2011-10-24

'Kertenkele' düşünce ve edebiyat dergisinin 15. seferi

15. sayısına ulaşan Kertenkele düşünce ve edebiyat dergisi artık görmezden gelinemez bir yayın boyutuna ulaştı. 114 sayfa olarak çıkan dergi birbirinden önemli yazı ve şiirler ile ciddi bir külliyat oluşturmaya doğru yol alıyor. Yayın Yönetmenliğini şair Muammer Yavaş‘ın, editörlüğünü Şermin Hüküm‘ün yaptığıKertenkeleözellikle yeni yayın döneminde ortaya koyduğu performansla adı büyük harfler ile yazılan nice dergiden çok daha sıkı ürünler sunuyor okuruna. Kesinlikle bir ölçü değil ama Kitap-lık dergisinin yeni yayınlanan şiir yıllığında da adı sıkça anılan ve alıntılar yapılan bir dergi bugün Kertenkele. Çünkü kayıtsız kalınamayacak kadar işini önemsiyor ve bu fark edilmek zorunda.

Ben Kertenkele dergisi ile 90′lı yılların sonunda tanıştım. O zaman dergiyi çıkartan ekipten Muammer Yavaş, Mehmet Şamil ve rahmetli Muhammet Esatdaha üniversiteyi bitirmemişlerdi. Üçü de KTÜ‘de okuyordu. Giresun’da yapılan bir etkinlikte tanıştık evvela. Sonra Muammer Bey mezun oldu. Edebiyat öğretmeni olarak atandı. Esat okulu uzattı. Şamil yüksek lisansı kazandı. Ve Kertenkeleböylece zorunlu olarak bir süre yayınını durdurdu.

Bu arada Kertenkele‘nin ilk sayıları cep dergisi diyebileceğimiz şekilde ve adeta küçük bir resim defteri ebatlarında idi. İlk elime aldığımda oldukça sıradışı ve ilginç gelmişti açıkçası. Kertenkele dergisinin ismi de sanırım sevgili şair ağabeyimiz Yaşar Bedri‘ye ait. Dergi ekibi daha çıkışlarını yapmadan evvel Yaşar Bedri‘yi ziyarete gidiyorlar ve orada Yaşar Ağabey bu ismi öneriyor.

Muammer Yavaş, ekip mekân olarak dağılınca dergiyi tek başına yürütme durumunda kaldı. Bu arada dergi ebat değiştirdi ve tıpkı 80 kuşağının dergileri gibi kitap bütünlüğüne dönüştü. Sevgili Muammer Bey ile biz de yıllar geçtikçe daha fazla görüşür olduk ve sanırım iyi bir dostluk kurduk.

Dergi periyodik olmamak şartı ile yine de Muammer Yavaş‘ın ısrarlı tutumu sonucu yarı yolda kalmadan bugünlere geldi. Tabi biz bu arada epey toplantılar yapıp derginin hem tasarım hem de içerik olarak dönüşümü ve zenginleşmesi için mesai harcadık. Önce derginin boyutlarını büyütmeye ikna ettik Muammer beyi, sonra kapak tasarımını. Özellikle son zamanlarda Orhan Tepebaş, Yakup Altıyaprak, Mustafa Özdemirve Muammer bey ile iki üç ayda bir buluşarak derginin açılımları için fikirlerimizi ortaya koyduk. Sevgili Ali Celeb‘in de belki burada açıklamamın uygun olmayacağı kritik desteklerini hatırlatmamda fayda var. Aslında bu hususları Muammer Bey yayın yönetmeni olarak daha detaylı biliyor. Çünkü biz netice olarak derginin çevrisindeki isimlerdik. Ve asıl yükü doğal olarak her zaman O taşıdı. Belki bir söyleşi ile bu detayları alabiliriz O’ndan. Böylece tarihe de not düşmüş oluruz bir derginin öyküsünü.

Şimdi gelelim 15. sayısına Kertenkele‘nin…

Kertenkele aslında Muammer Yavaş’ın da kendisini ideolojik olarak yakın hissettiği Sezai Karakoç‘un manevi havasında şekillenen bir yapı izledi. Hatta kimi sayılarının kapak tasarımında Diriliş‘in izi sürülebilir. Bu son sayıya daKarakoç‘un Filistin meselesine ilişkin yaklaşımını konu edinen ve üstada aitYahudiye Çağrıve Hristiyana Çağrı adlı metinler ile “Ve Kudüs şehri. İyiyle ve ruhuyla suskun” dizelerinin yer aldığı şiirinden alıntı ilk sayfalarda göze çarpıyor.

Muhammed Hüküm‘ün geçen sayı yayınlanmaya başlayan ve uzun soluklu bir yazı olacağı intibaını veren Selim İleri’nin romancılığı üzerine çözümlemeler yapan metni 15. sayıda da devam ediyor. Derginin ilgi çeken felsefi metinlerine imza atan Mustafa Öztürk ise kadim bir konu olarak “Zaman” kavramını ele alıyor ve Doğu-Batı medeniyeti ikileminde zaman kavramına yüklenen anlamı irdeliyor.

İkinci Yeni’nin modernizm ile ilişkisini merkez alan makalelerinden oluşan kitabı geçtiğimiz aylarda Ebabil Yayınları arasından çıkan Yakup Altıyaprak da artık ürünlerini burada yayınlama kararı aldı ve ilk yazısını 80 Kuşağının önemli isimlerinden Tuğrul Tanyol‘un bir şiirinden yola çıkarak oluşturdu.

Kertenkele gibi bir dergide benim başından beri eksikliğini hissettiğim sinema yazılarına da nihayet kavuştuk. Sinemanın kült isimlerinden Tarkovski‘nin sinema anlayışı üzerine Muhsine Arzu Ayan‘ın hazırladığı metin ilgi çekici bir yazı olmuş bence. Orhan Tepebaş da bu sayıda unutulmuş bir şairi yeniden hatırlatıyor. Bir zamanlar çıkan ve çıktığı dönemde önemli işlevler gören Kırağı dergisinde ilk ürünlerini yayınlayan ve sonra geri çekilen kayıp şair İbrahim Yolalan üzerine yazılan yazı, umarım Yolalan‘ı tahrik eder de yeniden şiire döner.

Genç kuşak şiirimizin önemli isimlerinden Mustafa Celep önceki sayıdan itibaren başladığı poetik metinlerine devam ediyor ve bir anlamda kendi poetik derinliğini ortaya koyan yazılar yayınlıyor. Bu anlamda Mücadeleci Şiir dediği alanın içini doldurmaya çalıştığı yazının ikincisini yazdı Kertenkele‘de.

Dergide görülmeye başladığı andan itibaren büyük dikkat çeken ve günümüz kuşağının yayınlanmış ilk kitapları ve aynı zamanda dergilerde o ay yayınlanan şiirler üzerine detaylı çözümlemeleri yapan C. Ali Ahmet bu sayıda da Osman Özbahçe ve Evser Ölüç‘ün önceki yıllarda yayınlanan ilk kitaplarını inceliyor. Dergilerde yayınlanan şiirler bölümünde ise Bülent Keçeli, Ahmet Edip Başaran, Ahmet Çiçek ve Berk İybar’ın yayınladıkları şiirler ele alınmış.

Ben de Kertenkele‘de epey bir süredir müzik üzerine yazılar yayınlıyorum. Bu anlamda Nusret Fatih, Erkan Oğur, Arabesk müzik vs gibi meselelerden sonra bu son sayıda da Gürültü’den Sessizliğe ikileminde ele aldığım ve enstrümantal müzik yapan Yansımalar grubunu açmaya çalıştım.

Kertenkele dergisinin 15. sayısında şiirleri yer alan isimler ise şöyle: Nizar Kabbani (Çev: Kemal Yüksel), Bülent Keçeli, İshak Koç, Şinasi Tepe, Ezra Cenker, Abdülkadir Akdemir, Nihat Ağacıkoğluve Muammer Yavaş.

Derginin ilk ekibinden sayılan Adnan Duran‘ın Bir Ayete Bir Adım adlı denemesi, yine genç kuşak öykücülerimizden Osman Koca, Hakan Özen ve Nihat Ayten‘in ürünleri dergide yer alan diğer çalışmalar.

Kertenkele’nin bu son sayısının ön kapağını önemli çizerimiz Hasan Aycın‘ın Hanzala‘yı merkez aldığı bir ürünü, arka kapağını da dergiye sürekli çizgileri ile katılan Yaşar Salkım‘ın yine ilginç bir deseni süslüyor.

Selçuk Küpçük

Hiç yorum yok:

SAFAHAT OKUMALARI

SAFAHAT OKUMALARI
Mehmet Âkif'i anlamak ve anlatmak için Safahat Okumaları...

DİRİLİŞ GÜNLERİ, DİRİLİŞ GÜLLERİ

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com