2012-11-28

‘Şiir Vakti’ dergisinin güz sayısı


Şiir Vakti dergisi 2. sayısı ile yine dopdolu. Şiirin en güzel vakti çağrısıyla çıkan derginin bu sayısında şiirleriyle: Yusuf Bal, Suavi Kemal Yazgıç, İlkay Coşkun, Eyyüp Akyüz, İsa Tunçbilek, Selim Tunçbilek, Vedat Ali Tok, Özge Sönmez, Hira Özsoy, Vildan Poyraz Coşkun yer almış. Dergi bir şairden birden fazla şiir yayınlamakla farklı tarzı ilke edinmiş gözüküyor. Bu anlayış şairleri okura daha iyi tanıma imkânı sunuyor.

Sonbahar sayısından dikkat çeken yazılar ise Amerikalı yazar Katherina Branning’in ülkemizde yayınlanan “Bir Çay Daha Lütfen” isimli kaynak yayınlarında çıkan eserini Selim Tunçbilek incelemiş. Yazarla Muhsin İlyas Subaşı’nın konuşması da dergide okuyabileceğiniz önemli bir konuşma. Senem Gezeroğlu’nun “Wirginia Woolf’a Dair” yazısı okunmaya değer yazılardan. Ayrıca Kürşat Akkaş imzasını taşıyan şair selim Tunçbilek’in “On Üçüncü Gün” kitabı üzerine derinlemesine inceleme içeren yazısı ciddi bir çalışma ürünü. Alper Yüce, Hasbi Metin Sömürü üzerine kaleme aldıkları yazılarıyla farklı bakış açıları yakalamışlar.  Betül Alpaslan derginin diğer yazılarını kaleme almış.

Şiir Vakti şiirde ve edebiyat hayatımızda kendini hissettiren dergilerden olacak gibi gözüküyor. Zira Kış sayısını Darbeler ve Şiirimiz konusuna ayırmış. Merakla bekliyoruz. Dergiye www.siirvaktidergisi.com adresinden erişebilirsiniz. E-posta adresi ise bilgi@siirvaktidergisi.com.

2012-11-26

K + şehir kültürü dergisi


Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Başkanlığı tarafından yayımlanan K+ dergisi, kültür ve sanat meraklıları tarafından beğeniyle takip ediliyor.
Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı, nitelikli kültürel yayımlara bir yenisini ekledi.  
3 ayda bir çıkacak şehir kültürü dergisi K+’da Konya kültürüne dair önemli yazıların yanı sıra, Türkiye edebiyatının güçlü kalemlerinin yazıları da yer alıyor.
Konya Büyükşehir Belediyesi adına K+’nın sahipliğini Başkan Tahir Akyürek yaparken Genel Koordinatör Dr. M. Sami Küçüktığlı, Yazıişleri Müdürü M. Ali Orak, Editörü ise M. Ali Köseoğlu. Derginin yayın kurulu ise şu isimlerden oluşuyor: Abdullah Harmancı, Köksal Alver, İbrahim Demirci, Ali Işık, Hakkı Biçer.

BİR NEFESTE KONYA’YI KEŞFET
Derginin ilk sayısında kapak konusu olarak yer alan Köksal Alver’in kaleme aldığı ‘Konya’yı bir nefeste keşfet’ başlıklı yazı dikkat çekiyor.
Konya’nın mekânlarından insanlarına, sanatçılarından mahalle ve sokaklarına kadar öne çıkan değerleri, yazıda sürükleyici bir üslupla dile getiriliyor. Bu yazıyı Mehmet Kahraman’ın kaleme aldığı ‘Edebiyatımızdan Konya’yı okumak’ başlıklı yazı destekliyor. Mehmet Kahraman, bir yandan Konya’nın şehir olarak girdiği edebi eserlerin altını çiziyor, diğer yandan Konyalı edebiyatçıları işaret ediyor.
USTALAR DA BU DERGİDE
Dergide Konya’nın önemli kalemlerinin yanı sıra Türkiye’nin de yakından tanıdığı isimler ürünleriyle yer alıyor.
Arif Ay ‘Ruhsuz Kentler’, Mustafa Armağan ‘Can Şehrinin Hümâsı’,  A. Vahap Akbaş ‘Şehri Bekleyen Dağ’, Salih Zengin ‘İtalya’daki Harran’, Mustafa Uçurum ‘Şehrin Nabzını Tutmak’, Mustafa Özçelik ‘Bendeki Konya’ yazılarıyla dikkat çekerken Sadık Yalsızuçanlar da kendisiyle yapılan söyleşide ‘Hayat bir yolculuktur’ diyor.
HER SAYI BİR ANSİKLOPEDİ
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, K+’nın Konya kültürüne önemli hizmetlerinin olacağına, Konya ansiklopedisini de içeriğiyle destekleyeceğine inandığını söyledi.
Seyit Küçükbezirci’den Zeki Oğuz’a, Ali Işık’tan Hüzeyme Yeşim Koçak’, İbrahim Demirci’ye, Nail Bülbül’e, Ahmet Kuş ve İbrahim Dıvarcı’ya kadar çok önemli kalemlerin yer aldığı K+’nın 2. sayısının Aralık’ta okurlarıyla buluşması bekleniyor.

'Ay Vakti' dergisinin 141. sayısı


Gelincikler açan bir kapakla bize kışın ortasında baharı müjdeleyen dergimiz , 141 sayısı ile karşımızda.
Mevlana"nın Aşkımı Bizim Aşklarımız mı incelemesiyle Yrd. Doç. Dr. Sezai Küçük , Aşkın Yüceliği isimli denemesiyle Prof. Dr. Ömer Özden bu sayımızda aşkın ön plana geçtiği bir muhtevayla gönüllerimize misafir oluyorlar. Ayrıca tanzimat döneminin büyük yazarı Ahmet Mithat Efendi ve büyük şairi Abdulhak Hamit Tarhan bu sayımızda iki inceleme yazısıyla yad ediliyor. 
Dergilerin aydın yetiştirmekte ki önemine dikkat çeken editör yazısında sanat ve kültürün uzun soluklu bir yol olduğunu emek gayret ve sabır istediğini söylüyor.
Gündemimize ait konulara değinerek bütün sorunların çözümünün islam kardeşliğinde yattığını belirtiyor. Dergimiz meselesi olan bir yüreğin derdi olan bir müminin şuur ufkundan sesleniyor okuyucusuna.
Ve her zaman ki gibi yine dopdolu bir içerikle karşımızda.. Dergimizin içeriği şu yazılardan oluşuyor:

Deneme:
Aşk’ın Yüceliği- Ömer Özden
Şiirin Yedi Tepesinden İstanbul’a Bakmak- Onur Akbaş
Üşüyorum, Ama Anlatacaklarım Var - Şeref Akbaba
Şiir:
Gül Kokan Gülüşler Bitti - Selami Şimşek
Endülüste Bir Nehir - Sertaç Gereç
Kayboluş - Mehmet Baş
Kardeşçe- Selma Özeşer
İlam - Müjdat Er
Üşen-geç- Necip Fazıl Akkoç
Öykü:
Leyla ve Mecnun -Burhan Bara
Muhabbet Çeşmesi - Bülent Gündoğan
Gönül Muhasebesi- Ercan Köksal
Gocuk - Fatma Pekşen
Aşkın Kayıp Kitabı..Lâ - Yahya İncik
Mülteci - Ayla Coşkun Ceren
İnceleme:
Estetik’in Anlamı - Necmettin Evci
Mevlânânın Aşkı mı? Bizim Aşklarımız mı?- Yrd. Doç. Dr. Sezai Küçük
Ölümünün 100. Yıldönümünde Ahmet Mithat Efendi'nin Kültür Mirası - Mustafa Miyasoğlu
Abdülhak Hâmid Tarhan’ın Büyüklüğü- Doç.Dr İhsan Sâfi
Ali Haydar Haksal’ın Hikâyeciliğine Dair- Recep Garip
Sinema:
Siyaset ve Sanatın Ortasında Festivaller- Abdullah Ömer Yavuz
Kitap:
Çağların Küreselinde Kaybolmaya Karşı Direnen Adam Olmak- Fatih Pala
İnsan, Deniz ve Hayat - Zeynep Kavcı
İslam Dünyasında Kitabın Tarihi - Şeyma Betül Akbaba
Mektup:
Şirâze- Saklı Mektuplar
Hayırlı okumalar...


Rıfat Cantekin

2012-11-25

“Diriliş” dergisine dair



   Diriliş mektebi

  “Diriliş, bir ayrılışın, İslâmdan ayrılışın sona erişi, bir kavuşmanın, ona yeniden kavuşmanın başlayışıdır.

  Diriliş, bir düşüşten çıkış ve kurtuluştur. Acı deneylerden sonra, varoluşun gerçek anlam ve amacına dönüştür Diriliş.

  Diriliş, sade bir duygu, bir düşünce ya da bir eylem tazelenmesi davası değildir. Lâfzın ötesine ve arkaplanına inerek, ordan ruhu, gönlü ve davranışı hakikatın yüksek fırınında yeniden özbenliklerine kavuşturma çilesi olarak onu benimsemek gerekir. “ ( Diriliş Muştusu, s.24 )

   Sezai Karakoç’un eserleri okunduğunda ‘Diriliş’ kavramının tanımı, içeriği ve kökleri hakkında daha geniş bilgilere, tespitlere ulaşabiliriz. ‘Diriliş’  kavramı Sezai Karakoç’un bütün eserlerinde öze ilişkin kurucu bir nitelik taşır. Devamında ‘medeniyet’, ‘millet’, ‘hakikat’ kavramları vurgulanır.

   Diriliş, büyük sarsıntıların, yıkımların, yenilgilerin yaşandığı bir çağda yeniden başlayabilmenin adı. Bir düşünce mektebi. Aşk, sabır ve gayret ile yürüyüş. Son devir fikir ve edebiyat tarihimize tesir eden, yön veren Diriliş Akımı hakikati bütüncül bir bakışla duyurma ve anlatma çabası olarak karşılık buluyor.

   Kadim değerlere doğrudan ve dolaylı saldırılar neticesinde dün ile bugün arasındaki bağlar kopmuştu. Topluma dayatılan taklitçiliğin, köksüzlüğün kabul edilmesi mümkün değildi. Olup bitenleri sorgulama, muhasebe kaçınılmazdı. O dönemde özellikle mütefekkirlerin, ediplerin huzursuzluğu eserlere yansımaya başlamıştı.

   Mehmet Âkif, şahit olduğu yıkımlara dayanamaz ve derin acılar içinde Mısır’a gider. Yahya Kemal, bir arayış çabası olarak Osmanlının fetih günlerini tahayyül eder ve İstanbul’un güzelliği ile avunur. Ziya Osman Saba, değerlerden uzaklaşmış bir neslin yaşadığı buhranı görür ve yitik çağın güzelliklerini vurgular. Ahmet Hamdi Tanpınar bu çalkantılı günlerde sürekli bir huzur arar. Lakin değer verdiği hususları çoğu zaman dışarıdan, uzaktan izlemekle yetinir.

   Ve “Büyük Doğu” dergisi yayınına başlar. Necip Fazıl “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak/ Haykırsam kollarımı makas gibi açarak” nidasıyla sesini yükseltir. Bu sese ses verenler kısa zamanda çoğalır. “Büyük Doğu” dergisi bir mektep olur. O mektepten yetişen şahsiyetler hakikat medeniyetinin birer erleri olarak hizmet ederler.

    Zaman içinde daha bir derinleşen, kökleşen duygu ve düşünce ortamı yeni açılımlar, yeni dergiler ile yolculuğunu geliştirerek sürdürür. Bu durum bir kopma değil bilakis yeni bir soluk ile taze bir sunum ile yolculuğun güçlenerek devam etmesidir.

   “Büyük Doğu” dergisi ile “Diriliş” arasındaki bağlar ve Diriliş’in yayın anlayışı üzerine Eyüp Onart şu tespitte bulunur: “Büyük Doğu’nun şartlarıyla Diriliş’in şartları arasında farklar vardır. Büyük Doğu içinde bulunduğu şartlar gereği aksiyoner özellik taşırken açık bir cephe özelliği de gösteriyordu. Diriliş’in tutumu, Büyük Doğu’nun hazırladığı şartları önemli ölçüde canlı tutmak ve geliştirmek özelliği taşımakla bu iki dergiyi birbirinin bütünleyicisi sayabiliriz. Diriliş, kendi içimizde gelişmenin şartlarını yeniden ele almış, olaylar üzerinde sağlıklı bir biçimde düşünmemiz için kapılar açıcı bir yol; uygarlıklar, müslümanlar, insanlık vb. üzerinde bizi aydınlığa götürecek biçimde düşünebilmemiz için olağanüstü açık bir anlayış getirmiştir.” ( ‘Kurucu Anlayış ve Bir Dergi’, Yeni Sanat, s.3, Şubat 1974)

    “Diriliş” dergisi devam eden bir düşünce çizgisinin yeni bir yorumu olması bakımından önemlidir. Bir bütünlük ve ahenk içinde mektep özelliği taşır “Diriliş” dergisi. Bu yönüyle de düşünce, edebiyat ve sanat dünyamızda karşılık bulur “Diriliş”.

“Diriliş” dergisi çevresinde

  “Diriliş” dergisinin ilk sayısı 1960 yılının Nisan ayında yayımlanır. 1960-1992 yılları arasında “Diriliş” dergisi yedi dönem (aylık, on beş günlük, haftalık ve günlük olmak üzere) 396 sayı çıkmıştır.  Bu dönemleri şu şekilde belirleyebiliriz:
. Diriliş-1.dönem(Nisan 1960-Mayıs 1960, 2 sayı)
. Diriliş-2.dönem(Mart 1966-Mart 1967, 12 sayı)
. Diriliş-3.dönem(Ekim 1969-Ocak 1971, 16 sayı)
. Diriliş-4.dönem(Eylül-Ekim 1974-Şubat 1976, 18 sayı)

   Diriliş dergisi 4. döneminde üç aylık bir aradan sonra yeni bir biçim ve yapı ile yoluna devam eder. Bu ara dönemde Diriliş, 6 Mayıs 1976-3 Ağustos 1978 tarihleri arasında 42 sayı yayımlanır.
. Diriliş-5.dönem(Ekim 1979- Eylül 1980, 12 sayı)
. Diriliş-6.dönem(7 Ocak 1983-16-17 Haziran 1983, 161 sayı)  
. Diriliş-7.dönem(25 Temmuz 1988-5 Şubat 1992, 133 sayı)

   Kısıtlı imkânlar ile çıkan “Diriliş” dergisi dönemin şartları, ekonomik meseleler vd. sebeplerden dolayı yayınına zaman zaman ara vermek zorunda kalmıştır. Bu ara dönemler dergi üzerine yeniden düşünme, değerlendirme, toparlanma ve diri bir oluşumla yola çıkma fırsatını beraberinde getirmiştir. Sezai Karakoç, 25 Temmuz 1988 tarihli “Diriliş” dergisinde bu hususta şöyle der: “Her duruşumuz, Allah’ın izniyle bir birikim oldu. Geçmişte yapılanların yerine oturması, temelleşmesine yaradı bu duruş. Bu duruşlar isteyerek olmadı. Ama biz sabrettik. Sonradan başlamayı Allah bize nasip etti. Hep doğmak, yeniden doğmak, tekrar be tekrar doğmak. İnsanoğlunun nasibi bu. Diriliş ki, toplumun yeniden ayağa kalkması için ta yüreğimizden gelen bir sesleniştir. O da toplum gibi, hep yok olma ve var olma arasında bir gidip gelmenin, dirilmenin çilesini yaşıyor. Toplumun çilesine sahici bir şekilde sahip çıkılabilmesi için, kendisinin de aynı çileyi çekmesi şart.”

     Bir inceleme ve değerlendirme çabası olarak “Diriliş” dergisinin ulaşabildiğimiz nüshaları üzerinde özellikle duracağız. İşte inceleyebildiğimiz dergi nüshalarından birkaç örnek:

  “Diriliş” aylık dergi. Ağustos 1975,  12.sayı. 82 sayfa. Derginin künyesinde yer alan bilgiler: Ayda bir çıkar, düşünce, edebiyat ve siyaset dergisi.   “İnsanlığın Dirilişi-Propaganda” başlıklı yazı Diriliş imzasıyla yer alıyor. Sazai Karakoç imzalı “Devriliş” başlıklı yazı, Osman Yahya isimli yazara ait “İslâmın İç Görünümünden”(Çev: Tahir Yücel) başlıklı çeviri metin, Prof. Dr. Hamid Algar’ın tarihi-sosyolojik bir araştırması “Bosna’da Nakşibendi Tarikatı  Üzerine Notlardan” (Çev:Mehmed Değirmenci), Fütuhat-ı Mekkiye’den bir iktibas, Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu’ndan divan şairlerimizden Vecdî ve şiirleri üzerine bir inceleme yazısı, Tarih-i Selaniki’den bir iktibas, Zülküf Canyüce imzalı “Yitik Cennet-İbrahim” başlıklı yazı, Zülküfül Makamında-Diriliş Neslinin Amentüsü başlıklı yazı, Ebubekir Eroğlu’nun “Masumluğu Savunmak” isimli denemesi, Sezai Karakoç’un “Esir Kent’ten Özülke’ye” şiiri, Ezra Pound’tan Kâmil Eşfak Berki’nin çevirdiği “Can Yoldaşı Baladı” isimli şiir, Stanley Kunıtz’dan Ahmet Kot’un çevirdiği “Kalb Kemiren” isimli şiir, A. Cahit Zarifoğlu’nun “Şekiller” isimli şiiri, Alâeddin Özdenören’in “Ölüm ve Adam Kadın” başlıklı şiiri, Arif Soylu’nun “Saklanan” isimli şiiri, Ahmet Kot’un “Hayat Omzumda Birikir” isimli şiiri, sanat üzerine yazılar ve yeni kitaplar hakkındaki değerlendirmeler, D. imzalı “Görünen Aya Selâm” başlıklı yazılar yayımlanmış.

      “Diriliş” aylık dergi. Haziran 1980 , 69 sayı. 42 sayfa.  Derginin künyesinde yer alan bilgiler: Ayda bir çıkar. İnanç, düşünce, edebiyat ve siyaset dergisi. İçindekiler: Makamda-Nöbetçi, Diriliş Muştusu-Barikat ve Işık, Millet, Devlet ve Yöneticiler(Sezai Karakoç), Leylâ ile Mecnun(Sezai Karakoç), Sedat Umran’dan iki şiir, Ruh Yalnızlığı(Herbert W. Schneıder, Çev: Yener Sonuşen, Cemşid Perviz), Bir Sanatçı Olarak F.Nietzsche(Alfred Werner, Çev: Sedat Umran), Duruş (Conrad Aıken, Çev: Yüksel Peker), Sezai Karakoç’tan Bir Piyes(Çeyiz).

  “Diriliş” Pazartesi-Perşembe Günlüğü, düşünce-edebiyat ve siyaset günlüğü. 5 Ağustos Perşembe,  9 Ağustos Pazartesi 1976, Sayı:37-38. “İnsan” başlıklı Diriliş imzalı başyazı, Filistin’de yaşanan acılara dair bir yazı, dünyadan özellikle kültür-sanat ağırlıklı haberler, Sezai Karakoç imzalı  “Sürekli Değerlendirme” başlıklı yazı, Zülküf Canyüce imzalı “Yitik Cennet-Son Peygamber ya da Yeniden Bulunmuş Cennet” başlıklı yazı, Batı Edebiyatından çeviriler, Şakir Diclehan’ın klasik edebiyat incelemeleri kapsamında ele alıp değerlendirdiği “Hazık Mehmed Efendi” başlıklı yazılara yer verilmiş.

  “Diriliş” haftalık düşünce, edebiyat ve siyaset dergisi. 18 Ağustos 1989, Yıl:30, Dönem:7, Sayı:57. Cuma günleri çıkar. Fizikötesi Açısından- “Kader” yazısının dördüncü bölümü, Sezai Karakoç imzalı “Hareketsizlik ve Kaynağı” başlıklı yazı, tasavvuf alanında Risâle-i Behaiyye’den iktibas edilen bir yazı, Karl Jaspers’e ait “Putlaştırma” isimli yazı (Çev: Kamil Öztürk), tarih alanında Z.N. imzalı “Üçüncü Selim Devri” başlıklı inceleme, Sezai Karakoç’un Hâtıraları- Ankara –S.B.F. Yılları, Mehmed Yasinoğlu imzalı “Anadolu’nun Dirilişi” başlıklı yazı, John Weıghtman’dan “Uyumsuzluk Hayalleri” (Çev: Mesut Güvenli), Şakir Diclehan “Nev’i-Zâde Atâi” hayatı, sanatı konulu inceleme yazısı, “Alain Bosouet Paul Gilson’un Şiirlerine Işık Tutuyor” (Çev: S.Y)  başlıklı yazı yayımlanmış.


   “Diriliş” dergisinin çeşitli dönemlerinde şiirleri, yazıları ve çevirileri ile yer alan isimler:  Sezai Karakoç ve ayrıca müstear isimlerle( Diriliş, Zülküf Canyüce, Mehmet Yasin, Sait Yeni, İmzasız, S.K, Mehmed Yasinoğlu, D. ), Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, Şakir Diclehan, Ebubekir Eroğlu, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Alâeddin Özdenören, Halil İbrahim Kaymak, Mustafa Ruhi Şirin, Kâmil Eşfak Berki, M. Cahit Atasoy, M. Güleçyüz, Kâmil Öztürk, Yüksel Peker, Sedat Umran, Halim Uğurlu, Said Çekmegil, Bahri Zengin, İsmail Kıllıoğlu, Cahit Koytak, Osman Sarı, İhsan Sezal, Mahmut Kanık, Durali Yılmaz, Ahmet Yücel, Mehmet Çavuşoğlu, Turan Koç, Nuri Pakdil, Ahmet Kot, İsmet Özel, Ömer Öztürkmen, Kemal Özyurt, Arif Soylu, Hamit Can, Necat Çavuş, Olcay Avcı, Cafer Barlas, Bülent Timur Demirgil, M.Ertuğrul Düzdağ, Mesut Güvenli,  Göksel Korkmaz, Süleyman Portakal, Hüseyin Atlansoy, Mevlüt Ceylan, Muzaffer Budak, Kâmil Doruk, Ömer Erdem, Haydar Murat Hepsev, Mevlâna İdris, Ahmet İşler, Yüksel Kanar, Cevdet Karal, Mustafa Kirenci, Erdem Bayazıt, Yener Sonuşen, Yusuf Yazar, Rıdvan Memi, Tahir Yücel, Ali Özkavaf, Turgut Akman, Türkay Gültekin…

   “Diriliş” dergisinin 3 Ekim 1979 tarihli, 61.sayısında yer alan bir mektupta şu ifadeler yer alır: “İnsanlığa çökmüş gecenin gündüze dönüşmesi, beklenen fecrin doğması, örtülmüş kavramların açıklanması, gizlenmiş hakikatlerin açılması, ruhlar barışının geri dönmesi, hakikat kültür ve medeniyetinin yeniden çiçeklenmesi için seninle birlikte ve benimle birlikte yola çıkmış bir yolcudur Diriliş. Onu bir dergi sanma. O sadece bir dergi değildir. Araçları amaçlarla bir sayma. Araçlar, amaç içindir ve ancak bu anlamla değerlidir.”

    “Diriliş” dergisi incelendiğinde edebiyat, tarih ve düşünce alanında bir odaklaşma görülür. Klasik edebiyatımızın ürünleri, şahsiyetleri üzerine değerlendirmeler, incelemeler yapılır. Klasik tasavvuf metinleri iktibas edilip yeniden değerlendirilir. Doğudan ve batıdan seçkin düşünce adamları, ilim adamları ve edebiyatçıların metinleri hemen her sayıda tercüme edilir. Tarih konulu yazıların da dergide yer bulduğunu görüyoruz. Salt bir edebiyat dergisi olmaktan ziyade edebiyatı, sanatı da içine alan ‘düşünce, edebiyat ve siyaset dergisi’ olarak anlam kazanıyor “Diriliş”.

    “Diriliş yolu, tarihî-sosyolojik perspektifi, uygarlığı ve insanlığı, İslâm ruhunun özünden gelen aşkla ve bu anlayışla yeniden ışıtma yolu ve yordamıdır.” diyen Sezai Karakoç, bir ömür hak bildiği yolda yürüyüşünü sürdürmüştür. “Diriliş” dergisinde aşkı, çileyi, samimiyeti ve mücadeleyi okuyoruz. Çağının tanığı bir şahsiyetin olup bitenler karşısındaki erdemli duruşu, örnekliği gelecek zamanlar için de kıymetli bir işarettir.

    1960 yılının ilkbaharında yolculuğuna başlayan “Diriliş” dergisi özgün içeriği ve dili, yetiştirdiği edipleri ile düşünce ve edebiyat tarihimize kayıt düşmüştür. Sonraki zamanlarda çıkan dergiler, edebî-fikrî oluşumlar “Diriliş” dergisine çok şey borçludur.  Köklü mirasın farkında mıyız?

Murat Soyak


 * 'Değirmen' dergisi, 100 yılın dergileri özel sayısı

Kaynaklar:
Sezai Karakoç, Diriliş Muştusu, Diriliş Yayınları, İstanbul, 5.baskı, 2008
“Diriliş” aylık dergi, Ağustos 1975,  Sayı: 12
“Diriliş” aylık dergi, Haziran 1980, Sayı: 69
 “Diriliş” Pazartesi-Perşembe Günlüğü, düşünce-edebiyat ve siyaset günlüğü,  5 Ağustos Perşembe,  9 Ağustos Pazartesi 1976, . Sayı: 37-38
 “Diriliş” haftalık düşünce, edebiyat ve siyaset dergisi, 18 Ağustos 1989, Yıl:30, Dönem:7, Sayı:57
“Hece” aylık edebiyat dergisi, Sayı:73, Ocak 2003, ‘Bir Uygarlık Tasarımı Olarak Diriliş Dergisi ve Sezai Karakoç’ Özel Sayısı, Ankara, 2.baskı
Turan Karataş, “Doğu’nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç, Kaknüs Yayınları, 1.basım, İst. 1998
Mustafa Çoban, Diriliş Neslinin Manevi Dinamikleri, Kardelen Yayınları, 1.baskı, Konya, 2011





2012-11-21

'Semaver Öykü' dergisinin 3.sayısı çıktı


Bir Demlik

Oradayız ya da burada. Doğuda belki de batıda, kim bilir kuzey ya da güneyde. Asya’dayız ya da Avrupa, belki de Afrika. İsmimiz şu ya da bu. Büyük bir bahçemiz var ya da yok. Tenimiz kahverengi, beyaz belki de, belki de siyah.  Belki varlıklıyız belki beş parasız.

Umudumuz var yaşama dair. Sevgiye, umuda, özlemeye dair, insanlığa dair söylemlerimiz var. Hasrete, isyana değen kelimelerimiz, cümlelerimiz var.

Farklı uzamlarda farklı kâğıtlarda farklı kalemlerle düştü söyleyeceklerimiz ama aynı sayfalarda buluştu gözlerimiz aynı attı yüreklerimiz.

Sözün büyüsüne kapıldı kimimiz, kimi büyüyü kattı sözlere, büyü belki bizdik belki de düşlediklerimiz.

Usanmadık okuduk, usanmadık yazdık, usanmadık buluştuk güzelliklerde. Ve usanmadan dostlar biriktirdik. “içinde ne grev vardı, ne patron, ne işçiler” semaverimizin. Dostlarla, erdemlerle buluştuk. 3 olduk, üçüncü olduk, yılı bitirdik. Bir yaptıklarımıza bir yapmak istediklerimize baktık. Yol almamız gerekiyordu aldık, çoğalmamız gerekiyordu çoğaldık. “Ol”mamız gerekiyordu, olmaya çalıştık.

Sokaklarında “öykü”süyle gezen, meydanlarında “öykü” soluyan, bayraklarında “öykü” olanlarla karşılaştık ve karşılaşmaya devam ediyoruz. Yolu “öykü” olanlarla buluştuk, buluşacağız, buluşuyoruz.

“Heykâ hekmiş, çamura çökmüş, kulağından çekmiş, kuyruğu kopmuş” derdi annelerimiz, babalarımız. O zamanlardan aşinaydı gönüllerimiz gizemli hikâyelere. Dün büyüttüğümüz gözbebeklerimizle birbirimize sokularak dinlerken hikâyeleri, şimdi öykü dergilerine sığındık, öykü kitaplarına.

Dergimizin üçüncü sayısında buluşmanın heyecanını duyuyoruz. Çoğalışımızın, birlikteliğimizin, öykü kardeşliğimizin resmidir.

2012’nin son sayısını çıkardık böylece. Bu sayıda da yeni kalemleri taşıdık sayfalarımıza. İzmir Edebiyat İşliği’ni tanıtmaya çalıştık. Diğer şehirlerimizde de bu tür çalışmaları tanıtmak istiyoruz yeri geldikçe. Refik Halid’e değindik dilimiz döndüğünce.

Yine ‘insan’a, insanımıza yer verdik paylaştıklarımızda. 24 sayfamızı en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştık.
Semaver Öykü Dergisi okurlarını abone olmaya çağırıyor. Ulusal dağıtıma girme niyetimiz devam ediyor. Bir yayınevi desteğimiz olmadığından kendi çabalarımızla ancak bu şekilde ulaşabiliyoruz okurlarımıza. Bize destek veren dergimize raflarını açan kitapevlerimize ve bize ulaşan okurlarımıza saygımızı sunuyoruz.

Yepyeni öykülerde, yepyeni öykücülerle buluşmak dileğiyle…

Öykü dosttur, öykü dostların en hikmetlisidir. İyi ki varsın öykü, iyi ki varsın öykü okuru. Öykü, hep öykü, sevgiyle bir demlik…

3.sayımızda neler ve  kimler var?

Dadaloğlu Torunu Kamyoncu Kemal /Mehmet HAMEŞ
Renk Bozumu/Nihan IŞIKER
Üç Küçürek/ Yılmaz YILMAZ
Ah Davut/Deniz Dengiz ŞİMŞEK
İhtilalin Çocukları/Baki KARCI
Refik Halid’in Hikâyesi/Mustafa UÇURUM
Merhamet Dilenen İhtiyar/Ercan KÖKSAL
İki ve Dört Nolu Günahlar/Tahsin GÖRMÜŞ
II.Kanto/Ayhan Emir YOLCU
Hasan Topçu İle “İzmir edebiyat İşliği”ni Konuştuk/Semaver Söyleşi
Pamuk Balyası/Hasan TOPÇU
Ergen Düşünceler/Mehmet Akif COŞKUN
Bir dakikalık Öyküler/Mustafa İBAKORKMAZ
Aynadaki Ses-Kitap-/Naciye FİLİZ

2012-11-20

'Özgün İrade' dergisi



Özgün İrade dergisi, Kasım 2012 sayısını Müslümanların İktidarla İmtihanı kapağıyla çıkardı. Dergide dosya konusu bağlamında bir çok yazı dikkat çekiyor: Ak Parti ve Müslümanların İktidarla İmtihanı-Ümit Aktaş, İslam Coğrafyasında Yeni İktidar ve Kaygılar-Ferhat Özbadem, Ak Parti, Eğitim ve İlkesizlik-Ali Öner, İktidar Sarhoşluğu-Fatma Yazıcı Turan, Ak Parti Bir Umut mu Yoksa Sapma mı?-Hasan Postacı, Dünden Bugüne Müslümanlar ve İktidar-Nuri Yılmaz, Mü’min Hakkın Temsilcisidir-Bakiye Marangoz, İktidarla Deneniş-Adil Akkoyunlu.
Başyazıda yine Ramazan Kayan var ve yazı içeriği dosya konusuyla aynı, İktidarla İmtihanımız. Diğer bazı konu başlıkları ve yazarları ise şu şekilde: Müslüman Zihnin Problemleri-Necip Cengil, 8 Ekim tarihinde ebediyete doğru yol alan Abdulcelil Hocanın anısına yazılan Ve Bir Alim Daha Hakk’a Yürüdü: Abdulcelil Candan-Muhammed Azdir, seri halinde yazı yazmayı kendine bir gelenek olarak addettiğini sandığım(ki önceki sayılarda tam altı bölüm halinde “Kur’an’ı Anlamamak Günahtır” başlıklı yazılar yazdı.) güzel Müslüman Hasan Eker ağabeyinTelevizyon İslamı ve Hocalar yazısı üzerinde durulmayı hak edici nitelik taşıyor. Ayrıca Ümit Aktaş’ın Aşk Terapi isimli yeni çıkan kitabı üzerine Esan Gül ile yaptığı söyleşi: Aşk Ruhun Özgürlüğüdür başlığıyla kitapla ilgili geniş bilgi veriyor.
Ümit Aktaş ağabeyin elinin değdiğini hissettiren Özgün İrade’ye daha nice güzel ve hayırlı sayılar diliyorum.

Fatih Pala
İrtibat:  
0212 635 99 19

'BİR NOKTA' edebiyat dergisinin 130.sayısı

Kasım 2012








2012-11-17

Yedi İklim, 272

Kasım 2012


272. kez hikâye, şiir, yazı ve çizimleriyle okuyucusuyla buluşan Yedi İklim dergisi bu sayısında farklı olarak Cahit Zarfioğlu'nun radyo oyununa yer veriyor. Çizimleriyle de dikkat çeken dergide Hasan Aycın bu sayıya da katkı ya
pıyor.

Ali Haydar Haksal önderliğinde yayın hayatına devam eden Yedi İklim dergisi 272. sayısıyla okuyucusuna merhaba dedi. İlk sayfasında okuyucusuna izlediği yol üzerine anlamlı bir yazı okutan dergi yazıda şu ifadelere yer veriyor. "...Değerlere bağlılık olgusunu edebiyat ve düşünce faaliyetleri açısından ele aldığımızda faklı yönelimler görmek mümkün. Kelimenin Batılı anlamıyla 'sağcı' tanımına girecek kesimde, bir kısım değer ve nesneler bizatihi eski oldukları için savunmağa değer niteliktedir. 'Solcu' tanımına giren aydın gurubu da tuhaf biçimde aynı tavıralışa gelmiş durumda.

Bunu söylerken bu kesimlerin aynı değerlerde buluştuklarını, aynı değerleri savunduklarını söylemiyoruz. Anlatmak istediğimiz, savundukları, sahip çıktıkları değerlerin sadece 'geçmişe ait' olması nedeniyle 'değerli' olması. Bu tavır ve tutumun altındaki temel motivasyon her iki kesimin de geleceğe yönelik bir öngörü ve heyecanlarının olmaması. Bu nedenledir ki her iki kesimde de bugünün genç insanını çeken sanat ve edebiyat ürünleri ortaya konmamaktadır. Kendi görüşlerine göre değer verdikleri tarihi kişilik ve olguları ele aldıkları eserlere; öykü, roman ve sinema ürünlerine bu açıdan bakmak öğreticidir."

Hasan Aycın'dan düşündüren çizim
Dergi bu sayısında da şiir, hikâye, çizim, inceleme- tanıtım yazıları dışında bir de Cahit Zarifoğlu'nun radyo oyunu olan "Katıraslan"ın birinci bölümünü yayımlamış. Dergide göze çarpan isimleri ise şu şekilde sıralayabiliriz. Osman Koca, Mustafa Cemil Efe, Ebru Ak bu sayının hikâyecileri. Fatma Rana Çerçi, "Hatırda Kalan Hatıralar", Mehmet Habil Tecimen Demokrasi Şiiri Yönetebilir mi? Şiir Demokrasiye Ne Söyler?", Şakir Kurtulmuş ise Yolda Olmak Ferahlatıcıdır. Yazılarını kaleme almış.

Ali Haydar Haksal bu sayıda Kimi Tazminat Aydınlarının İhanetleri:Ahmet Mithat Efendi ile Abdullah Cevdet yazısıyla dergiye katkı yapıyor. Her sayıda olduğu gibi Hasan Aycın bu sayıyı da boş geçmemiş ve etkili bir çizim göndermiş. Özden Aydın'ın Ebru'su Serap Ekizler'in Çizgi'si Mustafa Cemil Efe'nin Hüsn-i Hat'ı dergiyi farklı kılan unsurlar.

'Geçmişe ait' olması nedeniyle 'değerli' olması
Dergi devamında ise "İslâm düşünce ve sanatının son dönemdeki özgün isimleri Mehmet Akif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil ve onların çizgisindeki sanatçıların değerlerle ilişkisi, sadece geçmişi sahiplenmek değil, gerçekten bir 'değeri' sahiplenmek biçiminde ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımda, sahiplenmenin yanında sorgulama ve yenilenme esastır. Özü itibariyle soyut olan ilkeler, toplumsal deneyim içinde içerik değişimine uğrayabilir.

Bugünün aydınına düşen sorumluluk, geçmişte ortaya konulan emeğe saygı duyarken, soyut ilkeyi de gözden uzak tutmamaktır. Geçmiş deneyimler ancak bu öze yankılığı oranında değerlidir. Böyle olunca insanlık adeta bir bütün olarak o ilkelerin nasıl hayata geçirileceği konusunda bir yarış, belki daha doğrusu bir dayanışma olgusu içinde buluşur." ifadelerine yer veriyor.




İçindekiler:

Yedi İklim
Perspektif

Şakir Kurtulmuş
Akdeniz’e Düşen Çocukların İlk Sözleri Gibi

Yüksel Peker
Kelebek, Şair ve İzler

Celâl Fedai
Gözlüklerin Bilmediği

Hasan Aycın
Çizgi

Nurettin Durman
Yıllar Sonra

Mustafa Ruhi Şirin
Harfler Neyi Sever / Kalem / Silgi / İki Dördü Sevdiği İçin / İstanbul Gibi

Fatma Şengil Süzer
Uykusuz

Erkan Kara
Beyaz / Çocukluk

Mehmet Habil Tecimen
Şam-ı Şerif Niyazları

Mehmet Baş
Ahraz Bir Gecenin Çığlığı

Bilal Yavuz
Doğum Günü / Kaynak Kaynana

Usame Söylemez
Derin Bir Nefes Al Da Sokaklar Konuşabilsin / Mutluluk Meydanı Seni Gördüm Pocahontas

Hatice Çay
Akreb-i Sadık / Ben Miyim / Hüma

Seda Çilingir
Minnet Mensuresi

Mustafa Cemil Efe
Hüsn-i Hat

Osman Koca
Düşsel Manifesto

Mustafa Cemil Efe
Ne Nedir Bilmiyorum

Ebru Ak
Sabah Haberleri

Cahit Zarifoğlu
Katıraslan -I-

Mücahit Koca
Şairler Silsilesi:4

Walt Whitman
Senin İçin Ey Demokrasi

Ezra Pound
Ve Geçer Gönüller Biraz Boş

Fatma Rânâ Çerçi
Hatırda Kalan Hatıralar

Mehmet Habil Tecimen
Demokrasi Şiiri Yönetebilir mi?
Şiir Demokrasiye Ne Söyler?

Şakir Kurtulmuş
Yolda Olmak Ferahlatıcıdır

Erdoğan Erbay
Batı Ütopyasından Doğu Hakikatine: Ali Haydar Haksal’da Kudüs Sorgusu II

Dr. Yakup Şafak
Yenişehirli İzzet Efendi ve Divanı

Serap Ekizler
Çizgi

Ali Haydar Haksal
Kimi Tanzimat Aydınlarının İhanetleri: Ahmet Midhat Efendi ile Abdullah Cevdet

Özden Aydın
Ebru

Nurettin Durman
Süleyman Çelik Şiirinin Evvel’i ve Ahir’i

Gönül Yonar
Mucizenin Fantastikle İmtihanı

Değiniler

Yeprem Türk
Sezai Karakoç’a Uluslararası Ödül
Türk Şiirinde I (elif) zihniyeti ve a Algısı veya
Karayazı Dergisi Üzerine

Yüzakı dergisi, 93

   
Rahmet ve zulüm... Merhamet ve haksızlık...

Terazinin iki kefesi gibi, biri ne kadar ağırsa, diğeri o kadar boşlukta...

Rahmetten o kadar mahrum, merhamete o kadar muhtaç bir âlemden, haksız ve zalimce bir uğultu yükseliyor. Bazıları selâmetten korkuyorlar. İki dünya saâdetine çağıran minareleri görmek dahî istemiyorlar.
Kendilerine gül uzatana, diken yağdırıyorlar. Doktoruna tekme atan bir hasta hezeyanıyla ellerini mikroplu kalplerini korurcasına kapatmış; yegâne tabiplerine;

“Yaklaşma! Niye elinde neşter var?!. Niye ilâçların acı! Gelme!..” diye bağırıyorlar.
Oysa her insan, sağanak sağanak rahmete muhtaç... Allah O’nu âlemlere ancak rahmet olarak gönderdi. Merhametinden gönderdi. Zulmünden, haksızlığından, yalandan, ihânetten, nankörlükten kurtulması için insan, O’nun ahlâkına muhtaç... O’nun Kitâbına, Sünnetine aç... Biz, ümmet-i icâbe uyusak ve unutsak, o koğuştan yükselen bu feryatlarla uyandırılıyoruz.

Âlemlere ancak rahmet olarak gönderilmiş, bu sebeple ancak övgüye, ancak teşekküre, ancak minnete lâyık olan Peygamberimiz’in ahlâkını, bir de, o rahmetten nasipsizlere tanıtmak için yaşamalı... O’nu hâlimizle, kālimizle sergilemeliyiz.

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ, Peygamber Efendimiz’in ancak rahmet olduğu hakikatini kaleme aldı. O’nu doğru tanıyanların ehl-i îman olmasalar bile O’nun hakkında söyleyebildiklerinin sadece rahmetten ibaret olduğunu dile getirdi. O’nun rahmet özellikleri ekseninde yaşamamızın hem vefâ, hem nice gönüllere şifâ olduğunun altını çizdi:

 “O’nu muhabbet ve aşk ile yaşayışımızla temsil edebildiğimizde en kurak ve çöl gibi kalplere bile rahmet yağmurları yağar.”

Bir kez daha vurguladı:

“Bugün Muhammed’e sevdâda imtihan günüdür!”

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, «O’nu Allah, Sevdi; Âlemlere Rahmet Olarak Gönderdi...» diyerek, sordu:

 «O Hidâyet Güneşi’ni Balçıkla Sıvamak Ne Mümkün!»

İftiralar karşısında ümmet-i Muhammed’e düşen vazifenin ise, O’nu en güzel şekilde temsil ederek, O’nun hakkındaki hakikatleri cihana ilân etmek olduğunu ifade etti. Hakîkat-i Muhammediyye’nin yüceliği ve yüceliği görmekten mahrum olanların körlük sebepleri Hazret-i Mevlânâ’dan Sır ve Hikmetler bölümüne mevzu oldu.

Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI; batı insanının Peygamber Efendimiz’e dil uzatma cür’etinin arkasında yatan; «Benlik ve Eğlence Sarhoşlukları» bölümünü yazdı.

Ayla AĞABEGÜM, tarihten misallerle verilebilecek devlet, hükûmet ve fert merkezli tepkileri kaleme aldı. Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ’ün konusu ise, Kureyş’in İslâmofobisinin sebepleri oldu. Hadi ÖNAL, sivrisineklerden ziyade bataklığa, Efendimiz’e hakaretleri piyasaya süren odaklara dikkat çekti.

İrfan ÖZTÜRK, Peygamberimiz’e hürmet ve muhabbetin Allah katındaki kıymetini işledi. Sami GÖKSÜN, O’nun ahlâkının ve şahsiyetinin yüceliğine dair doğulu ve batılı vicdanlardan yükselen itirafları aktardı. Âdem SARAÇ ise, Efendimiz’i temsil ve Kur’ân’ı tebliğ emânetini yüklenmek için gecelerin önemi mevzuuna devam etti.

Aynur TUTKUN, ego eğitimine teksif olurken; Fatih GARCAN, mâneviyattan uzaklaşan ve batılılaşan bir ailenin yaşadığı trajediyi hikâyeleştirdi.

Eğitim Notları’nda kaçışın iki şekli ve istikameti ele alındı. H. Kübra ERGİN, Kur’ân ve tecvid eğitiminin insan rûhuna ve hayatına kazandırdıklarına dikkat çekti. Ahmet ZİYLAN, her şeyde karar ve kıvam mevzuuna temas etti.

Ahmet MERAL, Kısa Dünya Tarihi’nde batılıların bugünkü küstahlıklarının sebebi olan sömürgecilik faaliyetlerinin temel niyetlerini ve neticelerini anlattı.

Can ALPGÜVENÇ, Abdülmecid Sivâsî’yi tanıtırken; Abdullah Mesud HIDIR; Hak dostlarından, Muhammed Bâkî Billâh ve Abdülhakim Arvâsî, tarihî şahsiyetlerden Sultan Ahmed’i ve edebî sîmâlardan Yahya Kemal’i nüktelerle gündemimize taşıdı.

İlyas KAYAOKAY, «Yâ Rasûlâllah!» redifiyle Efendiler Efendisi’ne seslenen şairlerden seçmelerle konuya edebî bakış açıları getirdi. Mizahta ise Hamza CAN, küfür ve hakaret hastalığına neşter çekti.

Ve şiirler...

İftiraya karşı en güzel cevap: O En Güzel’i övmek...

Yalana karşı en güzel cevap: Hakkı haykırmak...

Haksızlığın en güzel ilâcı: Rahmet ve merhamet...

Yüzakıyla...

2012-11-12

Aşkın (e) Hali dergisi, 28



Marcus Aurelius, Roma Meydanı'nda yürürken arkasında kendisini gölge gibi takip eden bir uşak olurmuş ve uşağın tek işi, insanlar ona övgüler yağdırdığında Marcus'un kulağına: 'Sen sadece bir insansın!'' diye fısıldamakmış. Evet sevgili dostlar, “yalnızca bir insan…” olduğunu her an hatırlamak isteyen Romalı filozof ve aynı zamanda imparator olan Aurelius’dan bahsediyoruz. Durup düşünmek ve bolca aynaya bakmak lazım gelmez mi bugün? Aynada fani bir siluetten fazlasını görebilen varsa buyursun istediğini yapsın. Kibirden yanına yanaşılamayan şair/yazar tarikatı revaçta bugün. Mürit olmak isteyenler için ilk şart, şaşalı kibir elbisesini giymek. İkincisi ise, o meşhur fildişi kuleden polemik üretmek… Şükür ki bu entrikalara kanmayacak bilinçli şair/yazar da mevcut.
Bakalım tezgâhta neler var. Çok önemli bir dosya hazırladık bu sayıda: ‘Türk şiirine etki eden şairler’. Edebiyatımızda bu tür dosyalar yapıldı elbet. Ancak bu kadar geniş çaplı ve kuşatıcı değildi hiçbiri. Türk şiirinde yer etmiş şairlerin şiiri ve şiirimize/şairimize etkisi hakkında yazılar okuma fırsatı bulacaksınız bu sayımızda. Mehmet Akif’ten İlhan Berk’e, Sezai Karakoç’tan Edip Cansever’e tam otuz iki şairin şiiri hakkında yazılar…

“Peki, bu şairleri neye göre belirlediniz?”, diye sorulacaktır eminim. Kimseyi suizana sürüklemeden peşinen cevaplayalım: Orhan Veli’den Hasan Hüseyin’e, Ahmed Arif’ten Behçet Necatigil’e kadar uzanan çok uzunca bir liste yaptık ve teker teker dağıttık yazabilecek isimlere; fakat epey zaman beklememize rağmen yetiştiremeyenler oldu. Hâl böyle olunca dosyada yer al(a)mayan şairler oldu. Yine de ilerleyen zamanlarda kitaplaşabilecek bir dosya oldu şükür. Eksik kalan isimleri de ekleyerek bir kitap çıkarabiliriz diye ümit ediyorum. Dosyamıza, dolayısıyla dergimize katkı sağlayan isimlere şükranlarımızı sunuyoruz.

Dosyanın yanı sıra öykü ve şiire de yer verdik 2012 yılının son sayısında. Ayşe Kilimci, Feyza Hepçilingirler ve Remzi Karabulut bu sayının öykücüleri. Şiirde ise Cahit Koytak, Taner Cindoruk, Eyyüp Akyüz, Onur Akyıl ve Suavi Kemal Yazgıç imzaları var.

Ürünleri beğenildiği halde dosyalar nedeniyle yer veremediğimiz isimlere de dönüş yapıyoruz. Önümüzdeki sayılarda yayın kurulumuzca değerlendirilecektir muhakkak.

Sataşmadan, saldırmadan emin adımlarla yolculuğumuza devam ediyoruz. Bu yolculukta bizlerle olan, bizleri yalnız bırakmayan şair, yazar ve okur dostlara da teşekkürü borç biliyoruz. Bir yanda sanal, diğer yanda banal âlem… Her iki âleme de uzak kalmaktan yanayız. Uzaklar, tuzaklardan korunma fırsatı sunar bazen. Yeni sayıda buluşmak dileğiyle… İsmet Özel ifadesinin tam zıttıyla son diyelim: Toparlanmayın, gidiyoruz!

Eyyüp Akyüz

'Mahalle Mektebi' dergisi


Mahalle Mektebi dergisi yeni tasarımıyla çıktı.

Ekim-Ocak 2012
Sayı : 7-8 

İçindekiler

 emre öztürk    dut   
 rıdvan ünal    anaekruh   
 ertuğrul rast    kentte yerçekimi   
 betül aydın    penceresi eksik günler   
 afrâ kutluğ benli    ahmed issa'ya   
 mustafa köneçoğlu    kıraat farkı     
 burhan sakallı    ekim   
 vural kaya    arınma festivali   
 vural kaya     curnal günleri   
 mehmet uğurlu    levm   
 rıfat eroğlu    bir insanın nerede, ne zaman ve nasıl olursa olsun, ne
 yaptığının analitik geometri esaslarına göre açıklanmasına giriş
 ali bektaş     şathiye   
 frithjof schuon    halka   
 ryuichi tamura    on üç saniye aralıklı ışık   
 mahmut arlı    çizgi    
 köksal alver    bitli   
 cemal şakar    battaniye   
 aykut ertuğrul    duvar   
 mehmet kahraman    suya değiyor eğilince saçların   
 handan acar yıldız    ateşe dönüşen gül bahçesi   
 duran çetin    yağmur   
 recep ayık    ben daha ne diyeyim?  
 numan altuğ öksüz     başka biri olmuşsun   
 veli dönmez    dilenci   
 mustafa çiftçi    alman mühendisliği ve nermin   
 m. nezihi pesen    guenon'dan seyyid hüseyin nasr'a...   
 duran boz    evini türkülerle resimleyen yolcu   
 fatih özkafa    sarayın bahçesi   
 vefa taşdelen    felsefeden edebiyata   
 sait mermer    freud' a mı ağlayalım, bergson'a mı gülelim      
 memduh özdemir    yeni bir sınıfsal ideoloji olarak islamcılık   
 mahmut sami aldur    yolculuk   
 muammer ulutürk    rasim'siz bayram sabahı   
 ali akar    firdevs yolu   
 murat ak    nâbî fermâyed: usûl ile yürür hânendeler   
 hasan arslan    yola koyulmamanın ağır vebali üzerine birkaç kelam veya
 iran'da 14 gün   
 sedat cereci    kendini özlemek   
 ismail detseli    eski zamanlardan hatıralar, hikâyeler   
 ali ışık    "zurnayı ekmeğe katık yapanlar"ın semti: macur pazarı... 
 ibrahim demirci    anadolu yakası   
 abdullah harmancı    "yoksa" için 15 not   
 gökçe özder    tanpınar gözüyle yahya kemal poetikası   
 ahmet aksoy    türk sinemasında bir film-noir ustası: onur ünlü    

2012-11-05

Türk Edebiyatı dergisinde Buhurîzâde Mustafa Itrî


Kasım 2012

2012, Buhurîzâde Mustafa Itrî’nin vefatının 300. yılıdır. UNESCO, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Medeniyetler İttifakı Enstitüsü’nün talebi üzerine, isabetli bir kararla, bu yılı “Uluslararası Itrî Yılı” ilan etmişti. Ocak ayı sonlarında Yenikapı Mevlevihanesi’nde büyük bestekârın Segâh Mevlevi Âyini’yle açılışı yapılan Itrî Yılı, sempozyumlar, konserler ve çeşitli yayınlarla değerlendiriliyor. Biz de bu yıla bir özel sayı ile katkıda bulunmak istedik.


Hayatı hakkında ne yazık ki çok az bilgiye sahip olduğumuz Itrî’nin XVII. yüzyıl ortalarında Mevlânâkapısı’nda doğduğu, Yenikapı Mevlevihanesi’ne devam ettiği, hatta bu mevlevihanenin haziresine gömüldüğü rivayet edilmektedir. Vefatına onu çok sevdiği anlaşılan bir şairin düşürdüğü tarih çok manidardır: “Buhûrîzâde’yi bûyâ-yı bezm-i adn ide Allah.”

Sadece büyük bir bestekâr değil, aynı zamanda şair ve hattat olan Buhurîzâde, Sultan IV. Mehmed ve Kırım Hanı Gazi I. Selim Giray tarafından da himaye edilmiş ve muhtemelen pek geçim sıkıntısı çekmemiş talihli sanatkârlardan biriydi. Ama zenginliğinin iç dünyasını fakirleştirmediği, engin bir ruh zenginliğini yansıtan muhteşem eserlerinden anlaşılıyor. O, Yahya Kemal’in ifadesiyle “şafak vaktinin cihangîri”dir ve “saltanatlı Tekbir”iyle İslâm ruhunu benzersiz bir mükemmeliyette sese dönüştürmüştür. Segâh Salât-ı Ümmiye’si, Dilkeşhâveran Gece Salâsı, Rast Naat’ı, Rast ve Nühüft Tevşih’leri, Mâye Cuma Salâtı’yla halkımızın dinî hayatına İslâm’ın ruhuna uygun musikinin zenginliğini getiren Itrî, Segâh Mevlevî Âyini’yle de tasavvufî derinliklerde dolaşır. Lâdinî eserlerinde, mesela Nevâ Kâr’da da aynı başarıyı gösteren Itrî’nin ne yazık ki çok az eseri günümüze ulaşabilmiştir. Yahya Kemal, ünlü şiirinde onun bestelerinin kaybolmuş olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdikten sonra, kendi kendini “Belki hâlâ o besteler çalınır / Gemiler geçmeyen bir ummanda” diye teselli etmişti. “Itrî Yılı”nın bu ummanda bir keşif gezisine dönüşmesini temenni etmiştik, ama henüz yeni bir eserinin keşfedildiğine dair bir haber duymadık.

İki bölümden oluşan özel sayımız, Rûhî Ayangil’in Itrî hakkındaki genel bir değerlendirmesiyle başlıyor. Itrî’nin -hayatı bütün ayrıntıları bilinmese ve eserlerinin çoğu kayıp da olsa-Tekbir ve Salât-i Ümmiye’si ile sonsuza kadar yaşayacak bir değer olduğunu söyleyen Ayangil’in yazısını, Talip Mert’in arşivde yaptığı çalışmanın sonuçlarını açıkladığı yazısı takip ediyor. Üç yeni belgeyle özel sayımıza katkıda bulunan Talip Mert’in yazısındaki üç belgeden ikisi, Itrî’nin Esirciler Kethüdalığını bizzat talep ettiğini ve bu görevin kendisine verildiğini açıkça gösteriyor. Bu konuda artık şüphe izhar etmeye gerek yoktur. Tamer Kütükçü’nün “Itrî’nin Nevâ Kâr’ı Üzerine Bir Tahlil Denemesi”nin dikkatinizi hemen çekeceğinden eminim. Ben de Yahya Kemal’in “İtrî” şiirinin kaynağının Rauf Yekta Bey tarafından yazılan ve 1922 yılında Tevhîd-i Efkâr gazetesinde yayımlanan yazısı olduğunu göstermeye çalıştım. Rauf Bey’in yazısını da sayfalarımızda bulacaksınız.

Mehmet Emin Kakan’ın yazısını hayretle ve yüzünüzde acı gülümseler belirerek okuyacağınızı sanıyorum. Yazıda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu’nda 1971 yılında verilmek istenen “Itrî Konseri”nin devrimlerin elden gittiği iddiasıyla nasıl engellendiği belgeleriyle uzun uzadıya anlatılıyor.

Özel sayımızın ilk bölümünde Ruşen Ferid Kam’ın Itrî’nin şairliğini anlattığı yazısıyla İsmail Habip Sevük’ün “Itrî” şiiri hakkındaki yazısını da iktibas ettik. Sevük’ü yazısı, Yahya Kemal’in şiiri yayımlandığında yazılan ilk ve belki de tek yazıdır.

Musikimizin meselelerinin masaya yatırıldığı ikinci bölüm, M. Selim Gökçe’nin Neyzen Kudsi Erguner’le gerçekleştirdiği röportajla başlıyor. Yalçın Çetinkaya’nın “İslâm Musikisinin Kozmosla İzahı ve Türk Musikisindeki Yansımaları” başlıklı yazısını ise Sadık Kutalmış’ın Mehmet Güntekin’le yaptığı röportaj takip ediyor. Güntekin’in müdürü olduğu İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun geçen ay sonlarından itibaren Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu olduğunu hatırlatarak geçiyorum.

İncila Bertuğ, Ahmet Turan Alkan, Savaş Barkçin ve Gönül Paçacı, musikimizin meselelerini çeşitli açılardan ele aldıkları yazılarla özel sayımıza katkıda bulundular. Bayram Bilge Tokel de kısa bir süre önce kaybettiğimiz Neşet Ertaş hakkında yazdı.

Bu sayıda maalesef şiir ve hikâyeye yer veremedik, fakat Kırkambar’ımız yine dopdolu.

Daha güzel ve daha zengin sayılarda buluşmak üzere…Muhabbetle efendim.


Beşir Ayvazoğlu

Edebiyat Ortamı, 29


Türkiye’nin geleceği için açılacak alanın, göğe çakılacak çivinin, iklimi getirecek hareketin henüz uykuda olduğunu söylemek lazım. Bugün, kültürel anlamda,  toplumun ve siyasetin yaratmayı arzuladığı sinerji ile tarihin bizden beklediği sinerji arasında bir paralellik görünmüyor. Siyasetin ve siyasetçinin ne yapmakta olduğunun ve hangi yolu gözüne kestirdiğinin belirlenmesi ve bilinmesi önemli. Bizim gibi toplumlarda siyaset ile hayat eşgüdümlü hareket eder. Birlikte bozulur ya da birlikte dinginleşirler. Belki de her toplum için böyledir, bilemiyoruz.

Soru şu: Bugünkü siyasetçinin düşünce, edebiyat, kültür ve sanatla; şairle, ilim adamı ile, deha parıltıları ile kurduğu ilişkinin mahiyeti nedir ya da bu yönde bir ilişkinin varlığından bahsedebilir miyiz? Bu soru birkaç açıdan önemli. Birincisi, kudretli parmağın işaret ettiği ya da iltifat ettiği değerler toplumsal bilincin oluşmasına etki ederler. İkincisi, iltifat edilen değere sahip olanlar moral değerler açısından her zaman daha üstün olurlar. Üçüncüsü, değer ortaya koymasına rağmen iltifat görmeyenler hem moral çöküntüye uğrarlar hem de hızlarını kaybedebilirler.

Siyasetin ve siyasetçinin belki de en önemli görevi ve sorumluluğu nasıl bir toplum hayal ediyorsa o yönde bir iklim ve hava oluşturmaktır. Asıl olan, zihin açıcı iklimin oluşturulmasıdır. Siyasetçi eninde sonunda bir hava oluşturur ama bu havanın hangi dimağlara yaradığına bakmak lazım.


Bugünün Türkiye’sinin bir kültürel harmoni içinde soluklandığını söylemek güç. Hatta imkânsız. Bugün göğüslerde dolaşan kan, rengini ve hızını bilginin, düşüncenin, şiirin duruluğuna ve diriliğine borçlu hissetmiyor kendini. Ekonomik ve politik güce sırtını dayamış görünüyor. Göğsümüzdeki ritmi kime ya da neye borçluysak oraya doğru gideriz. Oysaki siyasetçinin bütün yapıp etmelerine “yer çekimi” olacak gerçek atılım kültürel ve düşünsel atılımdır. Aksi takdirde uzay boşluğuna bırakılmış eşyalar gibi kendine mekân, zemin ve simetri bulamaz.
*
İyi okumalar...

'Edep' edebiyat dergisinin 33.sayısı

Kasım 2012

Edep'in Kasım sayısı çıktı. 

Bu sayıda şiirleriyle Mustafa Oğuz, Nurettin Durman, Şaban Abak, Şakir Kurtulmuş, Mehmet Aycı, Çağatay Telli, Mustafa Özçelik, Yasin Mortaş, Javin Erin, Adem Turan, Habibeh Niksiratı yer alıyor.

Bu sayının öyküleri Özden Apaydın'ın "Mercimek Tarlası", Osman Akyol'un "Yaşlı Adam ve Karısı".

Musa Deniz "Sezai Karakoç" başlıklı yazısını bundan sonraki sayılarda da sürdürecek.
Arif Ay'ın "Gün Dökümleri" "Söyleşi", "Ayrılık Çeşmesi", "Şiirin Atlıları", "Nuri Pakdil Gençlik Merkezi" ve "Nar Ağacı" alt başlıklarından oluşuyor.

Yusuf Hüsnü "Defter-i Tehran" adıyla başlattığı günlüklerine bu sayıda da sürdürüyor.
Zeynep Okur "Altı Çizili Satırlar"da Rasim Özdenören'den "Hakikat Nerede Yetişir"i alıntılamış.

Hayrettin Durmuş "Gönül Atım Dolu Dizgin" başlıklı denemesiyle yer alıyor.
Edep'e gelen kitapları Elif İnceli tanıtıyor.

"Güldeste", "Hatırat", "Rivayet Ola Ki" köşelerinde  yine ilgi çekici bilgiler ve dizeler yer alıyor.

Mehmet Fatih Kutan "Şayet V" i bir Arguvan türküsünden alıntıyla tamamlıyor.


İrtibat:
edepdergisi@gmail.com

2012-11-02

Kur’an’sız hava sahası yoktur !


Vuslat Dergisi’nin Kasım sayısında bütün insanlığın kurtuluşu için gönderilen; “Kur’an” derginin sayfalarında boy göstermekte… Dergi de, dosya konusuyla ilgili söz sahibi olan şahsiyetlerin kalemlerinden ilmî makaleler yer almakta… Her makale sahibi, konunun bir cephesini ele alarak, konuya açıklık getirmekte...

Kur’an Bize Ne Diyor?

İnsanoğlu tarih boyunca şu soruların cevabını merak etmiştir. Kur’an niçin indirilmiştir? Kur’an bizler için nasıl bir değer ve anlam ifade etmektedir? Kur’an bize kendisini nasıl tanıtmaktadır? Kur’an bize ne diyor? 

Kur’an; Allah’ın insanlığa son peygamber ve önder olarak gönderdiği Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Cebrail isimli melek aracılığı ile Rabbimizden vahiy yoluyla alıp insanlığa sunduğu hayat nizamıdır. Hayatın başlangıcı ve sonucunu açıklayan ayetleri, sunduğu hayat kanunları, felaket ve mutlulukla neticelenen yaşayış şekillerine ait tarihi belgeleri, kâinatla ilgili ilmi mucizeleri ve Hakk’ı batıllardan ayırıcı düsturları ile Kur’an bütün insanlar için yol gösterici ve hidayet kaynağıdır.

Allah (c.c.) hayat kitabımız Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

“Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır.” (Bakara, 2/2)

Kur’an’ın Hayata Müdahalesi

Kur’an Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olup, buna bağlı olarak kendi nefsine, diğer insanlara ve eşyaya karşı görev ve sorumluluklarının bilincine ermek isteyenlere rehberlik eder ve nasıl davranmasın gerektiğini öğretir. Kur’ân’ın, itikat, ibadet, ahlâk ile ilgili âyetleri, siyasî, idâri, hukûki açıdan yaptığı düzenlemeleri, iktisadî ve ekonomik yönden açıkladığı ilkeleri, aile, akrabalar, komşular, çocuklar, yetimler, yaşlılar gibi toplum kesimleri hakkında ortaya koyduğu prensipleri, savaş hukuku, fikir hürriyeti, dünya ve âhiretle ilgili konulara dair izahları, kâfir, müşrik, münafık, hiristiyan, yahudi ve ateist gibi yanlış inanç grupları ile ilgili hüküm ve bilgileri, adalet, merhamet, affetme, müsamaha, sevgi ve saygı mevzuunda gerçekleştirdiği düsturları incelendiğinde bütün bunların topluma yönelik olduğu ve temiz bir toplumun oluşmasının hedeflendiği anlaşılır.

Müslümanlar olarak, Kur’an'ı hayatımızın her anında, canlı ve diri tutma gayret göstermeliyiz.  Şunu unutmayalım ki, Kur’an hayatımızın her alanına müdahale etmektedir. Kur’an’sız hava sahası yoktur… Kur’an’ın müdahale etmediği hiçbir alan yoktur.

Vuslat Dergisi “Kur’an Özel” sayısında makalesi olan isimler:

Prof. Dr. Suat Yıldırım, Prof. Dr. Muhsin Demirci, Atasoy Müftüoğlu, Sadrettin Yüksel, Hüseyin Kerim Ece, Abdullah Dâi, Abdullah Yıldız, Doç. Dr. Kerim Buladı, Prof. Dr. Muhammed Fatih Kesler,  Prof. Dr. Yener Öztürk, Ahmet Varol, Muhammed İslâmoğlu, Prof. Dr. Yusuf Işıcık, Prof. Dr. Ejder Okumuş, Prof. Dr. Ali Akpınar, Prof. Dr. Âdem Apak, Prof. Dr. Abdulhamit Birışık,  Dr. Mehmet Sürmeli,   Doç. Dr. Mehmet Kubat, Doç. Dr. Muhammed Târik, Yrd. Doç. Dr. Soner Duman, Süleyman Gülek, Cengiz Duman, İlhami Pınar, Mustafa Benna, Seyfulislam Çapanoğlu, Nasruddin Yasin.

Dergi hakkında detaylı bilgi için: 
(0216) 612 78 22 
 www.vuslatdergisi.com

2012-11-01

'Temrin' dergisi, Ahmet Mithat Efendi özel sayısı

Kasım ile birlikte Temrin de okurlara bir kez daha merhaba diyor! Bu ay Derginin Notu'nda Şeref Yılmaz imzası olan 55. sayı, Ahmet Mithat Efendi Özel Sayısı olarak huzurlarınızda. Bekleyiniz demiştik, buradayız!

"Dördüncü yılımızda, altıncı özel sayımızı sizlerle paylaşmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Kurban Bayramı ile Cumhuriyet Bayramı’nı bu yıl bir arada kutlamanın çifte heyecanına Temrin ailesi olarak Ahmet Mithat Efendi özel sayısını da ekliyoruz. Ahmet Mithat Efendi adına heyecan duymamız, edebiyatın hatırını gözetiyor olmamızdan kaynaklanıyor elbette. Bu yıl Ahmet Mithat Efendi’nin vefatının 100. yılı… Ancak ele avuca gelir bir etkinlik ortaya konulabilmiş değil. Bu tür durumlarda ilk hedef tahtası Kültür Bakanlığı olur genelde. Bu sebepsiz değildir. Bakanlık, Ahmet Mithat adına Mustafa Miyasoğlu’na bir kitap hazırlattı. Kitabı henüz görmesek de Miyasoğlu’nu tanıyor olmamızdan ve onun kitap hazırlama sürecindeki titizliğini ve gayretini bilmemizden dolayı çalışmanın kayda değer bir eser olacağından kuşkumuz yok. Soru şu: Peki bu yeterli mi? Elbette hayır… Ahmet Mithat Efendi, bir kitapla ve birkaç konferansla geçiştirilecek kadar ucuz bir adam değil… Resmi kurumların ve belediyelerin bu tür anmalarda yaptıkları geçici ve başaran savma yöntemleri ise sempozyumlardır. Sempozyumlar gereksiz midir? Elbette hayır… Peki yeterli midir? Hayır… Öyleyse, adı ülke sınırlarını aşmış isimlerimiz için kalıcı ve kayda değer başka uygulamalar ve etkinlikler yapılmalıdır. Ahmet Mithat Beykozlu… Beykoz Belediyesi’nin bu yılın kalan iki ayında ne yapacağı da doğrusu merak konusu… Belediyelerin gündeminde Ahmet Mithat’a gelinceye kadar günübirlik çöpe atılacak birçok etkinliğin olduğunu tahmin etmek güç değil… Ahmet Mithat’ı, siyasetin ve belediyelerin anlamasını beklemiyoruz zaten. Ancak devletin anlamasını beklemek hakkımız… Yaklaşık kırk yıllık yazı hayatı boyunca 60 civarında roman ve hikâye bırakan bu adam, iki kalemde geçiştirilemez… Milletimize okumayı öğretme gibi hasletlere sahip, “hace-i evvel” (ilk öğretmen) gibi unvanları milletinden almış bu Osmanlı efendisi, bir iki etkinliğe hapsedilemeyecek kadar donanımlı bir şahsiyettir. Kendi zamanında “yazı makinesi” olarak adlandırılmış bu velud kalem, göstermelik bir sahiplenme ile hak ettiği yere oturtulamaz. Hayatı boyunca iki yüzün üzerinde esere imza atmış olan Ahmet Mithat Efendi, sadece bu yıl değil bundan sonraki yıllarda da başvuracağımız berrak ve gür bir kaynaktır. Vefatından bu yana değeri artmış, günümüzde hâlâ tanımı ve içeriği, tanımlayana göre değişip duran Postmodernizm gibi akımların izlerinin onun eserlerinde görülüyor olması, onun nerede durduğunun açık bir göstergesidir. Ahmet Mithat Efendi, her şartta, her türlü tarzı ve üslubu denemiş, farklı farklı alanlarda eserler vermiş bir kalem olduğundan, önden gidenlerin izleri ve yeni açılan yollar bir şekilde ona çıkmaktadır. Onunla ilgili söylenecek çok şey var elbette… Bunları derginin sayfalarında yer alan uzmanlarının yazılarına bırakacağız. Bu özel sayıya Ahmet Mithat Efendi’nin resimleriyle katkıda bulunan ve konu hakkında değerli birikimlerini bizimle paylaşan Mustafa Miyasoğlu Beyefendi’ye teşekkür borcumuz var. Arşivlerimizde yer alacak ve araştırmacılara ışık tutacak bu özel sayımızın da hayırlara vesile olmasını diliyoruz."

Şeref Yılmaz

SAFAHAT OKUMALARI

SAFAHAT OKUMALARI
Mehmet Âkif'i anlamak ve anlatmak için Safahat Okumaları...

DİRİLİŞ GÜNLERİ, DİRİLİŞ GÜLLERİ

E-POSTA GRUBU

Dergi~lik e-posta
dergilik@googlegroups.com