2010-03-07

"Başkasının Hayatı" hakkında

Sevgili Türk Edebiyatı okuyucuları,elinizdeki sayıya, Ertuğrul Emre’nin sorularına Sevinç Çokum’un verdiği cevaplarla başlıyoruz. Kısa bir süre önce Yarım Kalmış Tebessüm adlı yeni romanı yayımlanan Sevinç Çokum, hiç şüphesiz, yaşayan en önemli kadın romancılarımızdan biridir. Edebiyat dünyasına hikâyeci olarak giren; fakat yoluna -hikâyeyi büsbütün bırakmamakla beraber- romanla devam eden Sevinç Hanım’ın son romanı hakkında Sezai Coşkun’un da kapsamlı bir değerlendirmesine yer verdik.

Sezai Coşkun’un yazısını Nazan Bekiroğlu’nun geçen sayıda birinci bölümünü yayımladığımız “Sahaflar Bürokrasisi Kâğıt Gemi” adlı hikâyesinin ikinci bölümü takip ediyor. Bir kutuda ise Deniz Özbeyli’nin “Dalgın Bakışlı Adam” adlı kısa hikâyesini okuyacaksınız. M. Selim Gökçe, Bursa’da ressam Malik Aksel’in oğlu Murat Aksel’in bağışladığı otuz bin civarında kitapla oluşturulan Şehbenderler Konağı Kütüphanesi’nden söz ediyor. Zafer Acar’ın eleştiri hakkındaki yazısının da ilginizi çekeceğini tahmin ediyorum.

Bu sayının dosya konusu olarak biyografiyi ele aldık. Aslında niyetimiz kapsamlı bir özel sayı hazırlamaktı; fakat bazı dostlarımız sözlerini yerine getiremedikleri için bir dosyayla yetinmek zorunda kaldık; gönderilen yazıları daha fazla bekletmeye hakkımız yoktu.

Bizde pek önemsenmeyen biyografi, Batı’da belki de romandan sonra en çok okunan türdür. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra büyük ilgi görmeye başlayan bu türün bir kısmı Türkçeye de çevrilen benzersiz örnekleri var. Stefan Zweig’ın biyografileri gibi... Unutmamak gerekir ki, her biyografi bir hayat projesidir. İnsanlar biyografi okuyarak kendi hayatlarında karşılaştıkları soruların cevaplarını başkalarının hayatlarında bulmaya çalışırlar. Evet, biyografi yazmak ve okumak, “başkasının hayatı”na bakmaktır. Tarihin her döneminde başarılı olmuş insanların hayat hikâyeleri merak edilmiştir. Özellikle ürkütücü bir değerler kargaşasının yaşandığı, normların altüst olduğu günümüzde, biyografi türü ayrı bir önem taşıyor.

Aslında biyografinin bizde köklü bir geleneği vardır; bu gelenek Hüseyin Vassaf ve İbnülemin Mahmut Kemal gibi biyografi yazarları tarafından devam ettirilmiştir. Ancak modern anlamda biyografi literatürümüz ne yazık ki çok zayıf. Hafızanızı bir yoklayınız, önemli kaç edebî biyografi hatırlayacaksınız? Mithat Cemal Kuntay’ın Nâmık Kemal’i ve Mehmed Âkif’i, Mehmed Emin Erişirgil’in Bir Fikir Adamının Romanı ve İslâmcı Bir Şairin Romanı, Osman Nuri Ergin’in Muallim Cevdet’i, Tahir Alangu’nun Ülkücü Bir Yazarın Romanı Ömer Seyfettin’i, Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan’ı, Orhan Okay’ın Beşir Fuad’ı, Ahmet Güner Sayar’ın A. Süheyl Ünver’i...

Ciddi monografi ve biyografiler yazılmadıkça tarih yazmak da mümkün değildir. Biyografi yazanlar çok iyi bilirler; herhangi bir şahsiyetin hayatını mercek altına alıp ciddi bir biçimde incelemeye başladığınız zaman, ne kadar çok yalan söylendiğini, ne kadar çok yanlışın, bilgi ve yorum hatasının sürekli tekrarlandığını görür, hayretler içinde kalırsınız.

En iyi biyografiler, akademik bir disiplin içinde; fakat edebî bir duyarlık ve üslûpla yazılmış olanlardır. Biyografi yazarı, hayatını anlattığı şahsın ruhuna nüfuz etmeli, beyninin kıvrımlarında dolaşmalı, hatta mahremiyetine girmeli, onunla özdeşleşmeli, güçlü bir emphaty kabiliyetine sahip olmalı, ancak onun taraftarı veya muhalifi olarak davranmamalıdır.

Biyografi dosyamıza Abdullah Uçman, İsmail Kara, Handan İnci, Turan Karataş, Mustafa Tatcı, Cemâl Kurnaz, Mustafa Gündüz ve Senail Özkan yazılarıyla katkıda bulundular. Amerikalı romancı John Updike’ın edebî biyografi üzerine yazdığı önemli bir yazısı da Emre Ayvaz tarafından Türk Edebiyatı okuyucuları için kısaltılarak tercüme edildi.

“Resimli Türk Edebiyatı” sayfasında Yakup Kadri’yi yakın arkadaşı Şahabeddin Süleyman’la birlikte gösteren ilgi çekici bir fotoğraf ve Yakup Kadri’nin Gençlik ve Edebiyat Hatıraları’ndan bir iktibas bulacaksınız. Bu sayının şairlerine gelince: Mustafa Ruhi Şirin, Ercan Yılmaz, Yılmaz Taşçıoğlu, Nadir Aşçı ve Kubilay Yıldız... “Dünya Şiirinden” sayfasında da Ezra Pound’un “Dans Üstadı” adlı şiirini Özgür Çavuşoğlu’nun Türkçesinden okuyacaksınız. Kırkambar’ımız her zaman olduğu gibi dopdolu.

Daha güzel sayılarda buluşmak üzere hoşça kalınız.Muhabbetle, efendim...

Beşir Ayvazoğlu

Hiç yorum yok:

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com