2012-02-06

'Türk Edebiyatı' dergisinde Yunus Emre


Şubat 2012, Sayı:460

Yunus Emre, halkın asırlar boyunca hiç unutmadığı, menkıbeleri dilden dile, nesilden nesile aktarılan, belki de daha yaşarken efsaneleşmiş bir şairdi. Bestekârlar, ilâhi, naat, mersiye, kaside, durak, tevşih gibi dinî formlarda eser bestelemek istedikleri zaman önce tekkelerin vazgeçilmez söz hazinesi olan Yunus Divanı’na bakar ve mutlaka istedikleri güzellikte bir şiir bulurlardı.

Yunus’un şiirlerinin tekkelerde öncelikle tercih edilmesinin sebebi, Türkçesindeki saflık, söyleyişindeki içtenlik ve düşünüşündeki derinlikti; halk onun divanında kendi ruhunun yansımalarını görürdü. Aydınlar, onu, Fuat Köprülü’nün 1912 yılında Türk Yurdu’nda çıkan makaleleri ve 1919 yılında yayımlanan Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar adlı eseri sayesinde keşfettiler. O gün bugündür sürekli tartışılan, her ideolojik grubun sahiplendiği ve farklı yorumladığı bir şair olan Yunus Emre, İskender Pala’nın son romanı Od’la yeniden gündeme taşındı. Biz de bu fırsattan istifade ederek bir dosya hazırlamak istedik; fakat dosya kendiliğinden özel sayıya dönüştü.

Böyle bir özel sayıda, Türkçeyi ve Türk kültürünü dünyada tanıtmak ve yaymak amacıyla, Almanların Goethe, İspanyolların Cervantes Enstitüleri örnek alınarak kurulan Yunus Emre Enstitüsü’nden söz etmemek olmazdı. Arkadaşımız Selçuk Karakılıç, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan’la ilginizi çekeceğinden emin olduğum, “efradını câmi, ağyarını mâni” bir röportaj gerçekleştirdi. Bu röportajı Sezai Coşkun’un “Roman Kahramanı Olarak Yunus Emre” ve Ahmet Turan Alkan’ın “Yunus Emre Modern mi?” başlıklı yazıları takip ediyor. Coşkun’un Nezihe Araz, Kemal Tahir, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Emine Işınsu ve İskender Pala’nın romanlarında Yunus’un nasıl ele alındığını irdelediği yazısından sonra, “Türk Resminde Yunus Emre” adlı mini bir albüm göreceksiniz. Funda Özsoy Erdoğan’ın Od romanını değerlendirdiği yazının hemen ardından bu romanın yazarıyla, yani İskender Pala’yla Ali Erdemli tarafından yapılan röportaj yer alıyor.

Şubat, Türk Edebiyatı Vakfı’nın ve Türk Edebiyatı dergisinin kurucusu olan merhum Ahmet Kabaklı’nın vefatının 11. yıldönümüdür. Yunus’u çok seven, Yunus Emre adlı bir kitabı ve “Yunus’un Gülleri” adlı bir şiiri bulunan hocamızın aziz hatırasını da İsa Kocakaplan’ın yazısıyla yâd ettik.

M. Fatih Andı, Yunus’un modern Türk şiirinde nasıl algılandığına baktı ve şu sonuca vardı: Şiirimizin Yunus Emreleri de, inanç, düşünce ve hatta bilim ortamlarındaki Yunus Emreler kadar çeşitli ve birbirinden farklıdır.

Fuat Köprülü’den sonra Yunus Emre meselesi Rıza Tevfik’in de ilgi alanına girmiştir. Prof. Dr. Abdullah Uçman, öteden beri üzerinde çalıştığı Rıza Tevfik’in Yunus Emre’yi nasıl anladığı, yazılarında ve şiirlerinde nasıl yansıttığı üzerinde durdu. Mehmet Aycı ise “İşitin Ey Yarenler” başlıklı denemesinde birbirinden farklı Yunus Emre portrelerinden kendine has üslûbuyla söz etti. Aycı’nın yazısının özü şu cümlelerdedir: “Yunus Emre portreleri bitmez, her ne renkte ve kıyafette olursa olsun, muhatabına göre şairimiz, pîrimiz ete kemiğe bürünmekte ve Yunus diye görünmektedir.”

Senail Özkan “âşıkane söyleyiş” bakımından Yunus Emre’yle büyük Alman şairi Rilke’yi karşılaştırdı. Zekeriya Başkal da Yunus hakkında yazılmış İngilizce eserlerin arkasındaki zihniyet dünyasına dikkatimizi çekiyor. Başkal’a göre, bu eserlerin çoğunda, İslâm’ı Yunus Emre’nin şiirlerindeki erdemleri taşımayan bir din olarak gösterip Yunus Emre’yi başka kaynaklara bağlama çabası şeklinde özetlenebilecek oryantalist bakış açısı hâkimdir. Ben de Ahmet Adnan Saygun’a Yunus Emre Oratoryosu’nu yazdıran ortamı, bu eserin besteleniş hikâyesini ve yankılarını anlatmaya çalıştım.

Bu sayının hikâyeleri Ayşe Göktürk Tunceroğlu, Deniz Özbeyli, Bahtiyar Aslan, Hatice Eğilmez Kaya, Hümeyra Yargıcı ve Recep Şükrü Güngör’den... Şiirler ise Mustafa Ruhi Şirin, Yaşar Beçene, Kalender Yıldız, Mehmet Aycı, Abdurahman Şimşek, Ahmet Sıvacı, Müjdat Er, Nazım Payam, İsmail Çakmak ve Sabri Kaplan imzalarını taşıyor.
Tabii, Kırkambar’ımız da her zaman olduğu gibi dopdolu.

Daha güzel ve daha zengin sayılarda buluşmak üzere. Muhabbetle efendim.

Beşir Ayvazoğlu

Hiç yorum yok:

SAFAHAT OKUMALARI

SAFAHAT OKUMALARI
Mehmet Âkif'i anlamak ve anlatmak için Safahat Okumaları...

DİRİLİŞ GÜNLERİ, DİRİLİŞ GÜLLERİ

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com