2012-02-06

Edebiyat Dergileri Üzerine

Körler ve sağırların birbirini ağırladığı küçük birer çete çoğu. Bunların çetesi öyle organize olmuş bir çete ki kendileri dışında kimseye yaşama hakkı tanımayan gözlerini hırstan açamayan bir çete.

Her ay aynı şiirler aynı öyküler aynı denemelerle sadece isimleri ve yazarları değişen yazılarla saman tadı vermekten başka bir durum yok ne yazık ki ortada. Postmodernizm dediğimiz batının gayr-i meşru çocuğu bizi nasıl bu kadar etkisi altına aldı şaşırmamak mümkün değil. Özünü yitirmiş bir edebiyatla karşı karşıyayız. Ne bir manifesto ne bir poetika ne bir duruş ne bir nokta-i istinat var. Her şey bir boşluğun etrafında kararsızca dönüyor gibi yerinden göçürülmüş, şaşkın ve kararsız. Değerleri savunanların savundukları değerleri bile yozlaşmış ifadelerle savunmaları bu ne perhiz bu ne lahana demekten başka bir sözü gerektirmiyor. Edebiyatın edep olduğunu unutarak şahsi hırslarına yenik düşen bir sürü yazar ve şairin kendine yer bulmaya çalıştığı bir âleme dönmüş bu âlem.

Entelektüel olduklarını iddia eden fakat katmerli bir cahilliğin girdabında dönüp durmaktan başka bir şey yapmayan yapamayan çoğu kişi edepsiz ve cahil olduğunun farkında bile değil. Fakat sorsanız dünyanın kendi etraflarında döndüğünü söylerler.

Herhangi bir iddialı edebiyat dergisinin kapağını kaldırdığımızda karşımıza şiir diye çıkan hezeyanları okuyunca içimize çöken sisi dağıtacak bir rüzgâr yok mudur? Milletin anlamadığı bir dille ve karmakarışık anlamlarla yazılmış sayfalarca metin hangi niyetlerle yazılıyor anlamak mümkün değil.

Denize atılan bir şişe misali sahibini arayan mektuplarla sahibini arayan şiirlerle dolu ortalık. Cami avlusuna bırakılan bir bebek gibi ağlıyor feryat ediyor bir sürü şiir. Bir cinnetin yazılmamış hikayesi olsa gerek bu durum.

Ne demek istediğini dahi anlatamayan sırf aklına o an gelen deli saçması kelimeleri büyük bir ilhamın mahsulüymüş gibi ortaya süren manzumeciler bir yanda, kendi içinde dönüp duran, hikâyesi olmayan hikâye yazarları bir yanda bu edebi boşluğu çoğaltıp duruyorlar.

Emeksiz ve çilesiz üç beş sloganik birikimle ya da bir gruba dâhil olmakla hemen namlı şair ve yazar olduğunu zanneden bu insanlar aslında edebiyat ağacının köküne kibrit suyu dökmekten başka bir şey yapmıyorlardır.

Şöhretin arkasına sığınarak ne yazsam okunur mantığıyla saçma sapan dizeleri şiir diye yutturan şairleriyle, kendisine mektup gönderen okuyucuyu adam hesabına almayan kibirli ve ukala yayın yönetmenleriyle, sanattan çok kayırdığı adama bakan edebiyat şikecileriyle, ayrımı ayrı gayrımı gayrı bir âlemdir bu âlem.

Dışarıdan bakıldığında İslami bir görüntünün arkasına saklanan ve de bir medeniyet inşasında görev aldıklarını iddia eden bazı dergiler ise buram buram dünya kokmaktadırlar. Onların İslamcılığı sadece lafta kalan bir tatlı su İslamcılığı olmaktan öteye gitmemektedir.

Edebiyat dergilerinin sözlü ve görüntülü medya karşısında zaten yarışa on sıfır yenik başladıkları bir ortamda birde suyun başını tutan bazı zatların insafsız ve adaletsiz tutumları bu yenilgiyi artırıp durmaktadır. Bir şiirin iyi şiir olması için illa çeteden birileri tarafından yazılmış olması mı gerekmektedir. Onların dışında Allah şiir ve hikâye yazma yeteneğini başka kimseye nasip etmemiştir galiba. Onlar hem doğuyu hem batıyı yutmuş oldukları için sözlerinin üstüne kimsenin laf söylemeye hakkı yoktur.

Büyük bir medeniyetin çocukları ne yazık ki küçük mü küçük komplekslerinin bataklığında boğulup durmaktadır. Derinliği olan metinlerin yerine sırf popüler olma maksadı taşıyan metinler yazma daha doğrusu kolaycılığa kaçma bir salgın hastalık misali yayılıp durmaktadır.

Vicdanını kâğıt tüccarına ipotek ettiren yayıncıların, ruhunu kamuoyunun aldatılması uğruna pazarlayan reklamcıların, beynini sermaye kapısında bekçi diye diken ilim adamlarının cirit attığı bir aydınlar dünyasında var olan bu tekeli nasıl kırılabilir bilemem.

Birliği baltalamak dirliği bozmak konusunda gösterdikleri çabaları bir türlü birleştirmek sevdirmek konusunda gösteremeyen bu zevat kadar kendileriyle çelişen başka bir zevat yoktur. Bunların bu tutumu yüzünden şiir halktan halk şiirden koptu. Ortalığı posta gazetesinin şairleri sardı. Bu boşluğu arabesk cümleleri şiir diye satan şairimsi tüccarlar kapladı. Arz talep olayından dolayı çıkardıkları dergileri ayda yüz kişi bile okumuyor. Sırf kendi egolarını tatmin etmek için dergi çıkarmaktan başka bir dertleri yok.

Birde bu zevatı eleştireceğim diye ismini saklayıp, internette kurdukları sitelerden terbiyesizlik ve saldırganlık yapan başka bir zevat türedi. Bunlar objektif eleştiri yapıyoruz diye sağa sola çamur atmayı marifet sanmaktan başka bir şey yaptıkları da yok zaten. Aslında bunlarda bu çetelerin içine giremeyip edebiyat âleminin yol kesiciliğine soyunan birkaç haramiden başka birileri olmasa gerek.

Tüm bunların dışında gecesini gündüze katan ve hiçbir menfaati olmadığı halde koşturan ve bu işi yıllardır takip eden varını yoğunu bu uğurda feda eden değerli şair ve yazarlar da yok değil. Burada ki eleştiriler zaten onları kapsamıyor. Herkes sözlerin kime gittiğini kimin üstüne alınması gerektiğini çok iyi biliyor zaten.

Evet, ortada bir büyük edebiyat var. Büyük bir şuur ve gayretle bu edebiyat toplumu sırtlayabilir. Aydın bir kişi bir veba mikrobu taşıyormuş da karantinaya alınmış gibi fildişi kulelere çekilip durmaz. Özüne döner. Edebiyatçılar aydındır. Aydın kişilerin sorumluluğu vardır. Sorumluktan kaçan kişiler aydın olamazlar.

Eleştirmek yıkmak için değil inşa etmek için olmalıdır. Bizim yaptığımız bu eleştiri de ne yazık ki mevcut durumu anlatmak için küçük kazma darbeleri de kullanılmıştır. Şehirlerde bile kentsel dönüşüm başlamışken ve gecekondular bir bir yıkılırken edebiyat dünyasında da bir dönüşüm başlamalıdır. Bunun vakti çoktan gelmiştir ve geçmektedir. Yarın çok geç olabilir.

Rıfat Cantekin

4 yorum:

İbrahim Eryiğit dedi ki...

Rıfat beyin bu yazdıklarına aynen katılıyorum. eline, yüreğine ve aklına sağlık. Selam ve dualarımla...

Bünyamin Durali dedi ki...

Rifat Cantekin,
Tekrar merhaba,

Bu analizinizi de çok sevdim. Edebiyatımızın en kangrenli konularını yatırıyorsunuz masaya. Hem de o denli yetkin bir dille anlatıyorsunuz ki.

Doğrunun, haklının yanıdan hiç sapmamanız dileğiyle; selâm ve sevgilerimi sunuyorum size.

Bünyamin Durali dedi ki...

Rifat Cantekin,
Tekrar merhaba,

Bu analizinizi de çok sevdim. Edebiyatımızın en kangrenli konularını yatırıyorsunuz masaya. Hem de o denli yetkin bir dille anlatıyorsunuz ki.

Doğrunun, haklının yanıdan hiç sapmamanız dileğiyle; selâm ve sevgilerimi sunuyorum size.

Bünyamin Durali dedi ki...

Rifat Cantekin,
Tekrar merhaba,

Bu analizinizi de çok sevdim. Edebiyatımızın en kangrenli konularını yatırıyorsunuz masaya. Hem de o denli yetkin bir dille anlatıyorsunuz ki.

Doğrunun, haklının yanıdan hiç sapmamanız dileğiyle; selâm ve sevgilerimi sunuyorum size.

SAFAHAT OKUMALARI

SAFAHAT OKUMALARI
Mehmet Âkif'i anlamak ve anlatmak için Safahat Okumaları...

DİRİLİŞ GÜNLERİ, DİRİLİŞ GÜLLERİ

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com