2009-04-11

Yerli duyuş ve düşüncenin kadim atardamarına yaslanıyoruz

MÜRSEL SÖNMEZ'in yayın yönetmenliğinde ilerleyen BİR NOKTA dergisi kendisi ile aynı dönem çıkmaya başlayan birçok dergiden yolculuğunu sekteye uğratmaması açısından ayrışıyor. BİR NOKTA aynı zamanda belli isimlerin ürünlerini sürekli yayınlayarak merkez bir ekibinin de varolduğunu gösteriyor. Başlangıcından bugüne birkaç kez tasarım ve ebatlarını yenileyen dergi aynı zamanda müelliflerinin kitaplarını da basması açısından önemli bir yayın anlayışına sahip. MÜRSEL SÖNMEZ ile dergiyi, dergiciliği ve edebiyat sorunlarını konuşarak BİR NOKTA'yı daha yakından tanımaya çalıştık.



"Bir Nokta" ismine yüklediğiniz anlam nedir?

" Bir Nokta" ismi salt noktayı imlemekle birlikte, ontolojik bir vurgu olarak da tercih edilmiştir. Bu vurgu dikey ve yatay, soyut ve somut "zuhur"a, oluşa ve olduruşa teklik/tevhid/birlik/birleme açısından bakıldığının da göstergesidir. Nokta yazının ilk "ân"ıdır. Mutlak birlik açımlanır ve yorumlanırken nokta istiaresine başvurulmuş, varlıkla hareket böyle izah edilmiştir. Özellikle sûfiler arasında revaç bulmuş olan bu izah Hz. Ali'nin "Kur-an Fatiha'da, Fatiha Besmele'de, Besmele başlangıç harfi olan Be'de, Be ise altındaki noktada toplanmıştır." sözünden kaynaklanmaktadır. Varlığı, varoluşu, dünyayı, insanı, toplumu, inançsal, düşünsel ve eylemsel olarak tek ve en doğru çizgide buluşturma; bireyi ve toplumu anlamsızlığın ve saçmanın cenderesinden kurtararak dünya ve evrenle ahenk içinde ve mutlu kılan öğreti, bu "Bir nokta" ile çağrıştırılmak istenmektedir. Bütüncül bağlamda insan olma sorumluluğunun da vurgusu amaçlanmakta, sanat ve edebiyat da bu bütüncüllük içinde öz anlam yerine oturtulmaktadır.Düşünce, inanış ve ilkelerde kararlı olmak çok önemli


Derginiz önce tabloid boyda ve 4 sayfa olarak çıktı. Ardından normal dergi ebatlarına çekilip sayfa sayısını artırdı. Bir süredir de boyutunuzu yeniden değiştirip, büyüttünüz. Bu şekil değişikliklerinin gerekçeleri nelerdi?

Tabloid boy, Nuri Pakdil'in çıkardığı Türk edebiyatının yüzakı olan Edebiyat Dergisi'nin boyutu idi. İlk adımda bu boyutu tercih ettik. Bu aynı zamanda hem yalınlık hem de maddi külfetin azlığını sağlıyordu. Halen derginin o hali bana sevimli gelir. Biçimsel değişim ise arkadaşlarımızla yaptığımız toplantılarda çoğunluk kararı sonucunda gerçekleşmiştir. Düşünce, inanış ve ilkelerde kararlı olmak önemli, biçimsel değişikliğe açık olmak ise "ilerici"liğimize uygun bir davranış.



Bir Nokta'nın ilk sayısından itibaren belli bir şair, yazar kadrosu olduğu gözleniyor. Bu ilişkiler nasıl kuruldu ve gelişti. Bu anlamda derginiz bir kadro dergisi midir?

Bir Nokta'nın yaslandığı yazınsal bir gelenek var. Yerli duyuş ve düşüncenin kadim atardamarına yaslanıyoruz elbette. Enikonu birbirimizden devraldığımız çok şey var, hem tarihimizden hem de çağdaşlarımızdan. Bizim Kardelen dergisinden gelen bir de özel arkadaşlık ve dostluk ortamımız var. Bu arkadaş topluluğu, yukarıda sözünü ettiğimiz hayatı ve sanatı "mutlak hakikat" ve "birlik/teklik" açısından anlama ve algılama ortak düzleminde buluşuyor. Buradan hareketle de sanatlarını icra ediyorlar ve aynı duyarlılık zeminin verimlerini ortaya koyuyorlar. Doğaldır ki bu da dergi halinde tecelli ve zuhur ediyor. Kadro tanımınız da bu açıdan doğru. Bunun böyle olması başka isimlere kapalılık anlamına gelmiyor ebette. Temel ilke ve kalkış noktasında mutabık kalınan insanlarla oluşan bir de geniş kadroya sahip. Edebiyatı ve sanatı " istidad-ı ezelimizin bizi icbar ettiği bir temel nitelik, bir kulluk yapma biçimi ve olgusu olarak görüyoruz.. Bunu da; insanların atomize olduğu, ilişkilerin koptuğu, özellikle sanatçıların birbirleriyle bir araya gelemedikleri ve birlikte bir şeyler yapmayı başaramadıkları bir ortamda gerçekleştirmeye çabalıyoruz. " Biricik"liğimizi koruyarak bir arada olmaya çalışıyoruz. Fethi Gemuhluoğlu' nun bir sözü var " Herkesi usta bil, usta bil ama, bil ki usta sensin". Kişi ve dergi olarak bu söz hattındayız.



Aynı zamanda derginizde ürünleri yayınlanan isimlerin kitaplarını da basıyorsunuz. Bir Nokta'nın kitap yayıncılığı anlamında yayın anlayışı nedir?

Kitap, dergide yayımlanan ürünlerin evi. Okumanın gittikçe azaldığı çok çeşitli oyuncakların (gaflet figürlerinin) insanın dünyasını daralttığı bir zaman diliminde her şeye karşın yazarlarımızın ve şairlerimizin yapıtlarını kitaplaştırmayı da sürdüreceğiz. Yayın anlayışı olarak da, dergi için ne söylüyorsak odur. Birbirinden ayrı mecralar olarak değerlendirmiyoruz. Hayatı algılamamız doğrultusundaki temel ilkelerle hareket etmeye çalışıyor, isim yapmak ve edebiyat iktidarı gibi kaygılardan uzak duruyoruz. Nasılsa iyi ya da kötü yapıp etmelerimiz kayıt altına alınıyor ve büyük sorgu gününde karşımıza çıkacak. Dağıtım ve duyuru sorunları elbette var. Buna karşın iyi şeylerin yerini bulacağına dair de inancımız tam. "Balıklı kurşun kalem" egemen popüler kültürsüzlüğü enikonu yenecek. Biz, "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" buyruğuna uymakla yükümlüyüz.Nuri Pakdil ve Edebiyat dergisi, esin kaynağımızdır



"Edebiyat" dergisinin önemli ismi Nuri Pakdil ile Bir Nokta'nın kurduğu manevi bir bağdan söz edebilir miyiz? Bu bağı besleyen gerekçeleriniz nelerdir?

Edebiyat dergisi ve Nuri Pakdil isimlerinin bizim için çok önemli olduğu doğru ama kendimizi onun devamı ya da bir açılımı gibi görmek edebe muğayir düşebilir. Ülkemiz ve yeryüzü geneli için çağdaş bir dille ve duyarlılıkla yeni ufuklar açan Nuri Pakdil ve Edebiyat dergisi, esin kaynağımızdır diyebiliriz. Bununla beraber, önce de belirttiğimiz gibi edebiyat yapıyor olmak bağlamında bütün bir edebiyat birikimiyle ve özelde ise yerli sanat ve düşün çizgisinde yürüdüğümüzü de söyleyebiliriz. Daha doğrusu bu yönde emeklediğimizi, emek verdiğimizi.

İktisadi, siyasi, bilimsel ve sanatsal olarak tıkanan insanın ve insanlığın umut ufkunu bizim geleneğimizde ifadesini bulmuş olan ve bizim de dillendirmeye çalıştığımız zaman aşımına uğramamış yasalar ve doğrular açacaktır. İnsan varlık konumlamasını sahih bir temele dayandırarak yürürse yeryüzü yaşanılası bir yer olacak, sanat ve edebiyatın satır aralarından hiçci ve kötücül bir duman değil, varoluş cümbüşünün soylu hüznü ile yaşama sevincinin tatlı meltemi esecektir.
Türk edebiyatı, Dünya için ve özellikle de Ortadoğu için bir umut


Bir Nokta'nın günümüz Türk edebiyatı ve şiiri karşısındaki tutumu ve tavrı nasıldır? Sizce edebiyat dünyamızın temel meseleleri nelerdir?

Türk edebiyatı ve Türkiye, Dünya için ve özellikle de Ortadoğu için bir umuttur. Biz ve edebiyata emek veren herkes bu umudun parçasıyız. Büyüteç altına aldığımızda çok sayıda sorunu görmek mümkün. Edebiyat tür ve yapı olarak değişime uğramadan yolunu sürdürmelidir. Postmodern bulanıklık edebiyat türlerinin sınırlarını tahrib etme çabasındadır. Bütün sınırları kaldırıp, gerçeği bilinmezcilik'in kafesine tıkayıp, kendi yapma gerçeklerini dayatan yeni dünya düzeninin sanattaki bu saptırıcılığına karşı edebiyatın masum, duru ve ilhama dayalı yapısını korumak gerekiyor. Her insanda tecelli eden hakikat, "mutlak hakikat"in an be an yaratmada oluşunun bir şulesidir. Hakikatin kaynağı, özü, zâten kavranabilir değildir. Kavranabilen kısım ise lutfen idraklere bağışlanmıştır. Edebiyat yapıtı da idrake kapı aralamaya memurdur ve kendi mecraında kendisi olarak yolunu sürdürmeye mecburdur. Şiir ve diğer edebi türler görsel şiir vs. gibi yanılgılardan uzak durmalıdır. Devamında ise sanatçının öz niteliğini arttırması ilham edenle rabıtasını güçlendirmesi ve "asgari velayet" halini benliğinde teşekkül ettirmesi gerekmektedir. Varoluşun mayası olan muhabbet "yaradana yakın" ve "gürbüz sözcükler"le hem sanatçıyı ol'duracak hem de muhatabı olan topluma o muhabbeti taşıyacaktır. Bu temel bilincin oluşması önemlidir. Gerisi peşinden gelecek, üretilen, tüketen bir güve değil çoğaltan bir tohum olacaktır. Edebiyatımız, sahiciliğe yakınlığı oranında yankı bulup yaşayacaktır. İnsan tümüyle yok olmadığı sürece söz de söyleyen de dolayısıyla edebiyat da var olacaktır. Yetkin ve olgun, evrensel çapta yankı uyandıracak yapıtları bilinci ve yüreği bu çapı idrak edenler meydana getireceklerdir. Önemli olan bu düşünsel bilincin oluşmasıdır. Bu bilinç sanatsal verim olarak kendisini gösterecektir. 'Mütebâkisi' hendese ve riyaziye mevzuudur, ki, bu dedikoduyla kim uğraşırsa uğraşsın. "Hakk yerini bulur". Bize düşen emek vermektir -emek bizim asal kavramlarımızdan biridir- ki " İnsan için ancak çalıştığı vardır".


Derginiz hangi boşluğu dolduruyor ve varoluş gerekçeleri nelerdir?

Diğer soruları yanıtlarken bu soru da karşılığını bulmuş oldu. Ayrıca, "yeni bir aydın ahlakı"nı -ki bu BÜYÜK bir boşluktur- ikame etme çabasındayız. İyi ve güzel olan her şeyi kimden zuhur ederse etsin öpüp başımıza koymak, değerlerini takdir etmek, bizden zuhur eden iyi ve güzeli ise iyiliğin ve güzelliğin asıl sahibine iade etmek ilkesini bu ahlakın temel ilkesi olarak söyleyebiliriz. Hazır yeri gelmiş ve ahlaktan söz etmişken "etik" sözcüğünü çöpe atıp ya da kime aitse ona iade edip kurtulalım. Bizim edebiyat dünyasında gördüğümüz ve doldurmaya çalıştığımız asıl boşluk budur. "Doldurmaya çalışmak"ı iddia olarak değil dua olarak görünüz. Dahası Bir Nokta'nın "kendisine tecelli zemini aramadan" ortaya koyduğu uğraş hangi boşluğu doldurduğunu zaman da gösterecektir.

Söyleşi: Selçuk Küpçük


Kaynak: Millî Gazete, 11 Nisan 2009



1 yorum:

Abdullah Birokur dedi ki...

"Bir nokta" dergisi yıllardır devam eden istikrarlı yayın anlayışı, köklü düşünce çizgisi ve ürün-eser odaklı aydınlık sayfaları ile güzelliği,dirilişi, iyiliği, direnişi var kılıyor yeniden, aşk ile... Emek verenlere selâm olsun !


Abdullah Birokur

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com