) ve Efendiler Efendisi Hz Muhammed (sav) yol hallerinden ve yol hazırlıklarından zengin içerik ve örneklerle bahsedilmiş.

Rasim Özdenören Yolculuk Yöneliştir yazısıyla bizleri ilk dünya yolcusu Hz Adem’in yolculuğuna götürüyor.

İnsan durduğu yerde bile, içindeki sonu gelmez yolların yolcusudur..satırlarıyla Vehbi Vakkasoğlu yolculuğu sadece bedene aitliğinden çıkarıp asli yolculuktan bahsederek yol merhalelerini açıklıyor.

Dünya hayatı bakımından verimli tatillerimizi; ahiret hayatı bakımından pozitif yönde etkilemenin yollarını etkin bir şekilde Prof.Dr Süleyman Uludağ imzasıyla öğreniyoruz.

Yolcu konulu bu sayımızda elbetteki Seyyah Sufi Evliya Çelebinin yolculuklarından ve manasından bahsederek Mustafa Özçelik kaleme alıyor.

En güzel yolcu Hz Muhammed (sav) in seyahat adabından ve yol dualarından Prof.Dr Mehmet Emin Ay tatil yolcularına güzel ve hayırlı bir yolculuk için gerekli yolları ekliyor kapak dosyasına.

Gündem de Mustafa Özcan Ortadoğu’daki değişimlerden ve Türk nefretinin nasıl sevgiye dönüştüğünden bahsediyor. Ulusalcıların Amerikan ve İsrail merkezli küreselleşmeyi uzaklaştırabilmek için islami değerlere yaslanmaları gerekliliğini vurguluyor.

Yanıdibimizde ağır bir imtihandan geçen Suriye halkı gündemde Adem Özköse ile yapılan özel röportaj ile konu oluyor. Suriye halkına kendi devletinin yaptığı eziyet ve işkenceleri yıllardır Suriye de yaşayan Adem Özköse derin boyutlarıyla dile getiriyor.

Ansiklopedik bilgi değerinde ülkemizdeki ezanın yolculuğunu Muharrem Coşkun’un Türkçe ezan ve dine müdahalenin öyküsü araştırma yazısında açıklığa kavuşuyor. Kürtçe ezan okunmasından sonra akıllara gelen ‘’Türkçe Ezan ‘’ okunan yıllara dair bütün soru işaretlerine gerçek bilgi eşliğinde Coşkun ışık tutuyor.

Özel röportajlarla zengin içeriğine daha da renk kazandıran dergimiz Dr Ebubekir Sifil Hocayla kitaplar, kaynaklar ve metodlara dair bir söyleşi sunuyor bizlere.Oyuncak Tamirhanesi kitabı Yazarı Metin Karabaşoğlu ile kitabın merkezinde iç meselelerin konuşulduğu keyifli ve öğretici bir röportaj yer alıyor. Ruhun İmkanları deşifre edilmeli diyen Yazar Mehmet Ali Bulut ile ruhun deşifresini “Ruhun Deşifresi” kitabı çerçevesinde çözüyoruz.

Kalemdar ile yine gönül tellerimizi titretiyor ve manevi yolculuğumuza satır aralarında çıkıp gönül meclislerine ulaşıyoruz. Mutlak seferi Allah’a (cc) varıncaya kadar hiçbir menzilde eğilmeyen mürid olmak duasıyla sayfaları gönüllerimize işliyoruz.

Yolcunun hali, yolun yolcuya verdikleri ve yolcuya dair her düğümün bir bir açıldığı bu sayıda yol üzerinde olan biz yolcular için alınacak çok değerli öğüt ve bilgileri derinlemesine bu sayıda bulmak mümkün. Yolun her basamağında sağlam bir adım atıp varacağınız hedefe eğilmeden bükülmeden varmak için Yeni Dünya’nın bu sayısında bize güzel bir rehber oluşturuyor.


Elif Zeynep Çiftçi

2011-07-03

4. sayısında Hayal Bilgisi’nin dosya konusu: Delilik!

Hayal Bilgisi ekibi olarak 4. sayımızı sizlerle buluşturmanın sevincini yaşıyoruz. Her yeni sayı ile birlikte bünyesine yeni kalemler katan dergimiz, tasarım olarak da daha iyi bir noktaya ulaştı.

Deliliğin eğlenceli olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Hemen her gün, ötekilerin cesaret edemediklerine cesaret edebildiğimiz için ‘deli’ olarak tanımlanıyoruz bir çoğumuz. Bir edebiyat dergisi çıkaracağımızı söylediğimizde, aynı etiketlemeye maruz kalmıştık. Bugüne kadarki gayretlerimiz, bu etiketlemenin haklılık payını artırmış görünüyor.

Bu yüzden biz, bu sayımızda, deliliğin tanımını yapmaya çalıştık. ‘Bir gereksinim olarak delilik’ kavramı üzerinde durduk. Cihat Albayrak, ‘Delilik Eğlencelidir’ diyerek başlıyor yazısına. Nedenleri ve sonuçları ile bu kavram üzerine derinlemesine bir yazı sunuyor Albayrak. Delilik ile deha arasındaki ince çizgide bir karakterin öyküsünü dinliyoruz Müzeyyen Çelik’ten. Çelik, öykülerinde kullandığı dil ve üslup ile konuya olan hakimiyetini pekiştiriyor ve yeni sayıda da adını Hayal Bilgisi ile eşleştiriyor.

Hakan Bilge, sinemada ‘aşkın delilik halini’ inceliyor. Ayşe Ünsal, aynı paralelde bir deneme ile yer alıyor bu sayıda.

Bu sayıda, Sohrab Sepehri’nin Adres adlı şiirini Farsça aslından çeviriyor Nihan Işıker. Arzu Eşbah ikinci kez dahil oluyor Hayal Bilgisi’ne, ‘Kadın, Şehir, Tanrılar’ adlı şiiri ile.

4. Sayısında Hayal Bilgisi’nin okuruyla buluşturduğu isimler şöyle:

Arzu Eşbah / Sohrab Sepehri / Ali Berkay Bircan / Yusuf Bal / İnci Erkan Taş /
Sıraleyna Sevgili / Emre Gürkan Kanmaz / Nazlı Hamurcuoğlu / Esra Pak / Cihat Albayrak / Müzeyyen Çelik / Ayşe Ünsal / Hakan Bilge / Şakir Taş / Sinan Gözen / Nezihe Altuğ

Bir delinin gözlerine dikkatle bakmayı deneyin; sizden çok daha fazla şey gördüğünü, çok daha fazlasını bildiğini fark edeceksiniz...

Cihat Albayrak


İrtibat:
editor@hayalbilgisi.org
www.hayalbilgisi.org

2011-07-02

'Hece' dergisi 'gezi' özel sayısı


Hasan Aycın/Çizgi 5

I. Bölüm: DÜNDEN BUGÜNE GEZİ (6-128)
M. Kayahan Özgül/Demir Asâ Demir Çarık... 6
Vefa Taşdelen/Felsefe: Döne Dolaşa 29
Nalân Yıldız Özgül/Kalem Süvârisinin Metafizik Seyahati 42
Ali K. Metin/Hikayenin Ötesi/Özü, Hakikatin Tecrübesi 52
Sadık Yalsızuçanlar/Bir İletişim Dili Olarak Seyahatname 56
Kenan Çağan/Seyahatten Turizme Bir Devinim Hikayesi 62
Ali Galip Yener/Flâneur’den Turiste Doğru: "Aylak Adam" Şimdi Nerede? 70
Köksal Alver/Tebdil-i Mekân: Seyahatin Anlamı Üzerine 74
İsmail Sert/Yolculuğun İşaretleri 77
Yunus Develi/Medeniyetimizde Seyahat Duyarlığı ve Anlamı 81
Osman Bayraktar/Yolun Öğrettikleri 85
Murat Erol/Jön Türkler’in Modernleşme Seyahatleri 88
Ali Göçer/Dağla Fısıldaşmalar Kentle Konuşmalar 97
Mahfuz Zariç/Turna’dan Leyleğe Halk Şiirinde Göçmen Kuşlar 102
Selahattin İpek/Osmanlı Padişahları ve Seyahat 117
Mahmut Hakkı Akın/Seyahat ve Değişim 122
Dinçer Ateş/Sanal Dünyada Sanal Geziler ve Gezi/Gezi Yazısı
ve Kültürüne Etkileri 126

II. Bölüm: GEZİ EDEBİYATI VE DİLİ (129-254)
Necati Mert/Edebiyatta Anlatım Tekniği Olarak Gezi/Seyahat 129
Abdurrahim Karadeniz/Seyyahın Dili; Gerçekçiliği ve İmkânları 137
Ertan Örgen/Edebiyat Tarihleri ve Gezi Türü 141
Şahin Köktürk/Halk Edebiyatında Seyahat 145
Seyfeddin Duman/Seyahati Tercüme-i Hakikat Olarak Algılamak Yahut
Tanzimat ve Servet-i Fünun Edebiyatında Seyahat 151
Salih Nurdağ/Gezinin Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin Gezisi Cumhuriyet
Dönemi Türk Edebiyatında Gezi 177
Necip Tosun/Bir Anlatım Tekniği Olarak Halk Hikâyelerinde Seyahat 186
İkbal Kural/Türk Romanının Doğuşunda Roman ve Seyahat Ahmet Mithat
Efendi’nin Romanlarında Seyahat 192
Aykut Ertuğrul/Yola Düşen Öykü 203
Vefa Taşdelen/Türkü ve Yol: "İlk Elden Dil"/"İlk Elden Yaşantı" 209
Hilmi Uçan/Amin Maalouf ve Osmanlı Coğrafyası 214
Mustafa Zeki Çıraklı/İngiliz Edebiyatında Seyyahlar ve Seyahat 225
İshak Yetiş/Fransız Edebiyatında Gezi 235
Şaban Sağlık/Gezi Tekniği ve Edebiyat 243
Firdevs Canbaz Yumuşak/Gezi Edebiyatında Kadınlar 250

III. Bölüm: GEZGİNLER VE GEZİLERİ... (255-362)
İbrahim Demirci/Evliya Çelebi Seyahatnâmesinde Türkçe: Rengâcenk Bir Dil 255
Seyit Ali Kahraman/Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Halk Teması 266
Ejder Okumuş/Evliya Çelebi’yi Okumak ve Anlamak 277
Seyfeddin Duman/Fantastik Bir Seyahat Kitabı: Seydi Ali Reis ve Mir’atü’l-Memalik 293
M. Murat Özkul/Devr-i Lâle ‘De Alaturca İlk Tango:
28 Mehmet Çelebi’nin Fransız Sefaretnamesi 301
Cemal Şakar/İbn Battûta’nın Rıhle’si 310
Ali Emre/Marco Polo’nun Gezileri ve Gezginliği 313
Lütfi Bergen/Arzın Merkezini Aramak: Necip Fazıl 321
Cemile Sümeyra/Frankfurt Seyahatnamesi 335
Erhan Akdağ/Gezerek Gördüklerim’de Siyasal ve Toplumsal Gözlem 339
Timur Özkan/22 Yıl Sonra Bir Kez Daha Adriyatik ve Balkanlar 343
Mustafa Şerif Onaran/Sarı Defterler 360

IV. Bölüm: GEZGİNLERİN İZLERİ (363-486)
Dionysios Byzantios/Boğaziçi’nde Bir Gezinti 363
İbn Fadlan/İbn Fadlan Seyahatnamesi 366
Evliyâ Çelebi/Evliyâ Çelebi Seyahatnamesi 368
Abdurreşid İbrahim/Yokohama’da Arablar 374
Mustafa Sami Efendi/Bir Osmanlı Bürokratının Avrupa İzlenimleri 381
Bağdatlı Abdurrahman Efendi/Brezilya’da İlk Müslümanlar Brezilya Seyahatnamesi 384
Gerard De Nerval/Doğu’da Seyahat 387
Aleksandr Puşkin/Erzurum Yolculuğu 393
Gelibolulu Mustafa Ali/Mısır 397
Edmondo De Amicis/İstanbul 400
J.W. Goethe/İtalya Seyahati 409
Max Frisch/Saraybosna’dan Mektup Kadınlar Örtününce (1933) 412
Hemingway Ernest/Paris Bir Şenliktir 414
Rifâ’a Râfi Tahtâvî/Paris Gözlemleri 417
H. Heıne/Seyahat Tabloları 422
Le Corbusıer/Şark Seyahati 424
Temeşvarlı Osman Ağa/Kendi Kalemiyle Temeşvarlı Osman Ağa 428
Kenize Mourad/Toprağımızın Kokusu 434
Camus Albert/Amerika Günlükleri 436
Yahya Kemal Beyatlı/Balkan’a Seyahat 441
Necip Fazıl Kısakürek/Hac’dan Çizgiler, Renkler ve Sesler 446
Ahmet Haşim/Profesör Aristokrasisi 451
İsmail Habib Sevük/Budapeşte 453
Falih Rıfkı Atay/Gezerek Gördüklerim 456
Sezai Karakoç/Diyarbakır - Mardin - İstanbul 458
Nuri Pakdil/Batı Notları 462
Cahit Zarifoğlu/Yaşamak 465
Attila İlhan/Güneyden Gelen Adam 467
Mina Urgan/Bir Dinazor’un Gezileri 474
Melih Cevdet Anday/Sovyet Rusya Azerbaycan Özbekistan Bulgaristan Macaristan 479
A. Halûk Dursun/Pasaportlu Ümmet 485

V. Bölüm: KAYNAKÇA (487-520)
Yusuf Turan Günaydın/Gezi Edebiyatı Bibliyografyası 487
A. Yazılar/488 • B. Kitaplar/502 • C. Kitaplarda Bölümler/518
D. Röportaj ve Açıkoturumlar/519 • E. Özel Sayılar/519

'Hece Öykü' dergisinde 'Çağdaş Azerbeycan Öyküsü' dosyası


ÖYKÜ GÜNDEMİ
Cemal Şakar/İnsanın Bireyselleşmesi 3
Aykut Ertuğrul/Yarı Harf Yarı İnsan Yarı Öykü Yarı Hezeyan 5
Bünyamin Kasap/Kafka’da ‘Şiir’in Ruhuna Fatiha! 7
Paul Auster/Bir Hikâye Anlatmak İstiyorum Size 7

ÖYKÜLER
Necati Mert/Tozlu Topraklı Kitaplar 12
Cemal Şakar/Uzak 14
Köksal Alver/Sıradaki 17
Ahmet Büke/Hidroloji Mühim Mevzu! 22
Mihriban İnan Karatepe/Duvar 24
Hasibe Çerko/Ocak 27
Cafer Özgül/Yecuc-Mecuc 31
Hasan Aycın/Çizgi 39

DOSYA
ÇAĞDAŞ AZERBAYCAN ÖYKÜSÜ
Ömer Küçükmehmetoğlu/Azerbaycan Edebiyatının Genç ve Usta Kalemi
Selim Babullaoğlu’yla Öykü Üzerine Söyleşi 41
Elçin Efendiyev/Söğüt Fidanı ile Güzel Oleandr’ın Hikâyesi 44
Yaşar Aliyev/Ayrılık 48
Elçin Hüseynbeyli/Damızlık Boğa 52
Vahid Memmedli/Buda’nın Dönüşü 57
Eyvaz Zeynalov/Tanıyamadığım Moskova 68
Novruz Necefoğlu/Kısmetli Misafir 83
Kamil Efseroğlu Ağrı 91
Aslan Guliyev/Dondurmanın Hikâyesi 98
Natig Memmedli/Dolma 108
Elabbas Bağırov Yanyana Masalar 114

ÖYKÜLER
Ömer Egi/Terzi Zeynep: Âşık Olunması Muhtemel
Bir Sima İçin Şehir Monologları 116
Esra Odman İyier/Boşluk, Bakışlarımın Biçimini Alıyor 121
Fikri Özçelikçi/Ayın Işığı Düşüyordu Şehrin Kör Sokaklarına 124
Merve Koçak Kurt/Annem, Ben ve Ayris 132
Mehmet Kahraman/Düş Birikintisi 137
Osman Alagöz/İlk Pişmanlık 141
Pınar Çelik/Sevim Hanım 145
Yavuz Demir/Kurmaca-lık Yazılar: Benim Oğlum Bina
Okur/Kurmacanın Üst Yapı Unsurları: Olay 148
Sezai Coşkun/Zamanın Kıskacındaki İnsan: Al Çiçeğin Moru 155
İsmail Sert/Ercan Yıldırım’la Modern Türk’ün Hikâyesi
Üzerine Söyleşi… 162
Banu Altınova/Modern Türk’ün Hikâyesi 168

ÖYKÜ KİTAPLIĞI
Merve Koçak Kurt/Taş Devri / Çıldırtan Öyküler 171
Hatice Bildirici/Bazuka 173
Zeynep Sönmez/Bebek Patikleri: Kısa Öykü 175

2011-07-01

Dergiler


İtiraf etmeliyim artık. Bu yaşa geldim hâlâ dergilerle haşir neşir bir hayat yaşamaktayım.

Her ay yeni sayısı geldikçe bir derginin heyecanlanıyor hemen dergiyi açmaya çalışıyor ne var ne yok, kimler ne yazmış diye bakmadan edemiyorum. Eh bu duruma yıllar yılı olduğu için ev ahalisi de alışmış bir vaziyette benim bu tuhaf hallerime bir şey demiyorlar sağ olsunlar. Gerçi bazı dergileri merak konusunda beni geçenler var tabii evin içinde. O dergiyi sanki kendileri için çıkarıyorlarmış gibi sahipleniyorlar, okuyorlar, bazen de yanı başlarına bırakıyor ve günlerce kalıyor öylece o dergi. Yani benim yaptığımı onlar da yapıyor veya şöyle söylemeye gayret edersek, sehpanın üstüne bıraktığım dergiler veya gözümün önünde olsunlar diye bıraktığım dergiler gibi onlar da aynısını kendi bölgeleri içinde yapıyorlar. Yani burada tam bir özerk bölge oluşmuş oluyor kendiliğinden. Hani belki biraz daha gayret edilse Osmanlı eyalet sistemine de geçilebilinir bir vaziyet alıyor tabii bu yüz yirmi küsur metre karelik gürültüden ziyade, bize göre sakin coğrafik evimizde. Yani herkesin kendine göre okuma köşeleri olabilir demek ki. Mesela benim okula ve karşı kıyılara bakan ön cepheyi tercihim olurdu.

Hani diyorum ki insanlık hali işte. İnsan böyle yapıyor demek. Kendine bir ayrıcalığı oluyor haddi zatında ve o ayrıcalık onunla koşut veya onunla yaşıt veya şöyle diyelim onunla başat bir halde yaşamaya devam ediyor. Buna bir de alışkanlık mı yoksa eski tabirle tiryakilik mi diyorlar ne. Ama sanıyorum benim ki her ikisine de benzemiyor. Benim ki olmazsa olmazın bir mecburiyeti şeklinde tezahür ediyor.

Essahtan sevgili okur ben bu lafları niye diyorum ki? Sanki bir tek benim mi böyle vazgeçilmez hallerim oluyor da durup böyle F klavyeye dokunup duruyorum. Yahu aramızda kalsın ama biraz da galiba böyle keyif veriyor harflerle dalga geçer gibi yapmak. Yoksa ben niye böyle kelime israfında bulunayım ki sevgili okuyucu. Belki şu anda oldukça ciddi bir konu üzerinde kafamı biraz ağrıtabilirdim yani vakti saatini hesap ederek. Ama ben ne yapıyorum şimdi kalkmışım dergilerle olan maceramı bir güzel ifşa etmeye tevessül ediyorum. Sonra biri, hani olur ya değerli biri, yani kalem ehli veya okuma müptelası zatı muhteremden biri kalkıp da haydi oradan ya bir tek senin mi böyle dalgaların var diye lafı, kelamı yapıştırırsa yüzüme ne yaparım sonra demiyorum kendime.

Hâsılı kelam bana dergilerini gönderen dergi sahiplerine, editörlerine teşekkür ederken aslında zaman zaman dergilerden söz etmek arzumu da ifşa ve itiraf etmek istiyorum.

Haziran dergilerini bahane ederek harf sırasına göre sıralarsak şöyle bir dergi listesi çıkıyor bana gönderilen dergilerden: Aşkar, Aşkın E Hali, Ay Vakti, AZ Edebiyat, Beyaz Gemi, Bir Nokta, Bizim Külliye, Değirmen, Dil ve Edebiyat, EDEP, İslami Edebiyat, Kertenkele, Mor Taka, Şehrengiz, Tasfiye, Temrin, Tütün, Umran, Yeni Dünya, Yedi İklim… Edebiyat dünyamızın nabzını tutan dergiler yayınını sürdürürken bir takım zorluklarla karşılaştıklarını biliyoruz. Bu yazıda bana ulaşan dergilerin teşekkür babında isimlerini anarak dergilerden birazcık da olsa okuru haberdar etmek istemiş oldum.

Cemil Meriç diyor ya “dergiler hür tefekkürün kaleleridir.”


Nurettin Durman


'Yeni Söz' gazetesi
1 Temmuz 2011

'Değirmen' dergisi genel yayın yönetmeni Rüstem Budak ile söyleşi

Değirmen dergisi genel yayın yönetmeni Rüstem Budak’a kısa kısa sorduk.

En son hangi kitabı okudunuz? Kitap hakkında neler söyleyebilirsiniz?

İbn Tufeyl’in Hay Bin Yakzan kitabını okudum. İslam düşünce geleneğinin varlık âlemine ilişkin ortaya koyduğu yaklaşımı görmek ve kendi iç yolculuğumuzda kaybettiğimiz anlamı bulmak için çok büyük katkısı olacaktır.

Başucu kitaplarınız nelerdir?

Başucu kitaplarım olmadı, daha ziyade rehber yazarlarım ve kitaplarım oldu. Okumaya başladığımda o yazarların bütün kitaplarını okumaya çalıştım. Her daim o yazarın yanında kalmadım. Onu okuyup, dinleyip ve anlayıp yoluma devam ettim. Fikriyatımın oluşmasında etkili olan başlıca yazar ve şairler: Seyyid Kutub, Nurettin Topçu, Cemil Meriç, Kemal Tahir, İsmet Özel, Sait Faik, Ali Şeriati, İhsan Eliaçık, İbn Haldun, Mevlana, Sezai Karakoç, Dostoyevski, Muhammed Abid Cabiri, Tolstoy, Mevdudi, Murteza Mutahhari, Nietzche, Halil Cibran...

Hangi roman kahramanı olmak isterdiniz, neden?

Her dönemde farklı kahramanlarım oldu. İlkokulda iken köy okulunda kitap külliyatı Cin Ali serisini aşmazdı. Okul ders kitaplarında bölümler arasında okuma parçaları olurdu. Bunlardan Dede Korkut’un Tepegöz masalındaki Basat çocukluğumun kahramanı idi. Ortaokulda Yavuz Bahadıroğlu’nun tarihi romanlarındaki her kahraman ile özdeşlik kurmaya çalışırdık. O romanlardaki zaferlerde ve yenilgilerde bizimde payımız varmış gibi sevinir ve üzülürdük. Lisede başucu romanı Minyeli Abdullah oldu. Abdullah’ın ülkesinde verdiği mücadeleyi örnek almaya çalıştık. Daha sonraki dönemlerde ise Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur’unda Mümtaz, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ında Selim, Jerome David Salinger’in Çavdar Tarlasında Çocuklar’ında Holden Caulfield, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ında Andrey Nikolayeviç Bolkonski, Yusuf Atılgan’nın Aylak Adam’ında Bay C. roman kahramanlarım oldu.

Tanpınar’ın 5 şehri var. Sizin şehriniz hangisi? Neden?

İlk şehrim Arguvan oldu. 12 yaşına kadar hiçbir şehre gitmedim ve televizyonlar olmadığı için görmedim. Arguvan bozkırın ortasında, derin ıssızlığında kendi kendine yabancılaşarak ve tanışarak bir dünya var etmeye çalışıyordu. Sonraki şehrim Malatya oldu. Çay ocaklarının bile üniversiteleştiği ölü zamana ruh üfleyecek düşüncelerin var olduğu mümbit şehir. Herkesin şehri Bursa; geçmiş ile gelecek arasında örülen derin uçurumları attığı köprülerle gidiş geliş imkânı sağladı. Ve Sakarya; her daim boğulduğum ve nefes almak için kelimelere tutunduğum yer oldu.

Benim şairim ya da yazarım dediğiniz kişi kimdir? Hangi yönünü kendinize yakın buluyorsunuz?

Benim yazarım ve şairim olmadı. Yazarlarım ve şairlerim oldu. Hikmet’in peşinde olan din, dil ve ırk farkı aramadan anlamaya çalıştım. Tek bir yazarın veya şairin izinde, dergâhında, dizinin dibinde ve izinde olmak istemem. Bunu hakikate koşulmuş şirk olarak görüyorum. Hakikat’in dağılmış parçalarını farklı farklı şair ve yazarlarda arayarak bir araya getirmeye çalıştım.

Şair/yazar olmak isteyen biri için olmazsa olmaz dediğiniz üç şey nedir?

1- Emek; hazır düşüncelere konmaktan imtina eden, taklitten kaçınan, hayatı adımlarken her mesafede bulunduğu hal üzere düşünen, kelimelerin sırrına ermek için akıl teriyle, göz nurunu feda eden, yorulan ve yoruldukça kendine daha fazla yaklaşan...

2- Üslup; yazıya dökülen kelimeleri kendi ruhu ve aklıyla bezenmiş halde dilin müstesna güzelliklerini kullanarak en iyi şekilde ifade etmeye çalışan, özgün ve özgür bir algıyla hareket eden, anlatımını her daim yenileyen, güçlenen, sözün güzelliklerini yazı maharetiyle kutsal nefeslere dönüşecek sözler var eden.

3- Özgürlük; “küfür”den kaçınarak yani aklın düşünmesini, kalbin hissedişini engelleyen her türlü iktidar(Siyasi, Aile, Şeyh, Lider, Üstad) korkusu, dünya(kadın, mülk, çocuk, mevki) sevgisi, gündelik(yükselme hırsı, tanınma isteği, etkileme hazzı) çıkarlardan kendini azade kılarak varlığının öz’üne yaklaşmak.

Yazar/şair yaz gelince ne yapar?


Yazar için yazılara ev sahipliği yapan dergiler kısmi tatilde, gazeteler ve internet rölantide, okuyucular yaz uykusunda olduklarından yazı yazma bahanesi azalır. İştigal ettiği mesleği kamusal alanda ise buna bağımlı olarak sıla-i rahim ile meşgul olur. Eylülde başlayacak yeni sezona hazırlık yapar. Yarım kalan işlerini tamamlamaya çalışır, gelecek için yeni fikirler, sesler, duygular peşindedir. Ölü sezonda diri düşünceler düşler.

Yazmak için, okumak için hangi zaman dilimlerini tercih edersiniz?

Okumak için her fırsatı değerlendirmeye çalışırım. Yazmak için sabah namazından önceki 2 saatte yazmayı tercih ederim.

Çokça okuduğunuz, hatırladığınız bir hadis-i şerif?

“Ölmeden önce ölünüz” ile “Müslüman insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”



Yılmaz Yılmaz sordu



www.dunyabizim.com
1 Temmuz 2011

Bugünün ihyasından yarının inşâsına 'Vuslat' dergisi


Bugünün ihyasından yarının inşasına sloganıyla yayın hayatına devam eden Vuslat Dergisi’nin Temmuz sayısı çıktı…

İşte Temmuz 2011 sayısının Vuslat'ı…

Ümmetin uyanışında âlimler büyük bir önem arz etmektedir…

Mumun dibi karanlık olsa da gecenin zifiri karanlığı onunla aydınlanır… Mumun dibi, onun kıymetini bilmese de her akıl nimetini kullanabilen insan onun kıymetini takdir edip bilmektedir…

Baha biçilmez bir değer olan muttaki âlimlerin değerini en yakın çevresi bilmese de, ilmin ve âlimin değerini bilenler onun ve ilminin baha biçilmez kıymette olduğunu bilir, belki yıllar sonra ona göre değerlendirir…

Muttaki âlimler, içinde bulundukları toplumun akıl ehli olanlar için birer hayat örneği ve hidayete yol gösteren sadık rehberlerdir… Onların tavsiyelerine uyar, hal ve tavırlarını onların gösterdiği şekilde düzenlerler… Bundan dolayı ilmiyle amil olan âlimler, her zaman halka doğrusunu beyan etmek, her şeye rağmen adaletle olması gerekeni gösterip yaptırmakla mükelleftirler…

Vuslat içindekiler:

Atasoy Müftüoğlu “Tarihe Tanıklık Ve Âlimler” isimli makalesinde İslam, insanlığın bütün temel sorunları ile ilgilenmemizi istiyor.

Abdullah Dai “Âlimler Toplumun Önderleri” başlıklı yazısında Bildikleriyle amel etmek âlimin vazifesidir derken.

Hüseyin Kerim Ece ise “İlim Adamı ve Basiret” yazısında İlim adamını bütün detaylarıyla inceliyor.

Mehmet Eser “Yazıklar Olsun O Sözde Din Âlimlerine” yazısında İslam toplumunun bugün zulüm, işgal, esaret altında olmasının nedenin sözde din âlimlerinin payının büyük olduğunu söylüyor.

Ahmet Varol “Mavi Marmara Katliamının Yıl dönümünde” isimli yazısında bütün ayrıntılarıyla Mavi Marmara’yı değerlendiriyor.

Duran Çetin “Sen Kimdensin” isimli öykü yazısıyla gündelik hayatımızdan öykü diliyle kesitler sunuyor.

Bilal Hattap, farklı bir şiir ile “Rahman’ın Âlimleri-Sultan’ın Âlimleri” karşılaştırıyor.

Kübra Nur Ayar “Her Şey Benden Önce, Ben Sen’den Sonrayım” isimli öykü yazısında bu dünyanın geçici olduğunu hatırlatıyor.

Yine derginin sağlık köşesini hazırlayan Dr. Ali Akben, yaz sıcaklarının gelmesiyle birlikte sıcaktan sağlığımızı korumamız için bize bu konu hakkında tavsiyelerde bulunuyor.

İrtibat:
0216 612 78 22
www.vuslatdergisi.com

'Dört Mevsim Niğde' dergisinin 6.sayısı çıktı

Niğde’nin tarihi ve turistik değerlerinden, türküleri ve şivesi gibi folklorik öğelerine; tarihe mal olmuş ünlü portrelerin hayat hikâyelerinden Niğdeli şair ve yazarların şiir, yorum, araştırma ve inceleme gibi edebi eserlerini içeren Dört Mevsim Niğde üç ayda bir yayınlanmaya devam ediyor. Derginin ikinci yılında altıncı sayısı çıktı.

Türkiye genelinde Niğde’nin daha fazla tanınmasını hedefleyen Belediye “Dört Mevsim Niğde” dergisinin 81 ilin kurum ve bürokratlarına dağıtımını posta yoluyla yapıyor.

İhsan Uğraş “Niğde Dilinde”, M. Başaran Öztürk “ Niğde‘de Nevbahar”, İsmail Özmel “Niğde”, Huriye Altuner “Geleneksel Niğde Evleri”, Cengiz Kayacılar “Yine Yeşillendi Niğde Bozkırı”, Fırat Ensari “Sen Baharsın”, Kamil İşeri-Halil Tokcan “Niğdeli bir siyasetçi, eğitimci ve aydın; Mehmet Emin Erişirgil”, Salih Özkan “Mübadele Niğde”, Fikret Dikmen “Niğdem”, Kazım Bulut “Sevdalı Bahar”, Mustafa Eryaman “Osmanlı Dönemi Niğde Kiliseleri”, Hüseyin Kirişçi “Evvel Zaman İçinde Niğde ve Bahar”, Nedim Bakırcı “Eğitim Yönüyle Hayvan Masalları”, Saadet Sayan “Niğde Bağları” yazıları yer alıyor.


Gökhan Demircioğlu

'Kitap-lık' dergisi

Sayı: 151 Temmuz-Ağustos 2011

1983’te İletişim Yayınları’ndan çıkan Latin Amerika Hikâyeleri Antolojisi içindeki “Hoş geldin Bob” öyküsüyle tanımıştık Juan Carlos Onetti’yi (1909-1994). Latin Amerika yazını konu edildiğinde adı geçen ama Türkçede henüz kitabı olmayan yazarı Münir Göle gündeme getirdi ve dosyayı kurdu.

Münir Göle, Antonio Muñoz Molina, Noé Jitrik, Jean-François Fogel, Mario Vargas Llosa’nın kalemlerinden çıkanları, Ayşe Nihal Akbulut’un yazarı biraz daha yakınımıza getiren çevirilerini okuduğumuzda bu büyük Uruguaylı yazarın öykülerine, romanlarına hevesleniyoruz kuşkusuz. Bu sayıya yalnızca “Esbjerg, kıyıda” öyküsünü koyabildik ama gelecek sayılardan birinde “El infierno tan temido” (Böylesi korkulan cehennem) yer alacak: Kadınla erkeğin biribirine çektirdiği incelikli zihinsel işkenceleri yansıtan belki de en karakteristik öyküsü... Umarız en azından bir öykü seçkisiyle birkaç romanı Türkçeye de çevrilir.

Babil Kulesi sayfalarında iki yazının konusu Yusuf Atılgan’da kesişti. Selda Uygur, Kemal Bilbaşar’ın Denizin Çağırışı (1944) romanıyla Aylak Adam (1959) arasındaki kanbağını irdeliyor. İlginçtir, bu yazının elimize geçtiği günlerde görüştüğümüz Demir Özlü de Denizin Çağırışı üstüne bir yazı yazacağını söyledi, romanın 1950 Kuşağı’nı ilgilendiren yönlerini ele alarak.

Âlim Kahraman ise Anayurt Oteli’ndeki yerleri belirleyerek Manisa’daki Anavatan Oteli’nden, dahası bu otelin kapısından söz ediyor. Yine ilginçtir, geçen yıl telefon eden bir okurumuz Anayurt Oteli’ne konu olan Anavatan Oteli’nin giriş kapısının teyzesinin Manisa’daki bağ evinde olduğunu, söylemişti... Kahraman bu bağa da değiniyor.

Ali Teoman’ın “Ben niçin yazıyorum?” başlıklı denemesi ölümünden önce YKY’ye verdiği “Alacakaranlık Günce”den. Ali Teoman hastalığı süresince yeni kitaplarını yazarken bir yandan da yayımlanabilecek günlüklerini, şiirlerini, yazılarını temize çekmiş, dosyalar kurmuştu. Yazıyla, yazınla ilişkisini çepeçevre ortaya koyan, okuruna çok şey söyleyen bir metin.

Ahmet Sait Akçay’ın “Hikâyenin geri dönüşü mü?” başlıklı kısa yazısında tartışılacak saptamalar var. Öykünün gidişatına ilişkin can alıcı bir noktayı imliyor.

Eylülde buluşmak üzere.

Murat Yalçın

İçindekiler:

DOSYA:
Juan Carlos Onetti
Münir Göle - Sınırlarötesi Bir Pezevenk
Antonio Muñoz Molina - Gerçekleşen Düşler: Juan Carlos Onetti’nin Öykülerine Davet
Noé Jitrik - Çilekeş Anlatıcı
Jean-François Fogel - “Hayat böyle işte”
Mario Vargas Llosa - Sözün Kısası
Juan Carlos Onetti - Esbjerg, kıyıda


ŞİİR
Mehmet Müfit - Terapiler - I
Tuğrul Tanyol - Platti Galuppi
Haydar Ergülen - Aşk yaz, bir boşluk bırak...
Efe Murad - Sonsuz Zihinseli
Christina Georgiou - Günbatımı, Hokkabaz, Çocukluk, Görüntü


ÖYKÜ
Erkut Özal - Di mi abi?
Esra Erdoğan - Kocamın Adı Ağzımın Tadı
Gökhan Yılmaz - Hakkını Delalet
İpek Nil - Fildişi Saplı Bıçak
İsmail Pelit - yavaşlamış din
Pınar Sönmez - Hiçbir Şey Değişmeyecek


DENEME-GÜNLÜK-ANI
Emin Özdemir - Oblomov’un Sallantılı Halleri
Ali Teoman - Alacakaranlık Günce’den, Ben niçin yazıyorum?
Mustafa Ziyalan - Yeryüzü Sanatı, Gökyüzü Sanatı
Nazan Maksudyan - “Demek annen baban seni çok sevdi?”
Uğur Kökden - Addis Ababa’da Uzak ve Yakın Dün


BABİL KULESİ
Ahmet Sait Akçay - Hikâyenin geri dönüşü mü?
Necip Tosun - Yoğunluk, Ayrıntı ve Yüzleşme
Arda Yılmaz - Sözden Yazıya Geçişin Öngörülemeyen Sancıları
Selda Uygur - Aylak Adam’dan Önce , Denizin Çağırışı

'Edebiyat Ortamı' dergisi

Temmuz-Ağustos 2011

Bu sene de yaz geldi. Ama nedense kış gitmiyor bir türlü. Temmuz’a girdik hâlâ soğuk var, yağmur var, seller var. Zamanla zemin çelişiyor. Tıpkı Türkiye gibi.

Her şey anayasa’ya bağlandı. Olur. O da yapılır. Lâkin kış gitmiyor bir türlü.

Huzuru hak etmek gerekiyor galiba. Ne ki bu, ekonomiden ve turizmden fazla dayanaklara ihtiyaç duyuyor. Bu iki kelime siyasetin bumerangı. Ekonomi düzelirse, turizm açılırsa yerimiz genişleyecek sanılıyor. Yanlış değil ama doğru da değil.
Bir kültür politikamız yok.

*

Bu sayımızın şairleri Mustafa Aydoğan, İrfan Çevik, Cevdet Karal, İbrahim Tenekeci, Yunus Melih Özdağ, Muhammet Safa, Suavi Kemal Yazgıç, Ali Karan, Atalay Işık ve Alper Özdemir.

Turan Karataş, Cahit Zarifoğlu’nun “Okuyucularla” isimli kitabından yola çıkarak şairin ve şiirin mecraını, kaygısını ve yerini sorguladı.

Hasan Hüseyin Çağıran, genç bir isim. Şiirimizin ustaları üzerine okumalar yapmaya başladı. Bunun ilk adımı olarak, yakın zamanda “Sesli Harfler”i yayımlanan Ebubekir Eroğlu şiirini irdeledi. Devamının geleceğini sanıyoruz.

İrfan Çevik, ‘0rtaçağ’ kavramının yüklendiği yanlış anlamlar üzerinde durdu. Türkiye’deki bir zihni yanılgının ipuçlarını yazdı. Derinlikli bir deneme. Diğer önemli bir deneme de, Reşit Güngör Kalkan’ın “Erkeğin Perde İle İmtihanı’ başlıklı yazısı. Kalkan’ın bu denemeleri sürecek. Okurlarımızın ilgiyle okuyacağını umuyoruz. Mustafa Karadavut’un denemeleri ise sürüyor.

Bu sayımızın söyleşisini ressam Peyami Gürel ile yaptık. Söyleşiyi arkadaşımız Erdal Çakır gerçekleştirdi, ses kayıt cihazından çözümünü ise Emre Döğer yaptı. Gürel, resim sanatına bakışının temelleri üzerinde durdu. Tasavvuf, sanat ve varoluş hakkında esaslı bir söyleşi oldu.

Kâmil Aydoğan’ın akıcı bir üslupla yazdığı günlüklerinin bir bölümünü daha yayımlıyoruz.

A.Barış Ağır, İngiliz şair Wilfred Owen’ın Dulce et Decorum Est şiirini irdeledi.

Yaz sayılarımızda öykülere daha fazla yer ayırıyoruz. Bu sayıda da öyle oldu. Sadık Yalsızuçanlar, Yunus Nadir Eraslan, Mehmet M. Atik ve Tarık Ruşen öyküleriyle yer aldılar.

*

Son olarak; Sadık Yalsızuçanlar öncülüğünde yürütülecek olan Server Vakfı Yazar Okulu 15 Eylül 2011 tarihinde faaliyetine başlıyor. Katılmak isteyenler 0.312.229 82 44 no.lu telefondan veya dergimizin internet adresinden katılma şartlarını öğrenebilirler.

İyi okumalar.

M.A.

Berceste’den Şiir ve Roman Soruşturması…

Temmuz 2011

Son zamanlarda edebî türler içinde roman ve hikâyenin kadim sanatımız şiirden daha çok okunduğuna, daha çok ilgi gördüğüne şahit oluyoruz.

Türk edebiyatında roman şiirin önüne mi geçti?

Berceste Dergisi Temmuz sayısında şiir ve roman konusunu ilim adamlarına, yazarlara, şairlere, yayınevlerine soruyor. Enine boyuna ele alınan konu ile şiirin ve romanın geçmişi ve günü sorgulanıyor. Temmuz sayısında yer alan imzalar şöyle:

Vedat Ali TOK, Prof. Dr. Cihan OKUYUCU, A. Turan ALKAN, Prof. Dr. Hasan BOYNUKARA, Doç.Dr. Vefa TAŞDELEN, Hüzeyme Yeşim KOÇAK, İmdat AVŞAR, Doç. Dr. Erdoğan ERBAY, Ahmet AY, İsa YAR, Bekir OĞUZBAŞARAN, Yusuf AKYÜZ, Selim TUNÇBİLEK, Muhsin İlyas SUBAŞI, Ahmet ŞAHİN, İsmail ÖZMEL, Filiz KALYON, Nihan IŞIKER, İbrahim ŞAHİN, Hatice Eğilmez KAYA, Oyhan Hasan BILDIRKİ, Kibar AYAYDIN, Məmmədzadə Elşad BƏXTIYAROĞLU, Cansaran KIZILTAŞ, M. Nihat MALKOÇ

2011-06-30

Ey Yolcu Uyan! Yolculuk Nereye?

Haziran 2011


Nasreddin Hoca’ya sorulur:

“–İnsanlar niçin farklı farklı yönlere gidiyorlar?”

Hoca, kısa yoldan cevap verir:

“–Hepsi aynı yöne gitse, dünyanın dengesi bozulurdu.”

Herkes aynı yöne gitmiyor. Çünkü tutulan yolun, gidilen yolculuğun temelinde, gidilmek istenen adres olur. Yol, adrese göre belirlenir... Dünyevî yolculuklarda tabiî bir şekilde uyulan bu hakikate, uhrevî yolculukta maalesef riâyet eden pek az...

Dünya hayatı, kundaktan kefene, beşikten tabuta bir yolculuk... Bir namazsız ezan, bir ezansız namaz arası kısa bir yolculuk... Bu yolculuğun ahvâli de, Ömer bin Abdülaziz g’in îkaz ettiği gibi âhirette gidilmek istenen adrese göre olmalı...

Uhrevî adresler sadece iki, ya cennet ya cehennem...

Herkes cenneti istiyor da; gidişler, savruluşlar, yol ve yön tercihleri bu isteği yansıtmıyor.

Çünkü cennetin yolu, sırât-ı müstakîm... Onun dışında kalan bütün yollar, maâzallah ateşe çıkıyor.

Evliyâ Çelebi’nin doğumunun 400. Yıldönümünün UNESCO’nun anma programlarına dâhil edildiği, bu çerçevede çeşitli etkinliklerin düzenlendiği 2011’in, gerek tatil, gerek sıla-i rahim, gerekse eğitim için yollara düşüldüğü; üç ayların mânevî ikliminden geçen bu yaz aylarında, dünyevîsiyle uhrevîsiyle, dosya konumuz olarak seyahati seçtik.

O hâlde tekrar tekrar uyarmalı, tekrar tekrar sormalı:

Ey Yolcu Uyan! Yolculuk Nereye?

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ, menzil-i maksûda erişmenin üç şartını ele aldı:

1. Nereye suâlinin cevabının bilinmesi ve görülmesi... 2. Yolda uyku ve gaflete düşmemek... 3. Milyonlarca şahsiyet içinde kaybolmamak için; Hazret-i Peygamber’in şahsiyetine gönüllü bir yolculuk, yani hicret...

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; dünya tarihinin gidişâtına insanlığın saâdeti adına gösterilen gayretler penceresinden bakarak; beşeriyetin yegâne saâdet yolunun, Kur’ân ve Sünnet Ekseninde Bir Hayat olduğunun altını çizdi.

Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI; yollar içinde Yol’u, gurbetler içinde Gurbet’i kaleme aldı. Ayla AĞABEGÜM, Evliyâ Çelebi’den iktibaslar yaptığı yazısında, kendisinin İran seyahatinin notlarını aktardı. Yard. Doç Dr. Harun ÖĞMÜŞ; ömür yolculuğunun gayeliliği, anlamlılığı üzerine tefekkür etti. H. Kübra ERGİN, ömür kervanının menzillerini ve kışın çalışıp yazın tatil yapma fasit dairesini yazdı.

Aynur TUTKUN; seyahatlere yukarı doğru, semavî bir akış kazandırmak mevzuunu işlerken; Ahmet ZİYLAN, ticaret ve hizmet noktasında seyahatin ve risk almanın önemini belirtti. Zahit GENÇ ve Mahmut ALPİR, sahillere değil dağlara çağırdı, yaz seyyahlarını... Hayrettin DURMUŞ, Adana’yı anlatırken; Murat AKDAĞ, yolun tasavvufî tedâîlerini serdetti...

II. Bâyezid, Cem Sultan, Barbaros Hayreddin Paşa ve III. Selim devrinden sahneler, Üsküdar meydanındaki III. Ahmed Çeşmesi’ne dair ayrıntılar, tarih ve kültür-sanat sayfalarımızda...

Kalbin Gözyaşları’nda Orhan ve Şevket, Kur’ân ile yoğrulan bir eğitimin eşiğindeler. Kur’ân ekseninde bir eğitim konusunda, gözleri görmemesine rağmen hâfız olan ve emekliliğinden sonra da kendini Kur’ân eğitimine adayan Recep KATIRCI Hoca ile bir hasbihâlimiz var.

Hayat yolculuğunu müstesnâ bir sûrette yaşayan ve 12 yıl önce yine bir Temmuz ayında kendi tabirleriyle, «âhirete yüz akı ile göçebilme» saâdetiyle Hakk’a yürüyen ve bu tabiriyle dergimizin adının ilham kaynağı olan Muhterem Musa TOPBAŞ Hocaefendi’yi de rahmet ve minnetle anıyoruz. Sâhibü’l-Vefâ’ya vefâ hissiyâtı içinde şiir ve hâtıralar sayfalarımızda...

Ve şiirler... Yolu, gurbeti, yolcuyu anlatan hisli mısralar...

Ne mutlu âhirette seyahatnâmesini sağından alabilenlere..

Ne mutlu âhirete yüz akı ile göçebilenlere...

'Değirmen' edebiyat ve düşünce dergisi 'mekânlarımız' dosyasıyla çıktı


Değirmen Dergisi, Sayı:26, Dosya: Mekânlarımız

Yüz sayıda tükenmeyecek bir döngünün bereket öğüten “DEĞİRMENİ”, birinci çeyreği tamamladı. İki ayda bir, yeni anlamların harmanına sizleri davet eden değirmen, tam da bu harman zamanında; düşüncelerimizin, inançlarımızın, duygularımızın, davranışlarımızın, kelimelerimizin, kavramlarımızın, kurumlarımızın, sosyolojimizin harman yeri olan “mekânlarımızı” merkeze alan yirmi altıncı sayısı ile okurlarının karşısına çıktı.

Aşkın mekân algısını güçlendirmek adına örnekliğin izlerini sürmeye, devşirdiği “yitik”lerle mekâna “güzellik” katma cesaretini artırma iradesi taşıyan, anlam gücüyle dönen Değirmen’in düşünce ve edep yüklü diğer çalışmalarla mekânlarımızı kuşatan atmosfer olması, sessiz sedasız düşüncelere de bir ivme katması için, paylaşmak istedik.

Mekânlarımız dosyasında yetkin kalemlerden çok özel yazılar bulacaksınız: Medeniyetin Mekânları/ Lütfi BERGEN, Şehir ve Felsefe/ Hakan POYRAZ, Tahmis Kahvehanesinde Tabakam Kaldı/ Reşit Güngör KALKAN, Şehir, İnsan ve Mekân/ Yusuf YAVUZYILMAZ
Medeniyetin Kenar Yeri: Köy/ Rüstem BUDAK, Keçe Çadırdan Konuta Yayladan Şehire Geçişte Görülen Değişimler/ Mustafa GENÇ, Cemevi ve İşlevleri/ İhsan ÜNLÜ, Hane-i Yetimden Bir Cılız Sesleniş/ Asiye YÜCEL.

Edebiyat yazıları ile; Tanpınar ve Yahya Kemal İstibdadı / Cafer GARİPER, Nurullah Ataç’ın Ölümü Ardından Peyami Safa’nın Milliyet’te Yazdıkları/ Said COŞAR ve Dil ve Hakikat İlişkisi/İsmail SÜPHANDAĞI’yı ilgiyle okuyacaksınız.

Feta ödüllerinin hikayesini; Menderes DAŞKIRAN, Mavi Marmara Gemisi Feta’nın ta Kendisi yazısıyla paylaşıyor.

Şiirleriyle; Miras/ İsmail KARAKURT, Beyaz Bir Güvercin Uçtuğu Zaman/ Bahaettin KARAKOÇ, Sen Geldin Yaz Mevsimi/ Mehmet ÖZDEMİR, Ülkem Bir Gülümse/ Mustafa UÇURUM, Persona Non Grata/ Süleyman UNUTMAZ, Balkon Misafiri/ Evliya ÇELİK, Ayrıntı Suları/ Yavuz ERTÜRK, Üsküdar'da/ Rasim DEMİRTAŞ, Karşı/ Murat SOYAK, Gemi/ Veli KARANFİL, Şehir/ Atıf Emre ÖZDEMİR ve Zamanın Suçu Ne/ Nihan IŞIKER, Can Körebe/ İbrahim AÇILAN

Denemesiyle; Akşamüstü Durağında Nükseden Yağmur/Aslan GÜLCE, Film tanıtımıyla; “Aydın” Çıkmazı/ Hakan BİLGE, hikâyesiyle; Cep/ Murat TAŞ dergiyi şereflendiriyorlar.

Kitap tanıtım ve eleştirileriyle; Mehmed Can Doğan, Şiir Arkeolojisi Kısası Enbiya, Kolları Bağlı Odysseus, Mitoloji ve Menkîbe/ Hüseyin Avni CİNOZOĞLU ve Cengiz Aytmatov’un Romanlarında Kadın Tesiri / Anne Tipine Genel Bir Bakış/ Buğra KIZILKAYA sizleri bekliyor.

İrtibat:
Kültür Dergi Dağıtım ve NT Kitabevleri
Web: www.degirmendergisi.com
E-posta: degirmendergi@gmail.com
Tel: 0505 647 03 25

2011-06-25

Akpınar’ın sesi Niğde’den yükseliyor

Akpınar dergisi, 33. sayısında doğumunun 113. yılında Faruk Nafiz Çamlıbel’i kapak konusu yapmış.

Akpınar dergisi, 6. yılında, mayıs-haziran sayısıyla 33. sayıya ulaştı. “Her yenilik eskinin eksiklerini tamamlamaktır.” diyen İsmail Özmel, Anadolu’da dergicilik yapmanın zorluğuna aldırmadan yoluna devam ediyor. Doğumunun 113. yılında Faruk Nafiz Çamlıbel’in kapak konusu yapıldığı dergide Tuncer Gülensoy’un “Büyük Türk Roman Yazarı Reşat Nuri Gültekin’in Biyografisine Eklenecek Bilgiler”, başlıklı yazısı bilinmezleri arayanlar için hazine değerinde.

Şiire ve şaire dair aforizmalarıyla Bekir Oğuzbaşaran engin bilgi birikimini hayat felsefesiyle yoğurarak yazıya dökmüş. Mehmet Akif’in hayatından çizgiler sunan İsmail Özmel fikir ve sanat adamlarımızı okuma, anlama ve anmayı arı misali çiçek özü toplama olarak değerlendiriyor.

Joseph P. Mozur’un, “Cengiz Aytmatov: Sosyalist Gerçekçilik Estetiğini Dönüştürme” başlıklı yazısı Gökçe Kolcu tarafından bilimsel bir estetikle İngilizceden çevrilmiş hacimli bir çalışma olmuş.

Osman Yazan tarafından yapılan Ömer Seyfettin’in “Gizli Mabed” hikayesinin tahlili, Murat Soyak’ın TYB Gaziantep Şubesi 1. Ayıntap Şiir günlerini konu alan yazısı, İLESAM genel başkanı Mehmet Nuri Paramaksız’ın İsa Kayacan hakkındaki görüşlerini yazdığı yazı ve “Unutulmuş Bir Şair: Mehmet Emin Yurdakul’u Anıyoruz”, diyen Abdulkadir Güler dergiye zenginlik katmış.

“Türkçe Adlar mı Türk Adlarımı” başlıklı yazısıyla Önder Saatçi, Efendimiz hazretlerinin “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” Sözünü anlamaya çalışarak hangi isimler daha güzeldir, sorusuna açıklık getiriyor.

Prof. Dr. Amil Çelebioğlu’nu anan yazısıyla Hikmet Elitaş bir vefa örneği sergiliyor.

Cengiz Aytmatov ile başlayan ve birçok insan tarafından kaleme alınan mankurtlaşmayı bu kez de Ömer Aydoğan kaleme almış. Dergide Hüseyin Akte’nin “Susuz Günlerden Sonra” isimli bir hikayesi var.

Ali İhsan Kolcu, Erdal Noyan, Yüksel Gemalmaz, Osman Aytekin ve İsmail Özmel şiirleriyle görücüye çıkmışlar.

Kültür, sanat ve edebiyat dergisi Akpınar, Niğde’den yükselen sesiyle varlık mücadelesine devam ediyor.



Sergül Vural

2011-06-24

'Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları' dergisi

Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları
YIL 3 / SAYI 4 / OCAK – HAZİRAN 2011


İçindekiler:

Makale

MEHMET TÖRENEK
Tevfik Fikret ve Âşiyân

SEZAİ COŞKUN
Savaş-Edebiyat İlişkisi Bağlamında Bosna Savaşı’nın Türk Şiirine Yansıması

SİBEL BAYRAM
Boşnak Şiirinde İstanbul

SELAHATTİN ÇİTÇİ
Yahya Kemal ve Mehmet Âkif’in Eserlerinde Ezan

ABDURRAHMAN KOLCU
J. K. Huysmans’ın A Rebours (Tersine) ve Tahsin Yücel’in Mutfak Çıkmazı Romanları Arasında Bir Karşılaştırma

ÖZGÜR İLDEŞ
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Şıpsevdi Romanında Thomas Hobbes’un Leviathan Adlı Eserinin Etkileri

KADİR CAN DİLBER
Jorge Luis Borges’ten Hasan Ali Toptaş’a Düşsel Yolculuğun Şifreleri

GÜRKAN YAVAŞ
Peyami Safa’nın Yalnızız Adlı Romanında Bir Çatışma Unsuru Olarak İdeolojik ve Düşünsel Yapı

AYŞE DEMİR
Halid Ziya Uşaklıgil’in Hikâyelerinde Ev, Evden Kaçış ve Eve Dönüş

KÂMİL YEŞİL
Modernizmi Esas Alan Bir Yazar: Bilge Karasu, Modernist Bir Öykü: Odalardan Biri


Bibliyografya

KAHRAMAN BOSTANCI
II. Meşrutiyet Devri İzmir Basınında Türkçü Duyarlılığın Sesi: Tan Mecmuası ve Dizini

NURAN ÖZLÜK
Âfâk Mecmuası ve Dizini


Kitap Tanıtımı

SEMA ÖZHER KOÇ
Tanzimat Dönemi Anlatılarında Feminist Söylem

MEHMET YILMAZ
Tanpınar Şiirinin Kaynakları Üzerine Bir Araştırma: Zamana Düşen Çığlık

YAKUP ÖZTÜRK
Hüseyin Sîret: Bedbaht Bir Muhalif, Kırgın Bir Şair, Sırlı Bir Derviş

ALİ EMİR ÇEVİRME
Edebiyatımızda Yabancılaşma Olgusuna Yeni Bir Kaynak: Abdülhak Şinasi Hisar’ın Romanlarında Özel Yabancılaşma

'Türk Edebiyatı' dergisi, Peyami Safa dosyasıyla çıktı

Haziran 2011

Bu sayıda iki önemli dosyayla karşınızdayız. Birinci dosyamızda, vefatının 50. yılı dolayısıyla Peyami Safa’yı ele aldık. Prof. Dr. Mehmet Tekin’in romancılığını anlattığı büyük yazarın 1929 yılında, yeni edebiyatçı neslinin sözcüsü olarak eski nesle karşı verdiği mücadeleyi ve Yakup Kadri’yle kavgasını da ben anlattım. Bu yazının içinde verdiğimiz gazete kupürü, “Edebiyat Mahkemeleri”nin Peyami Safa tarafından başlatıldığını göstermektedir. Hasan Öztürk’ün bir yazısı ve İlyas Dirin’in derlediği Peyami Safa karikatürleriyle devam eden dosyada Mehmet Tekin arşivinden bir “Safa Ailesi” fotoğrafı bulacaksınız. “Resimli Türk Edebiyatı” sayfamızda da Peyami Safa’nın hoş bir fotoğrafı ve sigara tiryakilerinin mutlaka okuması gereken ilgi çekici bir yazısı var.

İkinci dosyamızı, 2011’in “Franz Liszt Yılı” ilan edilmiş olması dolayısıyla Türk-Macar kültür ilişkilerine ayırdık. Hatırlarsanız, bu yılın başlarında Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Schmitt, bir İspanyol gazetesine yaptığı açıklamada, Türkler tarafından yüz elli yıl idare edilmiş olmalarını bir şans olarak gördüğünü, bugünkü varlıklarını Türklere borçlu olduklarını söylemişti. Gerçekten, Osmanlı hâkimiyeti sayesinde Avusturya boyunduruğundan kurtulan Macarlar, dil ve kültürlerini Budin paşalarınca sağlanan barış ve huzur ortamında hiçbir baskıya uğramadan yaşatmışlardı.

Osmanlılar, Macarları Macaristan’dan çekildikten sonra da koruyup kolladılar. Bilindiği gibi, Macar halkı, 1848 yılında Avusturya’ya karşı başkaldırmış, başarısızlıkla sonuçlanan bu isyanın ardından başta liderleri Kossuth olmak üzere on altı bin kişi Tuna Nehri’ni aşarak Osmanlı Devleti’ne sığınmıştı. Avusturya ve Rusya’nın tehditlerine rağmen iade edilmeyen bu mültecilere, kendilerinin ve ailelerinin hayat ve şereflerinin teminat altında olduğu, istedikleri ülkeye gidebilecekleri, kalmak isteyenlerin de arzu ederlerse rütbe ve mesleklerine uygun görevlere tayin edilebilecekleri bildirilmiştir. Bunun üzerine, mülteci subaylardan bazıları Vidin’de Müslüman olmuş, Osmanlı ordusunun modernleşmesinde önemli görevler üstlendikleri gibi, kültür hayatımıza da ciddi katkılarda bulunmuştur.

Macar asıllı büyük piyanist ve kompozitör Franz Liszt’in Osmanlı Devleti’nin başkentinde konserler vermek için duyduğu büyük arzunun arkasında, başta Kossuth olmak üzere çok sayıda Macar milliyetçisine kucak açan Sultan Abdülmecid’e duyduğu sempatinin bulunduğu söylenir. List ekolünden önemli müzisyenler de Osmanlı ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin müzik hayatında önemli roller üstlenmişlerdir. M. Selim Gökçe, “Osmanlılar, Macarlar ve Franz Liszt” başlıklı yazısında, Osmanlı-Macar ilişkilerinin tarihinden kısaca söz ettikten sonra Liszt’in İstanbul macerasını ve onun öğrencilerinin Türkiye’deki faaliyetlerini anlattı. Sadık Kutalmış, geçen asrın başlarında Budapeşte’de diplomat olarak görev yapan Ahmet Hikmet Müftüoğlu ve Enis Behiç Koryürek’in Türk-Macar kültür ilişkilerinin gelişmesi için yaptıkları çalışmalardan ve Macar Turancılarıyla Türkçüler arasındaki yakınlıktan söz etti.

Nazan Bekiroğlu ise Şair Nigâr Hanım’ın Macarlarla ve Macar kültürüyle ilişkisini yazdı. Bilindiği gibi Nigâr Hanım’ın babası Osman Paşa aslen Macar’dır ve “Macar Osman Paşa” diye bilinir.

Sadık Müfit Bilgi’nin kaleminden de Evliya Çelebi’nin Macaristan hakkında yazdıklarını okuyacaksınız. Cem Yavuz, Osmanlı hâkimiyetinin Macar şiirine nasıl yansıdığını “Şiirin Altın Çağında Karşılaşmalar” başlıklı ilgi çekici yazısında anlattı. Dursun Ayan da Béla Bartók’un Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’deki faaliyetlerini ele aldı. Halk türkülerinin derlenmesine katkıda bulunan Bartók, Macar tecrübesinden hareketle bu türkülerin “Çağdaş Türk Müziği” oluşturulurken nasıl kullanılması gerektiği konusunda fikirlerini de paylaşmıştı. Bahtiyar Aslan, Ignác Kúnos’un Türk halk edebiyatı çalışmalarına göz attı. Bir de Macar yazarımız var: Szilárd Szilágyi... O da Kúnos’un çalışmalarını kendi açısından değerlendirdi.
Bu sayıda maalesef hikâyeye yer veremedik. Şairlerimize gelince: İsmail Aykanat, Mehmet Aycı, Kalender Yıldız, Nadir Aşçı, Servet Gündoğdu, Rasim Demirtaş, M. Milat Özçelik ve Berat Demirci.

Tabii, Kırkambar’ımız her zaman olduğu gibi dopdolu. Kırkambar’ın sonunda da geçen ay gerçekleştirdiğimiz “100. Yılında Yeni Lisân Hareketi ve Millî Edebiyat Çalıştayı” ile Fatih Ali Emirî Kültür Merkezi’nde Ahmet Kabaklı Kütüphanesi’nin açılışıyla ilgili haberleri okuyacaksınız.

Daha güzel sayılarda buluşmak üzere hoşça kalınız.Muhabbetle, efendim.

Beşir Ayvazoğlu

'Somuncu Baba' dergisi, Hulusi Efendi Özel Sayısı


HAZİRAN 2011

Somuncu Baba Dergisi 128. (Haziran 2011) sayısını Hulûsi Efendi Özel Sayısı olarak neşretmiş. Başyazı'da Sebahaddin ATE޸ Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi'nin hizmetlerini ön plana çıkaran ‘Hizmet Kervanı' başlıklı yazısında Vakıf Mütevelli Heyet Başkanı H. Hamidettin Ateş Efendi'nin Hulûsi Efendi'yi anlatan şu paragrafından bir kısmı şöyledir: "Osman Hulûsi Efendi (k.s)¸ din hizmetlerinin ve irşad faaliyetlerinin yanında¸ insan­larla ilişkilerinde dürüst¸ cömert¸ yardımsever¸ başkalarına yük olmayan onların yükünü paylaşan¸ kendi elinin emeğiyle geçinen¸ kimseye kötülük etmeyen¸ kendisine yapılan kötülüğü de affedebilen bir maneviyat eridir."

Mustafa ÖZÇELİK ‘Hulûsi Efendi (k.s)'nin Mektupları' başlıklı yazısında Mektûbât-ı Hulûsî-i Dârendevî'yi tanıtmış ve Hulûsi Efendi'nin mektuplarının özelliklerine değinmiş.

‘Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî'de El-Esmâ-i Hüsnâ' başlıklı makalesinde Ramazan ALTINTA޸ Allah'ın en güzel isimlerinin Divan'da nerede ve nasıl geçtiklerini güzel ve akıcı bir üslupla örnekler vererek anlatmış.

Enbiya YILDIRIM Hulûsi Efendi'nin Divan'ında kullandığı hadis-i şerifleri ‘Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî ve Hadis İlişkisi' başlıklı yazısında¸ içinde hadislerin bulunduğu beyitlerden örnekler vererek anlatmış ve: "Peygamber sevgisini bedeninin bütün zerrelerinde hisseden Hulûsi Efendi¸ Divân'ınında pek çok yerde hadisleri kendisine referans alır." demiş.

‘Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s)'ye Şiirler' başlıklı yazısında Musa TEKTAŞ öncelikle Peygamberimize atfen yazılan şiirlere yer verdikten sonra Osman Hulûsi Efendi Hazretlerine sağlığında yazılan şiir¸ methiye ve mektupları konu edinmiş.

Dergide ayrıca; Ahmet ŞİMŞİRGİL'in ‘Tasavvuf Büyükleri ve Devlet Başkanları'¸ Meryem Aybike SİNAN'ın ‘Kayısı Diyarı Malatya'¸ Ali AKPINAR'ın ‘Emeksiz Kazanç Kumar'¸ Muhsin ilyas SUBAŞI'nın ‘Şehircilikte Darende Örneği'¸ Kadir ÖZKÖSE'nin ‘Sûfîlerin Mi'râc Terennümü'¸ Bünyamin ERUL'un ‘Amr B. Ma'dîkerib'¸ Mehmet Zeki AYDIN'ın ‘Gelin ve Kayınvalide Nasıl Geçinirler?'¸ Abdülmecit İSLAMOĞLU'nun ‘Dîvân-ı Hulûsi'de Seher Vakti'¸ Resul KESENCELİ'nin ‘Beylerbeyi Sarayı ve Sultan 2. Abdulhamidin Vefatı'¸ Mehmet SOYSALDI'nın ‘Duaya İcabet'¸ Abdullah Kahraman'ın ‘Ahlâk Bütünlüğü (Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s.)'nin Eserlerinde)'¸ Fatih ERKOÇOĞLU'nun ‘Hicâz Notları Vl "Mekke'ye Giden Yol'¸ Süleyman DOĞAN'ın ‘Mutasavvıfların Eğitim Metodu'¸ Mehmet DERE'nin ‘Kur'an'ın Özeti: Fâtiha'¸ Sefa SAYGILI'nın ‘Stres ve Panik Atak'¸ Vedat Ali TOK'un ‘Yûnus Emre'de Birlik Ve Beraberlik'¸ M. Emin KARABACAK'ın ‘Araba Kullanma Psikolojisi'¸ Yusuf HALICI'nın ‘Malatya Evliyaları'¸ Akın DİNDAR'ın ‘Kendine Esir Eden Hastalık Saplantı'¸ Mesude SARI'nın ‘Kuymak (Mıhlama)' başlıklı yazılarına yer verilmiş.

Dergide Muharrem AKIN¸ Nasihat Yayınları arasında yeni çıkan ‘Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Sempozyum Bildirileri' adlı kitabını tanıtmış. Ayrıca dergide Rıfat ARAZ¸ Hızır İrfan ÖNDER¸ Hanifi KARA¸ Ahmet Mahir PEKŞEN¸ Bestami YAZGAN¸ Ramazan PAMUK¸ Bekir OĞUZBAŞARAN¸ Yusuf DURSUN'un şiirlerine de yer verilmiş.


Hızır İrfan Önder

2011-06-17

'Ay Vakti' dergisinin 129.sayısı yayımlandı

SAYI 129 / HAZİRAN 2011

Hayat insana seçenek hakkı sunuyor.
Seçim ve seçenek hakkını doğru kullanmak.
Karar vermek, kendini seçimini yapmak esas olan.

Ay Vakti 129. sayısında seçim diyerek başlıyor. Gündemde olan seçimi kendi bahçesinde yorumluyor.

“Kendi irademizi ortaya koyacağız.
İrade beyanı.
Telkinler, tebliğler, propagandalar, planlar ve projeler.
Seçme ve seçilme hakkına sahip olmak.
İrade ortaya koymak.”

Şeref Akbaba Seçenek yazısıyla insanın seçenek hakkını doğru kullanması gerektiğini söylüyor.

“Asırları kucaklayan ve direnerek elde edilen haklar ve hürriyetler, yasala¬rın ya da devletlerin bağışı olmak¬tan çıkıp, bireyin ve toplumun hakkı olduğu anlayışıyla düzenlenmelidir. Zor olan Süleyman ve Sinan olmaktır .“

Masal kaybolan değerimiz ve kültürümüz. İnsanlar birbirini dinlemiyor ve anlamıyor artık. İnsan kendisini televizyon, internet ve teknolojinin ablukasından kurtaramıyor. Necmettin Evci bu denemesinde masal kültürünü kaleme alan güzel bir yazı sunuyor.

Usta şairler yine Ay Vakti’nin sayfalarında. Alaaddin Soykan Konuş Gönlüm, Sedat Umran Hayat ve Ölüm şiirleriyle yerini alıyor.

Türkiye’nin çok yönlü ve suskun sanatçısıdır Nuri Pakdil. Aslında yazılarıyla, kalemiyle her dem konuşan biridir o. Ama insanların çoğu ondan habersizdir. Diyerek Musa Özer Nuri Pakdil’i anlatıyor.

Osmanlı Türkçesinde Muamma Şiirleri, Elips ve Anti-Elipsa incelemeriyle Celaleddin Cürayev ve Fazilat İbragimova farklı bakış açılarıyla çalışmalarını ortaya koyuyor.

Denemede; Zülal Sahra Araftaki, Ceyhun Emre Teoman Üç Solucan Bir Sazan Nazlı Nur Yılmaz Yüzü Ölüme Dönmüş Gecenin Kevser Terzioğlu Denizin Rengi çalışmalarıyla okurun karşısına çıkıyor.

Ay Vakti; bu sayısını öyküyle zenginleştirmiş. Naz Ferniba Cezada Elif-i İklim, Üzeyir Süğümlü Bir Ruh Hikayesi, Ayla Ceren Coşkun Kırmızı M.A. N ve Babam, Duran Çetin Suçlu Kim, Fatih Külahçı Yolun Hafızası, Ercan Köksal Vasiyet, Muhammet Erdevir Müstesna Bir Ekim, Lekeli Bir Göz öyküleriyle buket sunuyor.

Hasan Tiyek Şair, Müjdat Er Ruh şiirleriyle hissiyatlarından geçenleri bizimle paylaşıyor.

Şair ve Gölge başlığıyla Necati Topçu Alim Yıldız’ın Şiirin Gölgesinde kitabını tanıtıyor.

Şiraze Saklı Mektuplardan gizemli bir mektup sunarak; Ay Vakti sayfalarına son veriyor.

2011-06-16

'Tasfiye' dergisinin 32.sayısı çıktı

TASFİYE 32 | HAZİRAN 2011

Şiir
Ali Emre, “Bir Arasta Sedirinde Uyuyup Kalan Mahmur Çocuklar İçin Koçaklama”, 2
Ümit Aktaş, “Yeni Söz”, 3
Nebiye Arı, “Şiirler Tavize Eğildiğinde”, 4
Mehmet Sait Çakar, “Ay Uykusu”, 5
Bünyamin Doğruer, “Acıların Çölünde”, 40

Öykü, Masal
Veysel Altuntaş, “Ev Hapsi”, 6
Mehmet Ali Başaran, “Çılgın Vuk ve Ölgün Eğitim”, 9
Cevat Akkanat, “Jimnastik Kurgu”, 11
Habil Sağlam, “Üç Şey”, 15

Deneme, Eleştiri, Makale, Anı
Ümit Aktaş, “Şehir, Şiir ve Estetik”, 18
İbrahim Eryiğit, “Hendese, Şiir ve Şehir”, 25
Ahmet Örs, “Mustafa Celep’in ‘Mecburi İstikamet’ Şiiri”, 30
Asım Öz, “Eşikte Asılı Kalan Bilinç: Ahmet Hamdi Tanpınar’ı Yorumlamak”, 32
Ahmet Örs, “Bugünkü Edebiyatımız Neyi İnşa Edecek?”, 38
Özhan Uçan, “Bizim Hamza”, 41
Enes Kuşçu, “Doğunun Kaybeden Oğullarından: Samba”, 44
Mehmet Sacit, “Walkman Çağı”, 47

















İrtibat:
www.tasfiyedergisi.com

Yüz yıllık dil meselemiz...

Edebiyatımızda, dilimizde yüz yıllık meseleler vardır, dil kullanılmaya devam ettiği sürece meseleler de bazen parlayarak bazen de sönük biçimde konuşulur, gündeme gelir, getirilir. Dil meselemiz eski tartışma hararetini kaybetse de canlılığını korumaya devam etmektedir.

Kendi haline, mutevazı bir dergi olan Değirmen, Sakarya’dan sesini duyurmaya çalışıyor. Derginin Mayıs sayısı elime ulaştı, birkaç yazı bilhassa dikkatimi çekti. Necati Mert dergideki yazısının başlığını, “Yüz Yıllık Mesele” koymuş. Biz de ondan ödünç alarak, kendi yazımızın başlığını belirledik. Mert, 11 Nisan 1911’de Selanik’te yayın hayatına başlayan Genç Kalemle dergisinin dil politikasından hareketle meseleyi yüz yıllık zaman içinde değerlendiriyor. Dil meselesi ister kelimeler, ister gramer kaideleri, ister öz, yabancı noktasından alınsın sadece ilmî ve edebî camianın meselesi olmamıştır. Bu mesele aslında milletin meselesidir. Nihayetinde, dil milletin varlığını, düşüncesini, siyasetini, dünya görüşünü, edebî zevkini yansıtır.

Necati Mert konuya göre son derece kısa tuttuğu yazısında bu yüz yıllık süreci son derece öz biçimde tarihî adımlarıyla birlikte özetlemiş, okurun rahatlıkla kavrayacağı biçimde anlatmıştır. Mert bütün bu tarihî süreç içinde, aşırılığa kaçan her kesimi eleştirmekte, orta yolu tutan, yaşayan dili tercih eden, milletin değerlerini önemseyen anlayışı tasvip etmektedir. Genç Kalemler dergisinin yüzüncü yılında o güzel insanlara selam gönderirken, “Oysa ‘Uydurma söz yapmayız/ Yapma yola sapmayız/ Türkçeleşmiş Türkçedir/ Eski köke tapmayız’ der Ziya Gökalp. Kelime milliyetçiliği yapmaz. Din’le de problemleri yoktur onların. Olsaydı, ateş’in od’dan, keder’in kaygu’dan, Allah’ın Çalap’tan daha Türkçe olduğunu söyleyebilir miydi, Ömer Seyfettin?” sorusuyla bu yüz yıllık meselenin cevabını daha yüz yılın başındaki anlayışın isabetiyle vermektedir. Adeta Necati Mert’in yazısına nazire olsun diye derginin ilerleyen sayfalarında bir başka dil yazısı karşımıza çıkmaktadır.

Murat Soyak’ın, “Türkçenin Sırları Hakkında” başlıklı yazısı yüz yıllık meselenin bugününe ışık tutmaktadır. Yapmacılık ve uydurmacılık hastalığının dile verdiği musibetlere işaret eden Soyak bugünkü sevincini şöyle ifade etmektedir: “Dile musallat olan uydurmacılık hastalığı neyse ki, şimdi eski şiddetinde değildir. Bu durum, günümüz için olumlu bir gelişmedir. Zararın neresinden dönersek kârdır, hesabınca yeniden “yaşayan Türkçe” esas olmalıdır.” Yaşayan Türkçe başlığı, Nihat Sami Banarlı, Mehmet Kaplan, Necmeddin Hacıeminoğlu gibi önemli aydınlarca savunulmuştur. Esasen bir dilin yaşamayan uzuvlarını sürekli canlı tutmaya çalışmak, adeta ona bambaşka bir can katmaya uğraşmak ne kadar sağlıklı bir yol olabilir ki? Yüz yıl içinde çok tartışıla tartışıla artık bıkkınlık verecek bir seviyeye gelen bu mesele, dilin, edebiyatın, kültürün ve milletin imkânlarını, zihin, duygu ve düşünce dünyasını çok daha ileri seviyelerde yansıtan edebî çalışmalarla gerçek canlığını kazanacaktır.


Semih Akış



Kaynak:
"Yeni Söz" gazetesi
http://www.dunyayayenisoz.com/Haber/Yuz-yillik-dil-meselemiz-635.html

İslamî Yorum dergisi, Yaz 2011 sayısı yayınlandı

Günümüz siyaset anlayışında en az iktidar kadar önemli bir kavram; MUHALEFET

Muhalefet; eleştiri, itiraz, isyan ve yeri geldiğinde başkaldırma şeklinde kendisini açığa vuran insani bir olgudur. İnsanoğlunun doğasında vardır. Statüko tarafından “memnuniyetsizlik” ile eşdeğer görülür ve hoş karşılanmaz.

Aslında hiç bir şeyi beğenmeyen memnuniyetsiz tipler -gerçekten de- yok değildir. Ancak statükoyu rahatsız eden, memnuniyetsiz insanların fevri çıkışları değil; haksızlıklar, zulümler ve adaletsizlikler karşısında yapılan muhalefet olmuştur. İnsanlık tarihi; despot yönetimlere, haksızlıklara ve zulümlere karşı isyan örnekleriyle doludur.

Fakat günümüz siyaset anlayışı, insanın doğasından gelen muhalefet olgusuna farklı bir bakış getirmiştir. Halkın iktidarı denetleyebilmesi ve kontrol edebilmesi için “yönetim sistemi” içerisinde kurumsal bir rol biçmiştir. Böylece toplum içerisindeki farklı düşünce ve çıkar grupları; iktidarın gazabından korkmadan eleştirebiliyorlar, kendi tezlerini halka sunup destek arayabiliyorlar ve halkın ilgi göstermesi halinde iktidar makamına gelebiliyorlar.

İşte internet ortamında yayın yapan İSLAMİYORUM dergisi, Yaz 2011 sayısında; bu tablonun ne kadar sahici olduğunu, bu anlayış seviyesine nasıl gelindiğini ve İslam referanslı siyaset teorilerinin bu tablo karşısında nasıl bir noktada olduğunu dosya konusu yaptı ve şu sorulara cevap aradı:

- Günümüz siyaset anlayışında muhalefet kurumu nasıl tanımlanmıştır?
- Muhalif sesler için oluşturulan legal kanallar, bu seslerin gereği gibi çıkmasına imkan veriyor mu?
- “İslam’da muhalefet” neden “İslam’a muhalefet” gibi algılanıyor?
- Zorlama, İslam’da kabul edilmeyen bir tutum olmasına rağmen, İslam tarihinde neden hep tek merkezli, otoriter yönetimler ortaya çıkmıştır?
- Günümüz Müslümanları “İslam devleti” denince neden hep; zorlayan, dayatan bir devlet anlamaktadırlar?
- Muhalefet fikrinin, İslam düşüncesi içerisinde bir karşılığı yok mudur?
- Birbirinden farklı birçok İslam anlayışının olduğu bir ortamda, muhalefet fikri barındırmayan bir bakış açısı, Müslümanlar arasındaki bölünme ve çatışmayı körüklemez mi?
- Daha kendi aralarındaki farklı yorumlara tahammül gösteremeyen Müslümanlar; farklı kültürlerden, farklı ırklardan ve farklı renklerden oluşan geniş toplumları adil bir şekilde yönetmeyi nasıl başaracaklar?

E-dergi İslamî Yorum dergisi irtibat:
www.islamiyorum.com

'Dergâh' dergisi

Haziran 2011

Seçim önemli. Ancak Anayasa ondan çok çok önemli. Seçimin sonucu nasıl olursa olsun, Türkiye bu dönemde “Yeni ve Sivil bir Anayasa” yapmak zorundadır. Delik deşik olmuş On İki Eylül Anayasası artık bu ülkeyi taşıyamaz. “Yeni ve Sivil bir Anayasa” yapamaz isek ciddi bir ülke olma şansını kaybederiz. Anayasası olmayanın hukuku olmaz.

Bu sayıya Hasan Öztürk’ün “edebiyatın mahiyeti” konusunda kaleme aldığı önemli bir makale ile başlıyoruz.

Umut Bulut, Adem Can, Atakan Yavuz, Mustafa Burak Sezer, Emrah Gizem, Emre Polat ve Cevdet Karal bu sayının şairleri.

Hakan Arslanbenzer ile Mustafa Kara ‘derkenar’ sütunlarında yazdı.

İrem Ertuğrul ve Semra Saraç hikâyeleri ile bu sayımıza katkıda bulundular.

Prof. Dr. Orhan Okay’ın üç sayı süren yazı dizisi bu sayıda sona eriyor. Son yazının başlığı “Edebiyatın zaafı”.

İdris Ekinci edebiyatımızın önemli eleştirmenlerinden Memet Fuat’ın eleştiri anlayışına eğiliyor.

Bu sayının ‘orta sayfa sohbeti’ni şair Ercan Yılmaz ile yaptık. Yılmaz, konuşmasında kendi şiir serüvenini ve Türk şiiri hakkındaki düşüncelerini anlatıyor.

Bu sayının son yazısı geçen sayıda ilk bölümünü yayımladığımız Ercan Yıldırım’ın “Batı karşıtlığı, vatan, millet bağlamında Âkif’in İslâmcılığı”.

Uzun yazılar yirmi dört sayfalık dergimize uygun değil ama bazen “önemine binaen” yayımlamak zorunda kalıyoruz.

Daha güzel sayılarda buluşmak umuduyla.

Edep’in 16. sayısı çıktı

Haziran 2011

Derginin bu sayıdaki şairleri: Atıf Bedir, Nurettin Durman, Cihannur Selenga, Çağatay Telli, Mehmet Aycı, Rasim Demirtaş.

Bu sayıya yazılarıyla katılanlar: Şaban Abak, Arif Ay, Kamil Yeşil, Zeynep Aktan.

Bu sayının öykücüleri: Mehmet Selim Özban, Selçuk Azmanoğlu.

Kitap tanıtımını Halis Emre, Resimaltı yazısını Arif Ay yazdı.

Altı Çizili Satırlar’da Zeynep Okur “Necip Fazıl Kısakürek’le Bir Konuşma / Konuşan: Nuri Pakdil” başlığıyla yer aldı.


İrtibat:
edepdergisi@gmail.com

'Altınoluk' dergisi güzel yürüyüşünü sürdürüyor

1986 yılının Mart ayından beri istikrarlı yürüyüşünü sürdüren tasavvufîdergi Altınoluk yayımladığı Haziran 2011nüshasıyla 304. sayısına ulaştı. İlk çıktığı yıllarda Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümü 3. sınıf öğrencisiydim. O zamanlar dergilerin çoğu bayilerde satılıyordu. Türk Edebiyatı, Boğaziçi, Altınoluk, İslâm, Sanat Olayı sürekli takip ettiğim dergilerdi. Düşünce ufkumu geliştiren bu dergileri çıkaranlara
teşekkür ediyorum. Bunlardan Türk Edebiyatı ve Altınoluk hâlâ dimdik ayaktalar. Dilerim bininci sayılarını da çıkarırlar.

Altınoluk’un bu sayısında benim bir şiirime yer verildi.Şiiri ilk yayımlanan birisi kadar sevindim. Çünkü çok değer verdiğim dergilerden biridir. Kadrosunda çok değerli yazar ve şairler yer almaktadır. Başarılarının devamını diliyorum.

Altınoluk’un bu sayısında yer alan yazarlar ve şairler şöyle:

Ahmet Taşgetiren, Münir Arıkan, Nureddin Yıldız, Rıfat Araz, Ahmet Sacid
Ekerim, Hızır İrfan Önder, Hatice Yıldız, Sebahattin Tüzün, İdris Arpat, Ali
Rıza Temel, Mahmud Kaya, Emel Okyar, Mustafa Eriş, Ali Büyükçapar,
Ayşe Tuba Bakiler, M. Sami Ramazanoğlu, Sâdık Dana, Osman Nuri Topbaş,
Abdurrahman Candan, Cemal Nar, Rabia Christina Brodbeck, Cafer Durmuş,
Adem Ergül, Neslihan Nur Türk, Mehmet Dinç, Halil İbrahim Kurucan, Salih
Zeki Meriç, Beytullah Demircioğlu ve Mehmet Dere.


Hızır İrfan Önder


İrtibat:
www.altinoluk.com

'Yedi İklim' dergisinin 255.sayısı çıktı

YEDİ İKLİM, 255. SAYI, HAZİRAN 2011

Kâmil Eşfak Berki, Habil Tecimen, Yeprem Türk, Ali Karan, Abdullah İlhan, Abdülkerim Yılmaz, Mehmet Sarı, Silvan Alpoğuz, Bilal Yavuz, Onur Akar bu sayının şairleri. Abdullah İlhan ve Silvan Alpoğuz iki genç arkadaşımız, şiirlerini sadece Yedi İklim’de değerlendiriyorlar. İlhan, liseyi bitirdi, üniversite sınavına hazırlanıyor.

Cemal Şakar, Yunus Emre Özsaray, Osman Koca, Fatma Rânâ Çerçi, Emine Batar, Mustafa Oral ve Mihriban İnan Karatepe bu sayının hikâyecileri. Özsaray’ın ve Çerçi’nin hikâyeleri kitaplık çapa ulaştı. Umarız arkadaşlarımızın hikâyelerini, en yakın zamanda, iki kapak arasında yeniden okuruz. Batar da hikâyeye ısınmaya başladı.

Dergimizin, her sayı olduğu gibi bu sayısında da, Hasan Aycın’dan bir çizgi, Mustafa Cemil Efe’den bir hat, Özden Aydın’dan da bir ebru bulabileceksiniz.

Mustafa Kirenci, Ömer Faruk Turgut’u anıyor. Kirenci’nin yazısının Turgut’u bilenler için hatırlatıcı, bilmeyenler için de tanıtıcı özelliği olduğunu bildirelim. Bu yazıyla Diriliş’e gönül veren erlerin mahviyetini de okumuş olacağız. Kirenci’den bu nevi yazıların devamını bekliyoruz.

Yakup Şafak Hoca, Mevlevi şairler üzerine çalışmalarını, dikkatlerini yoğunlaştırıyor ve bunun meyvelerini devşiriyor: “Mevlevi Şairlerden Tahassür Şiirleri.”

Zafer Acar, son zamanlarda iyiden iyiye gündem olan yıllıklara değindi, değinirken eleştirilerini de sıraladı: Yıllıklarda Şiir’den Çok Şair Öne Çıkıyor.

İbrahim Alan, Ahmet Haşim ve Yerli Oryantalizm’in İzleri adını verdiği yazısında Ahmet Haşim’in sanatını ve oryantalizmin sanatındaki etkileri inceledi.

Bu ay okuyucularımıza küçük bir dosya hazırladık. Yedi İklim’in yetiştirdiği hikâyeci Mihriban İnan Karatepe bu sayının misafiri. Osman Bayraktar, hikâyeciler üzerine yazdığı yazılara Mihriban İnan’a yer verdi bu sayıda. Yedi İklim’in yetiştirdiği bir diğer kalem Selvigül Kandoğmuş Şahin, Karatepe ile söyleşti. Dosyanın son yazısı ise Karatepe’den okuyacağınız güzel bir öykü.

Mustafa Burak Sezer, Niels Hav’dan ikinci bir şiir çevirdi: “Biliyorsun.”

Dergiye hat ve hattatlar üzerine yazdığı yazılarla zenginlik katan arkadaşımız Mustafa Cemil Efe, bu sayıda bir söyleşi gerçekleştirdi. Yedi İklim’de 2011’den beri ebrularını gördüğünüz Özden Aydın Hanım ile söyleşti Efe. Özden Hanıma, Kültür Bakanlığının açtığı yarışmada ödül kazandıran ebru çalışması da dergi sayfalarında yer alıyor. Yine kapakta gördüğünüz ebru da Özden Hanım’a ait. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Recep Seyhan’ın Ausgburg Notlarını yayımlamaya devam ediyoruz. Bu sayımızda notların ikinci bölümünü okuyacaksınız.

İsmail Demirel 2010 yılı dergilerini ve dergilerde kalan öyküleri değerlendirmeye bu sayı da devam etti. Demirel, Bir Nokta, Edebiyat Ortamı, Fayrap, Karagöz ve Türk Edebiyatı dergilerini değerlendirdi, bu üçüncü bölümde.

Gelecek sayılarımızda arkadaşlarımız dergiler üzerine yoğunlaşarak dergileri değerlendirmeye alacaklar.

Hayırlı okumalar.

Bu vesileyle buradan abone kampanyamızı yeniden duyuralım. Yedi İklim’e bir yıl (12 sayı) abone olan okurlarımıza, 6 adet eski sayılarımızdan gönderilecektir. Derginin yıllık abone bedeli 75 liradır.


İÇİNDEKİLER

-Zafer Acar-Ustalar, Dergisiz de Var Olabilirler
-Kâmil Eşfak Berki-Herkül (şiir)
-Habil Tecimen-Amerikanya Kapanırken Açılan Perde (şiir)
-Yeprem Türk-Önce Dilara Sonra Bir Gün ver Elini Allah (şiir)
-Ali Karan-Modern Şiire bir Şiirsizlik Dersi Verme Zamanı (şiir)
-Hasan Aycın-Çizgi
-Abdullah İlhan-Taksim (şiir)
-Abdülkerim Yılmaz-Haydi (şiir)
-Mehmet Sarı-Hayatname (şiir)
-Silvan Alpoğuz-25 Mart 2009 Anıtı (şiir)
-Bilal Yavuz-İşsizlere Gâzel / Güneşten Balyozlar Lazım / Dipnot (şiirler)
-Onur Akar-Oteller Yolcusu / Tükenen (Bir Aceminin Tevbe Denemesi) / Samatya’dan Geçen Adamlar (şiirler)
-Mustafa Cemil Efe-Hüsn-i Hat
-Cemal Şakar-Bir Öykü Tahlili (hikâye)
-Yunus Emre Özsaray-Nokta (hikâye)
-Osman Koca-On (hikâye)
-Fatma Rânâ Çerçi-Karınca Düğünü (hikâye)
-Mustafa Oral-Yüzük (hikâye)
-Emine Batar-Bir Mektup (hikâye)
-Özden Aydın-Ebru
-Zafer Acar-Yıllıklarda Şiir’den Çok Şair Öne Çıkıyor (eleştiri-değini)
-İbrahim Alan-Ahmet Haşim ve “Yerli Oryantalizm’in İzleri (eleştiri-değini)
-Mustafa Kirenci-Gül Kokularının Peşinde... (araştırma)
-Yakup Şafak-Mevlevî Şairlerden Tahassür Şiirleri (inceleme)
-Selvigül Kandoğmuş Şahin-Mihriban İnan Karatepe ile Söyleşi (söyleşi)
-Osman Bayraktar-Mihriban İnan Karatepe’nin Öykü Dünyası (inceleme)
-Mihriban İnan Karatepe-Köpek Uçmak İstemiş (hikâye)
-Niels Hav-Biliyor musun-Türkçesi: Mustafa Burak Sezer (çeviri şiir)
-Mustafa Cemil Efe-Özden Aydın ile Söyleşi (söyleşi)
-Recep Seyhan-Augsburg Notları-II (gezi-anı)
-İsmail Demirel–2010 Yılı Dergilerinde Öykü-III (eleştiri-değini)



İrtibat:
0 216 399 19 14
0 216 352 49 77
yediiklim@yahoo.com
yediiklimeditor@yahoo.com

'Bizim Külliye' külliyen 'PolitikaEdebiyat'

Yusuf Kaplan, 5 ve 6 Haziran 2011 günleri Yeni Şafak'taki köşesinde iki yazı yayımladı. Fatsa'da yayımlanan Kertenkele dergisi bağlamında, taşra dergilerindeki yükselişi (tabii 'merkez' -özellikle İstanbul- dergilerindeki düşüşleri de belirleyerek) gündeme taşıyan Yusuf Kaplan'ın şu cümleleri oldukça çarpıcıydı:

"Türkiye'nin yaşadığı metamorfoz süreci, sanatı, "merkez" olarak görülen büyük kent'ten kovdu: Yapaylığın, sahteliğin, gösterinin, ayartının, kopyenin hükümferma olduğu sığ bir sanat ve düşünce vasatı üretti. Sanatı bayatlaştırdı, banalleştirdi. / Sanatın olmadığı yerde, fikir üretilemez. Has sanat, hakîkî fikrin ikiz kardeşi ve yol arkadaşıdır: Hakîkat fikri, "şehir"den kovulmuşsa, onun yerine sahteliğin konuluvermesi, kuruluvermesi kaçınılmazlaşır. /"Taşra" olarak görülen yerde, hakikatin mayası karılıyor Türkiye'de"...

Yusuf Kaplan'ın kaldığı yerden başlayarak, Anadolu'da yayınlanan ve gerçekten de problemli merkez dergilerine karşılık taşrada yüksek bir nitelik sergileyen dergilere bir kez daha dikkat çekmek istiyorum. Evet bunlar, merkezdekilerin ekipçi, kulüpçü, seçkinci, dahası yer yer çeteci özellikler gösteren dergilerinin aksine, yazar kadrosu bakımından geniş katılımlıdır. Böyle olunca, tek seslilikten ziyade çok sesliliğe yatkın bir manzara çıkıyor bu dergilerde karşımıza. Üstelik bu çoksesliliği oluşturanlar arasına, merkezin daima ön plana çıkararak pışpışladığı popüler isimler zaman zaman girebilse de, asıl kadroyu işini gösterişten uzak, fakat sağlam yapanlar oluşturuyor. Sonuçta, içerik bakımından dopdolu bir dergi gelip konuyor okuyucunun huzuruna...

2009 Mart'ında dunyabizim.com'da Mustafa Oğuz'a verdiği bir mülakatta "Türkiye'de takip edemediğim için eksikliğini hissettiğim dergi yok ne yazık ki" diyen, dahası "Türkiye'de 25 yıldır henüz heyecan üretecek, çığır açacak dergi çıkarılamadı. Türkiye, dergi çöplüğünü andırıyor... Zaman zaman, bu tür bir dergi çıkarmak için kolları sıvıyorum; ama Türkiye'de bana destek olacak bir çılgın adam çıkmadı hâlâ... Böyle giderse, pek de çıkacak gibi gözükmüyor..." cümleleriyle iddiasını ciddi bir konuma taşıyan Yusuf Kaplan'ın, Kertentele'den yola çıkarak taşrayı işaret etmesi oldukça önemlidir. Bu noktada bize düşen, taşrada başka hangi dergiler benzer bir teveccühü hak ediyor sorusunu sormak olacaktır.

Ben bu sorunun cevabı olarak Bizim Külliye (Elazığ), Nida (Malatya), Tasfiye (Tokat), Değirmen (Sakarya) gibi dergileri sayacağım. Bu sayımdan sonra, içlerinden birisine, Bizim Külliye dergisine dair bir sunum yapacağım:

Bizim Külliye bir "üç aylık kültür sanat dergisi"dir. Elazığ'da "İzzetpaşa Vakfı Adına" yayınlanmaktadır. Nazım Payam'ın yönetiminde çıkmakta olan Bizim Külliye'nin hemen her bir sayısını 'özel' bir konuya hasretmektedir. Sözgelimi son üç sayıdan ikisi "edebiyat-felsefe" dosyası olarak takdim edilirken, sonuncusu "politika-edebiyat" ilişkisi bağlamında yayınlanmıştır.

Bizim Külliye'nin dikkat çekici bu donanımını izah etmek için Haziran-Temmuz-Ağustos aylarını kapsayan 48. sayısının içeriğine göz atmak yeterli olacaktır.

Nazım Payam'ın "Politikacı mı, Sanatçı mı?" başlıklı yazısıyla açılan "Politika-Edebiyat" dosyasındaki yazarları ve yazı başlıklarını şöyle sıralayabiliriz: Vefa Taşdelen "Hayat, Siyaset ve Edebiyat İlişkileri", Milay Köktürk "Siyasal Dünyanın Edebî Ruhla Terbiyesi", Nâmık Açıkgöz "Edebiyata Politika Bulaştırmak", İsmet Emre "Mazide Dost Atide düşman Kardeşler: Edebiyat ve Siyaset", Mustafa Miyasoğlu "Siyaset ve Edebiyat", İsmail Çetişli "Tanzimat Sonrasında Sanatkârın Politik Arenadaki Yeri", Cihan Okuyucu "Divan Şiirinin Sarayla İrtibatı", Mustafa Özçelik "Edebiyat ve Politika", Yahya Akengin "Ne İçindedir Edebiyat Siyasetin Ne de Büsbütün Dışında", A. Vahap Akbaş "Susukun Muhalif (Mehmet Âkif), M. Naci Onur "Nüzhet Dede - Sanat ve Politika", Salih Uçak "Bâkî'nin Poetik ve Politik Kaygısı Üzerine Bir Deneme", Süleyman Doğan "Nizami Gencevi'nin Eserlerinde İdeal Devlet ve Devlet Başkanı", Şükrü Kacar "Edebiyat ve Politika", Özgür Kasım Aydemir "Söylem ve İktidar"...

Bunların dışında Reha Çamuroğlu'yla "Politika ve Edebiyat Üzerine" ve Nazım Hikmet Polat ile "Edebiyat ve Siyaset" üzerine yapılmış mülakatlar da Bizim Külliye'den okunabilir...

Siz sormadan ben söyleyeyim, Bizim Külliye'nin "Politika-Edebiyat" dosyasındaki yazıları okumaya devam ediyorum. Derginin 44. sayfasında, İsmail Çetişli'nin yazısının ortalarındayım. Bu ay, Tasfiye Dergisi'nin Metin Önal Mengüşoğlu özel sayısının tamamını okuduktan sonra, ikinci bir dergi olarak Bizim Külliye'nin bütün yazılarını okumaya niyetliyim. Halihazırda içinde bulunduğum okuma sürecinde kimi 'ayrıksı/hassas' düşünceleri kendi içimde müzakere ediyorum. Devamında gerekli olursa, ilgili kamuoyu ile bunları paylaşacağım kuşkusuz...

Ama önce kamuoyunun da Bizim Külliye'nin bu sayısındaki yazılarla içli dışlı olması gerekiyor, değil mi? İşte meraklısı için, derginin iletişim bilgileri: bkulliye@yahoo.com; Tel: 0424 233 55 13.

Cevat Akkanat



Kaynak:
Milli Gazete
16 Haziran2011